ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Menkıbeler


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 24-01-2007, 14:49   #1
..geda
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan RasuLuLLah Efendimiz(sav) hakkında menkıbeLer..

Kabr-i şerifi Mısır’da bulunan “İbni Atâullah” hazretleri, bir gün şunu anlattı sevdiklerine:
- Peygamber Efendimiz, âlemlere rahmet olarak gelmiştir kardeşlerim.
Onun rahmetinden herkes nasibini almıştır.
- Herkes mi?
- Evet herkes, buyurdu.
- Peki ya kâfirler hocam? Onlara nasıl rahmet olur?
- Efendimizin hürmetine, kâfirlere de bu dünyada umumi bela gelmez. Genel manada azaba giriftar olmazlar.
- Pekii meleklere de rahmet midir?
- Evet, onlara da rahmettir.
- Nasıl? anlatır mısınız.
- Pekâlâ,
buyurup şunu anlattı onlara:

Sevgili Peygamberimiz, bir gün Cebrail aleyhisselâm ile otururken;
- Yâ Cebrail kardeşim, buyurdu.
Hak teâlâ bana; “Seni, bu âleme rahmet olarak gönderdim” diye vahyetti. Acaba sen de nasiblendin mi bu rahmetten?
Cebrail aleyhisselam;
- Evet yâ Resulallah, dedi. Rahmetiniz bana da ulaştı.
- Nasıl oldu? Anlatır mısın?
- Yâ Resulallah! dedi. Ben, size vahiy getirmezden evvel Hak teâlânın kudret ve azametinden korkuda idim. Vakta ki bir âyet-i kerime getirdim zatınıza. O âyette “Emin” olduğum bildirilmiş ve meth-ü senasına kavuşmuştum Rabbimizin. İşte o günden sonra o korku benden gitti. Bu rahmete, sayenizde vasıl oldum.


Onun hatırı için
Bu zat, bir gün de sohbetinde;
- Muhammed aleyhisselâm Allahü teâlânın Habîbidir, buyurdu. Onu çok sever, “Onun hatırı için...” diyerek edilen duaları kabul eder. Çok kimseler, bu yolla muratlarına kavuşmuşlardır.
- Bir misal verseniz, dediler.
- Binlerce misali var, buyurup, şunu anlattı onlara:

Evliyadan “Hâtim-i Es’am”, bir gün Resulullahın nurlu türbesine gelerek;
- Yâ ilahî, Resulünün hürmetine beni affet, diye yalvardı.
O esnada gaibten;
- “Ey kulum, seni ve seninle birlikte bu türbeye ziyarete gelenlerin hepsini, Onun hürmetine affettim” diye bir nida işitti.

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-01-2007, 14:29   #2
..geda
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: RasuLuLLah Efendimiz(sav) hakkında menkıbeLer..

Mısır’da yetişen büyük velilerden “Zünnûn-i Mısrî” hazretleri, bir günkü sohbetinde Peygamber Efendimizden bahsederken;
- O, ümmetine karşı çok merhametli olup, onları bir an unutmazdı, buyurdu. Nitekim doğar doğmaz; “Ümmetî!.. Ümmetî!..” demişti.
Sonra şunu anlattı:
-Vaktiyle zengin bir adam mükellef bir sofra donatıp, gayet fakir bir “âlim zât”ı evine davet etti. Âlim gelip oturdu sofraya. Ama bir türlü eli yemeğe gitmiyordu. Ev sahibi üzülüp sordu:
- Efendim, niçin yemezsiniz?Hepsi helaldir bu yemeklerin.
Âlim başını salladı.
- Biliyorum, helaldir tabii.
- Peki ama neden yemiyorsunuz?
- Eee.. şeyy... evde birkaç yetimlerim var da. Onlar, aç susuz beklerken elim varmıyor yemeye.
Adam bunu duyunca hemen bir tepsiye her yemekten koydurup gönderdi o yetimlere. O zaman âlimin yüzü güldü ve başladı yemeye.

Bu menkıbeyi anlatıp, buyurdu ki:
- İşte bunun gibi yarın kıyamet gününde, Hak teâlâ, “Sevgili Habîbi”ni Cennete davet eder. Ama Efendimiz girmezler Cennete. Daha doğrusu giremezler.
- Neden girmezler efendim?
- Kalbi rahat değildir çünkü. Günahkâr ümmetini düşünür ve; “Yâ İlâhî! Beni ümmetimden ayırma!”der. “Ya beni onlar ile Cehenneme gönder, yahut onları da benimle Cennete ilet!”
Hak teâlâ;
- Ey habîbim! buyurur,Cenneti senin için halk eyledim. Haydi, ümmetini al da birlikte Cennete girin!


Mümini sevindirene...
Bir gün de;
- “Bir mümin, bir müminin yüzüne muhabbetle bakarsa, cenab-ı Hak onu affeder” buyurdu. “Bir Müslüman, bir Müslümanı sevindirirse, Allahü teala, on nafile hac ve umre sevabı verir o kimseye. Yani Allahü teala, kulları çok kazansın, ahirette çok kârlı çıksın diye böyle bahaneler yaratıyor...”
Ve ekledi:
- Peygamber Efendimiz; “Yaşlıya hürmeti, küçüklere şefkati olmayan bizden değildir” buyuruyor.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-01-2007, 02:00   #3
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Yaş: 20
Mesajlar: 4,660
Varsayılan Ynt: RasuLuLLah Efendimiz(sav) hakkında menkıbeLer..

Sen böyle güzel konuları bizimle paylaş bende okuyup bilgilenip sana sevap kazandırıyım :

Allah Razı olsun
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-01-2007, 02:06   #4
..geda
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: RasuLuLLah Efendimiz(sav) hakkında menkıbeLer..

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Muhammed
Sen böyle güzel konuları bizimle paylaş bende okuyup bilgilenip sana svap kazandırıyım :

Allah Razı olsun
inşaLLah.. :
sabitLenmesi ii oLdu ALLah razı oLsun..
hep gözönünde oLur inşALLah..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-01-2007, 02:11   #5
..geda
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: RasuLuLLah Efendimiz(sav) hakkında menkıbeLer..

Anadolu âlim ve velilerinden “Hacı Torun Efendi”, bir gün sohbetinde;
- Kardeşlerim, Hak teâlâ bütün Peygamberleri diğer insanlardan üstün ve şerefli yaratmıştır, buyurdu. Peygamber Efendimizin de diğer Peygamberlere üstünlüğü vardır.
Ve ilave etti:
- Onun ümmeti de, sair ümmetlerden faziletlidir. Zira Cennete girenlerin üçte ikisi bu ümmet olacaktır. Yine Resulullaha verilen sevap ve ecir, diğer Peygamberlerin sevabından kat kat fazladır.
- Neden? dediler.
- Şöyle ki, mesela bir Müslüman hayırlı bir iş yapsa, o işten kazandığı sevabın iki katı onun hocasına verilir.
- Öyle mi, niçin efendim?
-Çünkü onun öğretmesiyle yapmıştır o güzel işi. Hocası öğretmeseydi yapmayacaktı, öyle değil mi?
- Evet.
- Hocasının da bir hocası vardır tabii. O da bu işten sevap alacaktır. Hem de dört misli. Onun da bir üstadı vardır ki, ona da sekiz kat yazılır. Bu sevap alma işi yukarıya doğru böyle katlanarak gider.
- Nereye kadar hocam?
- Eshab-ı kirama kadar. Çünkü onlar, bütün insanların üstadıdırlar. Mezhep imamları onlardan öğrenmişlerdir mesela.
- Pekii ya eshab-ı kiram? Onlar kimden öğrendi?
- Kimden olabilir?
- Peygamberimizden mi?
- Elbette. Peygamberimiz, eshab-ı kiramın, dolayısıyla kıyamete kadar gelecek bütün insanların hocasıdır, üstadıdır. İşte her müminin kazandığı sevapların bir misli kendi hocalarına veriliyor ya,
- Evet efendim,
- Peygamberimize ulaşıncaya kadar o sevaplar katlana katlana öyle çoğalır ki, ölçüye hesaba sığmaz olur. Ve Efendimizin derecesi bu sevaplarla her an yükselir.
- Her an mı dediniz?
- Evet, her an, her saniye. Hem öyle ki, bir anda yükseldiği derece yanında, ondan önce kazandığı bütün mertebelerin tamamı, deniz yanında damla gibi kalır. Şimdi anladınız mı?
- Evet hocam, çok iyi anladık.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-01-2007, 13:09   #6
..geda
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: RasuLuLLah Efendimiz(sav) hakkında menkıbeLer..

Şam civarında vefat eden “Muhammed bin Müslim” hazretlerine, bir gün bazı sevdikleri gelerek;
- Efendim, Resulullaha salevat okumanın fazileti ne kadardır? diye sordular.
Cevaben şunu anlattı onlara:
Eshab-ı kiramdan “Ebu Talha” hazretleri, bir gün Resulullahı ziyarete geldiğinde Onu çok sevinçli görüp sordu:
- Yâ Resulallah! Sizi çok sevinçli görüyorum. Acaba sebep nedir?
Efendimiz;
- Nasıl sevinmeyeyim, buyurdular. Az önce Hz. Cebrail müjde getirdi bana.
- Nasıl bir müjde yâ Resulallah?
- Dedi ki: “Kim sana bir salevat okursa, Allahü teala da ona on salevat gönderir. Ayrıca on günahını siler, on da sevap verir o kimseye.”

Dinleyenler memnun olmuştu.
- Başka var mı? dediler.
Sonra da şunu anlattı:
Hak teâlâ Mûsâ aleyhisselâma;
- Yâ Mûsâ! Habîbim Muhammed’e her gün on salevat söyle! buyurdu. Benî İsrail’e de söyle ki, Ona îman etsinler. Yoksa Cehenneme girerler.
Mûsâ Nebî sordu:
- Yâ İlâhî! Muhammed kim ola ki, sana bu derece yakındır?
Hak teala hazretleri;
- Yâ Mûsâ, Onu yaratmasaydım hiçbir şeyi yaratmazdım, buyurdu. Gece ile gündüz, yer ve gök, Cennet ve Cehennem ve bilcümle mahlukat, hep Onun hürmetine var oldular.
Musa aleyhisselam;
- Yâ Rabbî! Ben de Ona îman ettim. Peygamberliğini ben de tasdik eyledim,
diye arz eyledi.

Başarının sırrı
Bir gün de sevdiklerine;
- Kardeşlerim, günahların neticesi olan azablardan kurtulmak için tövbe istiğfar etmelidir, buyurdu. Hiç kimsenin kalbini kırmayın. Zira büyük günahtır. Ayrıca kalb kırmanın kapısı açılınca küfre girilir. Yani küfrün hemen yanında kalb kırmak vardır.
Ve ilave etti:
- Bu devirde muvaffakiyetin sırrı, iki şeydir.
- Onlar nedir? dediler.
- Biri “Sabretmek”, diğeri “güler yüzlü olmak”tır, buyurdu.
Ve şöyle bitirdi:
- Mertlik, herkesle iyi geçinmektir.

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-2007, 18:44   #7
..geda
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: RasuLuLLah Efendimiz(sav) hakkında menkıbeLer..

Büyük âlim “Hızır Çelebi”, bir gün şunu anlattı cemaatine:

Mahşer günü, güneş iyice alçalıp ehl-i mahşeri yakar. İnsanlar sıkıntıdan patlayacak hale gelip, çaresizlikten;
- Şu hesap başlasın da n’olursa olsun, derler.İsterse Cehenneme gidelim.
Ve önce “Âdem Peygamber”e gidip yalvarırlar:
- Ey babamız! Ey hazret-i Âdem! Sen, Hak teâlâ katında aziz ve muhteremsin. Bu mahşer meydanında hâlimiz pek fenadır. Ne olur, bize şefeatte bulun da hesabımız başlasın artık.
Âdem Nebi özür dileyip, “Nuh aleyhisselâm”a sevkeder onları. Ehl-i mahşer me’yus halde ayrılıp hazret-i Nuh’a varır ve ondan şefaat dilerler. Ancak o da özür dileyip, “İbrahim Peygamber”e gönderir onları. Bu defa onun huzuruna varırlar:
- Ey Allahın dostu! Ne olur şefaat et de, Rabbimiz baksın hesabımıza!
Halilullah, onları “Mûsâ Peygamber”e, o da “Îsâ aleyhisselam”a havale eder. Îsâ Nebi de özür dileyip;
- Siz Hâtem-ül Enbiya’ya gidin, der. Çünkü peygamberlerin sonuncusu ve en şereflisi Odur.
Ehl-i mahşer son bir ümit Resulullahın minberine gelirler:
- Ey Allahın Sevgilisi! Senden sonra gidecek kapımız yoktur. Ne olur, sen şefaat eyle ki başlasın hesabımız.
Sevgili Peygamberimiz;
- Peki, buyurur. Rabbim izin verirse ben şefaat ederim.
Ve hemen Arş-ı âlâya varıp, orada “bin sene” süren bir secdeye kapanır. O esnada ehl-i mahşerin hali çok müşkildir. Bazısının zekâtını vermedikleri mallar, paralar, boyunları üstünde “ağır halka” olmuş ve “dağ” gibi ağırlaşmıştır. Feryat ve figanları gök gürlemesini andırır adeta. Efendimiz secdede iken Rabbimizden bir nida gelir:
- Yâ Muhammed! Başını kaldır. Şefaat eyle, kabul edilir!
Efendimiz secdeden kalkıp yalvarır:
- Yâ İlahî! Kullarının hesabını gör ki, günahlarıyla mahşerde rezil rüsvay oldular. Halleri perişandır.
Efendimizin şefaatiyle “Mizan” kurulur ve ehl-i mahşer kurtulur bu azabtan.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-01-2007, 00:41   #8
..geda
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: RasuLuLLah Efendimiz(sav) hakkında menkıbeLer..

İstanbul’da vefat eden “Ahmet Mekkî Efendi” hazretlerine, bir gün bazı gençler gelerek;
- Efendim, Peygamber Efendimizin diğer Peygamberlerden üstün olduğunu biliyoruz. Bu hususta bize birkaç misal verir misiniz,diye rica ettiler.
Buyurdu ki:
- Her Peygamberin ümmeti, Ona kendi ismiyle hitab eder, ismiyle çağırırlardı. Ama bizim Peygamberimizi ismiyle çağırmak, hatta yanında yüksek sesle konuşmak bile haram kılınmıştır.
- Başka efendim?dediler.
- Cebrail aleyhisselâm sair Peygamberlere gayet az sayıda gelmiştir. Mesela kimine on, kimine otuz defa. En fazla geldiğine, “dörtyüz” defa gelmiştir.
- Ya bizim Peygamberimize?
- Efendimize ise yirmiüç sene zarfında “yüz yirmi dört bin” defa gelmiştir.
- Başka var mı hocam?
- Elbette. Mesela Cebrail aleyhisselâm her Peygambere insan şeklinde görünmüş, hakiki melek suretinde görünmemiştir.
- Ya Efendimize?
- Resulullah Efendimize ise asıl melek haliyle ve altıyüz kanadıyla görünmüştür. Ayrıca bazı Peygamberlerin zevceleri, onlara zararlı olmuştur ki, Kur’an-ı kerimde bile bildirilir bu husus.
- Bizim Peygamberimizin hanımları?
- Onlar, Efendimize hep dost olmuş, maddi ve manevi destek sağlamışlardır. Nitekim “Hatice validemiz” zengin olup, bütün malvarlığını Efendimize hediye etmiştir. Yine hanımlara ait yüzlerce nazik dînî meselenin hanımlara öğretme işini, “Aişe validemiz” ve diğerleri üzerlerine almışlardır.


Arkadan dua edin!
Bir gün de;
- Kardeşlerim, müminin gıyabında, yani arkasından yapılan dua kabul olur, buyurdu. Hatta onun için ne dua ettiyse, aynı şeylere kendisi de kavuşur.
-Nasıl yani?dediler.
- Mesela bir kimseye gıyabında dua etseniz, bir melek de size dua eder ve; “Sen bu din kardeşin için ne istediysen, aynı şeyleri Hak teala sana da versin” der. Melek günahsız olduğu için, duası kabul olur.

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-02-2007, 12:24   #9
..geda
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: RasuLuLLah Efendimiz(sav) hakkında menkıbeLer..okunması eLzemdir..

İstanbul’da yetişen âlim ve velilerden “Ahmet Mekkî Efendi” hazretleri, bir sohbetinde;
- İnsan yaşlandıkça vücut hücreleri yavaş yavaş ölmeye başlar, buyurdu. Bu arada beyin hücreleri de ölür tabii.
- Yani insan, ölüm halindeiken bildiklerini unutur mu? dediler.
- Evet, buyurdu. İnsan ölüm halinde iken beyin hücreleri öldüğü için bütün bildiklerini unutur, hiç ilmi kalmaz.
- Pekii sevgiler de unutulur mu efendim? Mesela Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, evliya sevgisi...
- Hayır. Sevgi, beyinde olmaz ki unutulsun.
- Sevgi nerde olur hocam?
- Sevgi, kalbte, yani gönülde olur. İnsan ölürken, beynindeki bütün bilgileri unutur. Ama “kalbindeki sevgiler” aynen kalır. Kalbinde hangi sevgi varsa, onunla ölür ve kıyamet günü o sevgiyle kalkar mezarından. Kalbtekiler unutulmaz çünkü.



[size=15pt]EHL-İ SÜNNET OLMAYANLARLA.................. ......................


Kitapların özeti
Bir gün de;
- Bütün kitapların özeti ve bütün nasihatlerin özü, hülasası nedir, biliyor musunuz? diye sordu sevdiklerine.
- Bilmiyoruz, nedir? dediler.
Buyurdu ki:
- “Ehl-i sünnet”ten hardal tanesi kadar ayrılan kimselerle arkadaşlık etmek, onlarla konuşmak, kitaplarını okumak, öldürücü zehirdir. İnsanı sonsuz felakete sürükler.
- Neden? dediler.
- Çünkü ehl-i sünnete uymayan bir söz, bir yazı, insanın kalbinde fena iz bırakır. Daha kötüsü insanın îman ve îtikadını sarsabilir. Çok dikkatli olmak lâzım.
- Tavsiyeniz nedir efendim?
- Yabancılarla her şeyi konuşun. Spordan, siyasetten, şundan bundan konuşun. Ama dinden, İslâmiyetten asla. Ehli olmayanlarla din konuşulmaz. Rastgele kimselerden din öğrenilmez.
- Peki nereden öğrenilir hocam?
- İslâmiyet, sadece “ehl-i sünnet âlimleri”nden öğrenilir.
- Öyle âlim yoksa?
- O zaman o âlimlerin yazdığı “ilmihal kitapları”na müracaat edilir.[/size]
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-02-2007, 22:22   #10
..geda
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: RasuLuLLah Efendimiz(sav) hakkında menkıbeLer..okunması eLzemdir..

İçimizdeki düşman!

Yemen’in meşhur velilerinden “İbni Üstadül âzam” hazretleri, bir gün “Nefis” hakkında sohbet ederken;
- Ey insanlar, Allahü teâlâ “nefs-i emmare”den daha ahmak bir şey yaratmamıştır, buyurdu.
- Nefis neden ahmaktır?dediler.
- Çünkü her isteği, kendi aleyhinedir de ondan, buyurdu. Nefsinin isteklerini yapan, felakete gider. Bunun içindir ki nefis, en büyük düşmanıdır insanın. Hatta o, Allah’a düşmandır.
Ve ilave etti:
- Siz dışarda düşman aramayın kendinize. Düşman içinizdedir.
- Düşman içimizde mi efendim?
- Evet. En büyük düşman kendi nefsimizdir. Onun gıdası haram ve günahlardır. Üstelik doymaz da. İşledikçe yine ister. Onun zararından kurtulmanın tek yolu vardır.
- O nedir ki hocam?
- İstediklerini yapmamak. İslâmiyeti bilen ve bildiğine göre yaşayan kimse nefsin zararından korunmuş olur. Unutmayın, her saadetin başı İslâmiyete uymak, her felaketin başı ise nefse uymaktır.


[size=15pt]EHL-İ SÜNNET OLMAYANLARLA.................. ..........



Kötü arkadaş

Bu zat, bir gün de sevdiklerine;
- Kardeşlerim, kötü insanlarla arkadaş olmayınız, buyurdu. Onlardan size zarar gelir. Akıllı ve uyanık kimse, dînini öğrenip, her işini ona uygun yapar.
- Dînimizi nereden öğrenelim?dediler.
- Din, hakiki “İslâm âlimleri”nden öğrenilir, buyurdu.
- Onlar yoksa efendim?
- Onlar yoksa, kitaplardan öğrenilir. Ama rastgele kitap okunmaz. “Ehl-i sünnet âlimleri”nin, evliya zatların kitapları okunur ancak.
Ve ekledi:
- O büyükleri çok sevin ve onların hayat tarzını örnek alın kendinize. “Allah dostları”nı sevmek, ihlâsını artırır insanın.
- Efendim, bu dünyada kim kimi seviyorsa, ahirette de onunla beraber olacakmış, öyle mi?
- Evet öyledir. Peygamber Efendimiz; “Kişi sevdiği ile beraberdir” buyuruyor. Allah dostları Cennette olacağına göre, onları sevenler de onlarla birlikte Cennete girerler ahirette.[/size]
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 11:07


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats