![]() |
| | #131 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007 Yaş: 21
Mesajlar: 791
| Kırıştır yalan kahpesi, baştan akıl alır ya cilvesi. Yıkar geçer bir dostun düşmancasına hamlesi. İki boy aşmış ihanetin ki kat'i yok bahanesi, hayrından umutsuzum getirme bari şerrini. Ve hepsi aynı yolda yolcu onca bedenin kellesi, meydan önüne dizilecek ve alınacak ifadesi. Dualar olmasaydı kim kovardı kalleş iblisi? kalbim ak da pak da desen yüzünden yansır pisliğin... |
| |
| | #132 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| alim ile sohbet etmek lalü mercan-ı incidir cahil ile sohbet etmek gündebir can incitir |
| |
| | #133 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,495
| ÂFÂT Sana verilmişti emânet Arz sana verilmişti Bilemedin ateşin ve suyun kıymetini Toprağın sabrı tükendi Ve delindi kalbi yeryüzünün İşte ölümün dehşet halleri Bir bir solduruyor karanfilleri Başladı hamlesi kaderin Petrol tankları kara bir ağıt gibi Yükseliyor televizyon antenlerinden Sam füzeleri bilgisayarlar sustu Küreselleşen dünyada Bir defne dalını ve gecede üşüyen Bir serçe yavrusunu unuttun Yağmur yağmıyor artık Hileli sarnıç sularının kokularından Kalbinin derinliklerindeki korku Bir maska çeviriyor bütün yüzleri Isınmış sular öfkeli enerji yüklü Yarım kalmış çikolatasıyla Bir çocuk toprak altında Seni bekleyen dehşetengiz ölü Çukur kaz ve ölümün dilini anla Perde açılırken bir isyan susuyor Şimdi konuşan aczin dili Hani mahallemiz haritanın neresinde İncittiğimiz balıkların Bedduâsı bu dalga İştahlı bir kuyu olarak Geçiyor tarihin kayıtlarına Uçurumdan korkar toprağa basardın Banka kartları güvenliydi Oysa an meselesiydi dehşet Ölüm bir karınca sabrıyla Yanı başında bir perdenin ardından Konuşurken sana Âhiretten ve hesaptan bahsediyordu Uyanıp karşı dağlara bakmadın Solan bir yaprak ölü bir karınca Sofralarımızda insan cesetleri Fark edilmeyen bombalar Doğudan batıya dehşet sancakları Hiç biri her gün içinden geçtiğin çarşılarda Uğuldayan hayatın sırrına taşımadı bizi Bir adım bir adım daha Derken bir gün bir güne eklenemedi Şimdi soyunup dünya hâllerinden Sana göçüyoruz Rabbim Mustafa ÖZÇELİK |
| |
| | #134 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| "Sana verilmişti emânet.. Başladı hamlesi kaderin.. Yağmur yağmıyor artık Bir bir solduruyor karanfilleri Seni bekleyen dehşetengiz ölü İştahlı bir kuyu olarak Geçiyor tarihin kayıtlarına" |
| |
| | #135 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,495
| Şarkılar değil de Hep kulaklar bitiyor, Onarmak zordur. Bir yürek üşümüş Kapamış kapılarını, Onarmak zordur. Bir şey yitirilmiş Hiç eskimeyecektir, Onarmak zordur. İnsanın içine düşen korku Özgürlüğünden olmustur, Onarmak zordur Ölümü düşünmek yenilmek, Sevmek ölümü yenmektir, Onarmak zordur Özdemir Asaf |
| |
| | #136 |
| Albay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,181
| onarmak zor. hakkatan ...Asafın güzel şiiri... sağolasın... TuaNaA can....şuan bu şiir çok anlamlı bir yer buldu yüreğimde......... |
| |
| | #137 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Dec 2006 Yaş: 23
Mesajlar: 1,479
| Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu. Hani, kurşun sıksan geçmez geceden, Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık... Ve zehir - zıkkım cıgaram. Gene bir cehennem var yastığımda, Gel artık... Ahmed ARİF |
| |
| | #138 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 1,271
| Tohumu eken bilir, Göz yaşın döken bilir, Gül kadrin diken değil, Çileyi çeken bilir, Ve ey gözyaşım, MADEM Ki GöZYAŞI BiR KUTLU DEMDiR.. .AĞLAMAYI BiLEN GöZLER iÇiN O BiR ERDEMDiR.. |
| |
| | #139 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| |
| |
| | #140 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,268
| Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak! Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak: Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden, Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden, Çekiyor tebeşirle yekun hattını afet; Alevler içinde ev, üst katında ziyafet! Durum diye bir laf var, buyurun size durum; Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum! Bir şey koptu benden, şey, Herşeyi tutan bir şey. Benim adım bay Necip, babamın ki Fazıl bey, Utanırdı burnunu göstermekten sütninem, Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem. Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina; Evde cinayet, tramvay arabasında zina! Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil; Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil! Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu: Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu! Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama, Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma! Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan! Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan! Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul; Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa; Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa! Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz; Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz. Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilac; Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilaç. Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan; Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan! Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde; Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde! Mezarda kan terliyor babamın iskeleti; Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti? Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap! NECİP FAZIL KISAKÜREK |
| |
| Etiketler |
| dörtlük, şiir |
| Konu Araçları | |
| |