ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Edebiyat > Şair & Yazarlar


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 23-06-2008, 16:44   #1
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: May 2007
Yaş: 26
Mesajlar: 8,367
Varsayılan Başkaldıran Entelektüel: Cemil Meriç


Cemil Meriç denilince akla “düşünce üretilen mabet” gelir. Cemil Meriç, bu mabedin yapım aşamasındayken mabedin işçisi, yapım aşaması tamamlanıp düşünce üretmeye başlandığında mabedin bekçisi, darbe alıp yıkılma aşamasına gelindiği ya da düşünemeyenler tarafından okların atılmaya başlandığında ise mabedin savaşçısıdır.
Cemil Meriç, bu topraklarda yaşadığı sürece ayrılığın değil birliğini yolunu seçmiş, ideolojik kutuplaşmaların ölüm kokan karmaşasından kendisini uzak tutarak düşünce üretmiş ender mütefekkirlerimizden biridir. Sağ-sol kavgaları ile kan oluk oluk akarken üniversitelerimizde, Meriç, hakikati arama tutkusundan vazgeçmemiş, kendisini bu yolda adamış, düşünce dünyamıza yepyeni ufuklar kazandırmıştır.
İdeolojik kabuklaşmaların gittikçe katılaştığı bir dönemde, kendi medeniyetinden habersiz yaşayıp batıya tutkun olan kalabalıklara karşı Cemil Meriç şöyle haykırıyordu: “Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye çalışan zavallılar… Karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi…”
Hayatı boyunca hakikati arama tutkusunun peşinden koşan, batıyı ve doğuyu aynı anda, aynı zeminde kucaklayabilen tefekkür dünyasının büyük mimarı Cemil Meriç, ulvî tecessüsü ile düşünce üretiyor, mütercimlik yapıyor, güneşe yelken açarak düşünce dünyasını tavaf ediyordu: “Yaşamak için kendime bir dünya inşa etmek zorundayım. Anlıyorum ki zalim ve kıyıcı bir gerçekten kurtulmanın tek çaresi reel dünyadan kitapların dünyasına sığınmak.” O kadar çok okuyordu ki gözleri 6 numara miyop olduğunda durumundan bir hayli muzdarip olmuştu: “Şikâyet edeceğim kimse yok. Mektep bahçesinde çocuklar oynuyor, ben yine yalnızım ve yabancıyım, yabancı yani düşman. Dilim başka ve gözlüklerim var, kendimden utanıyorum.”
“Yazıyla Kazanılmayacak Savaş Yok”
Cemil Meriç, sağ geleneğin de sol geleneğin de açıklıklarını gösterirken fildişi kulesine çekiliyor, bizleri yakamızdan tutup silkeliyordu adeta. Meriç’e göre gerçek bir entelektüel ideolojik düşünce kalıbına girmeden, ülkesinin birlik ve beraberlik içerisinde olma çabasında bulunandı. Bu çaba içerisinde bulunan münevvere ise şu tembihi yapıyordu: “Sözle yazıyla kazanılmayacak savaş yok… Kalem sahiplerine düşen ilk vazife: telaş etmemek, öfkelenmemek, kin kışkırtıcısı olmamak. Halkı okumaya, düşünmeye, sevmeye alıştırmak. Bir kılıcın kazandığı zaferleri başka bir kılıç yok edebilir. Kalemle yapılan fetihler, tarihe mal olur, tarihe, yani ebediyete…”
