![]() |
| | #1 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 24
Mesajlar: 188
| Hazret-i İsa’nın (a.s) Doğum Günü’nün Yıldönümü Münasebetiyle Bilindiği üzere, “Allah-u Teâlâ’nın indinde, yegâne Hak Din İslam’dır.” (1) Allah-u Teâlâ, “Sadece İslam Dininden ve Müslümanlardan razı olmuştur ve onun dışında hiçbir dini kabul etmeyeceğini” bildirmiştir. (2) Hz Adem’den (a.s), ahir zaman Peygamberi Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.a)’ya kadar grlip-geçmiş bütün Peygamberler, kendi zamanlarında, Allah-u Teâlâ’nın “Tek Dini” olan ‘İslam’ı tebliğ etmişler ve insanları, sadece ‘Müslüman’ olmaya çağırmışlardır. (3) Müslümanlar ‘Peygamberler arasında derece farkının olduğuna’ (4) iman etmekle beraber, ‘Hak Peygamberler oldukları’ hususunda da en küçük bir şüphe içinde bulunmaz ‘Bütün Peygamberlere’ ‘aynı derecede’ inanır, “aralarında asla ayrım yapmazlar.” (5) Zâten bu şekilde iman etmeleri ‘İmanîn temel rükunlerindendir.’.. Hazret-i İsa (a.s) da, ‘İman Ettiğimiz’ Allah’ın büyük Peygamberlerindendir. “İşte; Peygamberlerin bazısını bazısına üstün ettik. Onlardan Allah’la konuşan var; bazılarının da derecelerini yüceltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya apaçık deliller verdi ve onu, Rûh’ul-Kudüs ile te’yid ettik…” (Bakara 253) gibi ayetlerle Allah-u Teâlâ tarafından senâ edilen Hazret-i İsa (a.s)’ın doğumu da, hayatı da baştan başa hârikalarla ve ilahî mu’cizelerle doludur. ..(6) Allah-u Teâlâ, sadece ‘imtihan’ gayesiyle ve insanların ‘iman’ derecelerini izhâr etmek maksadıyla, her asırda değişik ‘vesileler’ isti’mâl ettiği ve ayrı ayrı tecelliler gösterdiği gibi; Hazret-i İsa’yı (a.s) da, o zamanın ve müteâkib asırların insanlarına bir ‘imtihan ve ibtila’ vesilesi kılmış; bununla, gerçekten iman edip ‘teslim’ olanları, diğerlerinden ‘temyiz’ edip ayırmak için ‘olağanüstü’ hâllere ve ‘mu’cizelere’ mazhar etmiştir… Bu İlâhî imtihân ve ibtilâ neticesinde, Beni İsrâil’in bir kısmı başta olarak, insanlardan bazıları Allah-u Teâlâ’nın Kulu ve Rasûlü olan Hazret-i İsâ’ya ‘Ulûhiyet’ izâfe etmiş, yahud ‘velediyet’ (ibn’ullah) akîdesine saparak ‘teslis’ şirkine gark olarak ‘Nasrânî’ olmuş (7) diğer bir kısmı ise, bilhassa ben-i İsrâil’den olanlar, Oyüce Peygambere ve mübarek annesi’ne ‘küfr’ ederek, ‘selb’etmeye (asarak öldürmeye) teşebbüs etmişlerdir. (8) Zâten, Hazret-i Zekeriyya ve Hazret-i Yahya gibi… nice Peygamberleri ‘katl’ etmeyi ‘itiyâd’ hâline getiren Ben-i İsrâil (9) İlâhî gazaba ve la’nete masadak olmuştur; “İsrail oğullarından kâfir olanlara Davud’un diliyle de la’net edilmiştii Meryem oğlu İsa’nın diliyle de! Bu da, isyan ettiklerinden ve aşırı gittiklerindendi.” (Maide: 78) “Şüphe yok ki Allah, Benim de Rabbim’dir, sizin de Rabbiniz’dir; (yalnız) O’na ibadet edin! (Ki,) Doğru yol (işte) budur!” (Âl-i İmrân: 51) diyen; fakat tam aksine şâhid olan Hazret-i İsâ, onların küfrünü hissedince (ve duyunca) dedi ki: “Kimlerdir Allah uğrunda yardımcılarım?” Havârîler, “Biziz Allah için yardım edenler!” dediler. “Allah’a iman ettik, (Sen de) şâhid ol ki, şüphesiz Biz, Müslümanlarız!..; Rabbimiz1 İnandık indirdiğine; uyduk Peygambere; Bizi ona şâhid olanlarla yaz! (Haşret!)” (Âl-i İmrân: 52-53) Hazret-i İsâ (a.s) ve bahtiyâr havârîleri, ‘Allah’ın Yüce Dini’ olan ‘İslâm’ı yaymak ve bîçâre insanları ‘şirk-küfür’ ve isyân bataklığından kurtarmak için, bütün imkânlarını kullanmış ve mübarek hayatlarını bu yola vakfetmişler, bu uğurda her türlü ezâ-cefâ ve işkencelere katlanmışlardır. İslâm’ın iftihârı ve Müslümanların mübarek ‘öncülerinden’ olan Hazret-i İsa’nın (a.s) ‘Doğum’ gününün yıldönümünü kutlamak; o mübarek gün’de allah-u Teâlâ2ya duâ-niyâz ve şükür içerisinde bulunmak, elbette ‘O’nun (a.s) Tevhidî inancını taşıyan, O’nun kutsal İslâmî yolunda yürüyen Müslümanların hakkı ve görevidir. Hazret-i İsa’nın (a.s) yolundan çıkan, inancının ve amelinin dışında kalan kâfir-müşrik-fâcir ve fâsık kimselerin, O büyük Peygamberin ‘Doğum’ gününü kutlamaları, kutlar görünmeleri ‘tamamen’ sakat ve çürük bir uygulamadır. Zâten, bu sapık kimselerin ve toplulukların, ‘kumar-içki-fuhuş’ ve benzerî rezâletliklerle, o mübarek günü ‘yıl başı’ diye kutlamaları, gerçek yapılarını, ya’ni Hazret-i İsâ (a.s) ile zerre kadar alâkalarının bulunmadığını ortaya koymaktadır… O halde; Allah-u Teâlâ’nın Yüce Peygamberi olan Hazret-i İsâ’nın (a.s) ‘doğum’ gününü, her yıl bizler kutlamalı; hâbis-rezil insanların istismârını kaldırmalı, Hazret-i İsâ’nın (a.s) aziz hâtırasını, hayatını ve mücâdelesini canlı tutmalı; yollarını şaşırmış insanlığın bir kesimine de ‘İslâm’ın ilâhî mesajını’ bu vesileyle ve bu yolla ulaştırmalıyız. Böylece; günümüz cahilî toplumunda îkâ edilen ‘yıl başı’ rezâletleri sona erecek, yahut yaygınlığı azalacak, kitlelerde oluşmuş olan ‘toplumsal olgular’ mecrâ değiştirecek ve ‘İslâmî Hareket’in tabanı, potansiyel gücü ve yayılma imkânı –tedricen de olsa- genişlemiş olacaktır. İnşaAllah… Hazret-i İsâ Aleyhisselamın, Mübarek ‘Doğum Günü’nün yıldönümü Ümmet-i Muhammed’e (s.a.a) kutlu olsun!... Dipnotlar; 1- Al’i İmran 19 2- Al’i İmran 85, Maide 3 3- Örnek olarak bakınız, Bakara 129, 132-133; Al-i İmran 52, 64-68, 80, 84; Madie 11; En’am 163; A’raf 126; Yunus 72, 90; Hûd 14; Yusuf 101; Hacc 78; Neml 31, 42, 81, 91; Anklebur 46; Zümer 12; Secde 33; Şura 13; Zuhruf 69; Ahkâf 15;… 4- Bakara 253 5- Bakara 136, 285; Al-i İmran 84 6- Al-i İmran 42-49; Maide 110-114; Meryem 16-34 7- Al-i İmran 51-52, 59-64, 78-79; Maide 72-78, 116-119; Tevbe 30-31; Meryem 34-40;.. 8- Al-i İmran 55; Nisa 157-158 9- Bakara 61, 91; Al-i İmran 21, 112, 181; Nisâ 155; Mâide 70-71;… |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Hz. İsanın miladi olarak 1 ocak ta doğduğunun delili nedir? |
| |
| Konu Araçları | |
| |