| Ayın Üyesi
Katılım Tarihi: 11/2008 Yaş: 25
Mesajlar: 1,304
Rep Gücü: 66 | Sünnî Çoğunluğun Oy Potansiyeli Yüzde 60’tır Türkiye'de Sünnî çoğunluğa dayanan muhafazakâr bir partinin oy oranı yüzde 60'tır. Sünnîlik derken bu kelimeyi dinî mânâda değil, sosyolojik kimlik olarak kullanıyorum.
Bu rakama realitede niçin ulaşılamaz? 1. Birkaç muhafazakâr parti kurulur, oylar bölünür. 2. Politik hayatta ve faaliyetlerde kirlilik dolayısıyla taraftarların oldukça önemli bir kısmı küstürülür. 3. "Parçala, böl ve hükm et" siyasetini güden dıştaki emperyalistler ve onların içteki işbirlikçileri Sünnî çoğunluğu çeşitli manipülasyon ve provokasyonlarla böler. 4. İster Ergenekon deyiniz, ister Sabataistler, ister Kriptolar veya başka egemen güçlü azınlıklar ülkede vesayet rejimi kurmuştur. Bu rejimi sürdürmek için Sünnî kesim içinden bazılarıyla zaman zaman gizli anlaşmalar yapar ve fantoş bir muhafazakâr iktidar oluştururlar. 5. Sünnî kesimin içinde hayli arivist ve Makyavelist münafık vardır. Bunlar zaten nefret ettirici hareket ve söylemleriyle camiayı bölmüştür. Siyasetin ve siyasetçinin temizi, şeffafı, ahlâklısı, faziletlisi, seviyelisi olduğu gibi; kirlisi, bulanığı, ahlâksızı, seviyesizi, erdemsizi de vardır. Türkiye temizlik ve şeffaflık konusunda; siyaset, iktisat, ticaret, medya ve diğer temel kurum ve faaliyetler bakımından, 10 üzerinden ancak 4 not alabilen kirlenmiş veya kirletilmiş bir ülkedir. Ülkemizdeki Sünnî çoğunluğun temel hak ve hürriyetleri ihlâl edilmiş, bu yüzden bir kimlik erozyonu, bir yabancılaşma meydana gelmiştir. Sünnî halk demokratik haklarından gereği gibi yararlanamamaktadır. Bendeniz din ile siyasetin birbirine karıştırılmasına karşıyım. "İslâm Partisi" adını taşıyan bir parti kurulmasını uygun bulmam. İslâm'da dünya ve din işleri ayırımı yoktur ama din ulvîdir, kutsaldır ve temizdir; politika süflî ve kirlidir. Binaenaleyh din, siyasetin içinde değil, üzerinde olmalıdır. Masonların, Sabataycıların, diğer Kripto Yahudilerin, Kripto Ermenilerin, Bahaîlerin, Alevîlerin ve siyasî faaliyet yapmaya hakları olacak ve yapacaklar, bu hak Müslümanlardan esirgenecek... Böyle bir şey ayırımcılık ve eşitsizlik olmaz mı? Sünnîlik iki şeydir: Dinî/teoloji bakımdan Sünnîlik. Sosyolojik kimlik bakımından Sünnîlik. Sünnî çoğunluğu çökertmek ve parçalamak isteyen şer güçleri dinî yönden de Sünnîliği zayıflatmak istiyor. Bu maksatla ülkemize bir yığın bid'at sokmuşlar, düzinelerce fırka oluşturmuşlardır. Son kırk yıl içinde Türkiye'ye dışarıdan çeşit çeşit İslâm ithal edilmiştir. Arabistan'dan, Mısır'dan, Pakistan'dan, İran'dan...Peygamberimiz, Ümmetinin 73 fırkaya ayrılacağını beyan buyurmuştu. İşte bu fırkalar şu anda Müslümanları bölmekte, kafa karıştırmakta, bazen çatıştırmaktadır. Sünnî Müslümanlar bölünmüştür. Sünnî Müslümanlar oylarını, enerjilerini, hürriyetlerini, haklarını kullanamıyor... Bendeniz Sünnî Müslümanların Alevî Müslümanlar ile iyi geçinmesini, aralarında sosyal barış ve mutabakat olmasını samimiyetle isteyen bir vatandaşım. Şer güçleri, bir yandan Sünnîleri bölerken, öbür taraftan Alevîleri de düzinelerce parçaya ayırmıştır. Sünnî çoğunluktan bahs ederken din ve mezhep fanatizmi ve militanlığı yapmıyorum. Ülkemizde Sünnîlik, Alevîlik birer sosyal realitedir. Bu realite insan iradesini aşar. İnkâr etmekle onları yok etmiş, ortadan kaldırmış olmayız. Herkese hak hukuk tanıyacaksın, Sünnî çoğunluğun haklarını kısıtlayacaksın, Sünnîleri baskı altında tutacaksın, onları sinsice böleceksin...Bu zihniyet ve uygulama Türkiye'yi yüceltmez, ilerletmez, batırır. Sünnîler ülkedeki ötekilerin, başkalıkların, farklılıkların, azınlıkların temel haklarını tanımak ve korumak şartıyla hem dinî açıdan, hem de siyasî faaliyetler sahasında birleşmelidir. Birtakım egemen azınlıklar da Sünnî İslâm'a ve Sünnî Müslümanlara olan düşmanlıklarına son vermeli, onları iç tehlike ve tehdit olarak görme sapıklığından kurtulmalıdır. Çoğunluğa dayanmayan bir demokrasi gerçek bir demokrasi midir? Resmî ideoloji ilga edilmeden Türkiye düzelmez. Vesayet rejiminin kalkması için çoğunluğa da eşit hürriyet ve haklar verilmelidir. Komünistlere, Masonlara, Sabataycılara, Bahaîlere, Ateistlere ve sair gizli veya açık azınlıklara tanınan haklar; çoğunluğu oluşturan Sünnî Müslümanlara da tanınmalıdır. Bugün ülkemizde Ehl-i Sünnet Müslümanlarının çeşitli fırka, hizip ve cemaatlere ayrılması, birbirleriyle tartıştırılıp Balkanlaştırılması şu meşhur BOP protokollerine göre mi yapılıyor? Bu konuda elimde bilgi ve belge yoktur. Mehmet Şevket Eygi - Milli Gazete 24/02/2010
__________________ Bilgi hem nîmet hem de âfettir. Eğer ilim irfâna dönüşerek gönüllerimizi kemâle erdirirse bu bir nîmettir. Ama ölü vaziyette kalır da nefsimizin gurur vitrini olursa bu da âfettir. Onun için ilmin irfâna dönüşmesi zarurîdir. |