Cemil Meriç Türkçeye sahip çıkarak “kamusa uzanan el namusa uzanmıştır” diyor ve kendi kültürünün kelamını kullanarak örnek oluyordu. Düşünce basamaklarında duran aydınlara da yol gösterici bir ışık huzmesi olarak, dilini unut(turul)an bir nesle, medeniyet dilinin hazzını yaşatıyordu. Entelektüel biri olarak çamurdan kuş yapıp topluma üflüyor, okuyanların bu kuşları yüreklerindeki varoluş sancısıyla diriltmelerini, dirilttikleri gün medeniyet bakış açısıyla, tomurcuk halindeki düşünsel öğelerin filizleneceklerini muştuluyordu.
“Her Namuslu İnsan Gericidir”
Politikanın kurtarıcılığına inanmıyor, varlığını politikaya adamış, sağ-sol kavgalarıyla zamanını geçirenlere ilmi, irfanı ve hikmeti gösteriyordu:Önümde birçok yollar var: Politika bunlardan biri. Belki en aldatıcısı olduğu için en cazibi. Mutlakın ve sonsuzun rüyası. Mukaddes bir abes. Bana sorarsan kütüphanene dön, yani kitap ol, aydınlan ve aydınlat. Neden İşçi Partisi’ne girmiyorsun? Girmem, çünkü benim yerim kütüphane. Ben ışık arayan, aydınlanmak ve aydınlatmak isteyen bir insanım. Politikanın kurtarıcılığına inanmıyorum.
Meriç, ezber bozarak sağ ve sola itibar etmeyen kendi halinde münzevi bir aydın, varoluş sancısıyla hakikati arayıp metafizik başkaldıran bir entelektüeldi. Doğuyu da, batıyı da anlamaya çalışan münzevi aydın, düşünce kozasını örmekle kalmıyor, herkesi medeniyet inşasında okumaya çağırıyordu: “Bir kılıcın kazandığı zaferleri başka bir kılıç yok edebilir. Kalemle yapılan fetihler, tarihe mal olur, tarihe, yani ebediyete… ” Meriç düşünce kozasını örerken, kendisine yakıştırılan yobazlık sıfatına ise hiç aldırmıyordu:Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse her namuslu insan gericidir!”
Yalnız Hakikatin Tarafında
“Cemil Meriç kimden yanaydı?” tarzında, Meriç’i herhangi bir akımla kendisine yakınlaştırmaya çabalayan bir soru, şüphesiz Cemil Meriç’e yapılan en büyük zulüm olur. Çünkü Cemil Meriç hakikatin tarafındaydı.
Vefatının 21. yıldönümü nedeniyle, 13 Haziran 2008 Cuma günü Bağlarbaşı Kültür Merkezinde ”Üsküdarlı Bir Entelektüel: Cemil Meriç’i Anma Programı” düzenlendi geçtiğimiz hafta. Cemil Meriç dostları-okuyucuları-öğrencilerinin bir araya geldiği bu buluşmadaydık biz de. Orada konuşulanlar da Meriç’in hangi tarafta olduğu/olmak istediğiydi.
Prof. Mete Tuncay, konuşma sırasında “Cemil Meriç yaşasaydı, İslamcıların kendisini bu kadar sahip çıkmasından tedirgin olurdu.” esprisine Dücane Cündioğlu “Meraklanmayın, salonu dolduranların çoğu sosyalist” esprisiyle cevap verdi.
Espriler Üstadı her kesimin takip ettiğinin, vefatından sonra asıl anlaşıldığının ve anlaşılacağının bir göstergesidir inşallah… Allah rahmet eylesin.


Cemil Meriç’in “Bütün kütüphaneyi satın, Grand Dictionnairel’i satmayın” dediği, gözlerini kaybettiren eser.






Yunus Emre Tozal
Gerçek Hayat, Sayı: 400
20 Haziran 2008
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-10-2008, 23:57   #2
Teğmen
 
Katılım Tarihi: May 2008
Mesajlar: 100
Varsayılan Yanıt: Başkaldıran Entelektüel: Cemil Meriç

“Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse her namuslu insan gericidir!”

teşekkürler...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-10-2008, 14:55   #3
salihanur
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Yanıt: Başkaldıran Entelektüel: Cemil Meriç

cemil meriçi kendine yakın gören bi dolu insan var ve akım...dine daha yakın ve belirli bir akımı kastedenler.
şaşırdım açıkcası...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-10-2008, 16:18   #4
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,788
Varsayılan Yanıt: Başkaldıran Entelektüel: Cemil Meriç

Cemil MERİÇ aykırı bir insan solcu iken solculuğa aykırı
milliyetçi iken milliyetçiliğe aykırı tam bir entellektüel
İslami düşüncelerindede yine entellektüel kimliğini öne çıkmaktadır
burada aykırı sözü uygun kaçmadığı için kullanmadım.
Dolayısıyle her kesim onu kendinden görmüş
daha doğrusu karşısında olmak istememiştirde denilebilirmi ?
yerine göre denilebilir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-10-2008, 19:54   #5
Albay
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,021
Varsayılan Yanıt: Başkaldıran Entelektüel: Cemil Meriç

önemli bir beyindi.bukesin...
ondaki aykırılıktan kendimdede bulduğumdan mıdır nedir oldukça hayranlık ve saygıyla bakıyorum kendisine .
düşünen beyinden zarar gelmez.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-11-2008, 15:57   #6
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: May 2007
Yaş: 26
Mesajlar: 8,367
Varsayılan Kendi Kaleminden Cemil Meriç

24.1.1963



Bir



Yirmi dört yil önce mahkemede Marksist oldugumu haykirmistim. Ümitsizlikten dogan bir isyandi bu, bir nevi meydan okuyus, yalnizlik içinde bir sey olmak ihtiyaci. Yillari zilletler içinde geçen, kah Türk, kah sehirli oldugu için horlanan göçmen çocugu bir yere tutunmak, bir camiaya baglanmak istiyordu. Sinifi yoktu. Dünyada baska milletler oldugunu dahi bilmiyordu. Ama kucaginda yasadigi topluma yabanciydi. O, sehirden gelmisti. Konusmasi da, giyinmesi de farkliydi. Yalniz yasadi, bir cüzzamli gibi.


Oynamadi, çocuk olmadi, içine ve kitaplara kapandi. Sonra lise yillari.. yine yalniz, yine yabanci. Açlik; midenin, etin ve ruhun açligi. Hayalindeki dünyalar birer birer yikildi. Önce, öbür dünya. Bu haksizliklar gayyasi suurlu bir Tanri'nin eseri olamazdi. lmandan süpheye, süpheden inkara, inkardan maddecilige geçis: Büchner, Ebul ala, Hayyam. Ama suurundaki bu devrim onu çevresinden bir kat daha kopariyordu. Küstah, tedirgin ve yalniz. Sonra yeni bir arayis, yeni bir bütünlesme ümidi: Türkçülük. Yutar gibi okudugu kitaplar: Yusuf Akçora, Türk Yurdu Koleksiyonlari, Türk Yilligi, Riza Nur'un Tarih'i. Mektep idaresi ile anlasmazlik. Mubassirdan yedigi tokat. Bu defa sehirli oldugu için degil, Türk oldugu için, sömürgecilige karsi oldugu için hirpalanis. Tarik Mümtaz'in gazetesinde "Firsat Yoksulu" takma adiyla siirler. Beyrut'ta çikan Yildiz ve Türk düsmanlarina savas ilani. Binbir ümitle kosulan lstanbul. Gerçegin soguk çehresi. Ve kabusa dönen sovenizm rüyasi. Nazim'la tanisma, Kerim Sadi. SefaIet. Ve kahkari bir hezimete benzeyen dönüs. Iskenderun sancagi. Ve alisilmamis bir hürriyet havasi. Putlari kirilan göçmen çocugu yeni bir put bulmustur: sosyalizm. Tercüme kaleminde reis muavinligi. Ve istemeyerek kabul edilen nahiye müdürlügü. Sonra degisen dünya. Telefonla isine son verilis. Köy ögretmenligi. Ve bir nisan sabahi evinin aranisi. Nezaret, hapishane.



Marksistim dedigi zaman tek isçinin elini sikmis degildi. Sadece namuslu olmak, korktugu için sustu dedirtmemek istiyordu. Zaten yasanmaz bir dünyada idi artik. Cinsi buhran, ruhi buhran. En küçük bir pirilti yoktu hayatinda. Bir siginakti Marksizm, bir kaçisti, bir yasama gerekçesiydi. Belki de inaniyordu Marksizme. Eziliyordu ve ezilenlerin yanindaydi. Ama kimdi bu ezilenler? Bilmiyordu. Kitaplardan tanimisti sosyalizmi. Ne kadar anlamisti? Anlayabilir miydi? Sinif kavgasi yoktu Hatay'da. Çünkü sinif suuru yoktu. Marksizm, gerçekten meçhul'e, yani rüyaya kaçisti. Insanlari seviyordu. Ama sigindigi her kale insanlardan biraz daha uzaklastiriyordu onu. Beraat etti. Ne var ki bütün dostlari, bütün tanidiklari selami sabahi kestiler. Yirmi yil pesini birakmadi polis. Yirmi yil bir Jan Valjan hayati. Her hangi bir Bati ülkesinde büyük bir fikir adami, bir teorisyen olabilirdi. Ezdiler... Acaba ezilen daha kaç kisi? Her aydinligi yangin sanip söndürmege kosan zavalli insanlarim: Karanliga o kadar alismissiniz ki yildizlar bile rahatsiz ediyor sizi! Düsüncenin kuduz köpek gibi kovaIandigi bu üIkede, düsünce adami nasil çikar? Önce cografi kaderle savas. Cetlerinin topragindan kopus. Dimetoka'dan Reyhaniye'ye. Dilleri, gelenekIeri, zevkIeri ayri bir topIuIuk. Sonra içtimai kader. IsIemedigi bir günahin çilesini çekmege mahkum edilis. Nihayet felaketlerin en büyügü: karanlikIara çivilenis. Zavalli dostum! Büyüklere yaIniz aciIarinIa mi benzeyeceksin? Düsünce dikenli bir taç. Isa'dan Gandi'ye kadar Tanri'ya nisbeti oIan her uIu, Tanri'Iarin hismina ugradi. Tanri'ya nisbeti oImadan Tanri'Iarin hismina ugramak, hazin.

19.8.1973
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-11-2008, 16:06   #7
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: May 2007
Yaş: 26
Mesajlar: 8,367
Varsayılan Yanıt: Başkaldıran Entelektüel: Cemil Meriç

Iki


60'Iara kadar tecessüsIerimin yöneIdigi kutup: Avrupa. Cografyamda Asya yok. YaIniz dilimIe Türk'üm. IstanbuI'da çikan ilk yazim Heine. Sairi çok mu seviyordum? Yoo.. Tanimiyordum ki. Fransiz soIu, HitIer AImanyasi'nin adini anmadigi Yahudi yazari gökIere çikariyordu. Heine ne kadar aIakadar ederdi bizi? Silezyali dokumaciIardan bize neydi? Sonra BaIzac.. Türk irfani 30'lara kadar Insanligin Komedyasi'ndan habersiz yasamis. Hangi insanligin? Kültürumüze ükazandirmak istedigim BaIzac bir yabanciydi. Ön yargiIariyIa, inançIariyIa, kahramanIariyIa yabanci. Sonra Hugo: Asirlarin Efsanesi, Hernani, Marion Delorme. Yarim kaImis bir Kiral Egleniyor. Ve basIanip birakiIan bir Sefiller çevirisi. Ayin Bibliyografya'sinda bir yiI kadar yazdim. Konu: tercüme tenkitleri. Oradan "Yücel"e geçis. Tanrikut'un Gün dergisi: Edebiyat Tarihinde Dejenereler, Lucretius. Ver haeren'den manzum bir tercüme: Emek. Amaç, Yirminci Asir, v.s. Fransizca'dan Türkçe'ye bir Iügat hazirlamak istemistim. A harfinin basIarinda kaIdi. Emile'in dörtte birini kazandirdim Türkçe'ye. Dilini ögrenerek içinde eridigim Fransiz kültürünü Türkiye'ye tasimak istiyordum. Babiali boyuna tercüme istiyordu. Ama çevrilmesi teklif edilen kitaplar hiçbir sanat, hiçbir düsünce degeri tasimiyordu. O dönemlerde söhret ve haysiyet bir baskasi olmaktan ibaretti. Hem de kendimizden çok daha sig, çok daha tatsiz bir baskasi. Arz-i mevudun altin meyveleri alicisiz kaliyordu.



Hint, benim için Asya'nin kesfi oldu. Avrupa'dan görünen Asya, Avrupalinin gözü ile Asya. Ama nihayet Asya. Bu yeni dünyada da kilavuzlanm Avrupaliydi demek istiyorum. Ilk hocam: Romain Rolland. Ama büyü bozulmustu. Anlamistim ki tarihte baska Avrupa'lar da var. Çagdas düsünceyi kaynaginda yakalamak için on dokuzuncu asir Avrupasina döndüm. Bu yolculugun ilk meyveleri: Saint-Simon'la Proudhon. Hint'e kadar dünyam birkaç düzine benden ibaretti. Bitkaç düzine yanki. Cografyamda tek kita vardi, kafamda tek yarimküre. Irfanima katilan yeni bir dünya idi Hint. Ama sonunda Hint de bir kaçis, bir arayisti.



Konya yolculuklarimda ilk defa olarak baskasi ile temas ettim. Baskasi, yani, kendi insanim. Kaderin karsima çikardigi genç üniversiteli "sen bizden degilsin" dedi. "Sen bizden degilsin"! Evet, ben onlardan degilim. Ama onlar kimdi? Uçurumun kenarinda uyaniyordum. Demek bosuna çile çekmis, bosuna yorulmustum. Bu hüküm hakikatin ta kendisi idi. Tanzimattan bu yana Türk aydininin alin yazisi iki kelimede dügümleniyordu: aldanmak ve aldatmak. Senaryoyu baskalari hazirlamisti. Biz sadece birer oyuncuyduk. Nesiller bir ütopyanin kurbani olmuslardi. Ama bu ütopya sonuna kadar yasanmadikça, gerçegi görebilir miydik? Kalabalik, kayaya yapisan bir midye suursuzlugu ile geleneklerine sarilmis, cebin ve uyusuk. Arada bir uyanir gibi oluyor. Sonra tekrar daliyor derin uykusuna. Avrupa'yi tanimamak, gaflet. Avrupa'yi taniyan, ülkesinden kopuyor. Bu lanet çemberinden nasil kurtulacagiz? Gerçegi görmek hatayi sonuna kadar yasamakla mümkün. Yigin Avrupalilasirken, aydinlar Türklesmeli. Ve çalismaga basladim. Spinoza kirk dört yasinda ölmüs. Nietzsche kirk dört yasinda delirmis. Ben yolumu kirk dört yasindan sonra buldum.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-11-2008, 16:12   #8
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: May 2007
Yaş: 26
Mesajlar: 8,367
Varsayılan Yanıt: Başkaldıran Entelektüel: Cemil Meriç

Son Yaprak


Kimi basinda taçla dogar, kimi elinde kiliçla.. Ben kalemle dogmusum. Insanlar kiyiciydilar, kitaplara kaçtim. Kelimelerle munislestirmek istedim düsman bir dünyayi. Siirle basladim edebiyata, civildiyan bir kus kadar rahattim yazarken, kulaklarimda bir ses ugulduyordu, etrafimdakilerin duymadigi bir ses. Ve defterler kendiliginden doluyordu. Sonra ilmin, ilhami dizginleyen sert disiplini.. histen ve hissiden utanis. Nazimdan nesre, öznelden nesnele adayis. 940'lardaki yazilarimin ayirici vasfi, ukalalik. Bati irfanini ülke ülke, devir devir kesfe çikan genç bir tecessüs. Ilk kitabim 1942'de dogdu. Yetmis bes sayfalik bir arastirma: Balzac. Ve yüz sayfalik bir tercüme: Altin Gözlü Kiz. Sonra Ferragus, Duchesse de Langeais (kitapçida kayboldu). Otuzundaki Kadin. Balikçi Kiz (kitapçida kayboldu).





Fransiz ve Ingiliz edebiyatini Balzac'la beraber dolastim. Balzac'i tanimasam romanci olmak isterdim. Yillarca Insanligin Komedyasi'yla ugrastiktan sonra roman yazmaga kalkismak küstahlik olurdu. Düsünce hayatima yön veren öteki ustalar: Rousseau ile Ibn Haldun. Rousseau'dan Nietzsche'ye, Nietzsche'den Hegel'e ve sakirderine geçis. Ibn Haldun, Islam dünyasindaki kilavuzum.



Tiyatronun yabancisiydim. Üzerinde rahatça kalem oynatacagim tek saha kaliyordu: deneme. Denemenin belli bir muhtevasi yok. Her edebi nevi kucaklayacak kadar genis, rahat ve seyyal. Kaliplasmamis oldugu için çekici. Iki handikapi var: Mazimize uzanmiyor, çagrisimlari sevimsiz.



Hint Edebiyati, Saint-Simon, Bu Ülke veya Umrandan Uygarliga ayni kaynaktan fiskirdilar. Hint Edebiyati'nin "bilimsel" ve alisilmis edebiyat tarihi ile ilgisi adindan ibaret. Kitapta yasayan, düsünen, konusan: yazarin kendisi. Saint-Simon'da konu bir fikir adaminin karanlik ve muhtesem macerasi. Bir fikir adaminin, daha dogrusu bir fikrin. Ama konusan ve düsünen yine yazarin kendisi. llim: iskelet.



Monografi, tenkit, edebiyat tarihi.. imzami tasiyan her yazida ben yasiyorum. Bütün bu neviler kendimi anlatmak için bir vesile. Bir Balzac'in, bir Ibn Haldun'un, bir Makyavel'in arkasina gizleniyorum, kendimi yasiyorum onlarda.. kendi öfkelerimi, kendi ümitlerimi, kendi ümitsizliklerimi. Isledigim türe insani getirdim, yarali bir çagin insanini.



Bir çagin vicdani olmak isterdim, bir çagin, daha dogrusu bir ülkenin, idrakimize vurulan zincirleri kirmak, yalanlari yok etmek, Türk insanini Türk insanindan ayiran bütün duvarlari yikmak isterdim. Muhtesem bir maziyi, daha muhtesem bir istikbale baglayacak köprü olmak isterdim, kelimeden, sevgiden bir köprü. Sanat düsüncenin, düsünce mukaddeslerin emrinde olmali. Hakikat, mukaddeslerin mukaddesi.. Hakikat ve sevgi.



Hafizasini kaybeden bu zavalli nesilleri biz mahvettik, bu cinayet hepimizin eseri, hepimizin yani aydinlarin.



Uslupta ilk ceddim: Sinan Pasa. Sonra Nazif, Cenap ve Hasim. Amacim: Yazari okuyucudan ayiran bütün engelleri yikmak, sesimi bütün hiziplere duyurmak. Suurun, tarihin, ilmin sesini. Öyle bir ifade yaratmak istiyorum ki, Türk insaninin uyusan suuruna bir alev mizrak gibi saplansin. Sanatla düsünceyi kaynastiran Israfil'in suru kadar heybetli bir dil.



Türk Islam medeniyeti ahlaka, feragate dayanan bir medeniyet.



Gerçeklestirdigi degerler edebiyattan da, felsefeden de, ilimden de muazzez. Ben bu mazlum medeniyetin sesi olmak istiyorum. Korumak istedigim saheser: insanin kendisi. Tarihine vecitle egildigim bu büyük, bu gerçek, bu mert insani Osmanli yaratmis ve yasatmis. Kendini tanimak irfanin ilk merhalesi. Düsünenin görevi insanindan kopan, tarihini unutan ve yolunu sasiran aydinlari irsada çalismak: Kizmadan, usanmadan irsat. Gerçek sanat ayirmaz, birlestirir.



Arkamda kilometre taslari ve yaprak yaprak dökülen rüyalar. Yeni bir kitabi bitirmek üzereyim: Magaradakiler. Eflatun'un magarasi bu. Içinde bizler variz. Besir Fuat'lar, Ali Suavi'ler, Hilmi Ziya'lar... Türk aydininin yüz yillik drami. Sonra da genel olarak Bati aydini ve Rus intelijansiyasi...
Hayallerimin kaçta kaçini gerçeklestirebildim, bilemem ki. (Magaradakiler)

Kaynak:cemilmeric.net
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 20:46


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats