ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Namaz - Abdest


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 11-02-2008, 15:43   #1
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Apr 2006
Yaş: 26
Mesajlar: 1,748
Varsayılan Şiirlerle Namaz

Aişe validemiz buyurur ki şöylece:

Yumuşak yatak serdik o Resule bir gece.


Sabahleyin uyanıp, kalkınca Efendimiz,

Buyurdu: (Bu yatağı bir daha sermeyiniz.


Zira bunun yüzünden, gece uyanamadım.

Teheccüd namazını kılmaktan mahrum kaldım.)


Peygamber Efendimiz, çok ibadet yapardı.

Farzların haricinde, çok da namaz kılardı.


Mübarek ayakları şişene kadar hatta,

Kıyamda, namaz için duruyordu ayakta.


Dediler: (Hak teâlâ, senin, gelmiş, gelecek,

Bütün kusurlarını affetti, bu bir gerçek.


O halde niçin böyle yaparsın çok ibadet?

Ve ne için kendine edersin böyle zahmet?)


Peygamber Efendimiz buyurdu ki cevaben:

(Rabbime şükredici kul olmayayım mı ben?)


Aişe validemiz buyurdu ki: (O Server,

Kalkıp namaz kılmaya başlayınca her sefer,


Onun mübarek göğsü, hemen hırıldıyordu.

Su fokurduyor gibi sesler duyuluyordu.)


Sahabeden biri de anlatıyor ki yine:

Bir gün, bir ama geldi o Serverin evine.


Dedi: (Ya resulallah, bana bir dua edin.

Şu ama gözlerimi açsın Rabbil âlemin.)


Şöyle buyurdular ki ona Fahr-i kainat:

(Sen şimdi abdest alıp, namaz kıl iki rekat.


Sonra de ki: Ya Rabbi, sevgili Habibinin,

Hürmetine, gözünü açıver bu garibin)


O, böyle dua etti o Resulün yanında.

Açılıp, görüverdi iki gözü anında.


Yine Resul-i ekrem şöyle buyurmuşlardır:

(Sekiz adet Cennette, bir çok kapılar vardır.


Beş vakit namazını, titizlikle kılanlar,

Namaz adlı kapıdan Cennete çağrılırlar.


Her kim de, cihad için etmişse fazla gayret,

Cihad adlı kapıdan olunur o da davet.


Oruç ve sadakaya ehemmiyet verenler,

Bu adlı kapılardan davet edilecekler.)


Resul, bu hadisini buyurduğu saatte,

Hazret-i Sıddık dahi var idi cemaatte.


Şöyle arz eyledi ki müsade isteyerek:

(Kapıların birinden çağrılmak zor değil pek.


Acaba bir müslüman var mıdır ki dünyada,

Kapıların hepsinden çağrılsın aynı anda.)


Buyurdular ki: (Evet, vardır öyle kimseler.

Onları, her kapıdan davet eder melekler.


Ümid ediyorum ki, sen, o kimselerdensin.

Her kapıdan çağrılıp, Cennetlere girersin.)

Düzenleyen: tegmen48 , 11-02-2008 - 15:47.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-2008, 15:45   #2
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Apr 2006
Yaş: 26
Mesajlar: 1,748
Varsayılan

Resulullah, miracta, Cehennemi görünce,

(Burası kimler için?) diye sordu hemence.


Cibril, (Ümmetin için) dedi Resulullaha.

Bunu ondan duyunca, başladı ağlamaya.


Gökteki melekler de, ağladılar hep o an.

Ve bir hitap erişti, Hak teâlâ katından:


(Ey sevgili habibim, indimde, bil ki senin,

Pek büyük ve âlidir izzetin ve şerefin.


Hatırını hoş tut ki, duan kabul olunur.

Her ne ki niyaz etsen, katımda makbul olur.


Şefaat makamını veririm ki ben sana,

Senden başka kavuşan olmadı bu ihsana.


Ey habibim, her kim ki emrine muti olur,

Azaptan emin olup, rahmetime kavuşur.


Sana ve ümmetine, gece gündüz, her daim,

Elli vakit namazı farz kıldım ey Habibim!)


Resulullah buyurdu: Bu makamdan sonra ben,

Ayrılarak, hazret-i Musa�ya vardım hemen.


Sordu ki: (Hak teâlâ, sana ve ümmetine,

Ne gibi bir taati farz kıldı her bir güne?)


Dedim ki: (Her gün için, bir ibadet olarak,

Elli vakit namazı farz kıldı cenab-ı Hak.)


Dedi ki: (Ya Muhammed, geriye dön de yine,

Hafifletmesi için, niyaz eyle Rabbine.


Çünkü çok fazla gelir elli vakit ibadet.

Onlar bunu yapmakta, zorlanırlar begayet.)


Avdet edip, Rabbime ettim ki şöyle niyaz:

(Ya Rabbi, ümmetime hafiflet bunu biraz.)


Beş vakit tenzil etti Rabbim bu ibadetten.

Dönüp, Musa Nebiye söyledim bunu hemen.


Dedi ki: (Ya Muhammed, tekrar dön de Allaha,

Niyaz et, bunu dahi hafifletsin az daha.


Zira senin ümmetin yapamaz bunca amel.

Ben, beni İsraili denedim daha evvel.)


O böyle söyleyince, döndüm yine geriye.

Arz eyledim: (Bunu da, biraz hafiflet) diye.


Hafifletti Rabbimiz beş vakit daha namaz.

Gelip Musa Nebiye eyledim bunu da arz.


Rabbimle Musa Nebi arasında, böylece,

Bu tahfif hususunda gidip geldim bir nice.


Nihayet Hak teâlâ buyurdu: (Ey habibim!

Elli vakit namazı, beş vakite indirdim.


Lakin her namaz için, on namaz ecri vardır.

Kılanlar, elli vakit namaz ecri kazanır.)


Dönüp, Musa Nebiye söyledim bunu böyle.

Dedi: (Dön, biraz daha kolaylık talep eyle.)


Dedim ki: (Bu hususta, çok talepte bulundum.

Bunun için, Rabbimden artık utanıyorum.)

Düzenleyen: tegmen48 , 11-02-2008 - 15:48.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-2008, 15:46   #3
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Apr 2006
Yaş: 26
Mesajlar: 1,748
Varsayılan

Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz, yine,

Şöyle buyurmuşlardır Sahabe-i güzine:


(Ümmetimden bir kimse, Rabbine sığınarak,

Herhangi arzusuna isterse vasıl olmak,


Kılsın gece yarısı iki rekat bir namaz.

Okusun her rekatta bir Fatiha, üç İhlas.


Selam verip, başını secdeye koysun yine.

Secdede, şu şekilde dua etsin Rabbine:


Ebu Bekr-i Sıddıkın hürmetine ilahi!

Şu dilek ve arzuma kavuştur beni dahi.


Çünkü kalkar secdede, aradan perde, hicab.

Secdedeki dualar, mutlak olur müstecap.)


Rivayet edilir ki: Ömer Faruk devrinde,

Muhasara edildi bir kale, Şam şehrinde.


Günler geçtiği halde fethedilmediğinden,

Hazret-i Ömer Faruk, gadaba geldi birden.


İslam askerlerini toplayarak acele,

Buyurdu ki: (Ne için fethedilmez bu kale?


Küffar, dayanamazdı karşımızda bu kadar.

Aramızda mutlaka bir günah işleyen var.)


Bilcümle mücahitler, üzüldüler buna hep.

Hepsi düşündüler ki, bu günah nedir acep?


O ara, ağlayarak biri geldi erlerden.

Dedi: (Aradığınız o hata oldu benden.


Zira ben, teheccüde kalktığımda bu gece,

Misvaksız abdest alıp, namaz kıldım öylece.


Karanlık olduğundan, bu hata etti zuhur.

Sizin aradığınız o günah belki budur.)


Buyurdu ki: (Öyleyse, tövbe et bu günaha.

Terk etme bu sünneti bundan sonra bir daha.)


Yine buyurdular ki Resul bir hadisinde:

(Gökleri geçiyorken, ben mirac gecesinde,


Hayret ile gördüm ki, içinde bir mihrabın,

Bir sureti duruyor Osman ibni Affanın.


Melekler, bölük bölük gelirlerdi oraya.

Bakıp şükrederlerdi Allahü teâlâya.


Sordum ki: (Ya Cebrail, ne zamandan beridir,

Bu suret, bu mihraba konulmuş, belli midir?)


Dedi ki: (Bu yeryüzü, henüz yaratılmadan,

Dörtyüz bin sene önce, bu, var idi o zaman.


Zira o, gündüzleri oruçluydu ekseri.

Ve çok namaz kılardı seherde, geceleri.


Yine bela, musibet gelseydi ona şayet,

Sabreder ve kimseye etmezdi hiç şikayet.)


Yine Resul buyurdu: Miraca vardığımda,

Osmanın suretini gördüm bir gök katında.


Dedim: (Bu mertebeye, ne ile eriştin sen?)

(Gece namaz kılmakla) dedi bana cevaben.

Düzenleyen: tegmen48 , 11-02-2008 - 15:48.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-2008, 15:47   #4
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Apr 2006
Yaş: 26
Mesajlar: 1,748
Varsayılan

Hatice hatun ile Allahın Sevgilisi,

Namaz kılıyorlardı cemaatle ikisi.


Gördü hazret-i Ali onları bu hal ile.

Henüz on yaşındaydı, merak etti haliyle.


O Resule sordu ki: (Bu yaptığınız nedir?)

Buyurdu ki: (Ya Ali, Allaha ibadettir.


O Allah ki, birdir ve hiç şerik yoktur Ona.

Seni davet ederim o Allaha imana.)


Dedi ki: (Babam ile, meşveret eyleyeyim.

Sonra gelip bu babta, size cevap vereyim.)


Buyurdu ki: (Ya Ali, imana gelmez isen,

Bu sırrı, başkasına söyleme yine de sen.)


İki adım atınca, geldi ki hatırına,

Nasihat eylemişti bu babta babam bana.


Demişti ki: (Ya Ali, her ne derse Muhammed,

Hiç tereddüt etmeden tasdik eyle, kabul et.)


Şehadeti getirip, müslüman oldu hemen.

O oldu çocuklardan, ilk önce iman eden.


Resulullah uğrunda, yaptı çok fedakârlık.

Onu, kendi nefsine tercih etti o artık.


Bir gün yine mescitte, kılıyorken o namaz,

Sadaka talep etti, bir fakir ondan biraz.


Hatta hazret-i Ali, rükuda idi o an.

Yüzüğünü çıkarıp, bıraktı parmağından.


Onun bu hareketi, makbul geldi Allaha.

Bir âyet nazil oldu hemen Resulullaha.


Maide suresinden, ellibeşinci âyet,

Gelerek, kendisini, Rabbimiz eyledi meth.


Hazret-i Hüseyinle, yine hazret-i Hasan,

Henüz abdest almaya başladıkları zaman,


Benizleri sararır, korkudan titrerlerdi.

Onların bu halini gören, hemen sezerdi.


Bazısı sorardı ki: (Ey Hasan, ey Hüseyin!

Siz abdeste kalkınca titrersiniz, ne için?)


Derlerdi ki: (Az sonra, namaza duracağız.

Düşünün ki o zaman, kimin huzurundayız?)


Hazret-i Hüseyin de, kalkınca namaz için,

Adeta titriyordu üstünde seccadenin.


Derdi ki: (Kul, dünyada, büyük hükümdarlardan,

Birine, bir derdini arz edeceği zaman,


Korkarsa, benim dahi Rabbimden istediğim,

Gizli dileklerim var, nasıl titremeyeyim.)


Namaz vakti gelince, hem de hazret-i Hasan,

Titrer, şöyle söylerdi Allahtan korkusundan:


(Allahü teâlânın, dağlara arz ettiği,

Lakin dağların bile kabul eylemediği,


Kulluk emanetini, tam yapmak üzereyim.

Bilmem ki, layıkıyla yapabilecek miyim?)

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-2008, 15:49   #5
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Apr 2006
Yaş: 26
Mesajlar: 1,748
Varsayılan

Muaz ibni Cebel ki, büyük Sahabedendi.

Hem dahi ilm-i fıkhı iyi bilenlerdendi.


Bu büyük sahabiden nasihat istediler.

Buyurdu: (Muhakkak ki, öleceksiniz sizler.


Vardığınız o yerde, iki yer vardır ki hem,

Biri ebedi Cennet, biri sonsuz Cehennem.)


Oğluna buyurdu ki: (Ölümü fazla yad et.

Her namazı, son namaz kılar gibi eda et.


Bir vaktini kılınca, şöyle de ki kendine:

Belki de yetişmezsin öbür namaz vaktine)


Yine sahabilerden, hazret-i Ebüdderda,

Yüksekti derecesi, ilim ile irfanda.


Derdi ki: (Kendinizi ölmüş kabul ediniz.

Kati olacak şeyi, şimdi olmuş biliniz.


Allahı görür gibi yapınız hep ibadet.

Siz görmüyorsanız da, sizi görür O elbet


Nasihat isterseniz, kâfidir ölüm size.

Zira ölüm, son verir dünya zevklerinize.


Şu üç şey olmasaydı eğer lezzet olarak,

İstemezdim, dünyada bir gün bile yaşamak.


Biri, oruç tutmaktır sıcak yaz günlerinde.

Bir de namaz kılmaktır uzun gecelerinde.


Üçüncüsü, bir âlim sohbetine gitmektir.

Dini, onun ağzından dinleyip öğrenmektir.)


Bir gün de buyurdu ki: (Bir hayaldir bu dünya.

Yani bir görüntüdür, yahut kısa bir rüya.


Aynada, görüntünün olması için dahi,

Bir aslının olması lazım gelir tabii.


İşte o asıllar da, Cennette bulunurlar.

Dünyadaki her şeyin, Cennette bir aslı var.


Cennet nimetlerinin dünyadaki hayali,

Dinin emirleridir, namaz, oruç misali.


Keza Cehennemin de, misali var dünyada.

İçki, kumar misali haramlardır bunlar da.)


Bir veli buyurur ki: (Sonuna dek ömrümün,

Cemaatsiz bir namaz kılmadım asla bir gün.)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-2008, 15:50   #6
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Apr 2006
Yaş: 26
Mesajlar: 1,748
Varsayılan

Namazı, bile bile kılmayıp, üzülmeyen,

Ve kaza etmeyi de, malesef düşünmeyen,


Azap çekmekten dahi korkmazsa bunun için,

Küfre girip, imanı kaybolur o kişinin.


İbadeti, harama benzetip öyle yapmak,

Mesela çalgı ile, şarkıyla namaz kılmak,


Yahut çalgı çalarak okumak da Kuranı,

Küfr olup, böyle yapan, zayi eder imanı.


Bir veli buyurur ki: (İnsanı, cenab-ı Hak,

Oyun, eğlence için yaratmadı muhakkak.


Yiyip içmek, keyf sürmek için yaratılmadık.

Yalnız ibadet için yarattı bizi Halık.


Resulün bildirdiği ibadetlerin hepsi,

İyi düşünülürse, bizedir faidesi.


Kullara yaradığı için emr olunmuştur.

Yoksa, ibadetlerin, Ona faydası yoktur.


Allah, muhtaç değildir kulun ibadetine.

Onları, emirlerle şereflendirdi yine.


Her şeye muhtaç olan ve çok aciz olan biz,

Bu büyük ihsan için teşekkür etmeliyiz.


Oğlum, bu gün mesela, bir müdür, bir işçiye,

Emir verse, herhangi bir işi yapsın diye.


İşçi, o vazifeye, ne de çok kıymet verir.

Bana, müdür bu işi verdi diye sevinir.


Seve seve, zevk ile yapar onu o işçi.

İftihar vesilesi yapar hem de o işi.


Şimdi, yazıklar olsun, Allahın yüksekliği,

O müdürünki kadar acep değil midir ki,


Onun emirlerine böyle çalışılmıyor.

Ve (Evvela vazife, sonra namaz) deniyor.


Halbuki amirlerin amiridir Rabbimiz.

Önce, Onun emrini ifa eylemeliyiz.


Namaz, Hak teâlânın emridir, yani farzdır.

Özürsüz kılmayana, çok büyük ceza vardır.)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-2008, 15:50   #7
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Apr 2006
Yaş: 26
Mesajlar: 1,748
Varsayılan

Bu zat buyuruyor ki: (Kul, Rabbine ihlasla,

Yalvarırsa, her şerden kurtarır onu Mevla.


Kim kulları bırakıp, Rabbinden etse talep,

Onu, her sıkıntıdan halas eder Rabbi hep.


Zira buyuruyor ki temasla Allah buna:

(Kâfidir elbette ki Hak teâlâ kuluna.)


Ubeydullah Ahrarın, vardı bir talebesi.

Çoktu bu üstadına muhabbeti, sevgisi.


Bu genç, bir gün dergahtan dönüyorken evine,

Aniden bir düşmanı çıkıverdi önüne.


Tam öldürmek isterken, dedi ki: (Biraz dur da,

İki rekat bir namaz kılayım ben burada.)


O müsade edince, hemence kıldı namaz.

Sonra da el kaldırıp, Rabbine etti niyaz.


Dedi ki: (Senden başka kimsem yok ya ilahi!

Yine sen kurtarırsın kulunu bundan dahi.)


O anda, yalın kılıç biri geldi yanına.

O zalimi öldürüp, dedi ki sonra ona:


(Ben, yedinci kat gökte bulunan bir meleğim.

Rabbimin emri ile, sana yardıma geldim.


Duydum senin sesini, bulunduğum mekanda.

Emir alıp, yetiştim imdadına bir anda.)


Bir gün de buyurdu ki: (Bizler, kuluz nihayet.

İhlasla yapmalıyız Rabbe kulluk, ibadet.


İbadetler içinde, namaz, başın tacıdır.

O, kalplerin süruru, müminin miracıdır.


Hatta namaz hakkında buyurdu ki o Server:

(En çok, secdede olan kulunu Allah sever. )


Onun için, beş vakit namazını, bir kimse,

Cemaatle kılmaya eğer devam ederse,


İyilerle haşr olur o kimse mahşer günü.

Ve geçer şimşek gibi, o Sırat köprüsünü.


Dertlerden, belalardan muhafaza olunur.

Ve bin şehid sevabı, o kula ihsan olur.)


Bir gün de buyurdu ki: (Namaz, büyük ibadet.

Onu hakkıyla kılan, zevk alır ondan elbet.


Namazda hasıl olan manevi lezzet ve tad,

Hariçteki hallerden üstündür, hem de kat kat.


Namazları, zevk ile kılmaya çalışınız.

Evvel vaktinde kılıp, sona bırakmayınız.


Tadil-i erkana da ederek tam riayet,

Cemaatle kılmaya ediniz hem de gayret.


Hadiste buyuruldu: (Her namaz esnasında,

Kalkar bütün perdeler Rabla kul arasında.)


Mümin, her emredilen işleri yapmalıdır.

Emirlerin içinde en mühimmi namazdır.


Mümin için, bir günde, beş vakit namaz kılmak,

Kulluk görevidir ki, kılmalıdır muhakkak.)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-2008, 15:51   #8
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Apr 2006
Yaş: 26
Mesajlar: 1,748
Varsayılan

İslam âlimlerinden Hak dostu bir veliydi.

Söz ve nasihatları pek çok faideliydi.


Bir gün, bir talebesi, huzuruna gelerek,

Dedi: (Alamıyorum namazdan manevi zevk.


Zevk almak şöyle dursun, zor geliyor bu hatta.

Bana bir tavsiyeniz olacak mı bu babta?)


Buyurdu ki: (Yediğin lokmalara dikkat et.

Yemek adabına da, eyle hem tam riayet.)


Bir talebesi dahi eyledi ki şöyle arz:

(Nasıl kılabiliriz huşu ile bir namaz?)


Buyurdu: Şöyle düşün namaza durduğunda:

(Ben, kimin huzurunda duruyorum şu anda?)


Ey oğlum, Hak teâlâ, bir yirmidört saatte,

Sırf beş vakit ayırmış bu mühim ibadete.


Bu beş vakit namazın kılınması da zaten,

Kulun, bir saatini almaz bile esasen.


Bir saatlik zamanı, namaza ayırmayıp,

Boş şeylerle uğraşmak, hem çok günah, hem ayıp.


Bir gün hazret-i Ömer, bir sabah namazını,

Cemaate kıldırıp, gözetti eshabını.


Lakin göremeyince birini o saatte,

Buyurdu: (Filan kimse, yok mudur cemaatte?)


Dediler: (Geceleri, o, ibadet yapar hep.

Şimdi uyukluyordur belki de bundan sebep.)


Buyurdu ki: (Keşke o, gece hep uyusaydı.

Ve sabah namazını cemaatle kılsaydı.)


Bir gün de buyurdu ki: (Kardeşlerim, bu namaz,

Doğru kılınmaz ise, indallah kabul olmaz.


Farzına, sünnetine, ne kadar çok riayet,

Edilirse, ecri de çok olur öyle gayet.


Başka şey düşünmekle bozulmasa da namaz,

Elde edilen sevap, o nisbette olur az.)


Bir gün, cemaatinden sual etti birisi.

Dedi ki: (Ey efendim, nedir zikir meclisi?)


Buyurdu ki: (Allahın emirleri nelerdir?

Bu gibi hususların konuşulduğu yerdir.


Namaz nasıl kılınır, oruç nasıl tutulur?

Bunlar konuşulursa, tamamı zikir olur.)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-2008, 15:52   #9
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Apr 2006
Yaş: 26
Mesajlar: 1,748
Varsayılan

Bir gün, genç bir kimseye, buyurdu ki: (Evladım,

Geçirme namazını, budur ilk nasihatım.


Namaz, ruhun gıdası, kalplerin şifasıdır.

Hatta bu, Rabbimizin bir emri, yani farzdır.


Buna rağmen bir mümin, namazı kılmıyorsa,

Bunun için, Rabbinden, korkup utanmıyorsa,


Ondan daha hayırsız bir kimse olmaz elbet.

O kimse, ahirette pişman olur begayet.)


Derdi ki: (Kim beş vakit namazı kılar ise,

En büyük sermayenin sahibidir o kimse.


Zira namaz kılmamak, çok büyük bir günahtır.

Onlar, henüz kabirde azaba yakalanır.


İşte ey kardeşlerim, pişman olmamak için,

Beş vakit farz namazı, muhakkak eda edin.


Müslüman, namazını kılmalıdır muhakkak.

Yoksa, mahşer gününde azap görür o mutlak.


Bir müminin izzeti, günahtan kaçınmaktır.

Şerefi, geceleri kalkıp namaz kılmaktır.)


Yine bir sohbetinde buyurdu ki: (Ey insan!

Dikkat et, ahiretin olmasın sakın ziyan.


Dinin emirlerini yapmaya eyle gayret.

Zira dünya geçici, ebedidir ahiret.


Dünyayı, ahirete niçin tercih edersin?

Niçin nefsin peşinden, akılsızca gidersin?


Dünya işleri için, geç kılarsın namazı.

Hatta Allah korusun, kazaya kalır bazı.


Lakin namaz, kazaya kalırsa dünya için,

Nefse esir olduğu bellidir o kişinin.)


Derdi: (Nasıl yağmurla, can gelirse yerlere,

Namaz kılmak ile de, nur dolar gönüllere.


Şu iki şey vardır ki, çok büyük bir nimettir.

Bu fırsat elde iken, kaçırmamak gerektir.


Biri, veli kulların sohbetinde bulunmak.

Öbürü, geceleri kalkarak namaz kılmak.)


Bir gün de buyurdu ki: (Oğlum, sen ne garipsin.

Kulları memnun edip, Rabbi gücendirirsin.


Daha mı mühimdir ki sence kulun rızası,

Kazaya bırakırsın, onlar için namazı.


Her sıkıntıyı aşmak arzu edersen şayet,

Beş vakit namazına, titizlikle devam et.)

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-2008, 15:53   #10
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Apr 2006
Yaş: 26
Mesajlar: 1,748
Varsayılan

Bu zat buyuruyor ki: Biz, aciz birer kuluz.

Rabbimizin emrine itaate memuruz.


Zira yaratıldı ki bu insanlar ve cinler,

Yalnız Hak teâlâya ibadet eylesinler.


Nitekim bir büyük zat buyurmuş ki: (Bir kişi,

Namaz kılmıyor ise, dünyada ne ki işi?)


Yani hiç üzülmüyor, etmiyorsa hiç tasa,

Ölmesi hayırlıdır onun yaşamaktansa.


Sahabeden biri de, Resule geldi bir gün.

Dedi ki: (Ben mahvoldum, bana dua buyurun.)


(Ne oldu?) buyurunca, dedi ki: (Kervanımı,

Vurup aldı haydutlar, para ve mallarımı.)


Onun bu sözlerine karşılık, Resulullah,

Ona buyurdular ki: (Şükür elhamdülillah.


Korktum diyeceksin ki, Ben, bir namaz vaktine,

Yetişemedim bu gün, iftitah tekbirine.


Böylece bu tekbirin ecrinden mahrum oldum.

Bu yüzden çok üzülüp, diyorsun ki mahvoldum.)


Bu kıssayı anlatıp, buyurdu ki: Din budur.

Mümin, namaz kılarak bulur rahat ve huzur.


Âlimler buyurur ki: (Namaz vakti geçerken,

Üzülmeyen kimsenin, imanı gider hemen.


Eğer üzülüyorsa, imanı var demektir.

Maksat, Onun emrine ehemmiyet vermektir.)


Bir mümin, kul olarak, nasıl namaz kılmaz ki?

Nefes almak gibidir bu dinde namaz sanki.


Yine bir sohbetinde buyurdu: (Ey müslüman,

Beş vakit namazını geçirme sakın, aman!


Çünkü bu, Rabbimizin, biz kullara emridir.

Mümin olan, bu emri tam yerine getirir.


Nitekim buyurdu ki o Resul-i kibriya:

(Kim, özürsüz bir namaz bırakırsa kazaya,


O kişi, seksen hukbe ateşte yanacaktır.

Bir hukbe, seksen yıllık bir zaman olacaktır.)


Her vakit geçtikçe de kaza edecek kadar,

Bu bir namaz terkinin günahı kat kat artar.


Birkaç namaz olursa, çetin olur bir hayli.

Yarın mahşer gününde, çok zordur onun hali.


Her ne olursa olsun, bir an geciktirmeden,

Kaza namazlarını bitirmelidir hemen.


Namaz kılmayan kimse, Hakkın azametini,

Düşünüp, anlamalı işin vahametini.


Bu hadis-i şerifin şiddeti karşısında,

İnsanın erimesi lazım gelir aslında.


Hadiste buyuruldu: (Günah işleyen kimse,

Pişman olup, Rabbinden affını diler ise,


Allahü teâlâyı çok merhametli bulur.

Onun bu pişmanlığı, affına sebep olur)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 15:18


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats