![]() |
| | #1 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 2,941
| Peygamberimizin oğlu ibrahim henüz on altı aylık idi. Süt annesi Ümmü Bürde'nin evinde bulunduğu günlerden biriydi. O gün Peygamberimiz Abdurrahman bin Avfı da yanına alarak demirci Ebu Seyfin evine gitti. Oğlu ibrahim'i de kucağına almıştı. Emr-i ilahi o sırada vaki oldu. Resûlullah (s.a.v.)'in kucağında iken oğlu ibrahim can çekişmeye başladı. Bunun üzerine Peygamberimiz dayanamadı, gözyaşları döküldü. Abdurrahman b. Avf: "Ey Allah'ın Resulü! Herkesi ölümünün ardından ağlamaktan men etmişken niye ağlıyorsun?" diye sordu. Resûlullah (s.a.v.): "Bu, acımaktan kaynaklanıyor. Ben ölünün ardından kendisinde bulunmayan hasletleri sayıp dökerek bağıra bağıra ağlamaktan men ettim. Acımayana acınmaz" buyurdu. Aynı gün Medine'de güneş tutuldu. Halk: "ibrahim'in ölümüne güneşde yas tuttu!" dediler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ey inananlar! Şüphesiz güneş ve ay Allah'ın ayetlerindendir. Hiçbir kimsenin hayatı ve vefatı nedeniyle tutulmazlar. Bu durumda Allah'a sığının, güneş ve ay açılıncaya kadar namaz kılın, Allah'a dua edin." |
| |
| Konu Araçları | |
| |