ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Edebiyat > Makaleler


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 02-05-2008, 23:45   #1
Albay
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,196
Arrow Ezanı dinlerken hiç titrediniz mi?



Ezanı dinlerken hiç titrediniz mi?

Bir haziran günü herkes minarelerden yükselen “Allahü ekber” nidalarıyla ağlamaya başladı. 18 yıllık Türkçe ezan işkencesinin bitişi bütün ülkeye bayram yaşattı. 14 asır önce ilk defa Bilal-i Habeşi’nin okuduğu ezan yaşanan her türlü sıkıntıya rağmen bugün elhamdülillah okunduğu her yere nur saçıyor.
Her gün minarelerden yükselen ezanı dinlerken gözyaşına boğuldunuz mu hiç? Hele bu kutlu çağrıyı işitince sevinçten uçup kurban keserek bayram ettiniz mi?
Çoğumuz için imkânsız bu. Çünkü ezana alıştık, onu kanıksadık, cazibesinden, ihtişamından, güzelliğinden uzaklaştık. Belki ezanı işitince duygulanıp ağlayan olur, ama kurban kesip bayram etmek hayli uzak bir ihtimal.
Ancak 17 Haziran 1950’de minarelerden ezan sesini duyanlar önce kulaklarına inanamadılar. “Acaba bir yanlışlık mı var?” diye dikkat kesildiler. Minarelerden, “Allahü ekber… Allahü ekber” sedaları yükseliyordu. Devamı olan, “Eşhedü enlâ ilâhe illâllah” gelmeye başlamış, 18 yıldır hasret kaldıkları ezana kavuşmuşlardı. Ezanı sonuna kadar adeta her kelimesini, her hecesini büyük bir özlemle dinlemişlerdi.
Genç ihtiyar, kadın erkek, hüzün ve sevinçle karışık duygu yoğunluğunu gözyaşlarıyla ifade ediyor, kimileri de şükür kurbanları keserek bu muhteşem günü kutluyordu. Özellikle yaşlı olanların, ezanın orijinal halini yıllarca dinleyip 18 yıllık Türkçe ezan işkencesine sabredenlerin sevinci bambaşkaydı.

Hüzünlü bir hikâye: Türkçe ezan

Türkçe ezanın hikâyesi 1931 yılının Aralık ayında başladı. Mustafa Kemal’in emriyle dokuz hafız, Dolmabahçe Sarayı’nda ezanın ve hutbenin Türkçeleştirilmesi çalışmalarına başladı. Kur’an’ın Türkçe tercümesi ilk kez İstanbul’da Yerebatan Camii’nde Hafız Yaşar tarafından okundu.
İlk Türkçe ezanı Fatih Camii’nde okuyan ise, Hafız Rıfat Bey’di. Çalışmalar büyük bir hızla ilerliyordu. 3 Şubat 1932 tarihine denk gelen Kadir Gecesi’nde İstanbullular yeni bir sürprizle karşılaştılar. Bu kez yer, Ayasofya Camii’ydi ve sıra Türkçe Kur’an’la birlikte tekbir ve kamete gelmişti.
18 Temmuz 1932 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı aldığı emir üzerine ezanın Türkçe okunmasına karar verdiğini açıkladı. Takip eden günlerde, yurdun her yerindeki Evkaf Müdürlüklerine Türkçe ezan metni gönderildi. 4 Şubat 1933 tarihinde, müftülüklere ezanı Türkçe okumalarını, buna uymayanların kesin ve şiddetli bir şekilde cezalandırılacaklarını bildiren bir genelge gönderildi.
Bu genelge tavizsiz ve acımasız bir şekilde uygulandı. Türkçe ezan ve kamet okumayanlar işkence gördü, cezalandırıldı, hapsedildi, sürgüne gönderildi.


Türkçe ezanın sözleri

Ezanın Arapça cümleleri Türkçe ezanda şöyle düzenlenmişti:
Allahü ekber: Tanrı uludur.
Eşhedü enlâ ilâhe illâllah: Şüphesiz bilirim bildiririm: Tanrı’dan başka yoktur tapacak.
Eşhedü enne Muhammedür resûlüllah: Şüphesiz bilirim bildiririm: Tanrı’nın elçisidir Muhammed.
Hayye alessalâh: Haydi namaza.
Hayye alelfelâh: Haydi felaha.
Lâilâhe illâllah: Tanrı’dan başka yoktur tapacak.
Arapça’dan Türkçe’ye tercüme, tamamen acemice, ruhsuz ve anlamsızdı. Ezanın orijinal halindeki cazibe, ihtişam, tesir, nefaset yok edilmiş, sadece şekilden ibaret kalmıştı.

İlk ezan nasıl okundu?

Oysa ezanın doğuşu, ilk okunuşu öylesine ilginç ve tatlıydı ki…
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Medine’ye hicret edince Müslümanları namaza çağırmak için ashabıyla istişare etmişti. Namaz vakti bir bayrak dikmek, boru veya çan çalmak, ateş yakmak gibi teklifler yapıldı. Ama Efendimiz hiçbirini beğenmedi.
Bir sabah, Abdullah bin Zeyd (r.a.) Peygamber Efendimize gelerek, rüyasında bir adamın kendisine namaza davet etmek için bazı cümleler öğrettiğini belirtti. Zikrettiği cümleler, bugün okunan ezandaki cümlelerdi.
Bunun üzerine Efendimiz, “İnşaallah bu rüya doğrudur! Bilâl ile birlikte kalk da, gördüğünü ona öğret, ezanı okusun. Çünkü, onun sesi güzel ve gürdür” buyurdu.
Hz. Bilâl, Mescid-i Nebevî’nin yakınında bulunan yüksek bir yere çıkarak, öğretilen kelimelerle ezanı ilk defa okudu. O gece Hz. Ömer (r.a.) ve Ashâb-ı Kiram’dan bazıları da bu rüyâyı aynen görmüşlerdi. İşte bu sırada, “Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman, hemen Allah’ın zikri olan namaza koşunuz. Alışverişi bırakınız. Bilirseniz sizin için bu daha hayırlıdır" meâlindeki Cuma Sûresi’nin 9. âyet-i kerîmesi nâzil oldu. Böylece, ezan vahiyle de bildirilip teyit edildi.


İslam’ın bir sembolü


İşte o günden beri 14 asırdır orijinal haliyle okunmakta olan ezan ülkemizde 18 yıl boyunca Türkçe okunmuştu. 14 Mayıs 1950’de iktidara gelen Demokrat Parti, yaklaşık bir ay sonra 17 Haziran’da ezanı aslına döndürdü. Ne yazık ki, 27 Mayıs 1960’da yapılan ihtilalin gerekçelerinden birisi bu icraat olmuştu.
DP’nin yaptığı doğruydu. Çünkü, İslam’ın bir sembolü olan ezanın kelimeleri ve nasıl okunacağı Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından belirlenmişti. Ezan dünyanın her yerinde, farklı ırk ve dil taşıyan Müslüman milletlerde hep Arapça okunmuştu. Bediüzzaman’ın ifadesiyle, ezan sadece namaz vaktini bildirmek için değil; kâinatın yaratılmasının en büyük neticesi ve insanlığın yaratılış sebebi olan tevhidi ilân ve Allah’a karşı kulluğu izhar etmek içindi. Yine o, ezanı aslına çevirmekle Demokratların on derece kuvvet kazandığını belirtiyordu.


Ezan etrafa nur yayar

Ezan cümlelerinin dizilişi bile ayrı bir güzellik ve aşamalı bir seyir takip eder. Önce Allahü ekber ile Yüce Yaratıcımızın en büyük olduğu ilân edilir. Ezan sesinin ulaştığı yere kadar bir nur yayılır. Sonra “Eşhedü enlâ ilâhe illâllah” ile Allah’ın birliğine olan şahadetimizi haykırırız. Arkasından gelen “Eşhedü enne Muhammedür resûlüllah” cümlesi, ismini ismiyle birlikte yazan Rabbimizin Habibine olan imanımızı terennüm eder. İman hakkıyla ifade edilince sıra ibadete gelir. “Hayye alessalâh”, en muhteşem ibadet olan namaza çağrıdır. “Hayye alelfelâh” ise, iman edip namaz kılanların kurtuluşunu müjdeler. En sonunda yine Rabbimizin en büyük olduğu vurgulanır ve tevhidin ilânıyla ezan son bulur.
Bu yüzden her ezan okunurken onu dinlemek, konuşmamak, hatta selam vermeyip Kur’an bile okumadan müezzinin her cümlesinden sonra onu tekrar etmek gerekir.
Sanki ezanı okuyan Bilâl-i Habeşî imiş gibi duygulanmak, sanki az sonra Mescid-i Nebevî’de imam olacak olan Resulüllah’ın arkasında namaz kılacakmışız gibi heyecanlanmak, Yüceler Yücesi’nin huzuruna çıkmak arzusu ve sevinciyle dolup taşmak lâzımdır.

“Ezanı duyunca hücrelerim titredi”

İşte böyle bir heyecanı yaşayan manken ve oyuncu Yaşar Alptekin’in üç yıl önceki ilk namazındaki duygularını paylaşmak istiyorum ki, yaşadığımız sıradanlığı kırıp ezandan zevk almak için bir çabaya girelim. Kendisini Moral FM’deki programımıza davet ettiğimizde anlattıkları gerçekten heyecan vericiydi. Şöyle anlatıyordu camide namazı beklerken dinlediği sabah ezanını:
“Camide tam diz çökmüş yerde otururken, bir sesle irkildim. Hani deprem olur ya... Alttan sallar ya her şeyi... Sanki yer gök sarsılıyordu… Ezan sesini duyduğum zaman, Allah şahidimdir ki, organlarımı bırakın, en küçük hücrelerim bile böyle titremeye başladı. İşte bu yıllardır hasret kaldığım ezandı. Bu Sultanlar Sultanı olan Rabbimin çağrısıydı. Tam 42 yıl bu sese kulak tıkamış, Rabbimin davetine sırtımı dönmüştüm. Ama şimdi beni çepeçevre kuşatmış, adeta şefkatle kucaklamış, bağrına basıyordu.
Ayağa kalktığımda hâlâ titriyordum. Ben ezan sesini daha önce de duymuştum, ama ilk defa o kadar kuvvetli, o kadar derinden hissetmiştim. Ben hâlâ titriyordum. Başkası fark etmedi benim titrediğimi… Ama ben içimde bir deprem yaşıyordum.”


Allah bizlere her namaz vaktinde asumanı çınlatan ezanı dinlerken böyle bir heyecanı ve duygu selini yaşamayı nasip etsin.

Cemil Tokpınar
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-05-2008, 09:17   #2
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Feb 2007
Yaş: 23
Mesajlar: 972
Varsayılan Yanıt: Ezanı dinlerken hiç titrediniz mi?

Ablacım Allah razı olsun çok güzel bir paylaşım.
O zamanlarda iyi ki yaşamamışım. Ezanı sözleri bile ne kadar soğuk geliyo 18 yıl büyük bir sabır göstermişler.
Rabbim her zaman Ezanımızın değerini bilerek yaşamayı nasip eder inşAllah...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-05-2008, 10:30   #3
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,038
Varsayılan Yanıt: Ezanı dinlerken hiç titrediniz mi?

cengiz hacılar
Yarbay




Katılım Tarihi: Jul 2007
Yaş: 36
Mesajlar: 2,384
Ağlatan Ezan..!!

--------------------------------------------------------------------------------

Tam 55 yıl önce okunan bir ezan için halk sokaklara döküldü. Gözler minarelere çevrildi. Ve ilk 'Allahuekber' nidasıyla birlikte ülkeyi bir gözyaşı seli kapladı...

Tarihçi yazar Doç. Osman Özsoy, o günün hikayesini bakın nasıl anlatıyor:

Türkiye’yi ağlatan ezanlar ...

Tam 55 yıl önce bugün, yani 16 Haziran 1950 de, 1933 yılından beri Türkçe olarak okutulan ezanın Arapça orijinal haliyle okunabilmesine imkan sağlayan kanun Meclis’te kabul edildi.

Meclis’in aldığı karar radyolardan ilan edilince, Türkiye’nin dört bir yanında halk sevinçten sokaklara döküldü. Tüm gözler minarelere çevrildi ve ilk ezan sesi beklenmeye başlandı. Halk sevinçten çılgına döndü. Gözyaşları tüm Türkiye’de sel olup aktı.

O gün ne olduğunu ayrıntılı anlatacağım. Ama önce, o günlere nasıl gelindiğine bir bakalım.

Diyanet İşleri Başkanlığı, 18 Temmuz 1932 tarih ve 636 sayılı genelge ile, ezan ve kametin birkaç ay içinde Türkçe okunacağını bildirdi.

İşte o Türkçe ezan ...

Aralarında Hafız Burhan, Sadettin Kaynak, Hafız Nuri gibi isimlerin bulunduğu komisyonun çevirisini yaptığı "Türkçe ezan" metni şöyleydi:

‘‘Allah uludur, ALLAH uludur

Şüphesiz bilirim, bildiririm

Allah’dan başka yoktur tapacak.

Şüphesiz bilirim, bildiririm

Tanrı’nın elçisidir Muhammed.

Haydin namaza, haydin namaza

Haydin felâha, haydin felâha

ALLAH uludur, ALLAH uludur

Allah’dan başka yoktur tapacak.’’

Ezanın Türkçe’ye çevrilmeyen tek kelimesi "felâh" oldu. Sebebi, halkın ‘‘felah’’ kelimesinin ‘‘kurtuluş’’ anlamına geldiğini bilmemesini sağlamak ve ‘‘haydin kurtuluşa’’ mânâsına gelecek bir çağrıda bulunmamaktı.

Yasanın 17 Haziran 1950 tarihli resmi gazetede yayınlandığı gün, aynı zamanda Ramazan ayının da ilk günüydü. Bu durum halktaki duygu yoğunluğunu daha da artırdı.

O gün Türkiye’nin dört bir yanında yaşananlar, başlı başına ansiklopedik bir kitap olur. O gün Türkiye’nin dört bir yanında, cami sayısınca bir sevinç yumağı, insan sayısınca mutluluktan ağlayan bir yürek vardı.

‘‘Ben o zaman Erzurum'daydım. Ekin mevsimiydi. 1950'nin Ramazan ayı idi. Vakit ikindi vaktiydi. İnsanlar kurbanlıkları hazırladı. Müezzin efendi minareye çıktı. Müezzin "Allahü Ekber" deyince öyle bir bağırıştılar ki, millet sevincinden hıçkırıklara boğuldu. Ardından kurbanlar kesildi.’’

Antalya Aksekili işadamı şöyle anlatıyor; ‘‘Bir cuma günü idi, ikindi kılıyordum, ilan ettiler ‘bugün ezan okunacak' diye. Herkes sokaklara döküldü. O cuma günü Allahü Ekber, Allahü Ekber diye duyduğum o ilk ezanı asla unutamıyorum. Demokratikleşme dediniz de, benim için en büyük demokratikleşme işte o ezandır" der.

O gün İstanbul’da neler olduğunu, aynı günlerde Eyüp’te asker olan babamdan dinlemiştim. Ezanın orijinal haliyle okunacağını haber alan İstanbulluların Eyüp Camii avlusunu doldurduğunu ve herkesin ezanı dinlemek için gözlerini minareye diktiğini söylemişti. Minareden, ‘‘Allahü Ekber, Allahü Ekber’’ sesleri yükselmeye başladığı andan itibaren, insanların sevinçten kendilerini yerlere attığını, ezanların bitişini müteakip de, kurbanların kesildiğini söylemişti.

O gün Erzurum’un bir başka yerinde yaşananları bir başkası şöyle anlatılır: "Erzurum halkı ikindi vaktinden itibaren ezanın aslıyla okunacağını haber aldı. Bütün halk sokaklara döküldü. Bir bayram havası yaşanıyordu. Herkes kurban keseceği ne varsa alıp, Tebriz Kapı mevkiinden Lâlâ Paşa Camii'ne kadar dizildi. Minarelerden Ezan-ı Muhammedi okunmaya başladığı an, herkes sonsuz bir sevince gark oldu. Müftü Solakzade Sadık Efendi, ‘'Ya Rabbi! Ölmeden önce bize bu günleri gösterdin’’ diye hıçkırıklar halinde ağlamaya başladı.
__________________

Bizim Bir Adımız Var, EZAN la konuldu; Sâlâ ile Biter...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-05-2008, 10:31   #4
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,038
Varsayılan Yanıt: Ezanı dinlerken hiç titrediniz mi?

CENGİZ ABİNİN PAYLAŞTIĞI BU KONUDAN DA ÇOK ETKİLENMİŞTİM.ELLERİNİZE SAĞLIK
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-05-2008, 14:20   #5
Albay
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,196
Varsayılan Yanıt: Ezanı dinlerken hiç titrediniz mi?

iki elifler sizlerinde yüreğinize sağlık
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-05-2008, 20:05   #6
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,794
Varsayılan Yanıt: Ezanı dinlerken hiç titrediniz mi?

Rabbim Ezanımızı elimizden almak isteyenlere fırsat vermesin inşAllah.
Ve bir dahada bu millete türkçe ezan dinletmesin.
Aminnn ... Aminnn ... Aminnn ...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-05-2008, 20:10   #7
Albay
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,196
Varsayılan Yanıt: Ezanı dinlerken hiç titrediniz mi?

tam konuya bakarken ezan-ı Muhammedi okunuyor... ne tevafuk.

Ezansız kalmak çok kötü olmalı....

ben çıkar çağrıya kulak vermeli hazır duyabiliyorken
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-05-2008, 20:17   #8
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1,393
Varsayılan Yanıt: Ezanı dinlerken hiç titrediniz mi?

AMİİİİİİİİİİN ......ALLAH RAZI OLSUN ABLA ne süper açıklamışsn
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-05-2008, 19:36   #9
Albay
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,196
Varsayılan Yanıt: Ezanı dinlerken hiç titrediniz mi?

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi **ALMİNA** Mesajı Göster
AMİİİİİİİİİİN ......ALLAH RAZI OLSUN ABLA ne süper açıklamışsn
sağolasın can ecmaindende Razı olsun inş
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-08-2008, 00:05   #10
pincico
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Yanıt: Ezanı dinlerken hiç titrediniz mi?

Biliyorsunuz ezânın tam ismi Ezân-ı Muhammedî'dir. İnşirah Sûresi'nde Allah , Muhammed Peygamber'e "Senin şanını yücelttik" emri ile ezanı kastetmektedir. Dünya dönüyor ve 24 saat boyunca dünyamız üzerinde ezân çağıldıyor. Böylece her ân İlâhî Dâvet yeryüzünden evrenlere yansıyor.

Ezânla ilgili ilginç bir hatırlatma:
* Ezânda dört kez -AllahuEkber- denmesi insanın dört önemli unsuruna hitap eder:
Beden, Ruh, Kalb, Nefs.
* İki kez kelime-i tevhid (kelime-i şahadet): Biri ruha, biri kalbedir.
* İki kez namaza ve huzura davet: Biri nefse, biri gönledir.
Son olarak söylenen tevhid cümlesi ise bütünümüze birden hitap eden bir sentezdir. Yani ezânı dinleyen insanın dört unsuru birleşmiş, tevhide hazırlanmıştır.

Ezân Allah 'ın Rahîm isminin bir yansıması olduğu için, yeryüzünün ve bütün evrenlerin rahmetidir. Dünyadaki bütün nimetlerin; havanın oksijenindeki dengenin bile sırrıdır. O olmazsa yalnız mânamız değil maddemiz de perişan olur.

Ezândan öncesini soranlara sözümü şudur:
Ezân mâna itibariyle hep vardı ve elestten beri okunur. Hz.Muhammed'in dünyaya gelişinden itibaren minarelere yansıdı. Bunu doğrulayacak bir kanıt bile var: Neil Armstrong Ay yüzeyine ayak bastığında ilginç, melodili bir ses işittiğini söylemiş. O ânda tanımlayamadığı bu sesin benzerini beş yıl sonraki Ortadoğu gezisinde işitmiş ve o zaman bu sesin EZÂN SESi olduğu ortaya çıkmıştır. Zaten NASA tarafından o âna ait kayıtlar incelendiğinde astronot Armstrong' un ezân benzeri sesler duyduğu kesinlik kazanmıştır.
Kısaca ezân, yeryüzünden evrenlere yayılan müjdedir. Onu işitenler, kalblerinde ne derin bir huşû duyduklarını hatırlasınlar.

Ezânı yaratana binlerce hamdolsun..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 18:23


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats