ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Edebiyat > Makaleler


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 25-03-2008, 14:41   #1
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4,092
Varsayılan Öze DÖNÜŞ...

İnsan nefsinde başlayan Allah-Şeytan savaşımıyla birlikte; dönüş-dönüştürme hareketinin de başladığını müşahade etmekteyiz. Şeytan ve dostları bu dönüşümü; ortaya koydukları değer yargılarını, hayata bakış açılarını sosyalleştirmek suretiyle fıtrat üzerinde otorite kurup gerçekleştirmek isterken beşeriyete "öze dönüş" budur idrakiyle yapmaktadır. Beşeri felsefeler esasen; öze dönüşün temeli olarak göklerin otoritesini Rabbe, yeryüzünün otoritesini de beşere has kılmaktadır. Öze dönüşten kastımız; beşerin yaradılış gerçeklerine uygun, mutmain olarak rabbine dönmesi ondan razı olmasıdır. Bu mutmainliği vahyin dışında ne sağlayabilir ki? Böylesi bir şey mümkün mü? Realitedeki bu sözde rab adına ortaya konulan beşeri temayüller bu mutmainliği sağlayabildi mi? Yoksa "Din toplumların afyonudur" diyen güruhun sözlerini mi doğruladı?


Öze dönüş; özü, esası yaşamaktır. Tarihin hangi diliminde olursa olsun onu bulup, çağa zamana hakim kılmaktır. İddia etmek değil, ispat etmektir. İspat edilmeyen iddialar, afakidir. Ne ferdi nede toplumları dinamizme edebilir. Öze dönüşün temel dinamikleri evrensel istikbar güçlerince yeterince bilinmektedir. İstikbar ne yaptığının bilincindedir. Aceleci de değildir. Öyle ki günümüzde müslüman halklar üzerinde estirilen fırtınalar, işgaller aslında yıllar öncelerinin çizilen, şekillendirilen projeleri olup tedric ve tertil süreci işletilerek adım adım uygulana gelen sinsi projelerdir. Küresel zulüm sistemleri bilinçli hareket etmektedir. Toplumlara yapılan çağrı hep aynıdır. Sözde özden uzaklaşan halk yığınlarını öze çağırmaktadırlar. Sözde halklar muasır medeniyetler seviyesine çıkartılacaktır.

Ama hangi medeniyet? Beşeriyeti kula kulluktan kurtarıp, tek olan, eşi benzeri ortağı olmayan Alemlerin Rabbi olan Allah'a kulluğa çağırmayan bir medeniyet, medeniyet olabilir mi? Yine kavmi, ırki örtülerden sıyrılamayan, milliyetim inancımdır diyemeyen fertler, toplumlar medeni olabilir mi? İşte öze dönüş hareketi tüm bu v.b cahili örtülerden sıyrılışla başlar, devam eder, hedefe doğru ilerler. Şeytan aleyyillanenin rabbimizden mühlet isteyip yol üzerinde durması bilincin ifadesidir. Öyle bir bilinç ki; beşer fıtratını ablukaya almakta ona dört bir yandan sarmakta, kuşatma altına almaktadır. Öze dönüş sürecinde fıtrat önünden, arkasından, sağından ve solundan muhasara altına alınmakta adeta ayakta durabilmesi için gerekli olan rabbani değerlerle bağı kesilmektedir. Hemen hiçbir şey plansız, programsız değildir. Plansızlık, programsızlık belki de hazindir ki Müslümanlara has tavırlar olmuştur!...

Beşeri felsefeler kendi öze dönüştürme hareketlerini planlı-programlı icra ederken, ümmetin önüne konulan farklı öze dönüş algılamaları, yol ve yöntem farklılıkları rahmet olarak telakki edilmektedir. Elbette ümmetin ihtilafı rahmettir. Ama öze dönüşten ortaya çıkan farklı anlam ve eylemler rahmet gösterilebilir mi? Öze dönüşü nefis tezkiyesi adı altında telakki edip, münzevi bir tarz sunan düşünce öze dönüşün neresindedir? Vahyin özü inkilabilik iken, islahati düşünceler kimlerin ekmeğine yağ sürmektedir? Ümmetin kucağında duran bir yığın yol, yöntem öze dönüş için yeterli mi? Tüm bunlar vahyin gölgesinde sorgulanmalı, Resule bakmalı, onu anlamalıyız ki öze dönüş başlayabilsin. Öz olan arı, temiz olandır. Katıksız, ilavesiz, orijinal olandır. Öze dönüşte asıl asrı saadeti çağa taşımaktır. O toplumu cahiliyenin karanlığından, vahyin aydınlığına çıkaran değerler yaşanılan zamana taşınmalı, fıtrat bunları kuşanmalıdır. Unutmamalı ki o toplumu dirilten değerler, bizim kucağımızdaki dayatılan değerler değildir. Resul (as) ve ashabının ferdi ve toplumsal duruşlarının temel dinamikleri vahyin gölgesinde irdelenmeli, vahyin evrenselliği zamana tanık tutulmalıdır. Öze dönüşte her halimizi, açmazımızı vahye götürmeli onu konuşturmalı, vahyi hayata taşımalıyız. Örnek Kur'an neslini, Kur'an toplumunu tarihin tozlu kalmış sayfalarından çıkarıp; tekrar diriltmeliyiz. İşte o zaman Vahiy bizi tekrar diriltecektir. Adeta üzerine ölü toprağı serpilmişcesine duran muvahhid gönülleri tekrar diriltircesine..

Mükerrem BULUT
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 11:20


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats