ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > 11 Ayın Sultanı Ramazan > Ramazan Özel


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 11-09-2007, 14:03   #21
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 3,950
Varsayılan Ramazan Özel Başlığı

Muhterem okuyucularım! Geçtiğimiz Ramazan-ı Şerif'in sonunda endişe ile bu günlerimize bakmış, acaba gelecek Ramazan-ı Şerif'e Rabbimiz bizi eriştirecek mi diye sızlanarak dua etmiştik...
Şükürler olsun, işte size bir Ramazan-ı Şerif daha... Bizleri böylesine özel ve güzel günlere bir daha ulaştıran Rabbimize ağaçların yaprakları, meyveleri sayısınca hamd ve şükürler ediyor, bugünlere erişemeyen dost ve yakınlarımıza da Ramazan-ı Şerif'in feyzinden hisseler diliyoruz.

Aziz okuyucularım! hepimiz biliyoruz ki, her ay özel ve güzeldir. Ancak Ramazan ayı bir başka... Her ayda yapılan ibadetler, gerçekleştirilen hayır hasenatlar kabule şayan olur. Ancak Ramazan ayı bir başka. Çünkü diğer aylardaki iyilik ve ibadetlere bire on, belki bire yüz sevap söz konusu olurken, Ramazan ayında gönül derinliğine göre bire yedi yüzden başlar, yedi bin ve daha yukarılara doğru yükselip gider sevap ikram ve ihsanları. Bunun içindir ki, zekâtlar da, fitreler de, birçok hayır hasenat da bu ayda daha çok yerini bulur, diğer aylardan farklı bir yardımlaşma sağanağı ve ibadet artması bu ayda daha çok görülür. Müminlerde uhrevî duygular bu ayda daha çok coşar, dünyanın faniliği, ahiretin bakiliği bu ayda daha çok düşünülür. Herkes ihmal ettiği ahiretini bu ayda daha çok imar etmeye yönelir. Nitekim bir zat sorar:

- Yâ Resûlallah, nedense ahirete ciddî bir meyil duyamıyor, orayı pek arzulamıyorum, der. Efendimiz (sas ) Hazretleri:

- Malın var mı? diye sorar. Var deyince:

- Öyle ise der, malından da ahiret için harca. Senin orayı arzulamayışın, burayı imar edip orayı harap bırakışındandır. Sen ihmal ettiğin ahiretini ibadetinle, hayra harcadığın imkânınla imar et de bak nasıl ilgi duyacaksın imar ettiğin yere...


Benzeri bir değerlendirmeyi maneviyat büyüğü Sehl bin Abdullah'dan da dinlemekteyiz:

- Sen derler, elinde avucunda ne varsa hep İslâm'a hizmet için harcıyor, geride bir şey bırakmıyorsun. Halbuki yaşlı bir adamsın. Bu harcadıklarına senin ihtiyacın var!..

- İyi ya, der, ben de o ihtiyacımı karşılamak için yapıyorum bu harcamaları.. Ben der, artık yola çıkmış kimseyim. Akıllı yolcular mallarını bulundukları yere bırakmazlar, belki varacakları yere önceden gönderirler. Ben de burada bırakmıyor, oraya gönderiyorum. Ta ki ben varınca ibadetlerimi, iyiliklerimi orada yanımda hazır bulayım. Burayı imar edip de orayı ihmal edenlerden olmayayım!..


İşte büyüklerin imar ve ihya anlayışları böyle. İnsan büyüklerin bu türlü anlayışlarından kendi dünyasına işaretler bulur, kendi hayatına örnekler alır. Kendi çapında varacağı yer için bir imar ve ihya hareketine girer. Elbette şu mübarek Ramazan-ı Şerif ayı geçmeden, şu sayılı günlerin getirdiği fırsatlar da kaçmadan...

Ramazan-ı Şerif'in ahiretimizi imar için mühim bir fırsat ayı olduğuna dikkatinizi çekerken, bir başka mühim fıkıh konusuna daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Şöyle ki:

1- Takvimlerimizde bu sene perşembe günü başlayan Ramazan ayı (29) gün olarak görünmektedir.. Yine bir gün eksik tutturacaklar, diye bir vesvese akla gelmemelidir... Efendimiz'in tuttuğu dokuz Ramazan'ın beşi 30, dördü 29 gün olarak geçmiştir. Bu itibarla, (orucumuzu baştan bir gün yediriyorlar diye) bir zihin karışıklığına girmeye hiç gerek yoktur. Ayların bazen 30, bazen de 29 çıktığını siz de biliyorsunuz.

2- Bununla beraber, orucunu mutlaka 30'a tamamlamak isteyenler olursa, baştan bir gün önce nafile! oruca niyet edebilirler. Şayet o gün Ramazan'sa, zaten yememiş, oruç tutmuşlardır. Tuttukları nafile oruç Ramazan orucu yerine geçer. Ramazan değilse, nafileye niyet ettiklerinden dolayı farz olan Ramazan orucunun başlangıcına şüphe düşürmemiş olurlar. Çünkü açıkça nafileye niyet etmişlerdir.

3- Niyette tereddüt caiz olmadığından, (Bugün Ramazan'sa Ramazan'a, değilse nafileye niyet ediyorum) dememeli, Ramazan'ın başlama gününe şüphe düşürmemek için, mutlaka nafileye niyet etmelidir. Zaten Ramazan'sa, hangi niyetle tutulursa tutulsun Ramazan orucu yerine geçer.. Yeter ki bir orucumuzu baştan yediriyorlar diye bir huzursuzluk çıkarılmasın, birlik beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu mübarek günlerin başında... (Yarın: Herkesin oruç tuttuğu Ramazan'da kimler oruç tutmayabilir?)


zaman__________________AHMED ŞAHİN
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-09-2007, 14:09   #22
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 620
Varsayılan Ramazan Özel Başlığı

AYETİ KERİMELER::
- Ey îman edenler! Sizden önceki (ümmet)lere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de oruç tutmak yazıldı (farz kılındı). Olur ki bu sâyede takvâya erersiniz.
Bakara - 183

- (Farz kılınan oruç) sayılı günlerdir. Sizden kim, (o günlerde) hasta veya seferde ise, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (oruç) tutar. (İhtiyarlığından veya tedâvisi mümkün olmayan bir hastalıktan dolayı) oruç tutmaya gücü yetmeyenlere, (her güne karşılık) bir yoksulu (sabah-akşam) doyuracak bir fidye vermesi (gerekli)dir. Kim de gönülden gelerek (daha fazla) bir ihsanda bulunursa, bu, onun için daha hayırlıdır. Bununla beraber (zor da olsa), (işin önemini) bilirseniz, oruç tutmanız, sizin için daha hayırlıdır.
Bakara - 184

- (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, Kur'ân; insanlara hidâyet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi. Sizden kim (mâzereti olmaksızın) bu ay(ın ilk hilâlin)e erişirse/görürse hemen orucunu tutsun, kim de hasta veya seferde (olup da yer) ise, tutmadığı günler sayısınca (câiz olan) başka günlerde (orucunu kazâ etsin). Allah sizin hakkınızda kolaylık ister, zorluk istemez. Bu da, o sayıyı (kazâ ile) tamamlamanız ve size yol göstermesine karşılık Allah'ın yüceliğini tanımanız içindir. Olur ki (düşünür de) şükredersiniz.
Bakara - 185

- Oruç (günlerinin) gecesinde eşlerinizle cinsî ilişki kurmanız size helâl kılındı. (Haramdan korunmak ve sükûnete kavuşmanız için) onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz. Allah (onlara yaklaşmamakla) nefislerinizin arzularına karşı zâfiyet göstereceğinizi bildi de tövbelerinizi kabul edip, sizi bağışladı. Artık bundan böyle onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdığı (takdir ettiği) şey (nesl)i isteyin. Beyaz iplik siyah iplikten (fecrin aydınlığı, gecenin karanlığından) seçilinceye (tanyeri ağarıncaya) kadar yiyin, için, sonra da orucu akşam oluncaya (iftar vaktine) kadar tamamlayın. Fakat, mescidlerde i'tikâfa (ibâdete) çekilmiş iken kadınlarınıza yaklaşmayın. Bu (hükümler) Allah'ın sınırlarıdır; sakın sınırlara yaklaşmayın! Allah, sakınıp korunsunlar diye âyetlerini insanlara böyle açıklar.
Bakara - 187

- Haccı da, umreyi de Allah (rızâsı) için yapın. Eğer (bir engelle hac ve umreden) alıkonulsanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban (gönderin). Kurban, yerine (Minâ'ya) varıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin. Aranızda hasta olan veya başından bir rahatsızlığı bulunan (traş olan) varsa ona fidye gerekir ki, o (fidye) de ya (üç gün) oruç tutmak, ya sadaka (altı fakire fitre) vermek, ya da bir kurban kesmektir. Güven içinde olduğunuz vakit hac zamanına kadar, umre ile faydalanmak isteyen kimseye (Hacc-ı Temettü yapana), kolayına gelen kurbanı kesmesi; kurban bulamayana da hac günlerinde (ihramlı olarak) üç gün, döndüğünüz zaman da yedi (gün) oruç tutması gerekir; bunlar tam on (gün) dür. Bu, ailesi Mescid-i Haram (civârın)da oturmayanlar içindir. Allah'ın emirlerine uygun olmayan davranışlardan sakının ve bilin ki, Allah'ın cezâsı çok şiddetlidir.
Bakara - 196

- (O mü'minler tövbe edenler, ibâdet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışanlar ve Allah'ın sınırlarını (koyduğu hükümleri) koruyanlardır. (İşte, böyle) mü'minlere (cenneti) müjdele!
Tevbe – 112

- Şüphesiz ki, müslüman olan (Allah'ın emirlerine teslim olan) erkeklerle, müslüman kadınlar; îman eden erkeklerle, îman eden kadınlar itaat (ve ibâdet)e devam eden erkeklerle; itaat (ve ibâdet)e devâm eden kadınlar; doğru erkeklerle, doğru kadınlar; sabreden erkeklerle, sabreden kadınlar; alçak gönüllü (ve saygılı) erkeklerle, alçak gönüllü (ve saygılı) kadınlar; sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar; oruç tutan erkeklerle, oruç tutan kadınlar; mahrem yerlerini (haramdan) koruyan/hayâlı erkeklerle, mahrem yerlerini (ve görünümlerini haramdan) koruyan/iffetli kadınlar; Allah'ı çok anan erkeklerle (Allah'ı çok) anan kadınlar (var ya, işte) Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfât hazırlamıştır.
Ahzab - 35


- Feyzü’l Furkan Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali




::HADİSİ ŞERİFLER::

- Bizim orucumuzla ehl-i kitabın orucu arasında hudut, sahur yemeğidir.
(Müslim, 6, 60)

- Ramazan'da orucunu tutup da Şevval'den de altı gün tutan kimse bütün sene oruç tutmuş gibidir.
(R. Salihin, 1259)

- İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak.
(Tirmizi, İman 3, (2612))

- Bir kadın Resulullah (sav)"a gelerek: "Ben haccetmek için hazırlık yapmıştım. Bana (bir mani) arz oldu ne yapayım?" Efendimiz, "Ramazan"da umre yap, zira o ayda umre tıpkı hacc gibidir" buyurdu.
(Ebu Davud, Hacc 79, Tirmizi, Hacc 95)

- Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.
(Müslim, Sıyam 2, (1079))

- Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yıl orucu tutmuş olur.
(Tirmizi, Savm 53, (759); Ebu Davud, Savm 58, (2432))

- Beş vakit namaz, bir cuma namazı diğer cuma namazına, bir Ramazan diğer Ramazana hep kefarettirler. Büyük günah irtikab edilmedikçe aralarındaki günahları affettirirler.
(Müslim, Taharet 14, (223); Tirmizi, Salat 160, (214))

- Ramazan girip çıktığı halde günahları affedilmemiş olan insanın burnu sürtülsün. Anne ve babasına veya bunlardan birine yetişip de onlar sayesinde cennete girmeyen kimsenin de burnu sürtülsün. Ben yanında zikredildigim zaman bana salat okumayan kimsesinin de burnu sürtülsün!
(Tirmizi, Daavat 110, (3539))

- İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak.
(Buhari, İman 1; Müslim, İman 22 )

- Oruç perdedir. Biriniz birgün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!" desin (ve ona bulaşmasın)
(Müslim, Sıyam 164, (1161))

- Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.
(Tirmizi, Cihad 3, (1624))

- Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez." (Tirmizi"nin rivayetinde şu ziyade var: "Oraya kim girerse ebediyyen susamaz.)
(Tirmizi, Savm 5)

- Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.
(Tirmizi, Savm 82, (807); İbnu Mace, Sıyam 45, (1746))

- Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirip içirmiştir.
(Müslim, Sıyam 171, (1155); Tirmizi, Savm 26, (721))

- Zahmetsiz ganimet kışta tutulan oruçtur.
(Tirmizi, Savm 74, (797))

- Ramazan ayında, hasta veya ruhsat sahibi olmaksızın kim bir günlük orucunu yerse, bütün zaman boyu oruç tutsa bu orucu kaza edemez.
(Buhari, Savm 29; Tirmizi, Savm 27, (723))

- Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.
(Tirmizi, Cihâd 3, (1624))

- Resulullah (sav) vefat edinceye kadar Ramazanın son on gününde i"tikafa girer ve şöyle buyururdu: "Kadir gecesini Ramazanın son on gününde arayın".
(Müslim, İ"tikaf 5, (1172))

- Resulullah (sav) "Kadir gecesi Ramazan'ın neresinde?” diye sorulmuştu. O, “Ramazanın tamamında!" diye cevap verdi.
(Ebu Davud, Salat, 824, (1387))

- Kadir gecesini, kim sevabına inanıp onu kazanmak ümidiyle ihya ederse, geçmiş günahları affedilir.
(Müslim, Müsafirin 174, (769); Ebu Davud, Salat 318, (1371); Tirmizi, Savm 83)

- Kişinin fitnesi ehlinde, malında, çocuğunda, nefsinde ve komşusundadır. Oruç, namaz, sadaka, emr-i bi'l-maruf ve nehy-i ani'l-münker bu fitneye kefaret olur!
(Müslim, Fiten 17, (144), Tirmizi, Fiten 71, (2259))
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-09-2007, 14:12   #23
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Apr 2007
Yaş: 36
Mesajlar: 2,071
Varsayılan Ramazan Özel Başlığı

Ramazan ayı, insanları birbirine yaklaştıran, toka açığı, zengine yoksulluğu hatırlatan kutsal bir ay. Ruhani boyutunun etkisi içeriğinden dolayı asla de ğişmeyecek; ancak Ramazan adetleri, zaman ve yeniden biçimlenen yaşam alışkanlıkları doğrultusunda değişim geçiriyor. "Davulumun ipi kaytan" diye sahuru duyuran davulcular halen varolsalar da; eski Ramazanlarda yaşananlar çoktan nostaljiye dönüştü bile. Zaman, bugün yaşananları da anıya çevirecek çevirmesine de, kulağımız tüm çalar saatlere rağmen, "Kalmadı sırtımda mintan" dizesini arayacak yine de...Hiç bıkmadan "Neydi eski Ramazanlar" diye iç geçirdiğimiz gibi...Sahi nasıldı o eski Ramazanlar?... islam inanışına göre her yıl Ramazan ayı, ramazan hilalinin doğusuyla başlar. Bu sebeple eski Ramazanlarda kutsal ayın yaklaşmasıyla günler hareketlenirdi. Herkes Ramazan'ın geldiğinin müjdesini verecek incecik hilalin gökyüzünde görüneceği anı yakalamak peşindeydi. Akşam saatleriyle birlikte "yeni hilali ilk gören kişi" olmak sevdası, "Yev-müşşek" yani "Şüpheli günler" diye adlandırılan Şaban ayının son günlerinde yoğunlaşırdı. Şer'iye mahkemelerinde kadılar, müftüler sabahlara kadar nöbet tutup Ramazan müjdecisini beklerlerdi. Sonunda Yeni Ay'ı ilk gören soluğu kadının huzurunda alır ve "Ay'ı ilk gördüğüne dair" vemirı

ederek, Ramazan'ın ilan edilmesini sağlardı. Toplar atılır, mübarek ayın geldiği dört bir yana duyurulurdu.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-09-2007, 14:15   #24
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Apr 2007
Yaş: 36
Mesajlar: 2,071
Varsayılan Ramazan Özel Başlığı

Ramazan'ın gelişiyle evlere adeta birer şenlik alanına dönerdi. Ailenin tüm üyelerinin toplandığı iftar sofraları birbirinden leziz özel Ramazan tatlarıyla donatılırdı. İftar vaktinden önce kadınlar gelmeye başlardı. Oruç, kısa bir dua ve besmeleden sonra mutlaka Kabe'den gelmiş zemzem ile açılırdı. Sofrada herkesin önüne kristal kadehlere yarıya kadar bu kutsal sudan konulur ve iftar topuyla ezan sesi duyulur duyulmaz eller bunlara uzanırdı. Arkasından bir hurma alınır ve sonra sıra Öbür iftariyeliklere gelirdi, iftariyeliklerle başlayan iftar yemeğine hep birlikte kılınan akşam namazıyla ara verilirdi. Namazdan sonra iftar sofralarında değişmez ilk yemek; et veya tavuk suyuyla hazırlanan düğün, mercimek, yoğurt, pirinç çorbalarıydı. Rama-zan'ın vazgeçilmez yemeği pastırmalı yumurta ise sahanlar içinde yanında mutlaka Ramazan pidesiyle sunulurdu.
Osmanlı saraylarında padişaha sunulan pastırmalı yumurta, evlerde yapılandan farklıydı. Topkapı Sarayı terke-dilip padişahlar Dolmabahçe Sarayı'nda veya diğer dış saray yahut mevsimlik köşklerde oturdukları zamanlarda bile Kadir geceleri mutlaka Topkapı Sarayı' na gelip burada iftar açarlar, yatsı ve teravih namazlarından sonra yapılan dua törenine katılırlardı. Topkapı Sarayı'ndaki iftarda padişaha "Yumurta-yı Hümayun" ikram edilmesi Osmanlı hanedanı geleneklerindendi. Yumurtalı Hümayun için evvela halka halinde kıyılmış soğan Halep yağında öldürülür, sonra ince dilimlenmiş tütünlük pastırma ilave edilip biraz da su katılarak pişitir, yeteri kadar şeker ve sirke ile de bir iki taşım kaynatıldıktan sonra açılan yuvalara günlük yumurta kırılıp, kapağı kapatılarak kaskatı olmayacak derecede pişirilirdi.

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-09-2007, 14:16   #25
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Apr 2007
Yaş: 36
Mesajlar: 2,071
Varsayılan Ramazan Özel Başlığı

İftar yemeği, pastırmalı yumurtanın ardından etinden sebzesine, pilavından böreğine ev sahibinin gücüne göre yapılan lezzetlerle devam ederdi. Kuru meyvelerden yapılan hoşaflar, 60-70 kat yufkadan oluşan baklava, kazandibi, kabak tatlısı, keşkül ve Ramazan'a özgü bir tatlı olarak bilinen güllaç iftar sofralarının vazgeçilmez tatlılarıydı. Şerbet ve şuruplar, boza ve sahlep de önemli Ramazan içecekleriydi. Demirhindi, ağaç kavunu, menekşe, kızılcık gibi şimdilerde adını bile duymadığımız içecekler karla soğutularak sunuluyordu. Nargile, çubuk veya kahve ile iftar keyfi tamamlanırdı.
Büyük konaklarda tüm misafirlere kahvenin aynı anda verilmesi şarttı. Kahve ibriğinin soğumaması için gümüş zincirli ateşlikler yakılır ve misafir sayısı kadar hizmetkar, kahveci başının etrafına dizilir, kahveler kafesli gümüş zarfların ucundan tutulmak suretiyle misafirlere ikram edilirdi. Kahvelerin ardından eğlence başlardı. Önce masallar anlatılır, bilmeceler sorulurdu.
Ramazan boyunca devletin önde gelenleri ve varlıklı kişilerin konaklarında büyük iftar sofraları kurulurdu. İftarların en görkemlerinin yaşandığı sarayda büyük siniler salonlara dizilir, saraylılar sofranın çevresine sıralanıp iftar açarlardı, iftardan sonra haremağaları vasıtasıyla Sultan ve Kadın Efendilere saygılar iletilir, iltifatlar eşliğinde derecelere göre "diş kirası" adı altında armağanlar ya da para alınırdı.
Mahalle kahvesine çıkmak ya da komşulara gitmekten öteye geçemeyen gece hayatı, Ramazan'da bambaşka bir biçime bürünürdü. Mahyalarla süslenmiş ışıltılı İstanbul'da gezmek ayrı bir keyifti. İftardan sonra erkekler dışarı çı-kar,özellikle yaz aylarına rastlayan ramazanlarda eski İstanbul'da Fatih, Şehzadebaşı, Laleli, Beyazıt, Sultanahmet, Ayasofya, Eyüp, Mahmutpaşa, Sultanselim camileri meydanlarındaki açık hava kahvelerine gidilir, teravih namazına kadar çubuk, nargile, kahve vb. içilip sohbet edilirdi.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-09-2007, 14:17   #26
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Apr 2007
Yaş: 36
Mesajlar: 2,071
Varsayılan Ramazan Özel Başlığı

Namazdan sonra eğlence yerlerine gitmek adettendi. Özellikle Şehzadebaşı'ndaki Direklerarası en canlı eğlence merkezlerindendi. Tavuk Pazarı'ndaki semai kahveleri, Şehzadebaşı'nda sergilenen kukla, karagöz, ortaoyunu gösterileri, bazı ünlü meddahların devam ettiği kahveler en çok ilgi gören eğlence mekanlarıydı. Kavuklusuyla, pişekarıyla, davul ve zurnanın coşkulu sesiyle, lavanta kokularıyla orta oyunu, bir başka alemdi. Orta oyununda olaydan çok nükteye yer verildiği için, oyuncular aralarında tespit ettikleri konuyu çoğu zaman taklit ve nükte üstüne nükte yaparak hareketlendirir ve renklendirirlerdi. Çalgılı kahveler, erkeklerin Ramazan gecelerinde gittikleri, müzik ve eğlencenin tam anlamıyla yaşandığı eğlence yerlerin-dendi. Çalgıcı takımı genellikle yüksekçe bir yerde oturur ve teravih çıkışı eğlenceyi başlatırdı. Önce klarnetle nihavent bir taksim geçilir, arkasından marş temposunda alafranga parça çalınır, gazeller, semailer, koşmalar, divanlar, maniler, destanlar arkadan gelirdi. Kadınlar da evlerde toplanır, çeşitli eğlenceler düzenleyip maniler okuyarak sahur vaktine değin hem eğlenip hem de sahur yemeği hazırlarlardı Sabaha karşı davulcuların okuduğu maniler, sahuru haber verirdi.

Sahur'un habercisi Ramazan davulcularının nesilden nesile söyleyerek taşıdığı "Ramazan Manileri" eski Ramazanlar'ın önemli özelliklerindendi. Konusu çoğunlukla ramazanla ilgili olan bu deyişler, sahur vaktini haber vermek için söylenirdi. Ramazan'ın onbeşinden sonra maniler için çalgılı kahvelerde yarışmalar da düzenlenirdi. Yarışmaya katılacak olanlar yüksek bir yere oturur ve yarışma başlardı. Manicilerden biri "ayak" atar, yanındaki hemen o ayağa uygun cinaslı bir beyiti hemen okumak zorunda kalırdı. Bunu gerçekleştiremediği an saf dışı olurdu. Maniler de, eski gelenekler gibi bugün kültürel değerlerimiz arasında birer "anı" olarak var olmaya çalışıyorlar



Levni'nin gravüründe görüldüğü gibi eğlence hayatı Ramazan'da canlanırdı. Şehzadebaşı' ndak i Direklerarası en canlı eğlence merkezlerindendi. Kukla, karagöz, ortaoyunu gösterileri, bazı ünlü meddahların devam ettiği kahveler ilgi gören eğlence mekanlarıydı. İsmail Dümbüllü yakın tarihin ünlü meddahlarındandı
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-09-2007, 14:28   #27
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Apr 2006
Yaş: 26
Mesajlar: 1,556
Varsayılan Ramazan Özel Başlığı

Çocuklara Ramazan’ın Farkını Hissettirin

İftar vaktinin erken olması sebebi ile çoğu insan orucunu işyerinde açacak. Hiç olmazsa ilk günde imkanlarınızı zorlayıp orucunuzu evinizde ailenizle birlikte açmaya çalışın! Çocuklar Ramazan'ın farkını hissetsin!

Teravihe Çocuğunuzla Gidin

Elinden tuttuğunuz çocuğunuzla birlikte teravih namazına gidin. Namazdan sonra, önce çocuğunuza küçük; ama onun hoşuna gidecek bir hediye verin. Sonra yanınıza aldığınız çikolata ya da şekerleri teravihe gelen diğer çocuklara dağıtarak onlara Ramazan’ın rahmet yüzünü bir kere daha gösterin. Ekonomik durumunuz iyiyse bunu sık sık yaparak camiye gelen çocukları sevindirin.

Çocukları Camiden Kovmayın

Teravihtesiniz, huşu ile namazınızı kılıyorsunuz. Çevrenizde yüzlerindeki rahmetten izlerle muzipçe dolaşan hatta safların arasında koşuşan çocuklar var. Halden anlamayan bazı nadanların onların koşuşturmasından rahatsız oldukları belli.

Çocuklara kızarak sert sert bakışları ile onları azarlayanların aksine, siz nazarınıza rahmeti yerleştirin ve kendilerinden hoşnut olduğunuzu izhar edin. Namazdan sonra da karşılaştığınız çocuğun başını okşayıp onu tebrik ederek “ALLAH ibadetinizi kabul etsin” deyin.


Çocukların Dini Eğitiminde Bu Ay Bir Fırsattır


Eğitim, büyüklerin kendilerini takip eden nesli her yönden geliştirmek, çelişki ve tutarsızlıklardan kurtarmak, ahenkli davranış ve olgunlaşmış şahsiyete ulaştırmak için gösterdiği çabalar bütünüdür. Eğitim için müsait ortamın, heyecanın, motivasyonun ve uygulama yapma imkânının bulunması şarttır. Çocuklara İslâmi eğitimin kazandırılmasının en müsait ortamlarından biri de Ramazan ayıdır.

Heyecan, eğitimi hem kolaylaştıran hem de zorlaştıran bir husustur. Bu itibarla heyecanın eğitime verdiği olumlu ve olumsuz olmak üzere iki yönlü etkisi vardır. Öğrenilecek şeyle aynı yönde olan heyecanlar eğitimi kolaylaştırır; fakat öğrenilecek şeyle zıt yönde olan heyecanlar eğitimi zorlaştırır. Meselâ Ramazan ayının heyecanı, İslâmi terbiyeyi kolaylaştırarak İslâm eğitimine olumlu bir katkıda bulunur. Bunun yanında İslâm örf, âdet ve ahlakıyla uzaktan yakından hiç alâkası olmayan bazı bayramların heyecanı ise çocukların İslâmi terbiyeyi kazanmalarına engel olur. Heyecanın en büyük neticesi motivasyonu ortaya çıkarmasıdır. Kısaca motivasyon, öğrenilecek şeye karşı iradeli olarak ilgi ve merak duymaktır. Herhangi bir şeye ilgi ve merak duymadan onu öğrenmek mümkün değildir. Bu sebeple ilgisizlik ve dikkatsizlik, öğrenme ve anlamaya engel olan kalbe çekilmiş bir perdedir. Artık bugün çocuğa motivasyon kazandırılmadan eğitim ve öğretim yapılamayacağı bütün dünya eğitimcileri ve pedagogları tarafından kabul edilmiş bir husustur. Bunun yanında halkımız arasında "Merak ilmin hocasıdır" sözü yıllardır kullanılmış ve adeta atasözü haline gelmiştir.

En büyük muallim ve terbiye edici olan Kainatın İftihar Tablosu Peygamber Efendimiz (sas) de, bir şeyler anlatmak istediğinde ashabının ilgi ve merakını uyandırarak motivasyonunu artırırdı. Bütün bunlardan da anlaşılıyor ki, Müslüman anne–babanın yapacağı ilk iş, çocukta harekete geçirici güç olan ilgi ve merakı temin etmektir. Bu sebeple dikkati toplamak için mübarek Ramazan ayı, oruç, teravih namazı, imsak ve sahur gibi çeşitli motiflerden faydalanmak lazımdır.


Çocuklar Sizi Namaz Kılarken Görsün

Bugün bir başlangıç yapın. 1,5-2 yaşından büyük çocuğunuz varsa onların bulunduğu bir ortamda namaz kılın. Onlar sizlerin önlerinize gelsin, sırtınıza çıksın. Onlara müdahale etmeyin. Peygamberimiz de bu şekilde davranmıştı.

Çocuklarınız sizi namaz kılarken görsün. Bu onun zihnine yerleşecek ve ileride evde sizin yaptıklarınız adına çok önemli bir hatıra olarak kalacaktır. Mümkünse namazlarınızı evde eşlerinizle birlikte cemaat yaparak kılın. Böylece namazınızın yirmi yedi kat daha fazla sevap getireceğini Efendimiz (sas) haber veriyor.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-09-2007, 14:50   #28
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 620
Varsayılan Ramazan Özel Başlığı

bir duadır ramazan

* Ramazan, Allah'ın kainattaki haşmetli ve küllî idaresine, Rahmetine, şefkatine, geniş ve azametli, intizamlı ve küllî bir tarzda mukabele edebilmenin duasıdır...

* Ramazan, Cenâb-ı Hakk'ın nimetlerine karşı şükredebilmenin duasıdır...

* Ramazan, fukaralara yardım edebilmenin duasıdır... (başka kardeşlerimizi de hatırlayabilmenin, onlara da dua edebilmenin, üzerimizdeki bencilliğin kaldırılmasının duasıdır)

* Ramazan, mülkün mâlikinin Allah olduğunu nefsimize talim ettirebilmenin duasıdır...

* Ramazan, nefsimizi terbiye etmek, kötü alışkanlıklarından vazgeçirebilmek için bir duadır..

* Ramazan, Kur'ân-ı Kerîm'in indirilişini karşılamak için, melek gibi bir vaziyete girebilmenin duasıdır...

* Ramazan, bâki bir ömrü kazanabilmenin duasıdır(kadir gecesi) ; Ramazan, ahiretimizi kazanabilmenin ve ahiret kazancımızın artmasının duasıdır.

* Ramazan, sıhhat duasıdır...

* Ramazan, Allah'a karşı olan aczimizi ve fakrımızı bilebilmenin duasıdır...

* Ramazan, diğer 11 ayı kulluk bilinciyle geçirebilmenin duasıdır...

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-09-2007, 16:24   #29
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Aug 2007
Yaş: 90
Mesajlar: 2,177
Varsayılan Ramazan Özel Başlığı

evet kardeşler yarın ılk teravıh kılınacak....neler hıssedıyorsunuz..

benım ıcımde garıp bısey var...pek acıkca olmadı ama bende cozemedım daha :
isteyen olursa 1 ay boyunca buraya her gune bır dua ekleyelım....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-09-2007, 16:35   #30
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 3,231
Varsayılan Ramazan Özel Başlığı

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi mersinli
evet kardeşler yarın ılk teravıh kılınacak....neler hıssedıyorsunuz..

benım ıcımde garıp bısey var...pek acıkca olmadı ama bende cozemedım daha :
isteyen olursa 1 ay boyunca buraya her gune bır dua ekleyelım....
çok sevinçli ve heyecanlıyım Allah bu günleride görmek nasip eder inşaallah
aslında güzel olur ama zaten dua bölümü var
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 02:41


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats