ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Edebiyat > Makaleler


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 03-05-2008, 23:51   #1
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4,096
Varsayılan Kabe'ye DoĞru...

KABE'YE DOĞRU...
Şüphesiz ki, Allah bütün eksikliklerden münezzehtir. O'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. O, Gani'dir, Hamid'dir. Allah sadece bir tek yerde verdiğinin aynısını istemiştir : O, Vedud'dur; sevendir ve sevilmek ister. Dolayısıyla her şey bu isimde saklı : el-Vedud... Rabb'imiz bu ismi ile bize sevginin her şeyden önemli olduğunu öğretiyor. Lakin, nefs ve şeytan bizi en çok sevgi konusunda oyuna getiriyor. Maalesef içinde yaşadığımız toplumun kötü örnekliklerinden oldukça fazla etkilenmişiz. Öyle ki, birbirimize "Seni Seviyorum" diyemiyoruz, hatta bu sözü eşlerinden dahi esirgeyenlerimiz var. Oysa Efendimizin (s) hayatı sevginin ne derece önemli olduğunu vurgulayan sözlerle dolu : O, "Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız" diyordu. Zamane müslümanları sevgi sözcüğünü eşlerinden dahi esirgeyedursunlar, o bunu eşlerine hergün ifade ediyordu. "Beni sevin ki, Allah da sizi sevsin" diyen o değil miydi ?

O halde her şeye rağmen birbirimizi sevebilirsek ve bu sevginin bir getirisi olarak İslam kardeşliğini inşa edebilirsek, tüm azaları yerli yerinde bir vücut haline gelip Allah'ın va'dettiği iktidar nimetine mazhar olabiliriz. Yeter ki, Öz'ümüze dönebilelim ve ilk adımı sevgi olan bir Öz'e Dönüş hareketini inşa edebilelim. Bu bağlamda ben 'Öz'e Dönüş'ü iki bölümde ele alıyorum.

1- Sevgi (Bribirimizi olduğumuz gibi sevmek)
2- Dik duruş (Hakkı hakettiği şekilde haykırmak)

Sevgiyi kısaca izah etmeye çalıştım. Şimdi 'Öz'e Dönüş'ün ikinci asli unsurunu ele alalım. Bilindiği gibi Cumhuriyetin ilanından sonra yaşanan fetret döneminden sonra Tevhidi hassasiyet 1960'lı yıllarda tercüme faaliyetleri ile yeniden bu topraklarda kök saldı. Öncelikle şunu söyleyelim ki, bu süreç içerisinde yaptıkları çalışmalarla bizlerin Tevhidi hassasiyet kazanmasına vesile olan tüm iman erlerinden Allah razı olsun. Ancak bu süre zarfında Allah'ın va'dettiği iktidar nimetine mazhar olabilme açısından bir arpa boyu yol dahi gidemediğimiz aşikar. Bunun en önemli nedeni yapılan çalışmaların sadece eğitim ve tebliğ boyutunda kalmış olmasıdır. Yani bir diğer deyişle yapılan çalışmaların kabından dışarı çıkamamış olması. Bunun ötesinde yaşanan başarısızlığın günümüz açısından üç ana nedeni var :

1- Ortada gerçek anlamda bir İslam anlayışı yok iken tali meselelerle meşgul olunması (Başörtüsü sorunu gibi)

2- Çok açık bir biçimde küfür olmasına rağmen hala laik otoriteden medet umulması (Özellikle oy kullanımı ve bu yolla sistemin meşruiyetini kabullenme)

3- Din olarak herkesin kendi anladığını yaşaması. Buna bir şekilde 'Rablik oyunu' da diyebiliriz. (Bu noktadaki ana unsur ise eksik algılanan ve yanlış uygulanan Daru'l Erkam çalışmalarıdır.

1. ve 2. nedenler küresel şeytani güçlerin (ABD ve AB gibi) kurmuş olduğu kirli tezgahın bir uzantısıdır. Amma 3. neden tamamen bizim kendi icadımız. Öyle ki, Erkam'ın evlerindeki kardeşlerimiz içerideki cesaretlerini dışarıda da gösterebilselerdi, örneğin; Daru'l Erkam'ı önemsedikleri kadar Kabe yürüşünü de önemseyebilselerdi, diğer bir deyişle hakkı hakettiği şekilde hep birlikte haykırabilseydik bugün içinde bulunduğumuz durumdan daha farklı bir durumda olurduk. Eğer bu topluma mevcut otorite karşısında "Rabb'imiz Allah'tır" dedikleri için mi bu insanlara zulmediyorsunuz ?" dedirtememişsek bu bizim eksikliğimizdendir. Her türlü eziyete uğrayarak hicret etmek zorunda kalsaydık yarın Allah'ın huzuruna bir nebze de olsa gönül rahatlığı içerisinde çıkma şansımız olurdu. Oysa biz sonu hicretle noktalanacak bir süreci hiç yaşamadık.

İhtiyacımız olan şey yeniden hatırlamak olsa gerek, hatırlamak, birbirimizi sevmek ve yürümek... Kabe'ye doğru...

"Allah, sizden iman edip salih amellerde bulunanlara va'detmiştir :

Kendilerinden öncekileri yeryüzünde egemen kıldığı gibi onları da egemen kılacak, onlar için beğendiği dini sağlam bir biçimde yerleştirecek / kuvvetle tatbik kudreti verecek ve hiç kuşkusuz korkularından sonra onları güvene çıkaracaktır. Onlar yalnızca bana kulluk ederler ve hiçbir şeyi bana ortak koşmazlar. Kim de bunun ardından hakikatin üzerini örterse işte onlar artık yoldan çıkmış olanlardır." (Nur : 55)

Allah'ın selamı üzerinize olsun...
Serkan Demir
serkan__dmr@hotmail.com
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 18:39


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats