![]() |
| | #211 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 982
| aşkın sırrı Ademe secde ettinse, uzak değil yakındasın Mürşide biat ettinse, elestünün farkındasın Nuh nebiyi düşündünse, tufan görmüş ummandasın Ehl-i Beyte yüz sürdünse, sultan ile sultandasın Nefis putunu kırdınsa, İbrahim’le divandasın Benlik arından geçtinse, İsmail’le kurbandasın Sabır yolunu seçtinse, Yusuf ile zindandasın Eyüp sırrını bildinse, her dertliye dermandasın Kendi Tur’una çıktınsa, Musa ile Sina’dasın Ali’ye turab oldunsa, Fatime’yle Mina’dasın Davut’a sapan oldunsa, Filistin’de devrandasın Gerçeğe agâh oldunsa, İsa ile seyrandasın Ahmediyeti çözdünse,aşk denilen fermandasın Ebül Ervah’ı gördünse, Muhammed’le Kur'andasın Tevhid nurunu bildinse, Lâ’da değil İlla’dasın Sırrın o aşka halidse, Allah ile Allah’tasın HALİT ÖZDÜZEN |
| |
| | #212 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 46
| SAKARYA TÜRKÜSÜ İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya: Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir: Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir. Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat: Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat! Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne? Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine: Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur. Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur. Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük? Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!.. Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya! Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal; Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan: Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan! Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an! Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu? Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna? Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna? Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir! Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; Sakarya, kandillere katran döktü geceler. Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya! İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su: Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu. Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek: Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl! Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl! Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun, Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun! Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız; Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız! Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz: Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz! Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya: Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! N.FAZIL KISAKÜREK |
| |
| | #213 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,495
| Önden Gidenler İçin 'Sait Mutlu,Sabri Arslan, Mehmet Emin Balyan,Ahmet Yücel'in aziz hatıralarına' Onlar gittiler Yalnız bir yemin kaldı aramızda Ben şimdi bu yanda Kasılmış çıplak bir kurşun gibiyim Namluda. Onlar gittiler Topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında Ben şimdi bu yanda Gerilmiş bir an gibiyim Doğumla ölüm arasına. Onlar gittiler Gelen zamandan bir haber gibiydiler. Ben şimdi bu yanda İçilmiş bir and için bekleyenim Kurulmuş saat gibi. Onlar gittiler Giderken bir muştu gibiydiler. (Ankara,1968) Erdem Beyazit Rabb'im Mekanını Cennet EyleSin ErDem Abi../ |
| |
| | #214 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,495
| Kendi Ölümüme Ait Bir Deneme.../... Bir gün öleceğim biliyorum Bunu her an ölür gibi biliyorum Anamın yüreğinde bir kor Ölene dek sönmeyecek bir ateş Kımıldanıp duracak hep Karım bomboş bulacak dünyayı --- Nolurdu birlikte ölseydik, deyip duracak Oysa insan yalnız ölür Ama o olmayacak dualarla teselli arayacak Kızlarımın gırtlaklarında bir düğüm Bir süre kaçacaklar insanlardan Boşluğa düşmüş gibi bir duygu içlerinde Sonunda onlar da kabullenecekler öylesine Ölümüme en çabuk dostlarım alışacaklar --- Yaşayıp gidiyorduk yahu Ne vardı acele edecek! Diyecekler Biliyorum yaklaşıyoruz her an Biliyorum oruçlu doğar insan Ölümün iftar sofrasına. ErDem Beyazıt |
| |
| | #215 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,495
| Sordum; Hangi hazanda Terketti aşk buraları? ![]() Kaç vakittir kovalar oldu Gölgeler asıllarını? ![]() Ne zaman döner vuslat kuşları? ![]() Hangi vakit silinir Bu koyu hicran lekesi? ![]() Ses vermedi; Hükümsüz aslım, Yitik korkularım, Çocuk yanım... Sustum. Sustular. Onlar zaten hiç konuşmadılar... Alıntıdır (!) |
| |
| | #216 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jun 2007 Yaş: 1
Mesajlar: 3,173
| Onun adı Ahmed'dir... Kainata Rahmet'tir... Nişânesi şefkattir... Âleme merhamettir... Mustafa Cihat |
| |
| | #217 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,495
| Hasreti dillendirdiğin duvarlar dinlemedi seni. “Katreye ne anlatır yangının felsefesi.” Dünyanın vaadi yok kalbine. Huzur dilendiğin kentler dinlendirmedi seni. “Gözyaşı nerden bilsin Leylâ’ya b/akan gözü terkettiğini.” Tenin kıyıları inci mercan sunmadı cânına. İlticâ ettiği meydanlardan kovuldu ruhun. Cebini ısıtanlar yüreğinin üşümesine çare olamadı. Sevdanın aynasında bir türlü bir araya getiremedin yüzünü. Kırıldı aynalar yahut aynalara kırıldın. “Kendine batan gül dalında dikensin. SenaiDemirci |
| |
| | #218 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,495
| Ağladığımı gör diye ağlamıyorum; Ağladığım için ağladığımı görüyorsun. Özdemir Asaf |
| |
| | #219 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,495
| ![]() Saate baktım yirmibeş yaşındayım Geç kalmadım tanrım yeniden inanmaya Aşka geç kalmadım Ardında yıkık şehirler ve leylaklar bırakan Bir cümle dudaklarımı geçip beni ihlâl etti Saate baktım müthiş bir yenilme vaktindeyim Sevgilim Ben nerede yağmur yağarsa orada şemsiye kırmanın kitabıyım Ve en güzel cümlem sensin Saate baktım buzlar ve çiçekler arasındayım Gömleğim asyaya düşerken Beni yanlışsız sakla bu son görünüşüm Mevlana İdris Zengin |
| |
| | #220 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1,921
| Dostum! Gidiyorsun ya.. Zor olacak senden ayrılmak.. Gidişinde elimden bir şey gelmeyecek sadece durup seyredeceğim sessiz gidişini.. Biliyorum için içini yiyecek, aslında gitmek değil de kalmak isteyeceksin.. Ama gitmek zorundasın!! Hadi kapat kapıyı dön arkanı ve git.. Daha çok zorlaştırma bu vedayı.. Aylar, yıllar derken çabucak geçti zaman.. Öyle alışmışım ki sana.. Biraz daha alışmaya takatim yok.. O yüzden veda etmeden bana.. Sessizce çık ve git!! Bu gidişin dönüşü var mı..? Bir gün gittiğin o yollardan tekrar geriye dönecek misin..? Yoksa artık olmayacak mısın yanımda..? Peki ben ne olacağım sen gittikten sonra..? Kime sarılacağım ağladığım zaman.. Kimin omzuna yaslayacağım dertli başımı..? Peki ya küçücük yüreğim.. O ne olacak..? Kim saracak yaralarını..? Kim uzatıp da çıkarsız Elleriyle iyileştirecek onu..? Tamam anladım gidiyorsun.. Gitmek zorundasın.. Ama erken gel olur mu..? Geriye dönmezsen, tekrardan yanı başımda olmazsan.. Üstesinden gelemem bu hayatın!! Eğer gelmezsen yalnız başıma aşamam bu amansız engelleri.. Ha şunu da unutma dostum!! Uzağımda olsan da her zaman yüreğimin en güzel yerinde olacaksın.. Ağladığım zaman ruhunun ellerini tutup yine yaslanacağım omzuna.. Sende unutma beni oralarda e mi..? Bir terk edişi daha kaldıramaz bu yüreğim.. Git ama yüreğinden beni çıkarma.. Çünkü ben hiç çıkarmayacağım ![]() |
| |
| Etiketler |
| dörtlük, şiir |
| Konu Araçları | |
| |