![]() |
| | #1 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Aug 2007 Yaş: 90
Mesajlar: 2,216
| Kendi kendimize şöyle bir düşünüp soralım ve samimi olarak cevap verelim; Bir Müslüman olarak namazı sevebiliyor muyuz? Her zaman için namazı seven bir insan mıyız? Namaz vakti gelse, ezan okunsa, namaz kılsam, canım namaz kılmak istiyor diyor muyuz hiç? Midemizin açlık hissettiği ve bir şeyler yemek istediği gibi günün belirli vakitlerinde namazın açlığını hissedip namaz kılma arzusu geliyor mu içimizden? Karnımız iyice acıktığı zaman yanımızdakilerin konuştuklarını anlamaz duruma gelerek aklımızı yemeğe taktığımız gibi, namaza olan açlığımızdan dolayı da aynı durum meydana geliyor mu, kafamızı namaza taktığımız oluyor mu? Bazen canımız bir şey istediğinden dolayı belirli bir öğün olmadığı halde mutfağa girip bir şeyler atıştırdığımız gibi, farz olan vakitlerin dışında gönlümüz namaz kılmak istiyor mu, durup dururken iki rekât namaz kıldığımız oluyor mu? Sözü uzatmadan söyleyelim; Allah Teala ile beraber olmayı arzu ediyor muyuz? Ezan sesi bizde nasıl bir etki yapıyor, ezanı duyduğumuzda çok müthiş bir müjdeli haber almışçasına gözlerimizin ışığı parıldıyor mu? Ezanın sözlerini tahlil ettiğimiz oluyor mu, tekbirler, tevhidler ve şehadetler kulağımıza ulaştığında ruhumuzun derinliklerine kadar ulaşıyor mu? Biraz sonra Allah Teala ile beraber olacağım, rabbimin huzuruna varıp samimi bir şekilde kendimi Ona arz edeceğim. Onun kelamını Ona okuyacağım ve O da beni dinleyecek. Her taraftan üzerime çullanan ve içerisinde boğulduğum atmosferden kurtulacağım, beni boğmaya çalışan şu karanlıktan sıyrılacağım, hepsini arkama atacağım, beni yaratanın huzuruna varacağım, Onunla yüz yüze geliyor gibi olacağım, Ona halimi arz edeceğim. Şu anda ne kadar mutluyum, ne güzel… Evet, bu ve benzeri duygu ve düşünceler geçiyor mu içimizden? Samimi olarak cevap verelim. Sonra bu düşüncelerimiz bir bir gerçekleşiyor mu? Yani Allah Tealanın huzuruna vardığımızda Onunla gerçekten sağlıklı bir bağlantı kurabiliyor, beraber olabiliyor muyuz? Bunun en önemli belirtisi olarak da Onunla olan bu beraberliğimizi uzatmak istiyor ve uzatıyor muyuz? Kıyamımızı, kıraatimizi, rükûmuzu, secdemizi ve son oturuşumuz, yani her bir rüknü kendi içersinde uzatıyor muyuz? Evet, sırf Allah Teala ile beraberliğimizden dolayı uzatabiliyor muyuz rükünlerimizi, yani namazımızı?? MEHMET GÖKTAŞ bence okuyun vede kendınızı sorgulayın.. :'( :'( :'( :'( :'( :'( |
| |
| | #2 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,783
| Dün okuduğum bir yazıyıda ben ekleyeyim kardeşim bak buda çok güzel Her hu’da, her hayy deyişimde sanki bir saba rüzgarı alır götürür beni yüceler yücesinin sevgisine, sevgililerine. Bir nur iner göklerin derinliklerinden, kainat titrer, yeryüzü coşar, kalbimdeki ateşler yanar. Kıvılcımlar saçılır gözlerimden. Ömrümü verdim sana kabul buyur açılan ellerimi. Yak diye emredilen emre itaat ettir ve bir an dahi unutturma. Verilmiş bir söz, atılmış bir adımım olmalıydı, inlediğim, inlettiğim aşkımı salıverdiğim esen rüzgara geeeel geeeeel diye aylarca inledim. Durmadım bir an ne olur al yanına, unutma beni unutturma beni dedim senelerce inledim. Canımı al yeter ki ayırma beni senden ne olur ne olur tattığım bu sevda tatlılığını, verdiğin feyzini, duyunca ismini yaşaran gözlerimi, yanan kalbimi bir an dahi ayırma bu biçareyi senden. Bahara, kışa, geceye, gündüze inat coştukça coştur, koştukça koştur ve sana getir her adımımı, sana olsun tüm sevgilerim. Nurunu ayırma, mahşer de bile ardından kapından ayaklarının dibinden ayırma bu biçareyi. Saklasam verdiğin emanetini, saklasam gözyaşlarımı da toplayıp versem o günde avuçlarına. Dokunsam ve ağlasam… Baka baka aşka dalsam, kimse olmasa kimse gelmese yalnız sen ve ben. Ahhhhhhh sen ve ben demek ne kadar da mutluluk vericidir bana. Ne kadar da sevinç verici. Tüm ağlayışım, sevincim, gülmem, ağlamam sen sen diye olsa. Açtığımda avuçlarımı verdiğin feyzini hissetsem avuçlarımda. Sana doğru giden kervana alsan beni, sen de gel kalma buralarda, seni de götüreyim desen bir kere olsun. Yansam o anda şükretsem geceler boyu. Ruhum sana mecnundur efendim, gönle fermanım geçmez. Sen sen diyerek inlerken gecelerde huuu nameleri inletir bedenimi. Gölgem, huzurum, sustuğum, ağladığım, anlattığım, yandığım sensin. Yaralı gönlümde var mı ki senden gayrı yar. Varsa eğer al kalbimi, al emanetini. Sanadır aldığım nefes, sanadır attığım adım, sanadır yürüdüğüm yollar. Bir dert verdin ki bana Mecnun kıskandı Leyla unutuldu. Eğdikçe eğdim başımı emret emret ya sahibel kulub. Düşünce aşkının boşluğuna yandı cümle âlem, sen vardın her zeminde. “Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir? Bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra” der hakka aşık veli dost Mevlanamız. Hangi cana canı feda ederiz ki sevgilimiz olmasa, olmasa gecemiz kime niyaz ederiz ki. Tum ilim kapılarını ve kalbin gizlediği seyr-i alem kapısını aç ne olursun. Geleceklere seni anlattım hazırlanın diye. Gölgeler de sana yandım, adını mahşere kadar saklarım dedim, adın mahşer yanana kadar aşktır aşk. Aşk nedir bilir misin aşk susmaktır kimine göre, kimine göre de yanıp kül olmaktır, kimine göre çatlayana kadar koşmaktır. Her adımım sana her sustuğum sana, her yanışım sana, sabret ve bekle sana geliyorum SANA… Seccademiz kumlar, seccade emanettir. Emanetimiz kalbimdedir. EYVALLAH Fatma Yüksel |
| |
| | #3 |
| Er Katılım Tarihi: Oct 2007 Yaş: 23
Mesajlar: 20
| Güzel bi paylaşım ALLAH razı olsun.. |
| |
| | #4 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Apr 2007 Yaş: 29
Mesajlar: 47
| Allah c.c razı olsun.. |
| |
| Konu Araçları | |
| |