![]() |
| | #1 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2006 Yaş: 27
Mesajlar: 1,064
| Kunduzlar Niçin faydalı Hayvanlardır? Kunduzlar evvela iyi bir oduncudur. Keskiye benzeyen sarı dişleriyle, 10 santim kalın lığındaki bir ağacı, 15 dakikada yere devirebilirler. 30 metreden yüksek, 150 santimden kalın ağaçları bile devirdikleri görülmüştür. Ağaç keserken vardiya usulü çalışırlar! Biri çalışırken diğeri istirahat eder. Nöbet tutmayı da asla ihmal etmezler! Ağaç devrilirken çatırdılar etrafın dikkatini çektiğinden, ihtiyatlı davranarak suya dalarlar. Şayet davetsiz bir misafir gelmemişse sudan çıkıp, işlerine devam ederler. Onların, düşen ağaçların altında kalıp öldükleri de ender olarak görülür. Kunduzlar, aynı zamanda hızlı yüzücüdür.Cenab-ı Hak onlara gerekli kabiliyetlerin hepsini birden vermiş. Beş dakika su içinde nefes almadan kalabilirler. Bu esnada, su altında 450metre yüzebilirler. Kuyrukları birer dümen vazifesi görmesi için yassı olarak yaratılmış. Bent kurmak için kucak dolusu odun taşırken, böyle bir dümene ihtiyaç duvarlar. Kendilerine verilen kabiliyetlere birer şükür olarak, müsrif olmamaya gayret edenler.I)evirdikleri ağaçların kabuklarını yedikten sonra, gövde için bir başka kullanış yeri bulurlar. Evvelâ ağaç gövdesini küçük parçalar ha? inde doğrarlar. Bu parçaların bir kısmı ile in yaparlar Geri kalanlarını da, inşa ettikleri bende temel alarak atarlar. Kunduzlar, gerek vücut yapıları ve gerekse adetleri bakımından su içinde ve suya yakın bir yerde yaşamak zorundadır. Bunun için sığ dereleri ve ırmakları kapatarak, göl haline getirmekten bile çekinmezler. İleride; kuraklıktan susuz kalmamak için, böyle bir tedbire girişirler. İnsanın hayırlısı, insana faydalı olandır. Kunduz da hayvanların hayırlılarındandır. Amerika'nın batı bölgelerindeki çiftçiler, ekinlerini sulamak için kunduzların bentlerine ihtiyaç duyar. Ayrıca bu bentler, su baskınlarını da durdurup kontrol altına alır. Bu bentlerin meydana getirdikleri göllerde, geyik gibi hayvanlar susuzluklarını giderir. Ağaçlar ve bitkiler de gerekli nemi sağlar. Yazın, orman yangınlarında, onların bentlerindeki sular kullanıldığı gibi; bu sular balıkların üremesi için de en elverişli bir ortamdır. |
| |
| | #2 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2006 Yaş: 27
Mesajlar: 1,064
| Kunduzlar, Baraj Mühendisi Gibi Mi Çalışırlar? Kunduzlar, inşa ettikleri barajları, setler ve çeşitli su yolları ile, hayvanlar aleminde baraj mühendisleri unvanını almağa layıktır. Kurdukları bentler ve baraj?ar, oldukça dayanıklı olduğundan yıllarca yıkılmadan kalır. 100 ton malzemeden meydana gelmîş, 90 metre uzunluğundaki bentlere çok rastlanır. Şimdiye kadar inşa ettikleri barajların en büyüğü 642 metre uzunluğundaydı! Bentlerin yüksekliği üç buçuk metreyi geçmez. Tabanı da 5 - 6 metre kalınlığındadır. Kunduzların yaptıkları bu ustaca bentler,ortaklaşa çalışmalarının sonucudur. Birlikte iş yapmanın, harika kuvvetler meydana getirmesine vakıf olmuşlardır. Onların zekice yaptıkları işlerden biri de, su kanallarıdır. Ka1ın kütükler elle kolay kolay taşınmaz. Öyleyse su kanaları açmak gerek! Büyük kütükleri, açtıkları su kanallarına atıp yüzdürerek taşırlar. Kanalların eni 90 santime kadar varır. İçindeki suyun derinliği de 45 santimdir. Kunduzların su içinde inşa ettikleri kulübeleri de takdire değer. Bunlar 3 - 6 metre çaplı veî20 -150 santim yüksekliğinde, koni şeklindeki inşaatlardır. Bunları bina ederken, sağlam olma sı için kalın dallar kullanır, aralarını çamurla doldurarak iyice perçinleştirirler. Tepede hava deliği bırakmayı da ihmal etmezler. Kasıtlı olarak kulübeye giriş tünelini suyun altında bırakırlar. İçeriye yüzerek girerler. Kulübenin içi tek odalı bir dairedir. Odanın köşesinde, ağaç kabuklarından meydana gelen yatak bulunur. Kış için, sonbaharda hazırlıklara başlarlar.Aç kalmamak gayesiyle mesailerini artırırlar.Şiddetli soğuklarda, etraftaki ağaçların özü donar. Keskiye benzeyen dişleriyle onları kesip koparamazlar. Fakat, suyun altında, donmayan yerlerin mevcudiyetini bildiklerinden, yeşil dalları, oradaki çamurların altına depo ederler. Elbette her canlıya yaşadığı ortama ve hayat şartlarına göre 'lüzumlu kabiliyet ve gerekli cihazlar verilmiştir. Bu, kunduzda daha aşikar görünmektedir. İnsan banyo yaptıktan sonra taranır. Sıksık suya giren kunduz da taranır. Arka ayaklarının ikinci parmağı, ortadan yarık olduğundan tarak vazifesini görür. Denize girdiğimiz zaman kulağımızdan, ağız ve burnumuzdan içimize su gider. Kunduzlar için bunun tedbiri doğmadan alınmıştır! Onun küçük kulakları ve burnunda kapaklar vardır.Su altında yalculuk ederken bu kapaklar kapanır. Su içinde, dişlerimizle bir çalıyı ısırarak taşımak gerçekten bir problemdir. Çünkü ağıza hemen su dolar. Fakat kunduzlar için bu mesele de, yaratılışlarında halledilmiş. Onu lüzumlu cihazlarla yaratan Sani-i Hâkim, dudaklarını gevşek olarak halketmiş. O, dişleriyle öteberi taşırken, dudaklarını ön dişlerinin arkasına çekerse su sızmaması için sıkı sıkı kapar. Böylece sualtında rahatça dişlerini kullanabilir. Kunduzların uzmanlar gibi su baskınlarını önleme kabiliyetleri, mühendisler gibi baraj inşa edebilmeleri ve daha nice zekice hareketleri.Ve vücutlarına takılan hesaplı ve kasıtlı cihazları, onların ancak Cenab-ı Hakk'ın eseri olduğunu açıkça gösteriyor. Bu düşünceli işler ne kunduzun, ne de tabiatın eseridir. Çünkü kunduz kendî kabiliyetinin farkında bile değildir. Kunduzun, Allah tarafından yaratıldığına inanan insan, kendi vücuduyla Rabb-ül Alemin'in varlığını da iyi anlar. Çünkü insan, daha hususi kabiliyetlere ve daha özel hayat şartlarına muhtaçtır. Kunduzdan dahâ mükemmel yaratılmış, sınırsız istidatları vardır. RABB'imizin büyüklüğüne bakın bu hayvan kendi yaptığından habersizken bizleri nasılda şaşırtıyor |
| |
| | #3 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2006 Yaş: 27
Mesajlar: 1,064
| Balı Yapan Kim? Bütün arılar, yaptıkları balla geçinir. Bu,bir nevi, insanın yemek pişirmesine benziyor.Yani arılar, doğrudan doğruya tabiattan topladıkları nektarlar ile geçinmez. Bala çevirir, sonra yerler, Gerçi bütün arılar bal yapar, fakat yalnız bal arısı yaptığı balın bir kısmını insana ikrâm eder. Bu bakımdan şifalı bir gıdayı bize ikram eden bal arısına müteşekkir olmamız gerekmez mi? Aslında, şükür edilmesi gereken biri varsa,O da Rezzak-ı Kerim'dir. Balı, arının eliyle bize takdim eden O'dur. Bunu anlamak,.için balın yapılışına kısaca bir göz atalım. Balı, işçi dişi arılar yapar. Bu iş onlar için çok önemlidir. Çiçek çiçek dolaşıp, hortumlarıyla nektar toplarlar. Bunun için çok sabır gerek.Yediğimiz bal, büyük gayretlerin eseridir. Bir yemek kaşığı balın yapılabilmesi için, arının2000 çiçekten nektar toplaması gerekir! Nektarı, sepetçiğine yerleştiren işçi arı, doğruca kovana uçar. Nektar top.lama işi için onların vücutlarına bir sepetçik yerleştirilmiştir. Kovana gelen îşçi arı, nektarı, kovanda vazifeli diğer işçi arıya verir. O da vücudundanöze'1 bir kimyevi madde ilâve ederek, nektarı peteğe yerleştirir. Bu arada nektar, yelpazelenerek rutubeti alınır. Bir müddet sonra da petekteki nektar, arının ilâve ettiği özel kimyevî madde tarafından bala çevrilir. Arının vücudundan çıkan kimyevi madde,gelişigüzel bir terkip değildir. Nektarı bala çeviren hususi bir yapısı vardır. Arıyı, bu özel maddeyi imal edecek şekilde yaratan Allah ne büyük! Arıların inşa ettikleri petekler de dikkate değer. Peteklerin malzemesi balmumudur. Balmumu, onların karın bölümleri arasından sızar. Balmumu da özel bir maddedir. Bal ile birlikte insana şifa kaynağıdır. Arının vücudunu balmumu çıkaracak şekilde tanzim eden, gene Cenab-ı Hak'tır. Çünkü bu iş, arı daha yumurta halindeyken plânlanır. Bir tek petek vücuda getirmek için, yüzlerce işçi arı, birbirine asılı olarak çalışır. Her bir petek hücresi, son derece muntazam birer altıgen prizmadır. Bir geometri öğretmeni cetvelsiz,gönyesiz ve pergelsiz altıgen çizemez. Aletlerle bile muntazam bir altıgen çizmek göründüğü gibi basit değildir. Arılara aletsiz altıgenler çizdiren ancak Cenab-ı Hak'tır. Arılar altıgen eğirebilecek kadar geometriden anlamaz. Zehirli bir böceğin elinden besleyici ve son derece şifalı bir gıdayı bize yediren Rezzak-ı Kerimce ne kadar şükretsek az. |
| |
| | #4 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Allah razı olsun abi gerçekten güzel blgiler, ellerine sağlık. |
| |
| | #5 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2006 Yaş: 27
Mesajlar: 1,064
| Arı, İğnesini Soktuktan Sonra Ölür Mü? Arıların soktuğunu hepimiz biliriz. Bu yüzden de onlardan sakınırız. Niçin sokarlar? diye düşünebilirsiniz. Bu hareket onlar için biricik müdafaa yoludur. Arı soktuktan birkaç saat sonra ö1ür. Bu sebeple o, hayatında yalnız bir kere sokabilir. İğnesini insan vücuduna veya bir hayvana sokarken, bir de zehir çıkartır. Bu zehirin tahrişi, arı öldükten sonrâ bile devam eder. Arının sokması, kendisi için de ölümdür.Böyle saçma müdafaa sistemi olur mu? Arının vücudunû, en tatlı olan balı imâl edecek şekilde ve en şifalı gıda tanzim eden Sani-i Hâkim, abes iş yapar mı? Arı, daha iğnesini batırmadan kendisini korumaktadır. Çünkü,insan veya başka hayvan bilir ki, arı zehirli iğneye sahip. İcabında onu sokar. Bu düşünceyle ondan sakınır. Kraliçe arının dikensiz ve kıvrılmış iğne deri vardır. Bunları yalnız diğer kraliçelere karşı kullanır. Kraliçe, iğnelerini bir kullanışta kaybedip ölmez. Defalarca kullanabilir. Erkek arıla , korunmak için iğneye sahip değildir. Acaba niçin? Çünkü ihtiyaçları yoktur.Kovanın içinde birer asalak olarak yaşarlar. Tek faaliyetleri, zifaf uçuşudur. Zifaf uçuşundan sonra işçi arılar tarafından öldürülürler. Evet, bir arının dahi küçücük organları hikmetle, yerli yerinde yaratılmıştır. Dünyayı ve diğer gezegenleri yaratıp, güneşin etrafında dakik ve hesaplı döndüren Rabbül Alemin, arının iğnesini de aynı hesap ve ölçüler içinde halketmiştir. Arının iğnesi deyip geçmeyin. Biyoloji ilminin en derin hesaplarıyla, arının vücuduna yerleştirilmiştir. Bir iğnenin kullanılabilmesi içinde, 22 adet farklı kasların çalışması icap eder. ALLAH'ın inceliğine bakın,ben bu maddecilere şaşırıyorum RABB'im hidayet versin inş. |
| |
| | #6 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2006 Yaş: 27
Mesajlar: 1,064
| evet kardeşim biz bunları RABB'imizin bize ikramı lütfuymuş gibi değerlendiriyoruz ama diğerleri için bunlar hep tesadüften öte gitmiyor RABB'im hidayet versin. İguana Nedir? İguanalar bir çeşit kertenkeledir. Çok vahşi ve korkutucu görünüşleri vardır. İri türlerin den bazıları, acayip görünüşlerinden dolayı "Cin Ejderi " diye sirklerde halka gösterilir. Aslında onlar hiç de göründükleri gibi değildir. Zararsız, hatta çekingendirler. Güneş altına yatıp, hayatın tadını çıkartırlar. Güneş onlara bir lamba ve en güzel ısıtıcıdır. Tabiattan gelen diğer sesler, hayvanların ötüşü, su şırıltısı, yaprak hışırtısı ve rüzgârın ıslığı, ilâhi bir musikidir. Her hadise Rabbül Alemin'in kontrolü altındadır. O'nun izni olmadan, hiç bir şey diğerine müdahale edip zarar veremez. Şuurları olsun veya olmasın, yaşayışlarıyla bize derler ki İyi gören iyi düşünür ve huzur duvar. İguanaların yiyecekleri; çiçekler, kiraz, çilek gibi kabuksuz meyveler ve böceklerdir. Uzun kuyrukları vardır. Sırtlarından kuyruklarına kadar uzanan dikenli taraklara sahiptirler. Cenab-ı Hak, onlara, boyunlarında sarkık derilerden meydana gelen birer de gerdanlık takmıştır. Memleketleri Güney ve Kuzey Amerika'nın sıcak bölgeleridir. Bazılarının renkleri koyu olduğu için, kayalıkların rengine uyar, kendilerini gizleyebilirler. Bir kısmı ise, açık ve parlak renklidir. Bukalemun gibi renk değiştirenleri de vardır. Belki de şaşıracaksınız. İçlerinden bir türünün garip bir mahareti vardır : Ciğerlerini hava ile doldurarak hacmini o kadar genişletebilir ki, normal hacminin bir-bucuk misline ulaşır! Boyları da 15 santim ile 2 metre arasında değişir. |
| |
| | #7 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2006 Yaş: 27
Mesajlar: 1,064
| Değişken Tavşan İçin Renk Değiştirir? Değişken tavşan, adından da belli olduğu gibi, rengini değiştirir, böylece kendini korurken dökmekten zevk alan kokarca, yılan ve benzeri hayvanlar; -tavşanın en amansız düşmanıdır. Bembeyaz karlar içinde bir başka koyu renk onu iyice belli eder. Bu yüzden değişken tavşan,kışın bembeyazdır. Yazın da, kahverengi toprakta beyaz kürk, onu fark ettirir. Bu sebeple yazın kürkünün rengi kahverengidir. Değişken tavşan, yürüyüp hoplarken, uzun parmaklarının arasını mümkün mertebe açar.Fizik kaidesine uyarak sürtünmeyi artırır. Bu sayede buzun üzerinde bile kaymadan kolayca ilerler. O, diğer akrabaları gibi otla beslenir. Özlü otları ve körpe sürgünleri yer. Yuvası, çalıların ve yüksek otların arasındaki emniyetli yerde açtığı bir girintidir. Yetişmişinin ağırlığı 2,5kilo ve boyu 50 santimdir. Bunlar yılda üç ile beş kere yavrular. Yavrular, doğuşta 75'er gram ağırlığındadır. Vücutları da, mevsime uygun düşen sık, kahve renkli bir kürkle kaplıdır. Rengini değiştirmesi, kürkünü dökmesiyle olur. Sırtında, sonbaharda beyaz kürk, ilkbaharda kahverengi kürk büyür. Onun vücuduna, adeta bir takvim yerleştirilmiş. Mevsimlerin değişmediği bir yere götürsek, gene rengini değiştirecektir. Meselâ baharda, kahverengi olan hayvan, devamlı karla kaplı bölgede de, gene aynı vakitte kahverengi olacaktır. Renk değiştirme, bu tavşanın iradesi de cereyan etmektedir. Bunu yapan, dünyayı güneş etrafında döndüren kuvvettir. Dünya güneş etrafında elips çizerken, tam altı ay aralıklarla geldiği noktalarda, bu tavşanda kürkünü değiştiriyor. Evet, tavşanın vücudundaki küçük faaliyetler, gezegenler ve hatta yıldızların faaliyetiyle irtibatlıdır. Değişken tavşan, bir tehlike sezdiği zaman dahi kaçmaz, olduğu yerde durur. Çünkü bulunduğu yerin rengine o kadar iyi intibak eder ki, onu fark etmek çok zordur. Değişken tavşana "kar kunduralın lakabı da çok yerindedir. Kışın ayaklarındaki kıllar kalınlaşıp uzar. Böylece, ayağı irileşen tavşan, karların üzerinde kolayca yürür. Tam kışın, kılların büyümesi, onun ayaklarını genişletmesi acaba kimin eseridir? |
| |
| Konu Araçları | |
| |