![]() |
| | #1 |
| Er Katılım Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 15
| Saint Pierre Kilisesi Ön cepheSaint Pierre Kilisesi Stauris dağının (Haç dağı) batısında kayalara oyulmuş 13m derinliğinde, 9,5m genişliğinde, ve 7m yüksekliğinde bir mağaradan oluşmaktadır. Antakya'daki ilk Hıristiyanların gizli toplantıları için kullandıkları bu mağara Hıristiyanlığın en eski kiliselerinden biri olarak kabul edilir. Kilise avlusuİncil'in 'Resullerin İşleri' (11:25-27) bölümünde Barnabas'ın Tarsus'a giderek Pavlos'u Antakya'ya getirdiği, Antakya'da bir yıl birlikte çalışarak Hıristiyanlığı yaydıkları ve bu dine inananlara 'Hıristiyan' adının verilmesinin Antakya'da gerçekleştiği bilinmektedir. Bu bilgilere ek olarak Pavlos'un Galatyalılara yazdığı mektupta (Galatyalılara 3:11-21) Antakya'ya gelen Petrus ile Hıristiyanlığın o günkü durumunu tartıştığını belirtmektedir. Hıristiyan geleneği Petrus'u Antakya Kilisesi'nin kurucusu ve burada oluşan Hıristiyan topluluğun ilk başpapazı olarak kabul etmiştir. Kilisenin içinden Kilisenin erken döneminden günümüze sadece taban mozağinin parçaları ve sunağın sağında, duvar boyamalarının izleri kalmıştır. Dağa açılan tüneli bir zamanlar burada toplanan Hıristiyanların baskınlar sırasında kaçmak için kullandıkları sanılmaktadır. Kayalardan sızarak yalakta toplanan su vaftiz için kullanılmıştır. Son yıllara kadar ziyaretçilerin şifalı kabul ederek içtikleri, hastalara götürdükleri bu su sızıntısı depremler nedeniyle azalmıştır. Sunak Kilisenin ortasındaki taş sunağın üstünde eskiden 21 Şubat tarihinde Antakya'da kutlanan Saint Pierre Kürsüsü Bayramı için yerleştirilen taştan bir kürsü vardır. Sunağın üzerindeki mermer Saint Pierre heykeli 1932 yılında yerleştirilmiştir. 1098 yılında Antakya'yı ele geçiren haçlılar kiliseyi birkaç metre daha uzatıp iki kemerle ön cepheye bağlamışlardır. Bu cephe 1863 yılında, Papa IX. Pius'un isteğiyle restore işlerine girişen Kapuçin rahipleri tarafından yeniden yapılmıştır. Restorasyona III. Napolyon da katkıda bulunmuştur. Kilise girişinin solunda duran kalıntılar bir zamanlar ön cephenin önünde bulunan revaktan geriye kalmıştır. Bahçenin birkaç yüzyıl mezarlık olarak kullanıldığı bilinmektedir. Kilisenin iç kısmında da özellikle sunağın çevresinde de mezarlar bulunmuştur. Günümüzde bir müze olan kilisede Valiliğin izniyle Müze Müdürlüğü denetiminde ayin yapılabilmektedir. Kiliseden Antakya |
| |
| | #2 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Feb 2007 Yaş: 29
Mesajlar: 569
| arkadaş bizeneki katolik bilmemnesinden.müslüman memleketinde salyangoz hesabı olmuş. |
| |
| | #3 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Aug 2007 Yaş: 38
Mesajlar: 1,536
| canperver kardeşim Allah razı olsun. Güzel bir konuya değinmişsin. Müslüman, son din İslamiyeti iyi bileceği gibi önceki dinler hakkında da bilgi sahibi olmalıdır ki dinini her yerde ve her zaman savunabilsin. Bugün Türkiye de belki yüzlerce kilise turizm adı altında ziyaret edilmekte ve müslümanlara anlatılmaktadır. Bir müslüman eğer kendi dinini iyi bilirse, kiliseler hakkında anlatılanlar hakkında da yorum yapabilir ve dinini müdafaa edebilir. Ben site yönetimine müracaat ettim. Dinler Tarihi adlı bir konu açılsa çok iyi olur. Bu konu hem çok geniş hem de bilinmesi gerekiyor. Eğer Dinler tarihi adlı bir konu açılmazsa bu konular başka konuların içine karışacak ve doğal olarak ta arkadaşlar diyeceklerdir ki; bu konunun burada ne işi var. İşte bu yüzden başlık olarak Dinler Tarihi adlı bir konu derhal açılsa çok iyi olur. Allah'a emanet olunuz. |
| |
| Konu Araçları | |
| |