![]() |
| | #201 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Dec 2006 Yaş: 23
Mesajlar: 1,479
| Gönül yanlışlarının matem turlarında Tütsü kokusu sarar sevda esaretlerini Düşer faslı eftelya serpil umutlara Köşede afroz keser yekte bıçkını küheylan Galataya karşı serper umutlarını seher Derinden bir nağmeye bürünür sevda Vakit yıldız kaymalarına dem tutuşundayken Keramet sanar gölge oynaşmalarını haspa İlk defa gülüştü sabahla rüzgar Kağıttan helvalar dizildi dünden güne Döküldü hatıralar Leica öbeklerinden Ömür enstantanelerinde sarıldı siyahla beyaz Merdiven aralığına sinik tahayyüller Suslarında kahpe soylu bir geceyi siler İhtimal vaki insel nağmelerinde tazenin Aşk yanar kaminetosunda Düşselinde ten susturur ayazı Işın Ergüney |
| |
| | #202 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| derde dermandır bu dert dertliyi sever Samed derde dermandır Ehad Fazlı seni bulmaz mı? |
| |
| | #203 |
| Er Katılım Tarihi: Jul 2008 Yaş: 14
Mesajlar: 2
| Öldük, ölümden bir şeyler umarak. Bir büyük boşlukta bozuldu büyü. Nasıl hatırlamazsın o türküyü, Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü, Alıştığımız bir şeydi yaşamak.. CAHİT SITKI TARANCI... |
| |
| | #204 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 223
| ![]() |
| |
| | #205 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 223
| Bir kere sevdaya tutulmaya gor; Ateslere yandiginin resmidir. Asik dedigin, Mecnun misali kor; Ne bilsin alemde ne mevsimidir. Dunya bir yana, o hayal bir yana; Bir mesaledir pervaneyim ona. Altinda bir omur done dolana Agladigim yer penceresi midir? Bir koseye mahzun cekilen icin, Yemekten icmekten kesilen icin, Sensiz uykuyu haram bilen icin, Ayrilik olumun diger ismidir. CAHIT SITKI TARANCI |
| |
| | #206 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Bir kere sevdaya tutulmaya gor; Ateslere yandiginin resmidir. Asik dedigin, Mecnun misali kor; Ne bilsin alemde ne mevsimidir .... |
| |
| | #207 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,495
| ![]() Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlerde Örtüsüdür bazı acıların Örter,örtülmez Savunur bir süre Ağlayanlar sevinmeli Sevin ağlayabiliyorsan Acılar art arda dinmeli Durur bir nöbetçi gibi Durur bir bekçi gibi Zamana gülmeli-gülmeli Sevin ağlayabiliyorsan Unutmanın kardeşidir ağlamak Uyur uyanır yatağında duyguların Düşüncenin kucağında hep çocuktur Ağlamak... Özdemir Asaf |
| |
| | #208 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,495
| Aşkları da devralır mı kalp nakli yaptıranlar? Yılmaz ERDOĞAN |
| |
| | #209 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,495
| Yaşamak uğruna ölmek bu olsa gerek Sevmek uğruna acı çekmek bu olsa gerek Hayat uğruna savaşmak bu olsa gerek Peki ya senin uğruna Üzülmek niye? YILMAZ ERDOĞAN |
| |
| | #210 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,495
| Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte. Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren! Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları. Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı... Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan... İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki! Niye sarılalım ki! Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü! Yılmaz Erdoğan |
| |
| Etiketler |
| dörtlük, şiir |
| Konu Araçları | |
| |