![]() |
| | #1 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 136
| Âdem oğlu aç gözünü Âdem oğlu aç gözünü yeryüzüne kıl, bir nazar gör bu latif çiçekleri hangi kuvvet yapar, bozar. Her bir çiçek bir nâz ile över Hakkı, niyaz ile kurtlar, kuşlar, durmaz söyler ol Hâlıka âvâz ile. Eğer Onun kadirliğin Her bir işe hazırlığın illâ Onun kahirliğin anlayınca, rengi döner. Rengi döner günden güne toprağa dökülür yine bu ibrettir anlayana hakikati, ârif sezer. Ger bu sırrı duya idin yâ bu gammı yiye idin yerinde eriye idin insan değil misin, meğer. Bilir, gelen gider imiş konan geri göçer imiş mevt şerbetin içer imiş her kim, bu manadan geçer. Ağla gözüm bundan sonra Ağlamaktır benim işim, Ağla gözüm bundan sonra. Irmak ola kanlı yaşın, çağla gözüm bundan sonra. Hudâ bize verdi sevda, sevmek oldu, artık gıda. Ele geçmez bu dünyada, gülme gözüm bundan sonra. Düşün hâlin n’olduğunu, ömür gülü solduğunu. Gece gündüz olduğunu, bilme gözüm bundan sonra. Aldanma nefsin tadına, Zehirdir sunma balına. Düşüp onun hayaline, dalma gözüm bundan sonra. Sözün olsun, öze uygun, her ne dersen, Ona malum. Bu meydana düştü yolun, dönme gözüm bundan sonra. Ah yazık! Ömrüm boş şeylerle geçti, ah yazık! Yarını hiç düşünmedim, ah yazık! Hep havaya bina kurdum, şaşkınca, din temeli çürük oldu, ah yazık! Affı sonsuzdur diyerek, pek azdım, Kahhar ismini unuttum, ah yazık! Daldım günaha, yapmadım hiç hayır niçin doğru yoldan saptım? Ah yazık! Mal için, makam için hep uğraştım, sonsuz nimetlerden oldum, ah yazık! Yol bozuk ve karanlık, önde şeytan, günah ağır, ağlarım hep, ah yazık! Hesap defterimde yok bir iyilik, nasıl kurtulur bu Halid? Ah yazık Aklını başına topla Gel ey gurbet diyârında esir olup kalan insan gel ey dünya harâbında yatıp gâfil olan insan! Gözün aç, bir bak etrâfa gelip geçti nice paşa ne delidir bu dünyaya gönül verip duran insan! Bülbüle verilse şeker Kafeste durmaz gider acep niçin karar eder bu zindana giren insan! Biraz daha eyle gayret elinde var iken fırsat sonsuz azap çeker elbet Adam sen de diyen insan. Azrail başına geldiği zaman Azrail, başına geldiği zaman kırılır ayakla kol, yavaş yavaş. Mevlam nasip etsin din ile iman akar gözlerinden sel, yavaş yavaş. Yüksek uçan gönül, yorulur bir gün ölçü terazisi, kurulur bir gün. Herkesin yaptığı, sorulur bir gün, döner mi, yâ Rabbi, dil yavaş yavaş. Hep nefsine uydun, tevbe etmedin her bulduğun yedin, şükür etmedin. Nihayet, bu kara toprağa geldin çekilir dünyadan el, yavaş yavaş. Kabrin üzerine dikerler taşı bir avuç toprağa koyarsın başı. Baba, oğlun görmez, kardaş kardaşı gider, geri dönmez yol, yavaş yavaş. Kâfurlu, ılık suyu koyarlar o nazlı bedeni, tekmil soyarlar. Öldüğünü konu komşu duyarlar gelir geri ahbaplar, yavaş yavaş. Bak da ibret al Zâhidâ! Aç gözün, sahraya bak da, ibret al! Şu direksiz kubbe-i semâya bak da, ibret al! Görmek istersen, Cenâb-ı kibriyanın kudretin, her sabah, seher vakti, dünyaya bak da ibret al! Padişah olsan da, derler “Er kişi niyetine”, var, musallada yatan mevtâya bak da, ibret al! Bir kefendir âkıbet, sermâye-i beğ ve fakir, varlığa mağrur olan, mecnun değil de, yâ nedir? Bu âdem dedikleri Bu âdem dedikleri, el ayakla, baş değil âdem ruha denilir, surat ile kaş değil. Beden et ve deridir, ruh bunun serveridir Hakkın kudret sırrıdır, ruhsuz kalıp hoş değil. Âdem gerek, su gibi, temizlenip arına haramlardan kaçınır, nefsi de serkeş değil. Âdemdedir emanet, ondadır ilmü hikmet Hakkın katında âdem, daneyi haşhaş değil. Âdem olan iyi bil, çalışır hep ay ve yıl ruh gıdası ilimdir, ekmek ve kumaş değil. Kendi özün anlayan, ruh gözün aydınlayan Hak sözün pek kavrayan, er olur, ayyaş değil. Beden hayvanda da var, hissi, onda pek artar, Kurt gözü, keskinse de, nakş görür, nakkaş değil Bu yaşa eriştin ne amel kıldın Bu yaşa eriştin ne amel kıldın? Ömrün gelip geçti, pişman mı oldun? Şimdi huzuruma ne yüzle geldin, derse Allah, sen ne cevap verirsin? İki yol gösterdim, hem akıl verdim, bir yolu seçmekte, serbest bıraktım. Dinin emirlerini terk edip, nefsine uydun, derse Allah, sen ne cevap verirsin? Soğuk, sıcak dedin, abdest almadın, dünyaya daldın, namaz kılmadın. Cenâbet gezip, gusül etmedin, derse Allah, sen ne cevap verirsin? Niçin, abdest alıp, kılmadın namaz, yalvarıp Hâlıka, etmedin niyaz? Gusül abdesti almak lazım kış ve yaz, derse Allah, sen ne cevap verirsin? Çok azap var Cehennemde Ramazan geldi dayandı, camiler nura boyandı. Top atıldı, kandil yandı, cümlemiz buna inandı. İlk on günü, rahmet boldur, sonra günahlar afv olur. Bayram gecesi, müminler, Cehennemden azat olur. Kardeşim, oruç tut sen de, namazlarını kıl, hem de! günahtan sakın her demde, Çok azap var Cehennemde! Düşman sana saldırıyor, oruç zayıflatır diyor. İlmi fenni, o çiğniyor, hain, hep yalan söylüyor! Uyan! Gitti ömrün çoku, oruç tut, anla aç toku! İslam kitaplarını oku, insanlıktan al bir koku! Dedikleri gerçek imiş Âlemde doğru dost yoktur, dedikleri gerçek imiş. Kulunu saklayan Haktır, dedikleri gerçek imiş. Bulut âsumana çıkar, toprağa rahmetler yağar, gün doğmadan neler doğar, dedikleri gerçek imiş. Eğer insan, eğer melek, yalvarırım, geçer dilek. Vefâsızdır çark-ı felek, dedikleri gerçek imiş. Bu dünyaya gelen geçer, herkes kabre girer nâ-çar. İnsan, bir gün olur, göçer, dedikleri, gerçek imiş. Düzenleyen: seyl_1 , 15-02-2008 - 21:31. |
| |
| Konu Araçları | |
| |