ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Köşe Yazıları


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 20-06-2008, 21:45   #1
beyaz-güvercin
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Uydurma rivayetlerdeki kadın

UYDURMA RİVAYETLERDEKİ KADIN(1)


"HADİSLERDE kadın" konusu dinle ilgili olanları hayli meşgul ediyor. Akademisyeninden normal vatandaşına kadar herkes medyanın da tesiriyle konuyla şöyle veya böyle ilgili.


Peki, genel anlamda hadis kavramına doğru açıdan bakabiliyor muyuz?

Hadis adı altında önümüze konulan her rivayet sağlam mıdır?

Sahih hadis veya uydurma hadis, mütevatir ile ahadını birbirinden ayırabiliyor muyuz?

Buna geniş kitleler açısından evet diyemeyiz.

Yani maalesef kriterleri hakkında bilgisiz olduğumuz bir kavramı tartışıyoruz.

* * *

Uydurma rivayetlerin bir kısmında kadınları aşağılayan rivayetleri görmemiz mümkün.

Tabii ki bu sözlerin Hz. Peygamber (SAV) tarafından söylenmesi imkánsızdır.

Bununla beraber rivayetlere "hadis" isminin verilmesi bile kafaları karıştırmaya yetiyor.

Onun için "uydurma hadis, mevzu hadis" gibi sıfatlarla bunu takdim etmek zaruridir.

Hadislerle ilgili çalışmalarda bulunacak bilginlerin işin bu noktasına dikkat etmeleri, uydurma rivayetlerle sahih hadisleri aynı kategoride değerlendirmemeleri gerekir.

İlahiyatçıların anlamakta zorlandıkları her rivayeti bir kalemde "uydurma" ilan etmeleri de bir başka tehlike.

Öyle ya, "Ayni", "İbni Hacer", "Kenkuhi", "Hattabi" gibi hadis dehaları, herhangi bir rivayetten ne çıkarabiliriz diye az kafa patlatmamışlardır.

İnkár ve ret hastalığıyla bir kalemde olayı halletme yoluna gitmemişlerdir.

Herhangi bir rivayetin doğru olup olmamasındaki kriterler arasında; Kuran’a uygunluk, sahih hadislere uygunluk, olgun akla uygunluk, tarihi olaylara uygunluk, Hz. Peygamber’in üslubuna uygunluk, senet zincirinin problemsiz olması, metinde sıkıntının olmaması gibi birçok detay sayılabilir. Şimdi kadınlar konusunda kabul edemeyeceğimiz bu rivayetlerden bir-ikisini tenkit süzgecine koyalım.

Peygamberimize (SAV) mal edilen uydurma rivayetlerden biri, "Kadınlara danış fakat aksini yap" (Acluni, Kişfu’l Hafa, 1529; 2, 4), (Beyruti, Esne’l-Metabib, 785) sözüdür. Hadis alimleri bu rivayete uydurmadır derler. Öncelikle bu söz, Kuran-ı Kerim’in genel anlamda istişareyi emreden emirleriyle çelişir (Ali İmran, 159). Kuran-ı Kerim’e zıt bir sözü Hz. Peygamber’in (SAV) söylemesi mümkün değildir.

Merhamet önderinin pratik hayatı da kadınları dışlayan bu tür yasaklara kapalıydı.

O’nun kapısı, sözü olanlara hiç örtülmedi.

Bilakis en zor anlarda kadınlara danışarak çıkış kapısını aralamıştır.

Hudeybiye anlaşması sırasında eşi Ümmü Seleme’nin (RA) sözünü dinlemiş ve ihramından çıkmıştır.

Hudeybiye’deki zor eşik böylece aşılmıştır.

Kendisinden İslam’ı öğrenen İslam’ın ilk öncüleri de aynı yolu takip etmiştir.

Hayatının ilk yıllarında kadınlara karşı çok sert ve toleranssız olan Hz. Ömer, sonraki yıllarda kadına bakışını tümden değiştirmişti.

* * *

Mekke’de, "Biz cahiliye döneminde kadını insan saymazdık" diyen ve "Kadınlarımız Medine’ye geldiklerinde daha özgür olan Medine kadınlarından etkilenerek bize cevap vermeye başladılar" diye hayıflanan Hz. Ömer, halifelik yıllarında camide yaptığı konuşmada kadınlara evlilik esnasında verilen mehiri -gençlerin evlilikte zorlanmaları üzerine- sınırlamak istedi.

Hz. Ömer’in sözlerini dinleyen bir kadın -ve hem de camide- Hz. Ömer’e yüksek sesle itirazda bulundu.

Nisa Suresi’nin 20. Ayet’ini okuyan kadın hem evlenirken hem de boşanma esnasında mehiri kısmaya çalışmanın Kuran’ın ruhuna aykırı olduğunu hatırlattı.

Kadını dinleyen Hz. Ömer, camide ve cemaatin huzurunda deminki görüşünden vazgeçti ve tarihe mal olan şu asil itirafta bulundu:
"Kadın, Ömer’den daha iyi bildi."

Bir tarafta Sebe Melikesi Belkıs ve onun isabetli kararlarına vahiyde yer veren Kuran-ı Kerim, yanı başında hayatının en zor anlarının birinde eşine danışan Hz. Peygamber, ters yanda ise "Kadınlara danış ama zıttını yap" diyen uydurma rivayet. İşte konuşulması ve ayıklanması gereken bu rivayetler olmalıdır.
Nihat Hatipoğlu

Düzenleyen: beyaz-güvercin , 20-06-2008 - 21:53.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2008, 21:46   #2
beyaz-güvercin
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Yanıt: Uydurma rivayetlerdeki kadın

UYDURMA RİVAYETLERDEKİ KADIN(2)


GEÇEN haftaki yazımızda "uydurma rivayetlerdeki kadın" konusuna değinmiş ve bunu örnekleyeceğimizi yazmıştık.

Bu yazımızda da sahih olmamasına, yani uydurma olmasına rağmen dinimizi karalamada malzeme olarak kullanılan bazı rivayetlere yer vereceğiz.

Bu örneklerle aslında saygıdeğer okuyucumuza bir anahtar vermek istiyoruz. O da; kadını aşağılayacak, fıtrata ve vicdana aykırı düşecek olan sözlerin merhamet önderinin ağzından çıkmayacağı gerçeğidir. Bunu örnekleyelim:

* * *

Bazı kitaplarda şu rivayet yer alır: "Uğursuzluk üç şeydedir. Evde, kadında ve atta (binek)." Bunun ravisi Hz. Ebu Hureyre (RA). İnsanlar Hz. Ayşe’ye (RA) bu rivayeti soruyorlar. Hz. Ayşe buna çok sert tepki veriyor. Ve şöyle diyor. Ebül Kasım’ı yani Hz. Muhammed’i (SAV) Kuran’la gönderen Allah’a yemin ederim ki, Hz. Muhammed (SAV) böyle söylememiştir. Ebu Hureyre yanlış biliyor. Olayın aslı şudur: Peygamberimiz bir gün şöyle buyurmuştu: İslam’dan önce cahiliye Arapları zannederlerdi ki üç şeyde uğursuzluk vardır. Bunlar; ev, kadın ve binek hayvanıdır. Ebu Hureyre sözün başını duymadı da sözün ikinci bölümünü duydu. Sadece orayı rivayet ediyor, bu doğru değildir." (Ez-Zerkesi, el-İsabe, s.114-116)

Bu açıklamadan sonra Hz. Ayşe, "Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (levh-i mahfuzda) yazılmış olmasın (Hadid, 22)" ayetini okur. Sıkıntıların uğursuzlukla değil başka şeylerle yorumlanması gerektiğini belirtir. Sonrasında İslam’ın uğursuzluk kavramını bünyesinde barındırmadığını gösteren sözler söyler.

Tabii ki buradan hareketle büyük sahabi Ebu Hureyre’yi (RA) suçlamak mümkün değildir. O sözü duyduğu kadarıyla iletmiş ama Hz. Ayşe tarafından ikaz edilince de direnmemiştir. (Bk. Juynboll, Modern Mısır’da Hadis Tartışmaları. Ank. Okulu.)

Başka bir uydurma rivayet: "Kadına itaat pişmanlıktır." Şevkani, İbn-ül Cevzi, Sehavi gibi hadis alimleri, "Bu söz uydurmadır" derler. (Aliyy’ül Kari, El-Esrarül Merfua, 226; Es-sehavi, Makasid, 277.)

Bu rivayet Ankebut Suresi’nin 8. ayetine ve Hz. Peygamber’in anneye hizmet ve itaati emreden hadislerine aykırıdır. Hz. Peygamber’in hayatındaki "danışma ve söze itibar" prensibine aykırıdır. Nitekim kadınlarla erkekler arasındaki nice problemde Hz. Peygamber kadınlardan yana karar vermiştir. Yani kim haklıysa ondan yana karar vermiş, sözün kelamın cinsiyetine değil, doğruluğuna bakmıştır.

Bir başka uydurma rivayet: "Kadın olmasaydı Allah’a hakkıyla ibadet edilirdi." rivayetidir. İbnül Cevzi, Nesai, İbn Adiyy bu söze uydurma bir rivayet derler. (El-Mevzuat, 2,255)

Uydurmadır zira Kuran’ı Kerim ibadet eden, Allah’a yakın olan kadınları onlarca ayette över. Diğer ilk kutsal metinlerin zıddına kadını günahkár saymaz, Hz. Adem’e günahı işletenin kadın değil, şeytanın vesvesesi olduğunu belirtir.

Bu örnekler çoğaltılabilir: "Kadın için iki örtü vardır; biri koca öteki mezar. Cuma vakti öyle bir an vardır ki, o anda yapılan bütün dualar kabul edilir, ancak kocası kendisine kızgın olan kadının duası hariç (İbnül Cevzi, Mevzuat 3,237)" gibi uydurma onlarca rivayetten bahsedilebilir. İbn Adiyy, İbnül Cevzi, Aliyyül Kari, İbn Arrak ve diğerleri bu tür rivayetleri şiddetle reddederler. Aslı yok derler.

Bu tür rivayetler Hz. Peygamber’e iftiradır derler. Kaldı ki zaten bu rivayetlerin hiçbiri muteber hadis kitaplarında yer almaz. Aslında bu rivayetler üzerine konuşmak bazılarının sandığı gibi modern İslam düşüncesinin, geleneksel İslam düşüncesiyle hesaplaşması değildir. Bilakis en başta kadim -eski- gelenekçi alimler bu rivayetleri reddetmişlerdir. Bu rivayetlerle hesaplaşmış, ciltlerle eser kaleme almışlardır. Müthiş bir tenkit kültürü oluşturmuşlardır.

* * *

Belki de bizler İslam áleminde ortaya çıkan birçok hurafeyi iyi etüt etmeden İslam bilginlerine veya sahih hadislere yüklenmişizdir. İslam bilginlerinden, İslam’ın asli -temel- kaynaklarından kopuk bir bakışla sorularımıza cevap vermelerini istemişiz. Peki, bu ne kadar gerçekçi olur. Veya diğer bir soruş tarzıyla, böyle bir değerlendirme halk içinde ne kadar itibar görür. Halk masa başında veya amfide oluşturulacak bir din anlayışına ne kadar onay verir.

İslam áleminde zaman zaman görülen bidat, hurafe, cehalet veya karanlığa çözüm üretecekse bu sosyolojik gerçeği unutmamak zorundayız. Orta yolu bulmalıyız. Çünkü hiçbir İslam alimi, Kuran-ı Kerim ve sahih sünnetle özetlenecek olan geleneğinden kopamaz. Kopsa itibarını zedeler, samimiyetini yitirir. Manen çöker. Yine aynı şekilde, hiçbir İslam alimi günlük gereksinimleri, gelişmeleri yok sayamaz.

Bizler bu tavrımızla sevgi ve tolerans peygamberinin etrafında oluşturulmaya çalışılan bidat ve hurafe bataklığından O’nun ve bu dinin ne kadar uzak olduğunu belirtmeye çalışıyoruz. Ve şu neticeye varabiliyoruz. Bazı kitaplara sinmiş olan ve kadını aşağılayan hiçbir rivayetin peygamberimize aidiyeti doğru değildir.

Nihat Hatipoğlu
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 03:50


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats