ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Menkıbeler


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 20-06-2007, 12:56   #61
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
Varsayılan Ynt: Dini Menkıbeler (Arşiv)

O bunları ihsan olarak yapıyor
Hz. Ömer�in hilafeti zamanında, bir şahıs hanımının çok söylenmesi ve çekilmez bir hâl alması karşısında Hz. Ömer'e şikayete karar verip Halifenin evine gelir. Kapıya geldiğinde içerden sert, sinirli konuşan bir kadın sesi duyar. Bir ara kapıyı çalamaz ve mütereddit halde öyle beklemeye başlar. Biraz sonra hep kadının konuştuğunu ve halifenin sustuğunu anlayan adam, kapıyı çalmaktan vazgeçip geri dönmeye karar verir ve ayrılacağı zaman kapı açılır. Kapıyı açan Hz. Ömer'dir.
(Ne var, neye geldin, bir şey söylemeden niye geri dönüyorsun?) diye sorar.

Adam, (Ya Ömer! Ben hanımımdan şikayete gelmiştim. Baktım ki Halife bile hanımına ses çıkarmıyor. Ben niye şikayet edeyim diye düşündüm ve geri dönmeye karar verdim) dedi.

Hz. Ömer şu karşılığı verdi:
�O benim evimin hanımıdır, çocuklarımın anasıdır, yemeklerimizi yapar, çamaşırlarımızı yıkar, evimizi düzenler. O bunları ihsan olarak yapıyor. Böyle birisine laf söylemek yakışmaz.�
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 12:57   #62
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
Varsayılan Ynt: Dini Menkıbeler (Arşiv)

Onlar ev de yapacaklar mı?
Nuh aleyhisselam zamanında insanların ömürleri uzunmuş, 800 � 1000 sene yaşarlarmış. Bir kadının oğlu ölür. Kadın çok ağlar. Komşu kadınlardan birisi der ki:
- Niye bu kadar ağlıyorsun, Allahü teâlânın takdiri böyleymiş.
- Elbette öyledir, ben ona ağlamıyorum.
- Ya niye ağlıyorsun?
- Yavrum fazla gün görmedi diye, annelik şefkatiyle ağlıyorum.
- Oğlun kaç yaşındaydı?
- 275 yaşındaydı.
- İyi ama sen buna ağlıyorsun da, ahir zamanda gelecek ümmet ne yapsın, ömürleri 50-60 sene olacak.
- Ciddi mi söylüyorsun?
- Elbette.
- Allah Allah, onlar ev de yapacaklar mı?
- Hem de kaç tane yapacaklarmış.
- Ben onların yerinde olsaydım, çadırımın kazığını bile değişmezdim.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 12:57   #63
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
Varsayılan Ynt: Dini Menkıbeler (Arşiv)

Onu Melekler yıkadı
Uhud savaşına bir günlük evli olmasına rağmen Peygamber efendimizin emrine uyan Hz. Hanzala da katılmıştı. Savaş sona erince Müslümanlar Medine�ye dönmeye başladılar. Harbe iştirak edenlerin yakınları acaba bizden geriye dönen olacak mı heyecanı içerisinde yollara sıralanmışlardı. Bunların arasında henüz bir günlük evli olup, gece yarısı sevgili Peygamberimizin emrine uyarak harbe giden ve şehitlik şerbeti içen Hz. Hanzala�nın hanımı da vardı. Herkes büyük bir heyecanla harpten dönenlere yakınlarını soruyor, fakat hiç kimse kimseye cevap vermiyordu. Ancak sorulan soruları sevgili Peygamberimiz �aleyhisselam� cevaplıyordu.

En son olarak soru sorma sırası, Hanzala�nın hanımına gelmişti. Resulullah efendimize yaklaşarak sordu:
-Ey Allah�ın Resulü! Hanzala nerede?

Sevgili Peygamberimiz cevabında buyurdu ki:
- Hanzala şehit oldu.

Bunu üzerine Hanzala�nın hanımı yere bakarak, sessizce;
-Ya Resulallah, şu anda söyleyeceğim bir aile sırrıdır. Sizler de biliyorsunuz ki, kocamla daha henüz ilk evlendiğimiz geceydi. Hanzala, sizin mübarek emrinize uyarak boy abdestini dahi alamadan hemen harbe katıldı. Bu sebeple, emir veriniz de kocamı bulsunlar ve yıkasınlar, dedi.

Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Sen Hanzala için hiç merak etme! Ben Hanzala�yı meleklerin yıkadığını gördüm.)
Bunun için ona �Gasilül-melâike� yani (Meleklerin gusül ettirdiği Hanzala) denir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 12:57   #64
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
Varsayılan Ynt: Dini Menkıbeler (Arşiv)

Ramazana hürmetin neticesi
Bir Ramazan günü idi. Müslüman mahallesinde oturmakta olan bir Mecusi�nin küçük çocuğu, oruçlu müslümanların arasında ekmek yiyordu. Babası, çocuğun bu yaptığını görünce, (Oğlum Müslümanların arasında yemek yenir mi? Onlar bu günlerde oruç tutarlar, bu günler onların mübarek günleridir, saygı göstermek lazım) diyerek azarladı ve (Git evde ye) diyerek çocuğu eve gönderdi.

Bu olaydan birkaç sene sonra bu Mecusi öldü. Ölümünden sonra o şehirdeki bir müslüman rüyasında bunu Cennet-i âlâda gördü. Mecusiye, (Nasıl oldu da bu nimete eriştin! Biz seni Mecusi bilirdik. Hatta öldüğün zaman, cenaze namazını bile kılmadık) dedi.

O da şu cevabı verdi:
�Evet! Doğru söylüyorsun. Ben bir Mecusi idim. Fakat bir gün küçük oğlum, müslüman mahallesinde, onlar oruçlu olduğu halde yemek yiyordu. Ben çocuğun onların gözleri önünde ekmek yemesine müsaade etmedim. Müslümanların hürmet ettiği bir şeye, ben de hürmet ettiğim için; Cenab-ı Allah, hasta yatağımda beni Müslüman olmakla şereflendirdi. Müslüman olarak öldüğüm için bu nimete kavuştum.�
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 12:58   #65
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
Varsayılan Ynt: Dini Menkıbeler (Arşiv)

Resulullahın sana selamı var
Borcunu ödeyemeyen bir fakir, Ravza-i Mutahhara'ya gelip: (Ya Resulallah, şefaat buyur, borcum var ödeyemiyorum) diye hâlini arz etti. Az sonra uyku bastırdı, uyuyakaldı. Rüyasında Peygamber efendimizi gördü.

Efendimiz aleyhisselam, (Falan yere git, orada şöyle bir zengin var, ona selamımı söyle, borcun kadar parayı iste. Doğru söylediğine delil isterse, her gün bana 100 salevat getirmeden yatmazdı, dün unuttu.. Onu hatırlat da bu akşam getirsin) buyurdu.

Heyecanla uyanan adam, zengin adamı araya araya buldu. Adamın evine vardığında onu, samanlıkta saman elerken gördü. Adam samanın içine beş kuruş düşürmüş onu bulmak için bütün samanı elekten geçiriyordu. Onun bu hâlini görünce taaccüp etti ama, yine de ben vazifemi yapayım deyip, Resulullahın selamını tebliğ etti:

�Resulullahın sana selamı var. Salevat getirmeyi dün akşam unutmuşsun, bu akşam söylesin buyurdu. Ben ise borçlu bir kimseyim, benim 300 dirhemlik borcumu ödemeniz için Peygamber efendimiz beni sana gönderdi� dedi.

Peygamber efendimizden selam gelmesi, adamın çok hoşuna gitmişti. Ne dedi, ne dedi diye adama üç defa tekrarlattı. Adam benimle alay mı ediyorsun diyerek gerisin geriye döndü. Fakat zengin olan, hemen önünü kesti, (Ben senin ağzından Resulullah efendimizin selamını daha fazla duymak için üç defa tekrarlattım. Her söylemene 300 dirhem veriyorum. Eğer daha fazla söyleseydin her biri için 300 dirhem verecektim) dedi ve adama 900 dirhem verip gönderdi.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 12:58   #66
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
Varsayılan Ynt: Dini Menkıbeler (Arşiv)

Rüyadaki padişahlığın ne kıymeti var?
Padişahın biri üç beş yardımcısıyla kırlara gezmeye çıkar. Ağacın altında uyuyan birisini görünce, yanındakilere, (Şu garibi uyandırın, yılan falan zarar verebilir) der. Adam uyandırılınca, bakar ki karşısında padişah, başlar söylenmeye, (Niye beni uyandırdınız, rüyada ne güzel padişahtım, saraylarım, ordularım vardı, şöyle emrediyordum, şunları yapıyordum...)

Bunun üzerine padişah gülerek, (İyi ama bak kendin söylüyorsun, rüyada diyorsun, rüyadaki padişahlığın ne kıymeti var, bak gözünü açınca, bitti) der. Adam cevap verir: (Benim padişahlığım gözümü açınca bitiyor, senin ki gözünü kapatınca bitecek, ne farkı var?)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 12:59   #67
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
Varsayılan Ynt: Dini Menkıbeler (Arşiv)

Rüzgarayakı istemeyin benden
Peygamber efendimizden önce yaşamış olan Hatim-i Tai, cömertliği ile meşhur bir şair idi. Onun ülkesinde at eti yenirdi. Hatim-i Tai�nin pek çok atı vardı. Atının biri, dillere destan olacak kadar her bakımdan mükemmel bir Arap atıymış. Çok hızlı koştuğu için adını Rüzgarayak koymuşlar.

Zamanın hükümdarı, Hatimin söylendiği gibi gerçekten cömert olup olmadığını öğrenmek ister. Gözde veziri ile istişare edip, bütün servetine bedel olan Rüzgarayak isimli atını istemek için on kişi gönderir. Eğer bu seçkin atı vermezse, cömertliği anlatılanlar gibi olmadığı anlaşılacaktır.

On kişi, kendilerini tanıtmadan bir gece Hatimin evine misafir olurlar. Hatim, hemen bir at kestirip ziyafet hazırlatırken, yorgunluklarını gidermek için misafirlere yıkanacak yeri gösterir, yeni çamaşır ve elbise verir.

Muazzam ziyafetten sonra, on kişi kendilerini tanıtıp, hükümdarın arzusunu bildirirler:
- Hükümdarımız, ünü cihana yayılan Arap atınızı istiyor.
Hatim bir ah çekerek der ki:
- Aaah ki ah... Beni en ince noktadan vurdunuz. Elimi ayağımı bağladınız. Tek bütün servetimi isteyin de Rüzgarayakı istemeyin benden. Hatta canımı isteyin hükümdarıma vereyim. Fakat onu istemeyin.

Hatimin böyle söyleyip ağlaması üzerine gelen heyet, Arap atının çok kıymetli olduğunu anlayıp derler ki:
- Ey cömert insan, nasıl iştir bu, canını veriyorsun da, bir atı vermiyorsun? Anlaşılan atın bütün servetinden, hatta canından daha kıymetliymiş.
- Hayır öyle değil. Gece aniden misafir geldiğiniz için, yılkıların otlağına gidip at getirinceye kadar, belki sabah olurdu. Misafirlerim aç uyuyacaklarına evim başıma yıkılsa daha iyi olurdu. Onun için çok sevdiğim Rüzgarayakı kesmek zorunda kaldım. Misafirin gönlünü hoş etmek, en ünlü atımdan, servetimden, hatta canımdan daha kıymetlidir.
Hatim, defalarca özür diledi. Misafirleri uğurlarken, her birine birer Arap atı ile birer kese altın verdi.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 12:59   #68
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
Varsayılan Ynt: Dini Menkıbeler (Arşiv)

Sabaha kadar namaz kıl hatırlarsın
Adamın biri parasını sakladığı yeri unutmuştu. Ne kadar düşündü ise günlerce aramasına rağmen parayı sakladığı yeri bir türlü hatırlayamıyordu. Benim bu derdime bir çare bulursa o bulur diyerek doğru imam-ı a'zam hazretlerinin huzuruna gitti.

İmam-ı a'zam dedi ki:
�Bu senin meselen fıkıhla ilgili değil ama, yine de sana bir akıl vereyim: Sen git bu gece sabaha kadar namaz kıl, ümit ediyorum ki, paranı koyduğun yeri hatırlarsın.�

Adam o gece sabaha kadar ibadet etmeye karar verip abdest aldı, namaz kılmaya başladı. Daha gecenin yarısı bile olmadan parayı koyduğu yeri hatırladı. Namazı bıraktı, doğru parayı koyduğu yerden alıp yattı.

Sabah olunca imam-ı a'zama, (Allah senden razı olsun, bu derdime de çare buldun. Daha gecenin yarısında parayı koyduğum yeri hatırladım) deyince, Hazret-i İmam, (Keşke sabaha kadar ibadete devam etseydin. Çünkü şeytan senin sabaha kadar ibadet etmene tahammül edemediği için daha gecenin yarısında sana hatırlatmış. Sabaha kadar da şükür namazı kılsaydın daha iyi ederdin. Sen parayı bulunca namazı bıraktın) dedi.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 13:00   #69
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
Varsayılan Ynt: Dini Menkıbeler (Arşiv)

Sahibini kim bilmez
İslam âlimlerinin büyüklerinden Abdullah bin Mübarek, birkaç koyun otlatan bir çocuk gördü. Ona acıdı. (Zavallı Çocuk!.. Küçük yaşta çobanlık yapıyor. Büyüyünce Allahü teâlânın ibadet ve marifetine nasıl kavuşur) diye düşündü. (Gidip çocuğa Allahü teâlâyı tanımakta bir mesele öğreteyim) diye, çocuğun yanına geldi ve aralarında şu konuşmalar geçti:
- Evladım, Allahü teâlâyı bilir misin?
- Kul sahibini nasıl bilmez!..

- Allahü teâlâyı ne ile biliyorsun?
- Bu koyunlar ile.

- Bu koyunlar ile Onu nasıl biliyorsun?
- Bu birkaç koyun çobansız işe yaramaz. Bunları koruyucu birisi lazımdır ki, bunlara su ve ot versin! Kurttan ve diğer tehlikelerden korusun. Bundan anladım ki, bu âlemdeki her şey, insanlar ve cin, bu hayvanlar, canavarlar, kanatlı kuşlar Yaratıcısız olamazlar. İşte bu koyunlar ile, Allahü teâlâyı böylece bildim.

- Allahü teâlâyı nasıl bilirsin?
- Hiçbir şeye benzetmeden bilirim.

- Böyle olduğunu nasıl bildin?
- Yine bu koyunlardan.

- Nasıl yani?
- Ben çobanım. Onların koruyucusuyum. Onlar benim korumam ve tasarrufumdadırlar. Onlar benim ne düşündüğümü ne yapacağımı bilemez. Onlara dikkatle bakıyorum. Ne onlar bana benzerler ve ne de ben onlara benzerim. Buradan, bir çoban koyunlarına benzemezse, Allahü teâlânın elbette kullarına benzemeyeceğini anladım: �Ona benzeyen bir şey yok. O her şeyi işitir ve görür.�

- İyi söyledin. İlimden bir şey öğrendin mi?
- Ben bu sahralarda, nasıl bir ilim öğrenebilirim?

- Peki başka neler biliyorsun?
- Üç ilim bilirim. Gönül ilmi, dil ilmi ve beden ilmi.

- Bunlar nelerdir?
- Gönül ilmi şudur ki; bana kalb verdi. Kendini tanımak ve sevmek yeri yaptı. Bu kalb ile Onu bileyim. Onun sevdiklerine gönülde yer vereyim. Sevmediklerine yer vermeyeyim ve böylelerinden uzak olayım.

Dil ilmi şudur ki; bana dil verdi. Dili zikir etmek, Onun adını söylemek yeri yaptı. Bununla Onu hatırlayıp adını söylemeyi, Ondan bahsedilmeyen sözden onu korumayı, böyle sözden uzak olmayı istedi.

Beden ilmi şudur ki, bana beden vermiştir. Onun ile kendine hizmet olan her şeyi yaparım. Hizmet olmayan şeyi ise bedenimden uzaklaştırırım.

- Maşallah evladım sana. Bana bir diyeceğin var mı?
- Ey efendi! Âlim olduğun yüzünden belli oluyor. Eğer ilmi Allah rızası için öğrendiysen insanlardan istemeyi kes! Yok, dünya için öğrenmişsen, Cennet arzu ve isteğini kalbinden çıkar.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 13:00   #70
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
Varsayılan Ynt: Dini Menkıbeler (Arşiv)

Sakın insanların içine girme
Harun Reşid, Behlül Dânâ�nın kulübesine gelir ve ona insanlardan niye kaçtığını, saraya niçin gelmediğini sorar. Behlül susar. Harun Reşid saraya gelmesi için çok ısrar edince, (Danışmam lazım) der.

Harun Reşid, (Kime istiyorsan danış) der.

Behlül kulübeden çıkar. Bitişikteki helaya yönelir ama girdiği gibi geri gelir. (Danıştım, tavsiye etmiyorlar) der. Harun Reşid şaşırır, (Anlayamadım, kime danıştın, neyi tavsiye etmiyorlar?) diye sorar.

Behlül der ki:
(Heladaki pislikler lisan-ı hâl ile dediler ki: �Sakın insanların içine girme. Bak biz, taze meyveler, has ekmekler ve nefis kebaplar idik. Bir kere insanların içine girdik böyle olduk. Sen, sen ol onlardan uzak dur!�
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 18:52


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats