ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Menkıbeler


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 06-07-2008, 16:36   #1
Er
 
Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 5
Varsayılan İLİMSİZ OLMAZ.

İLİMSİZ OLMAZ
Mehmed Saki Erol
“Sakın cahillerden olma! Hiç bilenlerle bilmeyenler bir
olur mu?” (Zümer/9)
İslâm’ın ilme ve ilim ehline verdiği önem, sık tekrar
edilen ve herkesin bildiği bir gerçek. İslâm’ın ilk vahyi
“oku” emriyle başlıyor: “Oku, yaratan Rabbinin adıyla.
O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Ki Rabbin
sonsuz kerem sahibidir.” (Alak/1-3)
“Oku!...” İlim kapısını anahtarı okumak. Bütün kâinat ve
kendi varlığın bir kitap. Allah’ın ayetleriyle dolu bir
kitap. Ve Kur’an-ı Hakim o kitabın özü, ruhu. Yüce
Yaratıcı’nın Kelam-ı Kadimi.
“Oku!...” Âlemlerdeki mükemmel nizam, ilmin ta
kendisi. Ve İslâm, o nizamın insanlığa yönelik yüzü. İki
dünya mutluluğunun pusulası, İslâm, ilmin kendisi:
Âlemlerin Rabbini bilmenin ilmi, yaratılanları bilmenin
ilmi, kendini bilmenin ilmi...
İlâhî mesajın doğrudan muhatabı Resûl de ilmin rehberi.
Rehber’e “Oku!” diye ferman buyuruyorsa Âlemlerin
Rabbi, takipçileri okumadan, ilim olmadan nasıl yol
bulabilir?
Yaratıcıya lâyık kul olmakla yükümlü olan bizler;
Allah’ın Rasûlü ve O’nun varislerinin rehberliğinde,
Rabbimizin üzerimizdeki muradını anlamak ve o muradı
gerçekleştirmek mecburiyetinde-yiz. Kalbimizi O’na
teslimiyetle kâmilen doldurmak ve yaradılış gayemizi
hayatımızın merkezine koymak mecburiyetindeyiz.
Şahdamarımızdan daha yakın olan Rabbimizle
aramızdaki perdeleri kaldırmak mecburiyetindeyiz. O
perdelerin neler olduğu bilinmeden, kalbimize ve
hayatımıza nasıl yön vereceğiz?
Yalnızca şu ayet-i kerimeler, Rabbimizin cehaletten
uzak durma ve bilenlerden olma fermanının
büyüklüğünü anlatmaya yeter:
“Sakın cahillerden olma! Hiç bilenlerle bilmeyenler bir
olur mu?” (Zümer/9)
“Kulları içinde Allah’dan ancak âlimler (gerektiği gibi)
korkarlar” (Fâtır/28)
Ayrıca, aklımızı ve bilgi aracı duyularımızı kullanma
hususunda da sık sık uyarıyor bizi Cenab-ı Allah:
“Düşünmüyorlar mı?” “Akıl etmiyorlar mı?”
“Görmüyorlar mı?” “Bilmiyorlar mı?”
Bir çok ayet-i kerimenin sonunda yer alan bu sorulara,
her ne ile ilgili ise ilimsiz cevap verilemeyeceği ise çok
açık.
Diğer taraftan Resûlullah (A.S.) Efendimiz de,
uyarılarıyla rehberlik vazifesini yerine getiriyor ilim
konusunda:
İlim öğrenmek, erkek ve kadın her müslümanın
üzerine farzdır.” (İbn-i Abdulberr, Muhtar)
“Âlimler peygamberlerin varisleridir.” (Ebû Davud,
Tirmizî)
“Allah, kime hayır dilerse onu dinde fakih (anlayışlı)
kılar.” (İbn-i Mâce)
Bu hadis-i şeriflerden özellikle birincisi, bütün
müslümanların ilimle yükümlü olduğunu yoruma gerek
kalmayacak açıklıkta ifade ediyor. İlim, bütün farzlardan
önce gelen farzdır. Ve biz bugünün müslümanları, bize
ne oluyor ki ilim ve bilgi bu kadar uzağımızda?
Kalbimizin, işlerimizin ve inananlar arasındaki hukukun
bilgisinden niçin bu kadar uzağız? Ve bu bilme
farziyetini yerine getirmeden nasıl kurtuluşumuzu ümid
edeceğiz?
Üstadımdan dinlediğim bir kıssa geliyor aklıma:
Abdülkadir Geylani (K.S.), bir gün mihrapta oturmuş
zikir ve murakabe ile meşgulken gaipten bir ses geliyor:
“Ey Abdülkadir kulum! Ben senden bütün amel
yükümlülüklerini kaldırdım...” Abdülkadir Geylani (K.S.)
bu sözü duyar duymaz sesin geldiği yöne elindeki
tesbihi kurşun gibi fırlatarak, “defol lanetli şeytan!” diye
haykırıyor. Foyası ortaya çıkan şeytan, “ben bu şekilde
nice abidleri, nice zahidleri yoldan çıkardım. Ama sen bir
an olsun tereddüt edip tuzağa düşmedin. Nasıl anladın
beni?” diye soruyor. Abdülkadir Geylani (K.S.),
hepimizin ibret alması gereken şu sözlerle cevap veriyor
şeytana: “İki şeyle tanıdım seni. Birincisi akaid ilmi. Bu
ilimle biliyorum ki, Allah bir yönden hitap etmez; O her
yerdedir. Oysa senin sesin bir yönden geldi. İkincisi
fıkıh ilmidir. Buna göre de, peygamberler dahil hiç
kimseden amel mecburiyeti kaldırılmamıştır...”
Demek ki ilimsiz amel büyük tehlikelerle doludur.
Şeytan her an pusudadır ve riya, kibir, ameline
güvenme gibi ilimsiz başedilemeyecek tuzaklarla
yolumuzu kesmeye çalışmaktadır.
Cehalet öyle büyük bir karanlık ki Hz. Ali (R.A.) “bana
bir harf öğretenin kölesi olurum” diyor. Yani köleliği
cehalete tercih ediyor. Kölelikten daha alçaltıcı bir
hayata mahkum olmak, akıllı ve şahsiyetli bir mümine
yakışır mı?
Evet, kurtuluş için ilme sarılmak ve öğrendiğimizi
hayatımıza nakşetmek zorundayız. Rabbimiz’in “ey iman
edenler, yapmayacağınız şeyi niçin söylersiniz?
Yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah katında şiddetli
gazab (a sebep olma) yönünden büyüdü.” (Es-Saf/2-3)
ikazına kulaklarımızı kapatmamız mümkün değil. Cuma
Suresi 5. Ayette de Rabbimiz, bilip de amel etmeyenleri
kitap yüklü eşeğe benzetiyor.
Anlaşılıyor ki, ilmi öğrenmeyi hayatımızın en öncelikli
meseleleri arasına koymak, edindiğimiz ilmi yaşamak ve
cehaletle konuşmaktan sakınmamız gerekiyor. Ancak
bu şekilde hem kendimizi, hem de etrafımızı helâka
düşmekten korumuş oluruz.
Allah’ın selâmı ve rahmeti üzerinize olsun.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 23:42


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats