![]() |
| | #151 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Hazret-i Ebu Bekrin üç vasfı Bir gün Peygamber efendimiz buyurdu ki; (Ya Cebrail Ömer�in faziletlerinden anlat.) O da dedi ki: Nuh aleyhisselamın peygamberlik süresi kadar yani 950 yıl Ömer�in faziletlerinden bahsetsem bitiremem; fakat, onun bütün iyilikleri, Ebu Bekrin bir iyiliği etmez. Bir kimsenin yaptığı iyiliğin sevabı öğretene iki misliyle, ona öğretene de, onun iki misliyle verilir. Sevapların katlanması, geometrik dizi gibi artar. Ve bütün ümmetin, bütün iyiliklerinin sevapları en sonunda Ebu Bekri Sıddık radıyallahü anh�da toplanır. Ondan da katlayarak Muhammed aleyhisselama gider. İşte, hazret-i Ebu Bekrin bu dereceye gelmesinde onun üç vasfı vardı: 1) Malının hepsini verdi. Kendi çok zengindi, sonunda üstünde sadece gömlek kaldı, hepsini verdi. Peygamber efendimiz (Hiç kimsenin malı Ebu Bekrin ki gibi faydalı olmadı) buyurdu. 2) Canını feda etti. Bir gün müşrikler Peygamber efendimize saldırdılar. O da araya girdi, kurtarmak için. Öyle bir dövdüler ki kemikleri kırıldı, öldü diye bırakıp, bir çuvala koyup evine götürdüler. 3 gün kendine gelmedi. Üçüncü günün sonunda gözlerine açtı, annesi hemen yavrum diye koştu. Bir yudum ağzına su vermek istedi. O zaman buyurdu ki, Muhammed aleyhisselam nerede, onun durumu nasıl, ben onun iyilik haberini almadıkça ağzıma hiçbir şey sürmem dedi. 3) On katrilyonda bir, kalbinde küçücük bir (acaba) yoktu. Tam iman. Tam tasdik. Mesela Mirac hadisesi. Müşrikler bu iş bitti diye sevinerek geldiklerinde, senin efendin bir anda Kudüs�e oradan göklere gitmiş dediler. O söylüyorsa doğrudur, inandım diyerek müşrikleri şaşkına çevirdi ve Müslümanların imanlarında sebat etmelerine vesile oldu. Peygamberlerden sonra insanların en üstünü oldu. |
| |
| | #152 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Kimi seversen ahirette onunla berabersin Büyüklerle beraber olmak için, onları sevmek yeter. Ancak, hiçbir ibadet yapmayan ve hiçbir günahtan sakınmayan büyükleri asla sevemez. Seven sevdiğine itaat eder. Onlar gibi olamayız ama elimizden geleni yapmamız şarttır. Dinin emir ve yasaklarına hiç uymadan sadece, seviyorum demesi yalan olur. Çünkü onda cevher yoktur. Sevgi yukarıdan gelir. Büyükler onu sevmez ki, o büyükleri sevebilsin. Eshab-ı kiramdan bir tanesinin çok üzüldüğünü gören Peygamber efendimiz ona sordu: - Bu kadar niye üzülüyorsun? Şahıs dedi ki: - Ya Resulallah bizim ne olacak halimiz sizin bu anlattıklarınızı tam yapamıyoruz. Böyle çok meyus ve mükedder iken Peygamber efendimiz orada bir müjde bildirir: (El mer�ü mea men ehabbe) Sen diyor, üzülme burada kimi seversen ahirette onunla berabersin. Demek ki kim olduğumuz değil, kimi sevdiğimiz önemli. |
| |
| | #153 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Büyükler size ne öğretti Hep hocasından anlatan bir talebeye sorarlar: - Hep büyükler diyorsunuz, büyükler şöyle iyidir, şöyle üstündür diyorsunuz. Allah aşkına onlar size ne öğretti? - Şunu öğretti: Sizin önünüzde 73 tane birbirinin şekil, ağırlık, renk olarak aynısı altın kap olsa ve deseler ki bunlardan 72' si sahte fakat bir tanesi gerçek ve siz bu gerçek olanı ilk denemenizde, hatasız olarak bulacaksınız. İşte büyükler bize, o ilk denemede onca kap arasından doğru olanı bulmayı öğretti! - Herkes kendi altınını doğru biliyor, ne malum sizinkinin doğru olduğu? - Bu noktada şu düstur işin içine girer. İslam, akıl değil, nakil dinidir. O doğru cevabı hocamıza hocası, ona da hocası, ona da onun hocası olmak üzere Resulullah efendimize kadar uzanan Silsile-i Zeheb (Altın silsile) ulaştırmaktadır. Bu noktada kimse, kendiliğinden bir şey diyemez. |
| |
| | #154 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Böyle dua edilir mi? Merhum Nasreddin Hocanın, (Allah�ım bu sıkıntıyı benden alma) diye dua ettiğini duyanlar, Hocaya sorarlar: - Niçin böyle dua ediyorsun, sıkıntının kalması için hiç dua edilir mi? Hoca cevap verir: - Allahü teâlâ her sıkıntıdan sonra ferahlık, her ferahlıktan sonra sıkıntı vaad ediyor. Ben bu sıkıntıya alıştım, yeni gelecek sıkıntının ne olacağını bilmiyorum, ya sabredemeyeceğim bir sıkıntı olursa. Onun için bu sıkıntının kalması için dua ediyorum. |
| |
| | #155 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Gidin kendinizi ayıplayın Cehennemde şeytanın yakasına yapışarak şöyle diyecekler: - Senin yüzünden geldik buraya ey melun. - Bir dakika bir dakika, siz dünyada beni gördünüz mü? - Görmedik. - Sesimi duydunuz mu? - Duymadık. - Peki siz dünyada hiç dinden bahseden insan, hoca vs, görmediniz mi? - Gördük. - Siz hiç din kitabı okumadınız mı? - Okuduk. - Siz hiç dinden bahseden, nasihat eden duymadınız mı? - Duyduk. - Yani siz şimdi gördüğünüze ve duyduğunuza değil de, görmediğinize ve duymadığınıza tâbi olup buraya geldiniz ha! Siz gidin kendinizi ayıplayın, siz gidin sizi bu hâle düşüren arkadaşınızı bulun. Benimki sadece vesveseden ibaretti. Siz gerçeklere değil de vesveseye itibar ettiniz. |
| |
| | #156 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Görmeden inanmak Görmeden inanmak önemlidir. Bekara suresinin başında, iyiler övülürken, (Onlar gayba inanırlar) buyuruluyor. Bazı büyükler bunu ilginç olaylarla anlatmaya çalışmışlardır. Behlül Dânâ hazretleri bir gün kumlarla, çer çöple ev-köşk yapıyormuş, gören oyun oynuyor zannedermiş. Harun Reşid yanından geçerken soruyor: - Ya Behlül ne yapıyorsun? - Cennette evler-köşkler yapıyor satıyorum. - Peki kaça satıyorsun? - Bir altına. Harun Reşid, bizim kardeşe yine bir şeyler oluyor, diyerek gitmiş. Ertesi günü Harun Reşid�in hanımı da görmüş, o da sormuş: - Behlül ne yapıyorsun? - Cennet için ev yapıp satıyorum. - Peki kaça satıyorsun? - Bir altına. - Peki al bir altını. Akşam Harun Reşid rüyasında Cennette bir köşk görmüş, güzel mi güzel, çok beğenmiş, demiş ki bu köşk kimin? (Hanımınızın) demişler. Ertesi gün gördüğü rüyanın tesiriyle Behlül Dânâ hazretlerini aramış. Bakmış aynı yerinde yine kumlardan, çer çöpten evler-köşkler yapıyor. Harun Reşid soruyor: - Ne yapıyorsun? - Cennette ev-köşk yapıyorum. - Peki kaç para? - Bin altın. - Dün bir altın diyordun bugün bin altına çıkarmışsın. Bunun sebebi ne? - Hanımınız dün görmeden bir altına aldı. Ama sen gördükten sonra istiyorsun. Onun için bin altın bile az. |
| |
| | #157 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Kibir ile geldin tevazu ile gidiyorsun Hindistan Sultanı Mahmut Gaznevi, Delhi de, orduları ile giderken, bacası tüten bir kulübe görür, içeriye girer, bakar ki Ebul Hasen Harkani hazretleri, kitapları ve talebeleri ile ilgilenir, Sultana ilgi göstermez. Sultan ise, bu duruma çok öfkelenir; fakat belli etmeden der ki: - Hoca - Ne var? - Hocan Bayezid-i Bistami nasıl birisi idi? Ebul Hasen Harkani hazretleri, hocasının adını duyunca der ki: - Hocam öyle bir zat idi ki, müslüman olmayan bir kimse yüzüne baksa, iman ile şereflenirdi. - Bu ne biçim söz? Peygamber efendimizi Ebu Cehil ve diğer müşrikler gördü, imana gelmedi, senin hocan Peygamberimizden daha mı büyük ki yüzüne bakan imana geliyor? Ebul Hasen Harkani hazretleri şu cevabı verir: - Ebu Cehil ve diğer müşrikler, Peygamberimizi Abdul Muttalibin yetimi olarak gördüler, Peygamber olarak göremediler. Hocam Bayezid-i Bistami hazretlerinin yüzüne, bir ateist veya Yahudi bu Bayezid-i Bistami hazretleridir diye baksa iman ile şereflenir. Sultanın hoşuna gider ve memnun olarak ayrılır. Ebul Hasen Harkani hazretleri Sultanı dışarıya kadar uğurlar. Sultan şaşırıp der ki: - Seni anlayamadım, geldiğimde yüzüme bile bakmadın; şimdi ise dışarıya kadar uğurluyorsun. Sebebi ne ki? - Gelirken kibirle içeri girdin, giderken tevazu ile gidiyorsun, şimdi güzelleştin. |
| |
| | #158 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Namaz kılmanın bereketi Salih bir zatın komşusu pazarcılık yapar, işten eve gelince çilingir sofrasını kurarak her gece gürültü yapardı. Salih zat, komşusunun gürültüsünden rahatsız olduğu için, başka bir eve taşındı, bir kaç gün sonra da bu komşunun vefat etmesi üzerine tekrar eski evine taşındı. Bir gün kapı çalındı, kapıyı açıp bakar ki boyu, gök yüzüne kadar uzanan bir adam. Ne istediğini sorunca, adam der ki: - Kazmayı al benimle gel. - Sen kimsin, beni nereye götüreceksin, bana ne yapacaksın? - Sus, kazmayı al benimle gel. Kazmayı alır beraber giderler, mezarlığa gelirler. Bir mezarı göstererek burayı kaz der. Mübarek zat gösterilen mezarı kazar, dur der, bir tuğla çıkarmasını söyler ve bir tuğla çıkartır, tuğlayı çıkardığın delikten mezarın içine bak der, bakar ki, komşusu Cennette ve üstelik tahtta oturuyor, tahtı da var. Mübarek zat şaşırır, bu benim vefat eden komşum der. Bu nasıl olur? Peki ben nerede hata yaptım? der. O zat da der ki, vefat eden komşun her günahı işlerdi; fakat namazını hiç bırakmazdı ve namazın arkasından da şöyle dua ederdi: Ya Rabbi biliyorum günahım çok; fakat Peygamberimizi sallallahü aleyhi ve sellem, ehli beytini, aralarındaki savaşlar ne sebeple olursa olsun, Eshabı Kiramı ve onların yolunda olanları seviyorum, onların hatırına günahlarımı affet, bana Cennetini ihsan et diye dua ederdi. Namazlarını ve bu duayı hiç bırakmazdı. Bu hasleti onun kurtulmasına sebep oldu. |
| |
| | #159 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Büyüklere hizmet Bir müslümanın hesabı görülüyor, günahları çok, sevapları az geliyor. Tam Cehenneme gönderilecekken, bir küçük torba sevap hanesine geliyor ve birden sevap tarafı ağır geliyor. Yalnız müslüman merak ediyor, bu nedir, ben hangi iyiliği işledim ki böyle beni Cennetlik yaptı diye meleklere soruyor. Torbayı açıp bakıyorlar, iki kürek toprak. Melekler de (bu neyin nesi, biz de bilmiyoruz, Allahü teâlâya soralım) diyorlar. Ve arz ediyorlar. Allahü teâlâ, (O benim sevgili, veli bir kulum defnedilirken, kabrine iki kürek toprak atmıştı. Benim sevgili kulumu seven, ona iyilik eden bir kulumu hiç Cehenneme sokar mıyım) buyurur. |
| |
| | #160 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| İhsan eden ihsan görür Kıyamet günü bir müslümanın hesabı görülüyor, günah sevap tarafı tam denk geliyor. Melekler her şeyi bilen Allahü teâlâya arz ediyorlar, (Ya Rabbi ne yapalım diyorlar, günahı sevabı tam denk geldi.) Allahü teâlâ (Gitsin akrabalarından bir sevap alsın) buyuruyor. Müslüman hemen akrabalarına gider, çok küçük bir sevap ister, yalvarır. Vermezler. Biz kendimizden korkuyoruz derler. Müslüman boynu bükük gelir, bulamadım der. O zaman Allahü teâlâ buyurur ki; (Benim için sevdiği bir din kardeşine gidip istesin). Müslüman, hemen Allah için sevdiği bir din kardeşine gider, durumu anlatır, çok küçük bir sevabını ver, zor durumdayım der. O müslüman da (çok az da ne demek, sana bütün sevaplarımı hediye ettim) der. Müslüman hemen sevinerek gelir, sevapları verir ve Cennetlik olur. Yalnız melekler merak eder, Ya Rabbi derler, buna sevaplarının hepsini hediye eden müslüman ne olacak, hiç sevabı kalmadı derler. Allahü teâlâ (Ben ondan daha cömerdim, onu da Cennetime götürün) buyurur. |
| |
| Konu Araçları | |
| |