![]() |
| | #1 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 1,280
| İki türlü ecel vardır: Biri “ecel-i mübrem”, diğeri de “ecel-i muallak”tır. Ecel-i mübrem asla değişmez, kat’îdir; fakat ecel-i muallâk değişebilir. Çünkü bu ecel, bir işin yapılmasına veya yapılmamasına bağlanmıştır. Bir iş yapılırsa ecelin gelmesi, yapılmazsa gelmemesi takdir olunmuştur. Mesela duaya bağlı ecel, sadakaya bağlı ecel, devâya bağlı ecel gibi. Duaya bağlı eceli Cenâb-ı Hak, dua eden kuluna değiştirir, sadakaya bağlı eceli de verilen sadaka ile değiştirir, ilaca bağlı eceli de ilacın devasıyla değiştirebilir. Bunlara “ecel-i muallak” denir. Bir de kaza ve belâları değiştirme vardır ki Allâh yazdığı bir belâyı, bir sadakaya veya duaya veya bir namaza, veyahut bir hayra bağlamıştır. O da o hayır, o sadaka işlenince belâyı def eder. Nitekim hadis-i şerifte sadaka hakkında buyrulmuştur: “Es-sadakatü yeriddü’l-belâe tezîdü’l-ömr” “Sadaka belayı def eder, ömrü uzatır, Allâh’ın gadabını söndürürür, günahları imha eder, rızka bereket getirir.” Sahabe zamanında fakir bir zat vardı. Fakirlikten ne evlenebildi ne tatlı bir taam yiyebildi. Zengin sahabi ona yardım etti, bir hatunla nikâhladı ve biraz da helva yaptırıp gönderdi. Gece daha helvayı yemeden bir dilenci geldi. Hiç yemeden helvayı dilenciye verdiler. Tabağı yerine koydular. Sabahleyin baktılar ki helva tabağının yanında zehirli bir yılan çöreklenmiş yatıyor. Yılan, helvayı ve sütü çok sever. Onun kokusuna gelmişti ve yiyecekti, helvanın artığı da zehirlenecekti. Eğer yılanın artığını karı koca yeseydi ki kalkınca yiyeceklerdi, muhakkak zehirleneceklerdi. Helvanın sadaka olarak verilmesi onları zehirlenmekten korumuş oldu. Bu misâl, sadakanın belâyı nasıl defettiğini ne güzel anlatıyor… |
| |
| Konu Araçları | |
| |