![]() |
| | #11 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,094
| CEVAP Orucun sevabı diğer ibâdetlere göre daha fazladır. Hadis-i kudside, (Her iyiliğe, on mislinden 700 misline kadar sevap verilir. Fakat oruç bana mahsustur, onun mükâfatını ben veririm.) buyuruldu. Her iyiliğin sevabını Allahü teâlâ verdiği hâlde, orucun sevabı için, (Ben veririm) buyurmasının hikmeti vardır. Yeryüzünün tamamı Allahü teâlânın mülkü olduğu hâlde, Kâbeye (Beytullah) yani (Allahın evi) denmesi ona şeref vermek içindir. (Oruç bana mahsustur) demekle de ona özel bir şeref vermiştir. Oruç tutana verilecek sevabın muayyen bir ölçüsü yoktur. Oruçlunun durumuna göre, çok sevap verilecektir. |
| |
| | #12 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,094
| RAMAZAN-İ ŞERİF'İN FAZİLETİ Allah-u Teala hazretleri (c.c.) buyuruyor ki; -“Ey iman edenler sizden evvelki (ümmet) lere yazıldığı gibi sizin üzerinize de ORUÇ yazıldı (farz edildi) Ta ki, koranasınız.” El bakara suresi - Ayet: 2/183 Said bin Cübeyr (r.a.) den rivayet edilmiştir, Der ki; -“Bizden önceki ümmetlerin oruçları, yatsı vaktınden gelecek günün akşamına kadar idi. Nitekim İslam’ın ilk günlerinde de böyle idi.” Alimlerden bir cemaat şöyle derler: -“Oruç hırıstiyanlara da farz olunmuş idi. Oruç ayı bazen sıcak aylara, bazen da soğuk aylara rastlardı. Bu durum onlara yaşantılarında ve yolculuklarında zor gelirdi. Sonra onların büyüklerinin rey’leri üzerine oruçlarının kış ile yaz arasında bir mevsimde olmasını kararlaştırdılar ve orucu İLK BAHAR da tuttular. Yapmış oldukları bu işe kefaret olarak oruca on gün ilave ettiler. Sonra onların hükümdarı hastalandı. Hastalığında eğer iyileşirse, oruçlarına on gün daha ilave edeceğini Allah (c.c.) a nezreti. Hastalığından iyi olunca, oruca bir hafta ilave etti. Bu hükümdar ölüp onun yerine başka bir hükümdar geçince orucu elli gün tutun diye emir verdi. Sonra onların hayvanlarına hastalık gelip kırıldığında, Hükümdar, ORUCUNUZU FAZLALAŞTIRIN diye emir verdi. Onlar da on gün oruçtan önce ve on gün de sonra olmak üzere orucu ziyaleştirdiler. Denilir ki; -“Hiçbir ümmet yoktur ki, onlara oruc farz edilmesin. Ancak onlar FARZ KILINAN ORUCTAN SAPITTILAR.” Oruc hicretin ikinci senesinde farz kılınmıştır. Orucun farziyeti Kat’i delille sabittir. Onun varlığını kim İNKAR EDERSE KAFİR OLUR. Orucun fazileti hakkında bir çok hadis-i şerifler varid olmuştur. Onlardan bazıları şunlardır. Resulüllah (sallallahu aleyhi ve selem) buyuruyor ki; -“Ramazanın ilk gecesi geldiği zaman, bütün cennet kapıları açılır. Bu kapılardan hiç biri Ramazan ayı boyunca kapanmaz. Allah (c.c.) bir münadiye şöyle nida etmesini emreder. -“Ey hayır isteyen, gel. -"Ey şer yolundan olan azğın (azğınlığından) vazgeç.” Sonra der ki: -“İstiğfar eden yokmu? İstiğfar eden bağışlanacak. -“İsteyen yok mu? İstediği kendisine verilecek. -“Tevbe eden yok mu? Tevbesi kabul olunacak.” Bu çağırmalar şafak atıncaya kadar devam eder. Allah (c.c.) her Ramazan bayramı gecesi azaba müstehak olan bir milyon kişiyi cehennem azabından AZAD EDER.” Selman-i Farisi (r.a.) rivayet edilir. Der ki; -“Resulüllah (sallallahu aleyhi ve selem) Şa’ban ayının son gününde bize hitab ederek şöyle buyurdular: -“Ey insanlar, sizi öyle bir büyük ay gölgesi altına almaktadır ki, O ayda KADİR GECESİ vardır. Kadir gecesi (kendisinde kadir gecesi bulunmayan) bin aydan hayırlıdır. Allah (c.c.) o ayda oruç tutmayı farz gece ibadetini nafile kılmıştır O ayda kim…. Devam edecek… Mükaşefetil Kulub (İmam-i ĞAZALİ) Ramazan-i Şerif ayımız KUTLU OLSUN...MUTLU OLSUN...Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Ramazan-i şerif ayı hurmetine günahlarımızı afv eylesin. AMİN… Fuad YUSUFOĞLU |
| |
| | #13 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Siz Ey imana ermiş olanlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı, Ki Allah'a karşı olan sorumluluğunuzun bilincine varasınız! (Bakara, 183) On bir ayın kirliliği üstümüzde, Bu kirlilik el kirine, ayak kirine benzemez. Onları yıkarsın gider. Bu kirlilik yürek kiri, zihin kiri, akıl kiri hepsinden öte tasavvur kiri. Bilinç kirlenmesi çağın amansız bir hastalığı.Bilinci ve yüreği kirlenen insan, bu kiri bir biçimde elinin dokunduğuna bulaştırıyor. Sözü, düşünceyi, duyguyu kirletiyor. Kirli zihinle Kur'an okusa, Zihnindeki kirlenmişliği ona da bulaştırıyor. Önce yüreklerimizi kurtaralım işgalden. Orasını imana mahbus değil, imana saray kılalım. İman oranın mahkumu değil hakimi olsun. Dilimize ferman,dizimize derman olarak yürüsün. Ramazan yüreklerimizin yıkılan yerlerini yapmak, akıllarımızın tahrip olan yerlerini tamir etmek, iç dünyalarımızın su alan yerlerini tıkamak, bilinçlerimizin bozulan yerlerini onarmak, iradelerimizin kaybolan kısmını kazanmak, şahsiyetlerimizin eksilen yerlerini tamamlamak için bir fırsat... İnsan olarak yaratılmışız. Yani ,, nisyan '', yani ,,unutkan varlık'' . Kendini unutur , sorumluluğunu unutur, konumunu unutur, değerini ve haddini unutur. Ramazanı Kur'an ayı olarak bilip tasavvuru, aklı,şahsiyeti ve nihayet hayatı Kur'an'la yeniden inşa etmek, Ramazanla yüzden değil özden ilişki kurmak demektir. Bu ancak Ramazanın varlık sebebi olan Vahiyle damardan ilişki kurmakla mümkündür. Çünkü Ramazan Kur'an'ın doğum ayı kutlamasıdır. Çünkü Vahiy (Kur'an), ilahi bir inşa projesidir. Ömrünüzün Ramazan, Ahiretinizin Bayram Olması Dileğiyle ! (alıntı) |
| |
| | #14 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Apr 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 2,119
| mubarek ay gelirken böyle bir başlık açıp eski ramazanları yadedelim istedim................... katkılarınızı bekliyorum......... İstanbul ışıl ışıl Asırlar boyunca her zaman kutsal ve kıyılırken bile gururlu İstanbul, hiçbir zaman İslam’ın bu kutsal ayı için aydınlatıldığı kadar gurulu ve kutsal gözükemez. Ramazan ayı adı altında sayısız minarenin şerefesine dizilmiş ışık halkalarıyla bezeli karanlık bir kenti görmek dünyanın en güzel manzaralarından biridir. Yükselen çatıların üzerinden olağanüstü bir siluet olarak görülen camilerin iki, dört veya altı minaresi birden ışıklandırılır. Bunlar bir büyüleyici oyunda daha kullanılır. Minareler arasına ipler gerilir ve bunlara camdan minik yağ kandilleri dekoratif bir sıra ile asılır. Sanki altın kıvılcımlar saçıyormuş gibi, “Ya Allah” veya “Ya Muhammed” gibi sözler yer alır. Ayın on beşinden sonra karanlık gökyüzüne çoğu kez bir çiçeğin veya bir geminin şekli çizilir. Bu yıldızlara benzeyen zarif aydınlatmalara Türkler mahya ay ışığı derler. Başka zamanlarda İstanbul’un sokakları geceleyin terkedilmişken, ramazan geceleri boyunca hayat doludur |
