ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Edebiyat > Şair & Yazarlar


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 09-06-2007, 00:57   #1
Onbaşı
 
Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 82
Varsayılan N.F.K

Necip Fazıl nasıl anlatılabilir ki?
Bi yerden başlıycaz.
Kendisi 1905 ist.doğumludur.henüz 12 yaşındayken başlamıştır şiir hayatına,ve şairliği her türlü basit duyguların üzerinde tutmuştur.30 yaşına kadar bohem(sıradışı)hayatı geçirdikten sonra kalbinde İMAN tohumları yeşermeye başlamıştır artık.hatta bunu bakın nasıl dile getirmiştir:
TAM OTUZ YIL
Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.

cumhuriyet dönemi şairlerinden olan Necip Fazıl şiirlerinde daha çok ölüm,Allah,yanlızlık,kainat v.b konuları işlemiştir
eserleri:çile ,iman ve islam atlası,peygamber halkası,hikayelerim,sonsuzluk kervanı...

şimdilik bu kadar arkadaşlarım Üstad Necip Fazıl ile ilgili merak ettiklerinizi bildiğim kadarıyla cevaplamayı cookk isterim .
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-06-2007, 01:08   #2
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Yaş: 20
Mesajlar: 4,658
Varsayılan Ynt: N.F.K

Üstad çok büyük bir insan, Şiirlerinden bazılarını anlayabiliyoruz tabi sadece anlamlarını,

derin manalar taşıyor hep..

Hele son zamanlarında yazdığı şiirler bir başka..

Revaçta Olan Şiirlerini bizimle paylaşırmısınız

Benden Bu istek olsun..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-06-2007, 01:25   #3
Onbaşı
 
Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 82
Varsayılan Ynt: N.F.K

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Muhammed
Üstad çok büyük bir insan, Şiirlerinden bazılarını anlayabiliyoruz tabi sadece anlamlarını,

derin manalar taşıyor hep..

Hele son zamanlarında yazdığı şiirler bir başka..

Revaçta Olan Şiirlerini bizimle paylaşırmısınız

Benden Bu istek olsun..
elbette seve seve hemde...
sevdigim_siirler.gif (4614 bytes)

SAKARYA TÜRKÜSÜ

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat?

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya; sâf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..


Necip Fazıl KISAKÜREK
.............................. .................
TABUT


Tahtadan yapılmış bir uzun kutu;
Baş tarafı geniş, ayak ucu dar.
Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,
Yarın kendileri dolduracaklar.

Her yandan küçülen bir oda gibi,
Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.
Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
Hayalim, içinde uzanmış kalmış.

Cılız vücuduma tam görünse de,
İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.
Geride kalanlar hep dövünse de,
İnsan birer birer yine giriyor.

Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
Bu ağır hediye kime gidecek,
Çakılır çakılmaz üstüne kapak?
.............................. ..................
Beklenen / Necip Fazıl Kısakürek

ne hasta bekler sabahı
ne taze ölüyü mezar
ne de şeytan bir günahı
seni beklediğim kadar

geçti istemem gelmeni
yokluğunda buldum seni
bırak vehmimde gölgeni
gelme artık neye yarar

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-06-2007, 13:51   #4
Teğmen
 
Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 481
Varsayılan Ynt: N.F.K

evet gerçekten güzel bir şair... sosyal bilimlerde okuduğum için az çok bilgim var.. :-[ paylaşım için teşekkürler..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 20:25


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats