ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Namaz - Abdest


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 12-12-2007, 00:41   #1
cengiz hacılar
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Namazın Maddi Nimetleri...

Cenab-ı Hakkın mü'minlere verdiği lütuflarda esrarlı bir yasa vardır. Allah bir şeyi emreder, emrettiği için de yapılması lazımdır. Çünkü kulluğun ilkesi budur. Bir mü'min. Allah'ın kulu olarak Allah'ı sahiplendiğine göre. O ne emretmişse yapar. Sağlığına yarasın. yaramasın; zihnine yarasın, yaramasın; menfaatlerine yarasın, yaramasın; emre uymakla mükelleftir. Fakat Allah. Rahim sırrı ile, verdiği emirle beraber, ayrı bir beşeri ve maddesel nimet verir.

Yani insanın oruç tutmasını Cenab-ı Hak birçok manevi hikmetler nedeniyle emretmiştir. Oruç tuttuğu zaman sağlığı da düzelir, bir anlamda mükafatını peşin olarak öder. Cenab-ı Hak bütün ibadetlerde manevi lûtfunu, maddi yönüyle de zenginleştirmiştir ki, bu. insanların nefislerini ilahi davete kolaylaştırmak içindir.

Namazın öyle beşeri nimetleri vardır ki, sırf bu açıdan namaz kılınsa yeridir. Ama bu; "Namaz kılın, sağlığınızı bulun" demek değildir. Asıl olan, namazda Allah'a yakın olma sırrını kovalamak, yetişip kapmaktır. Çünkü Cenab-ı Hakkın genel tarifesinde. verdiği emri yerine getiren her mü'mine bir nimet de mevcuttur.

Cenab-ı Hak namaz motifinin öyle bir tanzimini lûtfetmiştir ki, insanın bedensel yapısını büyük bir sağlığa kavuşturur. Namaz kılan bir insan. aldığı abdestin. dinlediği ezanın sırrı dahil. mutlaka ve mutlaka sağlığı fark eder. Hem maddi sağlığı, hem morali, hem de bedeni düzgünleşir.

Bir insan her şeyden evvel namazın bu hikmetini çok iyi kavrarsa. nefsinin namazdan alıkoyan pisliklerine karşı direnmiş olur. "Niçin namazın maddi hikmetlerini, insan sağlığına verdiği hikmetleri anlatıyorsun?" gibi bir sorunun cevabım vermek isterim.

Nefis bizi namaza karşı tembelleştirdikçe, "Hele beş dakika sonra kılayım." yahut "Bugün kılmasam da olur" gibi çengeller taktıkça, eğer onun bedenimize neler getirdiğini nefse anlatırsak, o bile bu engelleri takmaz. Aslında namaz gönülle kılınır. Ama. gönül sizi namaza sevk ederken, namazın getirdiği sağlık nimetlerini bilmek. nefsin bu çelmeleri takmasına büyük bir engeldir.

Bu sağlık nimetlerini tepeden uca doğru anlatmak gerekirse, namazın en büyük sağlık nimetlerinden bir tanesi gözedir. Gözün merceği 2. metre diyopteriye göre ayarlanmıştır. Yani göz ancak 2 metrede rahat eder. 2 metreden yakına da baksanız, uzağa da baksanız bu mercek büzülüp gevşemek zorundadır. Bu da onun için devamlı bir hareket tarzı gösterdiğinden, bir yorgunluktur, bir yıpranmadır. Her çalışan organın kendine has bir yıpranma standı vardır. İşte bir insan günde bir saat secdeye bakarak (ki o uzaklık 2 metredir) gözünü dinlendirir. Bu bakımdan küçük yaşından beri namaz kılan insanların gözü daha geç yaşlanır. Gözlüğü daha geç takar.

Namazın bedensel mucizelerinin ikincisi, insanın zihin kartları üzerinedir. Bugün bilgisayardaki, kompüterdeki hafıza kartlarının zaman içerisinde çok çeşitli sebeplerle herkesçe bilinmektedir. Hafızanın zaman içerisinde zayıflaması, unutkanlık şeklinde başlayan hadiseler sonunda, bunamaya kadar götüren bir şeridin temsilcisidir. İnsanların hafıza kartlarının bu yıpranmış tasnifte ciddi olarak sağlık bulabilmesi için zihin kartlarının zindeliğini muhafaza etmesi lazım.

Bunun için son on yıldır Batıda yapılan çalışmalarda, insanların belli bir yaştan sonra bilmedikleri lisandan bir metni günde en az yirmi defa, otuz defa tekrar etmeleri tavsiye edilmektedir. "Eğer zihin kartlarının birbirine karışmasını, hafıza kaybından bunamaya kadar giden rahatsızlıklara düşmeyi istemiyorsanız, hafıza kartlarını canlandırın, bir nevi egzersiz yaptırın" denmektedir. En iyi sporcu dahi nasıl egzersize muhtaçsa, insanlar da zihin kartlarının canlı ve sağlıklı kalması için bilmediği bir lisandan yarım sayfalık bir metni günde yirmi-otuz defa okumaya muhtaçtır.

Namaza dikkat ederseniz, özellikle Arapça bilmeyenler, sırf okuduğu metinler, yani âyetler ve süreler dolayısıyla beyin cimnastiği yapmaktadırlar. Namazın mânevi hikmetlerinden önce bunları anlatmaktaki kastım. Cenab-ı Hakkın hilkate uygun ne denli bir ibadeti lütfettiğidir. Çünkü bu kartların yıpranacağı, zaman içerisinde teker teker hafızadan silinme tehlikesinde olduğu Cenab-ı Hakkın Levh-i Mahfuzunda biliniyor. Namazda lütfettiği bu şekillerle bir anlamda bu yıpranmayı kaldırıyor demektir.

İnsanların pek çoğu hafıza kaybından, unutkanlıktan muzdariptir. Ama, namaz kılan yaşlılara bakın. Onların hatırlaması daha kolaydır. bunaması ise imkansızdır. Hele abdestteki hikmetlerle birlikte mütalaa ederseniz; namaz gözden başlayıp. hafıza kartlarını tazeleyen bir hüviyete sahiptir.

Namazın en önemli hikmetlerinden bir tanesi de, kalp eksenleri üzerine verdiği harika bir dinlenimdir. Devamlı oturarak olsun, şekil değişiklikleriyle, giderken gelirken olsun, kalbin bir elektro-manyetik ekseni vardır. Çalışıp elektro-manyetik enerji üreten her organda kendiliğinden bir manyetik alan doğar.

İnsan organları içerisinde bu tarz çalıştığı için manyetik alan doğuran en büyük organ kalptir. Bir insan kolunu belki günde elli defa kaldırır. ama kalbimiz bir dakikada altmış defa kasılıp gevşeyen bir kastır. Bu kasın doğurduğu elektro-manyetik alan fevkalade büyük bir güce sahiptir. Tabii o güç nihayet bir canlı organın yaratabileceği manyetik alan nisbetindedir. ama, bütün diğer biyolojik manyetik alanlara göre daha güçlüdür. Bu biyolojik manyetik alanda. kalbin duruşuyla. bu manyetik alanın arasında bir eksen sorunu doğar. Yani bu manyetik alan devamlı surette üç yüzeyde; eğik, düz ve yatık sahifede oluşuna göre, kalbin manyetik eksenleriyle. duruşu arasında bir ahenk olması gerekir. Bu ahengi biz hareketimizle bozmak zorundayız. Yani o eksenler belli bir açıdadır. İşte namaz bu elektro-manyetik alanı en güzel düzene getiren ibadet şeklidir.

Kalbin bu elektro-manyetik dengesi, insan hayatı. özellikle kalpteki birtakım sağlık sorunları için fevkalade önemli bir şeydir. Tıp, bu konuda bütün ayrıntılı bilgileri aktarmamışsa da, kalbin fızyo-biyolojisinde büyük önem taşır. İşte namaz. hem ayakta dururken. hem de otururken belli bir denge sağlar. Rükû ve secdedeki bu denge, bir nevi rahatsızlıkları arıtmış olur.

İlâhi emirlerin pek çok insanın fark edemediği fevkalade ilginç bir tarafı vardır. Bir ilâhi emir verilmişse, bu onun bütün detaylarında geçerlidir. Biliyoruz ki, namaz için Kur’an emir veriyor: "Namaz aşırılılıklardan korur. Biz bunu, özellikle, "Hayattaki bir takım lüzumsuzluklarımızı engeller" diye telakki ediyoruz. Bir anlamda, "Öğle namazı kılan bir insanın ikindi namazına kadar olan vakit içerisinde kötülük yapmaya fırsatı yoktur" gibi yorumlamışızdır. Halbuki ben bunu incelediğim zaman bir şeyin farkına vardım. Bu kaide sağlık için de geçerlidir.

"Namaz aşırılıklardan korur" sırrı içerisinde beyindeki tahribatın yaşlanmanın namazla korunduğu; kalbin elektro-manyetik sistemiyle ekseni arasındaki münasebetlerdeki aşırılıkların da namazla korunduğu inkar edilemez bir gerçektir. Âyetin hükmü her detay için geçerlidir. İlâhi hikmetlerin böyle bir sırrı vardır. Ben bunu müteaddit defalar çok zahiri olan ayetlerde bile mütalaa etmişimdir. Tamamen günlük hayatımıza ait verilen emirlerde dahi fevkalade ince manevi hikmetleri de kapsayan çizgiler vardır.

Namazın şüphesiz ki, en büyük hikmetlerinden bir tanesi de, omurga üzerine icra ettiği akıl almaz sağlık nimetidir. Bir insanın en çabuk yorulan ve en çok yaşlılıkta dert olan omurgasının sağlığı, namazla sıkı sıkı irtibatlıdır. Hatta çeşitli mecmualarda bu konu ile ilgili yazılar yazılmış, detaylar anlatılmıştır. Bundan on sene kadar evvel bir Fransız jimnastikçi, omurga için en ideal cimnastiği tarif ederken aynen namazı tarif ediyordu. Bunu zaten çok fazla detaylı anlatmaya gerek yok. Herkes çok iyi bilir ki, namaz kılışta omurgaya ilişkin süper bir dengeleme, yanlışları giderme hadisesi söz konusudur.

Namaz, omurganın bütün aşırılıklardan yıpranmış halini telafi eder. Yani namaz, tesbih çekerken parmaklara ait nimetlerinden tutun da, omurgaya kadar o harika sistem içerisinde bir insanın namaz kılmaya başladığı andan ölene kadar sağladığı bedensel hikmetleri ve nimetleri zikretmekle bitmez. Hatta insanın namazın bedenine verdiği bu sağlıklar dolayısıyla bir de şükür namazı kılması lazımdır. Bu kadar önemli bir hadisedir. Ama, bizim namazda seyrettiğimiz hadise şüphesiz ki, bu bedensel nimetleri değildir. Namazın insana insanlığını anlatan, bizi ahlâk-ı Muhammedîye yaklaştıran sırlarıdır.

Onk.Dr.Haluk Nurbaki
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 18:18


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats