![]() |
| | #1 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 921
| 'Bir mark'a paraşüt fabrikası Saksonya'nın, Oberlautsitz bölgesinin, Seifhennersdorf kentinde (eski Doğu Almanya'da) bir fabrika varmış. Zamanında "Doğu Alman ordusuna" askeri elbise, tank sığınağı, paraşüt üretirmiş. Fabrikada 850 kişi çalışırmış. İki Almanya birleşince... Fabrika çalışmaya devam etmiş ama... Sürekli zararına. Çalışanların sayısı "129'a" inmiş. Zarar önlenememiş. Ve Alman hükümeti şu kararı vermiş: - Ya satalım ya da kapatalım. Fabrika Fabrika konusunda biraz ayrıntı sunalım. 55 bin metrekare açık alan. Kapalı alan ise "60 bin metrekare." Fabrika bir "kompleks." Birkaç binadan oluşuyor. Lojmanları, sosyal tesisleri de var. İki Soru İstanbul'da, 20 yıldır "Türk askerine kıyafet yapan" bir Türk (Şenol Yeğin) Almanya'ya gitmiş. Almancası "sıfır." - Bana bu fabrikayı kaça satarsınız? Almanlar "iki soru" sormuşlar: 1. Fabrikayı size 100 işçi ile teslim edersek... Bu yüz işçiyi, üç yıl süre ile çıkarmayacağınıza söz verir misiniz? Ünyeli Şenol Yeğin "sözüm söz... Çıkarmam... Size yazılı belge bile imzalarım" demiş. 2. Fabrikaya üç yıl içinde, ikibuçuk milyon mark yatırım yapar mısınız? Şenol bey: - Yapmazsam bu fabrikayı ayağa kaldıramam ki... Üç yılda 2.5 milyon mark yatırım yaparım. Ve Karar Almanlar'ın yanıtı: - Size bu fabrikayı bir marka satıyoruz... Alın... Hayrını görün. - Anlamadım... Rakamı tekrarlar mısınız? - Bir mark... Sadece bir mark. "Bu konuşma" 1993'ün sonunda olmuş. Ve Almanlar, 1994'ün başında "bir mark alarak" fabrikayı Şenol Yeğin'e teslim etmişler. "BİR" MARK... EVET "BİR" "Bu konuyu" araştırmak için "taa, oralara... Paraşüt fabrikasına" kadar gittik. - Şenol bey... Yanlış birşey yazmayalım... Bu koskoca tesisi bir marka mı aldınız? - Evet... Balıkesir'in "B"si, İstanbul'un "İ"si, Rize'nin "R"si.. BİR... Fabrikayı, Alman Özelleştirme İdaresi'nden BİR MARK ödeyerek aldım. *** - Şenol bey... Bir mark ödeyerek fabrikayı aldınız... Sonra? - Fabrikada yüz kişi çalışıyordu... Üç yılda 2.5 milyon mark yatırım yaptım... Şu anda 220 kişi çalışıyor. - Kaçı Türk? - Sadece bir Türk var... Benim asistanım. - Fabrikayı almanızdan sonraki gelişmeleri anlatır mısınız? - İlk bir yıl içinde çok agresif çalıştık... Ve sipariş almayı başardık. - Kimden ve hangi ölçüde sipariş? - Alman ordusu 300 bin savaş elbisesi ile 300 bin koruyucu iç kıyafet siparişi verdi. - Sonra? - İlk üç yıl çok önemliydi... Üçüncü yılın sonunda Alman ordusunun tank çadırı ve klimalı çadır ihalesi vardı... 21 milyon marklık... İhaleyi biz aldık. - Sonra? - Sonra önümüz açıldı... Ve herkes bizi kabul etti. - Şu anda neler üretiyorsunuz? - Paraşüt... Çadır... Tank çadırı... Klimalı çadır... Teknik elbise... Yangın elbisesi gibi... Askeri kıyafet... Askerlere yönelik başka şeyler. - Satışınız nerelere? - Almanya, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Malezya, Macaristan, ABD, Fransa, Lüksemburg, Hindistan, Şili, Norveç, İsveç... Aklınıza neresi gelirse. Türkiyem nasıl tökezledi? Sene 1993. Çanakkale'de, "devlete ait" bir sentetik deri fabrikası "Özleştirme İdares'nce" satışa çıkarılır. Ve "beş milyon dolara" Şenol Yeğin'de kalır. Sonra "sendika" devreye girer. "Satılmasın" diye. "Seçim... Siyaset... Parti.... Oy meseleleri" sözkonusu olur. Ve "satış iptal edilir." - Şenol bey, o fabrika sonra ne oldu? - Hala devlette... Özelleştirilecek. - Size deseler ki Şenol bey, buyrun fabrikayı beş milyon dolara size veriyoruz. - Teşekkür ederim... İstemem. - Dört milyon dolara bıraksalar. - Üç milyon dolara bile artık almam... Ben o zaman, orayı alıp, Almanlar'la ortaklık yapacaktım... Üretimin tamamını ihraç edecektim... Herşeyde bir hayır vardır... Orayı alsaydım, Almanya'da paraşüt fabrikasını alma işine girmezdim. - Şenol bey... Çanakkale'deki fabrikaya 2.5 milyon dolar da vermez misiniz?.. Üstelik, size vadeli satış yapılsa. - Hayır, hayır... Ülkemi çok seviyorum... Almanya'da yaptığım iş de Türkiyem için bir katkı değil mi?.. Ah keşke Türkiyem, özelleştirmede tökezlemeseydi. Yeni fabrika ve süper teşvik Şenol Yeğin'in, Alman özelleştirme İdaresi'nden on yıl önce aldığı fabrika "oldukça yaşlı." Şenol beyin şimdi "daha yeni bir fabrikaya" ihtiyacı var. "Çok katlı olmayan" modern bir fabrikaya. Ve yeni fabrikanın "eskisine uzak olmaması" gerekiyor. - Şenol bey, ne yaptınız? - Eski fabrikaya iki kilometre uzaklıkta, yenisini yaptık... Aralık'ta açacağız... Açış tarihi için, Alman Başbakanı'ndan gün bekliyoruz... Açılışı o yapmak istiyor. - Yeni fabrika kaça maloldu? - 8.5 milyon euroya... Ama bunun yarısını Almanlar verdi... Karşılıksız olarak. - Neden? - Almanlar, bu bölgede yatırımı teşvik ediyorlar da ondan. - Ve paranın diğer yarısını da siz karşıladınız. - Alman bankaları yüzde 4.5 faizle kredi verdiler... Onbeş yıl vadeli. Şenol bey "size yeni fabrikayı da gezdireceğim" dedi. Gittik, gezdik. Ve gördük ki "Almanlar, Şenol beyin üzerine titriyorlar." "Aman yatırım yapın" diye - Yeter ki yatırım yapın... Hangi kolaylığı isterseniz sağlayacağız. Yavuz Donat / Sabah |
| |
| | #2 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 4,392
| dudağım uçukladı...... Ama belirtmeden geçemeyeceğim özelliştirmek içinde özelliştirmeye karşıyım açıkçası.. paylaştığın için sağolasın... |
| |
| | #3 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Apr 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 2,072
| devletin sırtında yük olarak duran binlerce yer var böyle özelleştirme olayında taşlar yerine oturtulduğu müddetçe hayır vardır diye düşünüyorum. ![]() |
| |
| | #4 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 4,392
| dediğin gibi refref yük olanların satılması.... ama kar edenler satılırsaaaaa işte benim fikir devreye girer hani.. özelleştirmiş olmak için özelleştirmeye hayır fikri yani |
| |
| Konu Araçları | |
| |