| |
| | #15 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Apr 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 2,119
| Sıra teravih namazında Bu kutsal ay boyunca dini hamiyet diğer aylardan daha çok artar. Müminlere Kur’an okumaları ve diğer dini vazifelerini tam olarak yerine getirmeleri emredilir. Gün batımından iki saat sonra yapılan günün son ibadeti özel bir önem taşır. Bu genellikle yatsı olarak bilinir. Ondan sonra yapılan ibadete teravih denir. Ve her zamanki beş rekât yerine iki rekat kılınır. Kimileri bunun ağır bir iftar yemeği yemiş bir kişinin hazmına yardımcı olduğunu söyler. Camilerde her akşam vaaz verilir. Türkler ramazanın yirmi yedinci gecesine çok önem verirler. Kadir gecesi diye adlandırdıkları bu gecede Kur’an’ın cennetin en yüksek katından yeryüzüne gönderildiği ve Cebrail’in (aleyhisselâm) bunu Peygambere vermeye başladığına inanırlar. Kadir gecesi akşamlarını çoğu insan camilerde geçirir. Her zamankinin yerine özel bir ibadet yapılır ve ondan sonra kalabalık bir cemaat, kutsal günlerin olaylarını anlatanlar etrafında oluşan gruplara dağılır. Bu ayda Ayasofya Camii’nde sıra sıra namaz kılanlar görmeye değer bir manzara verir. Hepsi ayakkabısız olan erkekler, elleri bağlı ve başları aşağıda, yan yana ayakta dururlar. Kılıç ve fetih sancağıyla birlikte tepelikli minberinden imam, akşam duasını okur. Yüksek bir platformda bağdaş kurmuş oturan bir müezzin, ruhunun derinliklerinden gelen bir sesle artan tenorda Kur’an’dan mukabeleler okur. Ara sıra tutkulu bir “Allah!” nidası fırlar ya da ayaktaki binlerce kişiden derin bir “Amin” sesi yankılanır. O kalabalık cemaat, başlarını öne eğer, elleri dizleri üzerinde eğilir ve doğrulurlar. Sonra bir kez daha eğilir dizlerinin üzerine çöker ve kubbede yankılanan pes perdeden uzun bir gök gürültüsüyle alınlarını yere değdirirler. Kutsal bilgelik tapınağı bundan daha etkileyici bir saygı ve inanç gösterisine pek az tanıklık etmiş olmalıdır... |
| |
| | #16 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Apr 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 2,119
| Kapılar ardına kadar açık Ramazan ayında tüm evler, en nefis yemeklerin, her selamün aleyküm diyene sunulduğu bir ziyafethânedir. Büyük konakların iftar sofrasında yer almak için tanıdık olmaya lüzum yoktur. İsteyen gözüne kestirdiği yere girer, oturur, kimse de kim olduğunuzu, ne münasebetle tanışıldığını, isminizi ve işinizi sormaz. Konağa davetlilerin dışında gelen misafirler de derece ve itibarlarına göre kâhya ve divan efendisi, mühürdar gibi zatların odalarına alınır, iftar ettirilir, onlara da mükellef iftarlıklar, tatlılar, börekler ve her türlü yemekler verilir. Gedikli ağalarla diğer ağalara kavas ve aşçılara ve evdeki diğer hizmetlilere ayrı ayrı sofralar kurulur, her birine börek, tatlı konur. Konağın alt katına da iftara gelen mahalle bekçisi, sakası, amele ve diğer fakirler için onar kişilik en az üç dört sofra hazırlanır, bunlara da birkaç çeşit reçel, simit, büyük bir kap ile çorba, mutlaka bir tatlı ve sebzenin yanı sıra büyük bir leğenle bolca pilav verilir. Beraber getirdikleri tütünlerini ve evden verilen kahvelerini içerler, sonra hazinedar ağa tarafından diş kirası namıyla bir miktar atiye verildikten sonra herkes yoluna gider. Evdeki diğer misafirler kahve ve çubuklarını içer, bir kısmı yatsı namazı vakti yaklaşınca konaktan ayrılır. Bunlar arasında mahalle imamı, müezzini ve muhtarı gibi kimselerle diğer komşu ve mahalle ahalisinden atiye verilmesi lâzım gelenlere de ayrı ayrı diş kiraları verilmesi ihmal edilmez. Hane sahibi tarafından mahiyetinde bulunanlara veya arzu ettiklerine ramazan hediyesi altında saat bile verildiği olur. Konaklarda sıradan günlerde de imam bulunur, sabah, akşam ve yatsı namazlarını ev halkı cemaatle kılardı. Ramazanda ise çoğunlukla konak imamı teravih kıldırmaz, dışardan bir imam ve güzel sesli müezzinler tutulur |
| |
| | #17 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Apr 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 2,119
| Pabuçları yürüteyim derken... Bir ramazan gecesi Ayasofya Camiinde teravih namazı kılındıktan sonra dua esnasında açıkgöz yankesicinin biri, yanındaki adamın cebindeki bir enfiye kutusunu el çabukluğu ile aşırır. Bununla da yetinmez, kalkarken adamcağızın kunduralarını da paltosunun altına saklar. Malları çalınan, her iki hırsızlığın da farkındadır. Önce hiç ses çıkarmaz. Fakat tam caminin iç kapısından çıkarlarken, hırsızın hafifçe omzuna vurur ve koluna girer. Hırsız, şaşırarak döner. Efendi, gayet nezaketle: “Siz, namazdan evvel benden enfiyeniz var mı diye sormuştunuz, fakat kutuda enfiyem tükenmiş, takdim edememiştim. İnanmanız için enfiye kutusunu da size vermiştim, sonra namaza durmuştuk. Şimdi eksik olmayın, kunduralarımı da almış, taşıyorsunuz. Zahmetinize teşekkür ederim. Bu lûtfunuza artık hacet kalmadı.” Pek tabiî olarak, hırsızın yüzü alı al, moru mor! Enfiye kutusunu ve kunduralarını geri alanın bu sözlerini işiten halktan bir kısmını hem güldürür, hem hırsızın yakasına yapışırlar ve onu doğruca karakola götürürler. Komedinin devamı buradadır. Komiser, hırsıza çıkışır: - Be herif! Bu kaçıncı rezaletin? Kaçıncı kundura hırsızlığın? Neye yaparsın bu işi? Hırsız, boynunu bükerek: - Hakkınız var efendim, der. Kusurum var, kötü bir alışkanlık! Fakat çok şükür bu defa cemaatten dayak yemeden pabuçları geri verdim, enfiye kutusunu da. Şaşkınlığım yeter. Ancak, Allah aşkına siz de halime merhamet buyurun, hiç olmazsa bir kerecik burada dayak yemiyeyim! |
| |
| | #18 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 1,104
| ben bunu bi kütüphaneme ekleyeyim rahatça okuyayım sonraa şimdiden teşekkürler [razi] [razi] |
| |
| | #19 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007 Yaş: 20
Mesajlar: 4,520
| devamını bekliyoruz inşaAllah refref abi... Tam kütüphanelik bir konu Selametle.. |
| |
| | #20 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 3,344
| çok güzel palaşımlarr.. [razi] |
| |
| Konu Araçları | |
| |