![]() |
| | #1 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,794
| Eğer Yüreğindeysem .... ![]() Hiç sevmedim kimseyi senin kadar Yüreğim yanmadı hiç bu kadar” Bir el bazen neleri ayakta tutabiliyor hiç düşündünüz mü ve neleri yıkabiliyor tek başına ? Bir eli tutmak bir insanı hayata bağlamakla eş değerde olabiliyorsa eğer bunun adı aşktır. Böyle bir eli tutmak hayatı bulmaktır belki de…. Hiç sevmedim seni sevdiğim kadar dersin birine ve sonra onun arkasına dönüp gitmesini izlemek ne zordur. Bir eliyle hayata bağlamak bir eliyle o verdiği hayatı geri almak gibi… Bazen mecburu ayrılıklar mecburi acılar meydana getirir. Bile bile kapıyı aralık bırakırsın ve tüm yalnızlığın ve hüznün içeri dolmasına izin verirsin. Buna rağmen aklının bir köşesinde sonsuzluk vardır. Bitmedik , bitemez , bitmeyecek… Bir ömrü bir aşka adamaktır bu belki ve elbette yürek ister ayrıysan. Dönüş yolları geçilemeyecek kadar darsa bile bir umut koyup sol yanına beklersin hayatının ışığının o derin karanlıktan gelmesini. Zaman geçtikçe göremez olursun hiçbir şeyi gözlerinin buğusundan ve kalbinin karanlığından… Beklemek zordur eğer beklenen kalbinden çok uzakta ise… “Çok yalnızım, seninle bir yarım… Eğer elindeyse ne olur çal kapımı, Eğer yüreğindeysem ne olur sil göz yaşımı..” Bir hayatı kaybetmek bir elin sıcaklığını kaybetmekle eş değerse işte bu aşktır. Böyle bir eli kaybetmek ölmeden ölmektir. Ruhunu o sıcaklığa terk edersin o el senden uzaklaşırken. Ruhsuz bir beden ölmekten beterdir… Ne kadar umut edersen et korkular rahat bırakmaz aklını ve umudunu köreltir sonsuz telaşların o bekleyişte. İsyanın yükselir bastıramazsın çektiğin yalnızlığın en acımasız yanı canını yakmaya başlayınca. Allaha yalvarırsın son bir şans diye gerçekleşmeyeceğini bildiğin halde. Umudun ve benliğin avuçlarının arasından akıp gider. Ruhsuz, umutsuz ve benliksiz kalırsın bir başına. Zaman acımasızlaşır ağladıkça. “Gel… Korkuyorum… Nefes alamıyorum. Eğer hala dudaklarında ismim varsa gel… Sıcaklığın olmadan tutunamıyorum…” Hatanın üstüne hata ekleyerek yaşıyoruz. Bile bile kaçırdık belki de o treni. Beklemek için çok geç , vazgeçmek içinse çok erken. Bir ömre bedelse bile geç kalınmış bir mutluluktan vazgeçmiyorum. Verilen sözler unutulmamalı, ben unutmadım… “Eğer elindeyse ne olur çal kapımı, Eğer yüreğindeysem ne olur sil gözyaşımı…” Gönül Dostu... |
| |
| | #2 | ||
| Albay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,196
| Alıntı:
bu gönül dostunu tutum.. duygularını iyi ifade etmiş ve bana kalırsa sevdiğini fena halde sevmiş... Alıntı:
dilim tutuldu açıkçası bişey diyemiyorum. Düzenleyen: TaLia , 19-05-2008 - 23:13. | ||
| |
| | #3 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,794
| Kırılınca tutunduğum dallar ... ![]() Dünya hayatı, eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız? En'am Suresi 32. ayeti kerime Olmadığımız, bilmediğimiz bir zaman ve mekânda, hakkımızda verilen var oluş kararıyla kendimizi yürür bulduk şu deverân-ı âlemde. Hayat kimi zaman güller sundu ayaklarımıza mis kokulu, kimi zaman en zehirli dikenleri verdi gözyaşlarımızın ıslattığı. Gidişimiz olduğu gibi, gelişimiz de tantanalı ve gürültülü olmuştu. Güzeli yaşadık veya çirkini. Hep kurduğumuz yükseklerin hayalleriyle yaşarken, ne yüksek yerlerin soğuk poyrazlarını hesaba kattık, ne de bulunduğumuz yerin sıcak meltemlerini. Kimimiz övgülerin sıcak rüzgârlarıyla, kimimiz yergilerin soğuk rüzgârlarıyla sallanıverdik en yükseklerden de yerlerde sürünür bulduk kendimizi Hekimoğluca. Bir zamanların hayalleriyle yaşadık hep ya da esefli “ah keşke”lerle. Geleceğe bakıp gülümserken, geleceğin bize sunacağı hakikatlere bakamadık hiç. Sımsıkı tutunduğumuz dalların kanattığı ellerimizi göremedik. Ve göremedik bir gün kırılıp da bizi yarı yolda koyacaklarını. Bizi geleceğe götürecek yollardan önümüze sunulan seçenekleri bir bir eledik en gerçeğini bulmak için. Devam ettiğimiz yoldaki silikliği görünce, diğer seçeneklerin yokluğunu gördük aslında. Biçare ve âvâre savrulduk oradan buraya, silikliğin gözlerimizde olduğundan habersiz. Sunulan gülün ardındaki çirkin yüzü aradık hep. Dikenleri atan gül yüzlü güzeli bulamasak da hiç, acıların ardındaki hazları fark ettik umutsuzca. Aslında hiç olmayacakların bir günleriyle avuttuk kendimizi. Belkileriyle kandırdık önce kendimizi, sonra yine de kendimizi. Hayata o ilk günkü kadar taze bakabilmek için, nice günlerden verirdik yaşadığımız. Fark ettiğimiz ümitsizliklerle, karanlıklara kapanmak istedik. Hiç kimsenin olmadığı yerlere kaçmak istedik, herşeyi kimseler sanarak. Gölgelerle savaşmıştık aslında, güneşi arkamıza alarak. Değerin etrafında dönüp durduk. Her mekânda değerli kılmak istedik kendimizi. Kendimizi dolduramadığımız kalıplara lâyık gördüğümüzden olsa gerek, hüsranlarda hep onlar suçlu oldu. Bam telimize dokundular hep. En sevmediğimiz şeyleri yaptılar. Evet onlar haksızdı, çünkü haklı olan bizdik her zaman. Hayata açılan penceremizden gördüklerimiz sandık her şeyi. Herşeyi görmenin ve bilmenin eminliğiyle gözlerimiz körleşti zamanla. Yabancılaştık en parlak hakikatlere. Ruhlarımız yabancı kaldı manevî soluklara. Kalplerimiz katılaştı taşları çatlatırcasına. Ve gömdük her zaman o katılığın arasından süzülen ince filizleri. Hayat hakkı tanımadık bizsiz olanlara. “Gençliğim şimdi elimde olsa, ihtiyarlığımı ona şekva ederdim” sözlerini söyleyen hepimizdik aslında. Sayfalardan okuduğumuz bu şikâyetleri tasdik ederken, başımızı sallayıp bir gün içtenlikle söyleyeceğimizi anlayamadık. Herşey geçip gittikten sonra, ellerimizi açıp baktığımızda avuçlarımıza, gördüğümüz hiçliğe karıştı birkaç damla gözyaşı. Benliğimizi kavuran büyük geçmiş arzusu önce alıp götürmek istedi bizi. Umutsuzca çırpınışlar birkaç nasihat olup geçmişlere ulaşınca, onların da takip ettiğini gördük geçtiğimiz yolları. Ve acı bir tebessümle, belki şu fâni evi terk edip gittik her giden gibi. Gönül Dostu... |
| |
| | #4 | |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 1,280
| Bu gönül dostu gönüle çok güzel hitap ediyor... Alıntı:
![]() ![]() | |
| |
| Konu Araçları | |
| |