![]() |
| | #1 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4,035
| ![]() ![]() Bakma öyle ıslak ıslak, Gözün gözümde kalacak. Gönül yaram, gözü karam, Aşktan yana bahtı karam. Ateşe düşmüş kar gibi, Eriyorum gülüm eriyorum, Seni seviyorum. Seher yellerini yüreğinde estir, Güneşi gönlünde doğur her şafak. Dünya sensin, Alem senin içinde. Sen hissederek yaşamaya bak, Bazen gülerek, bazen ağla?^3, Ama tat alarak. Aşk kolaya itibar etmez, Gönül zora tutsak, Onun için; Yalcın kayalara sür gönül atını. Çile mayasıysa aşkın, Acıdan zevk al. Hasret seni yıldırmasın, Eğme başını bensiz oralarda, Efkarın cana yettiğinde, Kapat gözlerini, Vuslatı düşün ve öylece kal. Daha olmadı, Sök yüreğini, Yüreğime sal. Bakma öyle ıslak ıslak, Gözün gözümde kalacak. Gönül yaram, gözü karam, Aşktan yana bahtı karam. Ateşe düşmüş kar gibi, Eriyorum gülüm eriyorum, Seni seviyorum. Bir avuç ateş koydu gözlerin içime, Seni düşündükçe, Yüreğim yanıyor, Boğazım düğümleniyor. Dalıp gidiyorum uzaklara, Sokaklara atıyorum, Yalnızlıklara bırakıyorum kendimi. Gözlerim puslanıyor, Yanağım ıslanıyor, Sanki omzuma dağlar yaslanıyor, Hey gözünü sevdiğim, Gönül verdiğim, Hayaliyle murada erdiğim. Deli taylar gibi duruşunu, Yaralı ceylan düşünüşünü, Sinirini, gülüşünü, Boyun büküşünü, Sevinçle gelişini, Hüzünle gidişini, Ve giderken, Yaprak gibi dökülüşünü. Bakma öyle ıslak ıslak, Gözün gözümde kalacak. Gönül yaram, gözü karam, Aşktan yana batı karam. Ateşe düşmüş kar gibi, Eriyorum gülüm eriyorum, Seni çok seviyorum. http://hayalheybesi.com/ses/backmusic.mp3 |
| |
| | #2 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4,035
| SAKLI KAL öyle kal orda kal dokunulmamış kirletilmemiş en mahremimde; gönlümde kal saklı kal... akreple yelkovan arasına sıkıştırma zamanı gülüp geçme, ağlayıp kalma durup bakma uzaktan, fazla yaklaşma söndürme bu ateşi, yakma viran etme yurdumu bir yudum kaldı; az kaldı dur bir düşün şimdi yar şehrimi viran eden dumansız yangınları şimdi dur bir düşün yar şehrimi viran eden çamursuz selleri yitenler doğdu, doğanlar yitirildi kundaktaki umutlar çoktan kundaklandı kefenlere karalar çalındı karalara gün doğdu kırmızı düşler kuranlar çoktan kara toprağa gömüldü yar hasret zordu; gönlümü yordu avuçlarıma düştü kor yangını ellerim değil, canım yandı yar aşikar olan; saklı kal güzel olan; saklı kal el değmemiş, incitilmemiş, bozulmamış, kirletilmemiş; sen bari saklı kal en mahremimde; gönlümde kal saklı kal... Mehmet Talha ONUK |
| |
| | #3 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4,035
| Bugün sensiz, sensizliğe uyandım.. Kayalara çarpan dalgalar misali.. İçimde fırtınalar koptu. Sensizliği hak etmemiştim! Ne nefes almayı, ne de yaşamayı.. Sensiz sensizliği yaşarken, içimde hep SEN vardın! Bu nasıl sensizlik?! Şimdi sensiz "sensizliğimi" noktalıyorum... Gidiyorum.... Zor olsada başarmak için uğraşıyorum.. Kendimde büyük azim görüyorum. Bundan olsa gerek.. Kendime güvenmesem, bırakamazdım seni, oysaki.. Ama artık çok geç.. Sensizliğe her sabah uyanışımda, sanki sensizliğin rüyasında.. Her sabah uyandığında, ayrı bir rüyada... Biliyorum.. İmkansızdın sen! Anlamalıymışım önceden.. Yanılmışım bakışlara, oysaki.... Bitti işte bir gün daha.. Ayrılık vakti geldi çattı. Gidiyorum işte, yokluğuna.. Elveda.... Zordur elvedalar.. Basit gibi görünen, zor bir denklem.. Çözülmesi zor bir soru.. Çözmeye çalışan iki şahıs.. Ve yine sonuç vermeyen formüller... Sırf bunlardan usandığım için gidiyorum(!) Belki başka bir yerde, başka bir zamanla ve başka bir kişiyle çözmek umuduyla gidiyorum.. Sana yakışan vedalar bırakıp gidiyorum.. Sonu geldi yine işte.. Sen zaten bilmesen de.. Çölümdeki suyum da kurudu. Bana artık "elveda"lar yakışır oldu... Bazen kolay gibi göründüm ben sana.. Aslında öyleydim.. Herşeye, herkese hayır diyebilirdim ama bir sana lafımı geçiremezdim. Acizliğimden! Yoksulluğumdan! Kimsesizliğimden! Ama artık herşeyin farkındayım.. Bilerek, isteyerek kalbini gömüyorum.. Yaşamda ve ölümde, hastalıkta ve sağlıkta, herşeyi bilerek ; Gidiyorum.... Gözünaydın... Artık YOK'um..!! |
| |
| | #4 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 770
| Masallah. Iddaliyiz bakiyorum siirde. Kalemine saglik abla. |
| |
| | #5 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4,035
| ![]() Sen ... Ağlayan bir bahar gibi yaktın ruhumu .. Senin kokun gibi değil hiçbir şey .. Kalemim mahzun .. damlalar donuyor gözevlerimde Ama ben .. bütün yenilgilerimi hıçkırıklara boğmak istiyorum *** Yıldızlar kayıyor anılarımdan ve sen ... görünmez oluyorsun gücüm kalmadı artık: yıkılacağım yitecek bir insan habercisiyim. *** Yalnızken nefes alınmıyor sevgili .. Gün bitiminin kanayan insanıyım Martılar yüreğimde yanıyor çığlık çığlık. *** Sen’lerimi kaybettim Her adım çıkmaz sokak .. hüznün en tatlısına bıraktım sevinçlerimi Çiçeklerim, karanlığa kardeş .. Can parçamı salacak bir gökyüzü arıyorum; Bana bu şehrin boş sokaklarını verin. |
| |
| | #6 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jan 2007 Yaş: 45
Mesajlar: 1,547
| Selam,cok güzel kalemine kalem tutan eline saglik.Devam et.Durma. |
| |
| | #7 | |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4,035
| Alıntı:
| |
| |
| | #8 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4,035
| ![]() Bir Eylül Sabahı Yine Gideceksin O Sahile Dudağında Buruk Bir Gülümseme Yüreğinde Hüzün İle Muhtemelen Bir Sigara Yakıp Ufka Bakacaksın Ve Yine Muhtemeldir ki, Sadece Susacaksın Bir Eylül Sabahı Yine Gideceksin O Sahile Ama Bu Sefer Bensiz Boşluğa Dalacak Gözlerin Düşüneceksin Sessiz Sessiz Titreyecek Sözlerin Apansız Geleceğim Hatırına Yetim Bir Türkü Olup Döküleceğim Dilinden "Tutam Yar Elinden.." Bir Eylül Sabahı Yine Gideceksin O Sahile Çıkaracaksın Ayakkabılarını Amaçsızca Yürüyeceksin Belki Biraz Ağlayıp Belki Biraz Güleceksin Ama Mutlaka Çığlık Çığlık Martıları Ve O Dalgaları Dinleyip "Nerede O Eski Günler" Diyeceksin Ve Bir Eylül Sabahı Gitmek İstemeyeceksin O Sahile Silinecek Kumsaldan Ayak İzlerin Bıkacaksın Bu Masaldan Titreyecek Dizlerin Ne Şiir Kalacak Geriye Ne Bir Gayda Kumsaldaki İzlerin Gibi Yitip Gidecek Bu Sevda... |
| |
| | #9 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4,035
| ![]() Diyecektim ki; gülüm, Mevsim hazan mevsimi, mevsim gözyaşı mevsimi… Mevsim ayrılık mevsimi. Tarifsiz bir hüznün sarmalındayız. Anlatılması zor, ifadesi güç. Fikirler tel tel, şehra şehra düşünceler, duygular buruk buruk…. Bir yanı bahardır kıyılarımızın bir yanı cehennem. Durmadan gözyaşı dökülüyor yüreğimizin üstüne. Acıdan, ayrılıktan haritalar ekleniyor alnımızın çizgilerine… Sararan yapraklar tutunamıyor artık dallarda gülüm, rüzgar estikçe savrulup gidiyor her biri bir yana. Katar katar turnalar göçüp gidiyor üstümüzden… Diyecektim ki; gülüm, mevsim hazan mevsimi, mevsim hüzün mevsimi, har düşmüş bağlara, bahçelere. Yapraklar üşüyor, yapraklar düşüyor dalından. Turna göçü gibi yapraklarında göçü başladı gülüm… Diyecektim ki; gülüm, mevsim hazan mevsimi, mevsim kıran mevsimi. Her taraf ölümlerle acılarla dolu. Kan gölüne döndü dünya. Dört bir tarafta barut kokuları geliyor. Her tarafta savaş, kan gözyaşı var. Her tarafta bir kaos sürüyor… Bu yüzden karalar giydik gülüm. Utandık insanlığımızdan. Bacakları kopan çocukların feryatları doluyor yüreklerimize. Çığlıkları, çocukları ölen anaların. Hiç bu kadar sahipsiz, hiç bu kadar umutsuz, bu kadar çaresiz kalmamıştı yüreğimiz. Kan ve barut kokan ağır bir hava hüküm sürüyor gecelerde Havaya karışan iniltiler feryatlar ağıtlar. Gerçeklerle hayallerin karıştığı, rüyalar şehri İstanbul da bombalar patlıyor durmadan. Özlemler, hayaller ıstırap veriyor artık… Her ah çekişte içimiz titriyor… Derin bir ah gibi sızlıyor yüreğimiz… Yüreğimiz parça.parça.. Güvercinlerin öldürüldüğü, defnelerin sessizce ağladığı günlerdeyiz gülüm… Diyecektim ki; gülüm, Çiçektir çocuklar: Bakım ister, özen, özveri, güven ve sabır ister, açmak için çiçeklerini bahara… Hepsinden önemlisi şefkat, sabır ve sevgi ister… Sulanmak ister sevgi pınarlarıyla … Tomurcuk tomurcuk açmak için dünyaya çiçeklerini … Sevgisizlikle solmamak için yaprak yaprak … Diyecektim ki; gülüm, Bahçedir çocuklar:. Tohumdur ekilir, sürer filiz filiz.. Umudu besler bağrında. Emek ister, bakım ister… Büyür, olgunlaşır , sevgi meyvesi verir, karşılık beklenmez… Verdiğini alırsın… Diyecektim ki; gülüm, Yüreklerimizi yıllardır sıcak ve hillesiz bir sevgiye kilitleyip, umutla ,özlemle geleceğe dair apak düşler kurduk. Güneşli, aydınlık, güzel günlerin özlemini çektik. Belki biraz yorgun, belki durgun, ama yine de umutlu, yine de mutlu, sevgiyi işleyip mavilere, bütün yollara, dallara, dağlara gül yazdık. Sevgiyi, umudu, güveni, dostluğu, barışı, özgürlüğü, mutluluğu ve bunların getireceği güzellikleri bekledik ölümüne… Diyecektim ki; gülüm, Geleceksin diye bütün yollara gül döktük. Güvercinler uçurduk mavilere. Sevgiyi,dostluğu, barışı, baharı, sevinci getireceksin diye dağlara, ovalara, denizlere . Bunca çirkinliklerin içinde güzelliği, saflığı, temizliği getireceksin diye kirlenmiş hayatımıza, yıldızlara haber saldık… Diyecektim ki; gülüm, Yaşamak güzel… Yaşamak bir çiçek gibi, dört mevsim güzel kokular saçıyor üzerimize… Sevgiyle bakıyor herkes biribirine, sevgiyle sarılıyor… Kinler, düşmanlıklar, kötülükler kafdağının ötesine sürülmüş… Diyecektim ki; gülüm, gel. Yorulduk yollarına gül döküp beklemekten. Ey ömrümüzün taze gülü, ey gözleri öksüzümüz, her hazan bir gül getirip yüreğimize bırak ki, sevdamızın ateşiyle yakalım saçlarını yeryüzünün… Diyecektim ki; gülüm, Herşeye rağmen yüreğinde bin umut taşıyor çocuklar gelecek baharlara… Dünyanın dört bir tarafında barış ve umut şarkıları söylüyor… Özgürlük ve mutluluk şarkıları söylüyor çocuklar, diyecektim… Ama diyemedim, diyemedik gülüm… Kapımızda nöbet tutuyor ölüm |
| |
| | #10 |
| Er Katılım Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 26
| yuregine saglik,guzel bir makale,YARADAN razi olsun.selametle |
| |
| Konu Araçları | |
| |