ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Menkıbeler


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 30-01-2007, 20:05   #1
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Yaş: 20
Mesajlar: 4,539
Varsayılan Aziz Mahmud Hudayi

Azîz Mahmûd Hüdâyî “rahmetullahi aleyh”


> “Canımız üzüm istedi!”
“Üftâde hazretleri”, dergâhında bir ara,
Talebeyi çağırıp buyurdu ki onlara:


(Evlâtlar, tâze üzüm canımız etti talep.
Aransa, bulunur mu bu gece vakti acep?)


Talebenin kalbinden geçti ki o arada:
“Olur mu tâze üzüm bu kış günü ve karda?”


Ve lâkin “Azîz Mahmûd” düşündü ki şöylece:
“Mâdem hocam istedi, bulmalıyız bu gece.”


Ve ayağa kalkarak, arz etti ki: (Efendim!
Müsâde ederseniz, ben bulup getireyim.)


Üftâde hazretleri (Peki, getir!) deyince,
Sepetini kaparak, yola düştü hemence.


“Çekirge”de, onların bir üzüm bağı vardı.
Hızlı adımlar ile yürüyüp bağa vardı.


Mevsim “Kış” olduğundan, yağmıştı her yere kar.
Baktı, karlar altında kalmış bütün asmalar.



Bir asma çubuğunu temizledi karlardan.
“Salkım salkım üzüm”ler göründü hemen alttan.


(Bu, hocam Üftâde’nin açık bir kerâmeti.)
Deyip, o üzümlerle doldurdu o sepeti.
Ve onu omuzlayıp, şükreyledi Allah’a.
Yine hızlı olarak yöneldi o dergâha.


Kuş gibi uçuyordu, omuzunda o sepet.
Sanki dünyâ dolusu bulmuş idi bir servet.


Az sonra, üzümleri ona arz edecekti.
Üstâdının gönlünü pek sevindirecekti.


Bir “Allah adamı”nı sevindirmek ne demek?
Dünyâları versen de, çok zordur elde etmek.


O, bunları düşünüp gidiyorken, bir ara,
Âniden düşüverdi derince bir çukura.


Çâresizlik içinde çıkmak için o yerden,
Kalben yardım istedi “Hazret-i Üftâde”den.


O an çukur başında, gördü bir “İhtiyâr”ı.
Ki, alini uzatıp, çekti onu yukarı.


Çıkınca, o kimseyi göremedi bir daha.
Sepeti omuzlayıp, vâsıl oldu dergâha.


Üftâde, o gelince buyurdu ki: (Evlâdım!
O çukurdan çıkmana sana kim etti yardım?)


(Bilmiyorum) deyince, buyurdu ki: (O yerden,
El uzatıp çıkmana, “Hızır”dı yardım eden.)


ÖMER/GALİCYA
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-02-2007, 14:29   #2
fevkal
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: Aziz Mahmud Hudayi

Alıntı:
Çâresizlik içinde çıkmak için o yerden,
Kalben yardım istedi “Hazret-i Üftâde”den
kalpten istemek
ALLAH razı olsun çok güzel bir yazı..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-02-2007, 02:34   #3
..geda
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: Aziz Mahmud Hudayi

Aziz Mahmud Hüdayi hz.nin Hocası Hz.Mehmed Muhyiddin Üftade hz..
türbesi Bursa'da..tabi camisi de..
cami ufacık oLmasına rağmen çok heybetLi..
heLe de bayanLarın yeri hem çok küçük hem de çıkması o kadar zor ki..
zaten Üftade'ye çıkarken de yokuş yürümek zorunda kaLıosunuz..
nefes nefese kaLıp acziyetini hissedio insan..
orda namaz kıLarken aLdıım Lezzeti ULucamide aLamıorum..
Bursa'ya geLenLer kesinLikLe Üftade'yi ziyaret etmeden gitmesin kanaat-i acizanemce..
hem günümüz aLimLerinden bir tane Mübarek "Bursaya giden Üftadeyi ziyaret etsin" die tavsiyede buLunmuş..
ALLah razı oLsun..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-05-2008, 01:17   #4
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 4,471
Varsayılan Yanıt: Aziz Mahmud Hudayi

dereceleri ala olsun... Onların hatrına bizlerede affolabilmek nasibolsun....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-05-2008, 22:21   #5
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 1,130
Varsayılan Yanıt: Aziz Mahmud Hudayi

Amin inşaAllah..
Gidip ziyaretlerinde bulunmakda inşaAlah..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-05-2008, 22:35   #6
Teğmen
 
Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 155
Varsayılan Yanıt: Aziz Mahmud Hudayi

Mahmûd Hüdâyî otuz üç yaşında iken, hocası Nâzırzâde ile Bursa'ya geldi. Üç sene Ferhâdiye Medresesinde müderrislik yaptı. Üç sene sonra, hocasının vefâtı ile Bursa kâdılığına getirildi. Bursa kâdısı olarak vazîfeye başlıyan Mahmûd Hüdâyî hazretleri, kâdılığı esnâsında bir gece rüyâsında Cehennem'i ve Cehennem'in ateşinde tanıdığı bâzı kimselerin yandığını gördü. Bu korkunç rüyânın verdiği dehşet ve üzüntü içindeki günlerde, bir hanım bir dâvâ getirdi. Bu dâvadan sonra Bursa kâdılığını bıraktı ki, hâdise şöyle idi:

O günlerde Bursa'da, evliyâullahtan olan Muhammed Üftâde hazretleri halkın mânevî terbiyesi işi ile meşgûl olurlardı. Yine Üftâde hazretlerini seven fakir bir kimse vardı. Her sene hac mevsiminde hacca gitmek ister, fakat gidecek parası olmadığı için arzusuna kavuşamazdı. Üzüntüsünden hiç yüzü gülmez, gözleri hep hacca gidenlerin yolu üzerine takılır kalırdı. Evde hanımı, yüzü gülmeyen kocasının bu hâline oldukça üzülürdü. Yine bir sene hac mevsiminde, parası olmadığı için hacca gidemeyen bu fakir üzüntüsünden ne yapacağını şaşırdı. Aralarında geçen bu konuşmanın sonunda elinde olmayarak hanımına; "Eğer bu sene de hacca gidemezsem seni üç talak ile boşadım." dedi.

Günler geçti. Kurban bayramı yaklaştı. Fakiri bir düşüncedir aldı. Hacca gidemezse, evde hanımı boş olacaktı. Bir yerlerden borç bulup hacca gidememişti. Ne yapacağını şaşırdığı bir gün, hatırına Muhammed Üftâde geldi. Hemen huzûruna gidip ağlayarak durumunu anlattı. O da; "Bizim Eskici Mehmed Dede'ye git, selâmımızı söyle. O seni hacca götürüp derdine dermân olur." buyurdu. Fakir, sevinerek huzûrdan ayrıldı, süratle Mehmed Dede'nin dükkânına koştu. Mehmed Dede'ye, hocasının selâmını söyleyip derdini anlattı. Mehmed Dede:

"Ey fakir!Gözlerini kapa. Aç demeden sakın açma." dedi. Fakir gözlerini açtığında kendilerini Mekke'de buldular. Mehmed Dede, Allahü teâlânın izniyle, fakiri bir anda Hicâz'a götürmüştü. O gün, arefe idi, hacılar Arafat'a çıkmışlardı. Fakir ve Mehmed Dede de ihram giyip Arafat'a çıktılar. Ertesi günü Kâbe-i muazzamada vakfeye durdular. Ziyâret edilecek yerlere gittikten sonra, Bursalı hacıları buldular. Onlar, hemşehrileri olan Mehmed Dede'yi ve Fakiri görünce sevindiler. Fakir birkaç hediye alıp, bir kısmını da getirmeleri için komşusu olan hacılara emânet etti. Vedâlaşarak ayrıldılar. Yine Mehmed Dede'nin kerâmetiyle bir anda, Mekke-i mükerremeden Bursa'ya geldiler.

Fakir getirdiği bâzı hediyelerle eve gelince, hanımı birkaç gündür eve gelmeyen kocasını eve almak istemedi ve;

"Sen beni boşamadın mı? Hangi yüzle bana hediye getirerek eve giriyorsun?" dedi. Kocası da; "Hanım, ben hacca gittim geldim. İşte bu getirdiklerimi de Mekke'den aldım." dediyse de, kadın: "Bir de yalan söylüyorsun. Üç beş gün içinde hacca gidilip gelinir mi? Seni mahkemeye vereceğim." dedi ve Kâdı Azîz Mahmûd Hüdâyî'ye gelerek; "Kâdı Efendi! Artık ben bu adamla bir arada yaşayamam. Nikâhımızın fesh edilmesini istiyorum. Bunun Kurban Bayramından iki gün evvel Bursa'da olduğunu herkes biliyor. Hâlbuki ona sorun, hacca gitmiş, Arafat'a çıkmış, şeytan taşlamış, zemzemler, sürmeler getirmiş... Beni aldatıyor. Bir haftada oraya gider, bu işleri yapar ve nasıl geri gelir? Yanına da bir yalancı şâhit bulmuş. "EskiciBaba gördü, yanımdaydı." diyor ve bu husus şer'iye siciline işleniyor.

Bu sözler üzerine Azîz Mahmûd Hüdâyî, hanımın kocasını mahkemeye çağırtarak onu da dinledi. Fakir; hacca gittiğini, Kâbe-i muazzamayı tavâf edip, ziyâret edilecek yerleri gezdiğini, Bursalı hacılarla görüşüp getirmeleri için emânet dahi verdiğini iddiâ etti. Bu sebeple boşanmanın vâki olmadığını söyledi. Fakir, Mehmed Dede'yi şâhit gösterdi. Mahkemeye gelen Mehmed Dede ise kâdının bu sözlere bir türlü inanmak istemediğini görerek
; "A kâdı efendi! Şeytan, Allahü teâlânın düşmanı olduğu hâlde, bir anda dünyânın bir ucundan bir ucuna gidip gelir de, bir velînin bir anda Kâbe'ye gitmesi niçin kabûl edilmez!" dedi. Kâdı hayret ederek, mahkemeyi hacıların dönüşüne bıraktı. Aradan günler geçti. Bursalı hacılar geldi. Mahkeme gününde şâhid olarak, fakirin hac vazîfesini yaptığını, hattâ verdiği emânetleri getirdiklerini bildirdiler. Kâdı, şâhitlerin verdiği bu ifâde ile dâvâcı hanımın nikâhı fesh etme isteğini reddetti. Böylece boşanma olmadı.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-05-2008, 22:37   #7
Teğmen
 
Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 155
Varsayılan Yanıt: Aziz Mahmud Hudayi

Bir gün Üftâde hazretleri talebeleri ile kırlarda sohbet etmişlerdi. Bir ara talebeler etrafa dağılarak herbiri birer demet çiçek topladılar. Hüdâyî Efendi ise elinde kurumuş ve sapı kırılmış bir çiçek olduğu hâlde döndü. Herkes hediyelerini şeyhleri Üftâde hazretlerine takdim etmiş o da kabûl ederek memnuniyetini belirtmiş ve duâlar etmişti.Hüdâyî de hediyesini verince, Üftâde hazretleri:

"Oğlum, arkadaşlarınız demet demet çiçek getirdiler. Siz bize bir tek solmuş çiçeği mi lâyık gördünüz?" buyurdu. Hazret-i Hüdâyî de; "Efendimize ne getirsem azdır. Fakat koparmak için el uzattığım her çiçek Allahü teâlâyı tesbih ediyordu. Bu tesbihi işiterek el çekip hiç birini koparamadım. Ancak kurumuş ve sapının kırılmış olmasından dolayı bu çiçeği tesbihten kesilmiş gördüm. Bu sebeple bunu getirebildim." Azîz Mahmûd Hüdâyî bu cevâbıyla şeyhinin bir kat daha muhabbet ve teveccühünü kazandı. Çünkü Üftâde hazretleri Hüdâyî'ye her zaman; "Evlâdım her zerrede Hakk'ı göreceksin, her zerreye Hak muâmelesi yapacaksın, başka yolu yok, bu böyledir." derdi. Sevinci, talebesinin bu mertebeye ulaşmasından geliyordu.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-05-2008, 23:29   #8
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Yaş: 36
Mesajlar: 3,003
Varsayılan Yanıt: Aziz Mahmud Hudayi

Dönem padişahlarından II.Osman ülkedeki bütün velileri huzuruna çağırır…ve elindeki iğne kutusunda ne olduğunu bilenin onun danışmanı olacağını söyler…Bütün veliler orada olsa olsa iğne vardır padişahım derler…sıra Aziz Mahmut Hüdai Hazretlerine gelir...cevap verir..
^^Padişahım…ben o kutuda ne olduğunu bilemem…O kutuya iğne de sığabilir…bir küçük kertenkele de..^^diye cevap verir…Kutuda gerçekten kertenkele vardır ve hayretler içinde kalan padişah onu danışmanı ilan eder…Rüyalarını yorumlatmaya ferman gönderdiğinde bile fermanın içindekiler dahi okunmadan cevabı yazılmıştır…

Üftade Hz.lerinin bir duası vardır…Padişahlar peşin sıra yürüsün diye…Onu ziyarete gelen padişah Hüdai Hzlerini atına bindirir ve peşi sıra yürür…Hüdai Hz sırf hocasının duasını gerçekleştirmek adına bunu yaptığını söyler…

Aziz Mahmut Hüdai Hazretleri mütevazi bir hayat sürdürmüş ve dergahında birçok öğrenci yetiştirmiştir.Bir duası vardır…

^^Beni sevenler..türbemde bir kez dahi gelip fatiha okuyanlar…denizde boğulmasın…ömrü boyunca yokluk yüzü görmesin…^^…
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-05-2008, 23:44   #9
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 3,344
Varsayılan Yanıt: Aziz Mahmud Hudayi

Alıntı:
Beni sevenler..türbemde bir kez dahi gelip fatiha okuyanlar…denizde boğulmasın…ömrü boyunca yokluk yüzü görmesin…^^…
..Aminn.. İnşaallahh.. ama sanki devamıda var bu duanın bi bakim yanılmıyorum inşaallahh..
nese bulursam yazarım
Elinize sağlık.. Emeğinize berkett..
Allahh celle celalühü razı olsunn..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 13:26


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats