ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Edebiyat > Şiir


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 20-06-2007, 14:13   #21
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,808
Varsayılan Ynt: Şiirler (Arşiv)

Hemen kurtuldun mu sandın ölünce
Kıl namazı, elin harama salma,
çok yaşarım, dünya hep kalır sanma!
Beş namaza sarıl, gençlik çağında!
Ektiğini biçersin, Cennet bağında.

İki kişi ölümü hatırlamaz,
haram işler, biri de namaz kılmaz!
Bir gün gelir, tutmaz olur bu eller,
söyleyemez, Allah demeyen diller!

***

Sual melekleri kabre geleler,
namazı doğru kıldın mı diyeler.
Hemen kurtuldun mu sandın ölünce?
senin için azap hazır diyeler.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 14:13   #22
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,808
Varsayılan Ynt: Şiirler (Arşiv)

Herkesin var bir kesi
Herkesin var bir kesi,
ben bi kesin, yok kimsesi.

Ben bi kesin, sen ol kesi,
ey kimsesizler kimsesi!
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 14:14   #23
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,808
Varsayılan Ynt: Şiirler (Arşiv)

Hilye-i seadet
Eshabına nasihatten sonra,
Fahri âlem dedi, benden sonra,

Hilye-i pakimi, görse biri,
olur o, yüzümü görmüş gibi.

Gördükte, hubbu hasıl olsa,
yani, hüsnüme aşık olsa.

Beni görmeği etse arzu,
kalbi, sevgimle olsa dolu.

Cehennem olur, ona haram,
Rabbim, Cenneti eder ikram.

Dahi, haşretmez çıplak, anı Hak,
olur gufranına, Hakkın mülhak.

Denildi ki, hilye-i Resuli,
severek yazsa, birinin eli,

Eder Hak, onu korkudan emin,
bela ile dolsa, ruy-i zemin.

Hastalık görmez, dünyada teni,
ağrı çekmez hiç, bütün bedeni.

Günah etmiş ise de, bu adam,
Cehennem cismine, olur haram.

Ahirette azabdan kurtulur,
dünyada her işi, kolay olur.

Haşreyler, anı hem, Rabbi celle,
dünyada, Resulü görenlerle.

Hilye-i Nebiyi, güç iken beyan,
başlarız, ona oldukça imkan.

Sığınarak Zülcelale,
vasf ederiz acizane.

İttifak etti, bu sözde ümem,
kırmızı beyazdı, Fahri âlem.

Mübarek yüzü, halis ak idi,
Gül gibi, kırmızımtırak idi.

İnci gibi, yüzündeki teri,
pek hoş eylerdi, güzel cevheri.

Terleyince, O menbaı sürur,
dalgalanırdı sanki, bahri nur.

Görünürdü gözü, daim sürmeli,
kalbleri çekerdi, güzel gözleri.

Akı, beyaz idi gayetle,
Onu övdü Rabbi, âyetle.

Siyahı anın, değildi ufak,
bir idi ona, yakınla uzak.

Geniş, güzel ve latifti gözü,
nur saçardı hep, mübarek yüzü.

Kuvve-i bâsıra-i Mustafavi,
gece gündüz gibi, olurdu kavi.

Bakmak arzu etseydi, bir yere,
Cism-i pâki de dönerdi bile.

Başa tâbi ederdi cesedi,
bunu terk etmemişti ebedi.

Hem, cisim idi, Resul-i ekrem,
yaraşır, ruh-i mücessem desem.

Güzel, hem sevimli idi Resul,
Hakka çok, sevgili idi Resul.

Malikle Ebu Hâle, söyledi,
hilal gibi, açık kaşlı idi.

İki kaşı arası, her zaman
gümüş gibi görünürdü, ayan.

Mübarek yüzü, az yuvarlaktı,
derisi, berrak, hem de parlaktı.

Siyah kaşları mihrabı, anın,
kıblesi idi, bütün cihanın.

Ortası yüksekçe görünürdü,
yandan bakınca, mübarek burnu.

Çok güzel idi, çekme ve latif,
edemez gören, Onu tam tarif.

Seyrek idi, dişlerinin arası,
parlardı, sanki inci sırası.

Ön dişleri, ettikçe zuhur,
her tarafı, kaplardı bir nur.

Gülse idi, iki cihanın serveri,
canlı cansız, her şeyin Peygamberi.

Görünürdü, ön dişleri, pek afif,
dolu daneleri gibi, çok latif.

İbni Abbas der, Habib-i Huda,
gülmeğe, eyler idi istihya.

Hem hayâsından O, dinin senedi,
kahkaha etmedi derler, ebedi.

Nazik, mahcup idi, Resul-i cenab,
daim eyler idi, bakmağa hicab.

Yüzü benzerdi, yuvarlak aya,
zati aynaydı, yüce Mevlaya.

Nurlu idi hep, o vech-i hasen,
bakılmazdı, tenevvüründen.

Gönüller aldı, o güzel Nebi,
aşıkı oldu yüzbin Sahabi.

Bir kerrecik görenler, rüyada,
dediler, böyle zevk yok, dünyada.

Hem güzel yanakları, bileler,
fazla etli değildi, diyeler.

Anın etmişti, cenab-ı Halık,
severek, yüzün ak, alnın, açık.

Boynunun nuru, ederdi her an,
saçları arasında, lemean.

Mübarek sakalından, iyi bil,
ağarmıştı ancak, on yedi kıl.

Ne kıvırcıktır, ne de uzun,
her uzvu gibi idi, mevzun.

Gerden-i pâki Resul-i afak,
gayet ak idi ve gayet berrak.

Eshab içinden, çok ehl-i edep,
karnı, göğsiyle, birdi, dedi hep.

Açılsaydı, mübarek sinesi,
feyiz saçardı, ilim hazinesi.

Aşka olunca, mahall-i teşrif,
başka olurmu, o sadr-ı şerif?

Mübarek sinesi, geniş idi,
İlm-i ledün, Ona inmiş idi.

Ak ve berraktı, o sadr-ı kebir,
sanırdı görenler, bedr-i münir.

Ateş-i aşk-ı zât-ı ezeli,
odlara yakmıştı, O güzeli.

Bilir elbet bunu, pir-ü civan,
yassı kürekliydi, Fahr-i cihan.

Sırtı ortası hem, etli idi,
kerem sahibi, devletli idi.

Gümüş teninde, letafet vardı,
irice mühr-i nübüvvet vardı.

Sırtında idi, mühr-i nübüvvet,
sağ tarafına yakındı, elbet.

Bildirdi bize, edenler tarif,
Bir büyük ben idi, mühr-i Şerif.

Rengi, sarıya yakın, karaydı.
güvercin yumurtası kadardı.

Etrafına çevirmiş, sanki hatlar,
birbirine bitişik, kılcağızlar.

Anlatanlar, O âli nesebi,
dedi, iri kemikliydi Nebi.

Her kemik iri, merdane idi,
sureti, sireti şahaneydi.

Mübarek azasının her biri,
uygun yaratılmıştı hem, kavi.

Çok hoş idi, her uzvu anın,
âyetleri gibi, Kur�anın.

Elleri ayası, O sultanın,
ayakları altı, dahi anın.

Geniş ve pak idi, nazik mergub,
taze gül gibi, latif ve mahbub.

Çok mevzun idi, der ehli nazar,
o kerametli, mübarek eller.

Selam verseydi, birine eğer,
tebessüm ederdi hep, Peygamber.

Bir iki gün, geçseydi aradan,
hatta uzasaydı da, bir aydan.

Belli olurdu, hoş kokusundan,
o kimse, adamlar arasından.

Billur gibiydi, ten-i bimuyu,
nice medh edeyim, ol pehluyu.

Dostu seyr etmek için, O şerif,
göz olmuştu, bütün cism-i latif.

Kemal üzereydi, nazik teni,
Hallâk göstermişti. hikmetini.

Yoktu, göğsünde, karnında asla,
hiçbir kıl, sanki gümüş levha.

Göğsü ortasından aşağı yalnız,
bir sıra kıl, dizilmişti, hilafsız.

Bu siyah hat, mübarek bedeninde,
hoştu, hale gibi, ay çevresinde.

Bütün ömründe kalmıştı, keza,
gençlikte gibi, mübarek aza.

İlerledikçe, sinn-i Nebevi,
tazelenirdi hep, gonca gibi.

Hem dahi, kâinatın Sultanı,
zan eyleme ki, ola pek yağlı.

Ne zaif, ne de pek etli idi,
mutedil, hem pek kuvvetli idi.

Lahmı, şahmı, dediler ehl-i derun,
birbirinden, ne ziyadeydi, ne dun.

Etmiş, ol beden serayın üstad,
adl-ü dad ile, esasın bünyad.

İtidal üzere idi, pak teni,
nura gark olmuştu, bütün bedeni.

Orta boylu idi, o Sidre mekan,
ortalık, Onun ile buldu nizam.

Seyreden, mucize-i kametini,
dedi hep, medhedip hazretini.

Görmedik böyle, gül yüzlü güzel,
boyu, hem huyu, hem yüzü güzel.

Orta boylu iken, Nebi,
uzun kimseyle yürüseydi.

Ne kadar, uzun olsa idi, o er,
yine yüksek görünürdü, Peygamber.

uzun boylu olandan o cevher,
yüksek idi, el ayası kadar.

Bir yol gitseydi, izzetle,
hızlı yürür idi, gayetle.

Deriz, vasf-ı şerifinde yine,
yürürken, eğilirdi önüne.

Yani, bir yokuştan iner gibi,
daim önüne, az eğilirdi.

Şanlı, şerefli idi, o Celil,
İftihar eylerdi, ruh-ı Halil.

Bir zatı ki, murad ede Huda,
her azası, olur elbet ala.

Yolda giderken, eğer bir kimse,
ansızın, Resulullahı görse,

Korku düşerdi, kalbine anın,
yüksekliğinden, Resulullahın.

Hem de biri, Nebi ile, müdam,
sohbet ederek, söylese kelam.

Sözlerindeki lezzet ile, ol,
kul olurdu, kabul etse Resul.

Etmişti Onu, Hallak-ı ezel,
Hüsn-i ahlakla, bi misl-ü bedel.

Ya ResulAllah! gücüm yok medhine,
yaratıldık hep, senin hürmetine.

Hasılı, ey Şah-ı iklimi vefa,
sana canım da feda, her şey feda!
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 14:15   #24
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,808
Varsayılan Ynt: Şiirler (Arşiv)

Hudâ Rabbim
Hudâ Rabbim, nebim hakkâ Muhammeddir Resulullah,
hem İslam dinidir dinim, kitabımdır kelamullah.
Akaidde, ehl-i sünnet oldu mezhebim, hamdolsun, amelde,
Ebu Hanife mezhebi, mezhebim vAllah.

Dahi zürriyyetiyim Âdem aleyhisselamın hem,
Halilin milletiyim, dahi kıblem Kâ�be, Beytullah.
Hep eshab-ı güzin, tabi�in ve müctehidlerin,
nekim var ehl-i sünnet velcemaat, cümle ehlullah.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 14:17   #25
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,808
Varsayılan Ynt: Şiirler (Arşiv)

İlimsiz bir şey olmaz
İlimsiz bir şey olmaz, ilim her şeye baştır,
Karanlık yollarda o, en aziz arkadaştır.

Ondan sadık dost olmaz, ondan vefalı yâr yok,
Her şeyde zarar olsa, onda asla zarar yok.

İlim, uçsuz bucaksız, bir ummanı andırır,
ilimden başka her şey, insanı usandırır.

Nasıl kıymetli olmaz, Allah onu övüyor,
Bak Nebi-yi muhterem, bir hadiste ne diyor:

Ara, her yerde ilmi, o yer ister Çin olsun!
İlim öğrenmek farzdır, her mümin için olsun.

Bak Ali-yül-mürteza, ne diyor dinlesene:
(Köle olurum bana, bir harfi öğretene).

Âlimler, dini İslamı, yıkılmaktan kurtarır,
Onlar şu yer yüzünde, zılli sıfatullahtır.

Mürekkebi ulema, azizdir hatta şundan:
fi sebilillah akan, şehitlerin kanından.

Çünkü, cihad-ı ekber, ancak ilimle olur,
Kıyamette ilmiyle âmil olan kurtulur.

Âlim, zahidden üstün, zühd, ilmin altındadır,
Âlimler, ahirette, nebiler yanındadır.

Deme cihanda âlim, kalmadı, belki vardır,
aç gözünü, kalbinden zulmet perdesin kaldır!

Bu dinin âlimleri, hadisle övüldüler,
Beni İsrail�deki nebiler gibidirler.

Âlimlerin bir sözü, yıllarca, baki kalır,
insanı en alçaktan, yükseklere kaldırır.

Şimdi âlim bulmak zor, o halde ne yapmalı?
Onların kitabını durmadan okumalı!

Kitab, altın bir kafes, ilim içinde kuştur,
Kafesi satın alan, kuşa malik olmuştur.

Sarıl kitaplara ki, kalbin nur ile dolsun,
önce okuyacağın, Kur'an-ı kerim olsun!

Sonra, kıymetli eser, Buhari ve Müslimdir,
badehu Mektubat-ı İmam-ı Rabbanidir.

Tesavvuf ile fıkıh, burada vaslolmuştur,
öyle bir âlimdir bu, hadisle övülmüştür.

Harikalar menbaı, hiç duyulmayan sözler,
Asırlarca çözülmez, ne meseleler gizler

Hepsi Mektubatta ve tercümesinde vardır,
onsuz kurtuluş zordur, onsuz ilim, noksandır.

Eshab-ı kiram risalesi de, gör, ne iyi,
oku! Güzel anla da, takdir et sahabeyi.

Mektubat tercümesi, ebedi seadettir,
Çok şükür her yerde var, tamamı bil, üç cilttir.

İbni Abidine bak, bir derya ki, sonsuzdur!
Hanefi�de en büyük fıkıh kitabı budur.

Gör, İhya-ül-ulumu, Kimya-ı saadeti,
Gazaliyi yâdından çıkarmazsın ebedi.

Riyadunnasıhini okuyunca anlarsın,
Muhammed Rebhamiye, ne büyük âlim dersin.

Şeyhul-ekber, Geylani, öğren Behaeddini,
böyle zatlar korumuş, yıkılmaktan bu dini.

Mevahib, her eserde, adı geçen kitabtır,
Resuli müctebayı, uzun uzun anlatır.

menkıbeler pınarı, Çihar-ı yar-ı güzin,
İhtiyacı çok ona, kararan kalbimizin.

Merakıl-felah ve Mevkufat kıymetlidir,
Mecmua-yı zühdiyye, sana çok şey öğretir.

Marifetnameyi gör, İbrahim Hakkıyı bil,
çok oku Birgiviyi, sanma faydalı değil.

Tercüme-i halleri, tanınmış Evliyanın,
içinde anlatılmış, Reşehat, Nefehatın.

Berekat-ı Ahmedi, Mucizat-ül-Enbiya,
ne güzel yazılmıştır, Hadika-tül-Evliya.

Dürri yektayı da gör, hem Umdet-ül-İslamı,
Miftahul-Cenneti, Ey Oğul İlmihalini.

Rabıta risalesi, tesavvufu bildirir,
musannifi esseyyid Veli Abdülhakimdir.

Daha nice kitap var, denizde inci bunlar,
Rahmeti Hakta olsun, her birini yazanlar.

Bizlerden selam eyle, ya Rabbi, sen onlara,
kolaylık ver onların yolunda olanlara!.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 14:19   #26
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,808
Varsayılan Ynt: Şiirler (Arşiv)

İmanın tohumu beş vakit namazdır
İmanın tohumu beş vakit namazdır,
müslümanım diyen, kılsa gerektir.

Namazın lezzetini duyamayanlar,
ruhunu tedavi, etse gerektir.

Bilmek istersen kim, necat bulmayan,
namaza hiç ehemmiyet vermeyen!

Mizan terazide hayrın bulmayan,
ezanı işitip, gelmeyenlerdir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 14:20   #27
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,808
Varsayılan Ynt: Şiirler (Arşiv)

Kimseye bâki değildir
Mal-ü mülke olma mağrur, deme var mı ben gibi?
Bir muhalif yel eser, savurur harman gibi!

Kimseye bâki değildir, mülk-i dünya sim-ü zer,
bir harap olmuş kalbi, tamir etmektir hüner.

Sim-ü zer: altın ve gümüş.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 14:20   #28
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,808
Varsayılan Ynt: Şiirler (Arşiv)

Müstekîm ol

Hiç usandırma ili, il usandırmaz seni,
hileli iş yapma hem, kes dolandırmaz seni!
din düşmanından bir su, içme kandırmaz seni,
korkma kâfirden âteş, olsa yandırmaz seni!

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

Her zarar, insana bil, kendi nefsinden gelir,
yüz karası âdeme, su�-i fehminden gelir
şeref-ü şan mekana hep mekininden gelir,
istikâmet insana, elbet dininden gelir.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

Her şey geçer âlemde, bir hâlde yoktur sükun!
bil ki değmez teessüf etmeğe dünyay-ı dun!
İstikâmet zarardan, seni hep eyler masun.
Hak eder sâdıkların hasmını elbet zebun.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

Birini tezlil için, zulümle etme iştigâl,
arkadaş kazanmağa, olur mani su�-i hâl,
yüz suyu dökme sakın, hem de etme kil-ü kal,
müstekîm ol, hep çalış, verir elbet Zülcelâl.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

İster ise hıfz eder, hep Allahü lem yezel,
ırzına müminlerin, düşman verse de halel,
tâ ezelden söylenir, halk dilinde bu mesel:
celb eder mükâfâtı, insana elbet amel.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

At riyayı, tezyin et, ihlasla ef�âlini,
boş buğazlık eyleme, fikr et önce kâlini!
ne türlü saklayayım, desen de ahvâlini,
Hak teâlâ a�lemdir, bilir bütün hâlini.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

Mağrur olmaz mal ile, mülk ile, ehl-i hired,
insanın işi döner, her şeye vardır bir had,
ölüm vakti gelince, kimseden gelmez meded,
nefsine uyma sakın, hâk olur bir gün cesed.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

Sonsuz cihanı düşün, zıllı âbâd eyleme,
Ehl-i sünnet kitabı, oku inâd eyleme,
fırsat eldeyken uyan, ömrü berbâd eyleme,
yakmağa sürükliyen fi�li mu�tâd eyleme!

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!

Hâline şeytan güler, görünce bu gafleti,
kendine gel azizim, güldürme ol şirreti,
hâin olma, cihana, ver keremle şöhreti,
her şeyin üstündedir, hüsn-ü hulkun rif�ati.

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni!
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 14:21   #29
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,808
Varsayılan Ynt: Şiirler (Arşiv)

Ne fayda
Yeni ilaç bulduk, diyor tabipler,
Lokman gibi, devâ bilse, ne fayda.
Son nefeste söylemezse, bu diller,
bülbül gibi dilin olsa, ne fayda?

Milyarın olsa da, rızkını yersin,
ecel şerbetini bir gün içersin!
Yalın ayak, başın açık gidersin,
dünya dolu, malın olsa, ne fayda!

İlmin, rütben çok olsa da kardeşim,
imanın yoksa, günah ise işin,
Secdeye hiç, koymadın ise, başın,
dünyaya diktatör olsan, ne fayda.

Sur çalınıp, yıldızlar dökülünce,
deniz kuruyup, sular çekilince,
Dağlar da, pamuk gibi atılınca,
harâmdan mal toplamışsan, ne fayda.

Cehennem, uzaktan gösterilince,
ateşin, mahşer yerine sürünce,
Sırat köprüsüne, halk yürüyünce,
aslan gibi gücün olsa, ne fayda?

Helâl, harâm demez, toplarsın malı,
Milyon olsa, dersin milyar olmalı.
Gözün aç, bu dünya fanidir fani!
gidecek, sende çok dursa, ne fayda?

Bir gün olur, götürürler evinden,
kurtuluş yok, Azrâilin elinden.
Allah adını bırakma dilinden,
bin yıl kadar ömrün olsa, ne fayda?

Zahmetli iş yoktur, İslamiyet�te,
kalbi, ruhu besler, ibadetler de.
Ne için müslüman olmazsın, sen de?
kâfir, çok iyilik etse, ne fayda?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-06-2007, 14:21   #30
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2,808
Varsayılan Ynt: Şiirler (Arşiv)

Ne yürürsün hayal üzre
Geçirme ömrünü mümin, sakın ki, kîl-ü kal üzre!
sözün manasını anla, ne yürürsün hayal üzre?

Bu dünyanın süslerine, aman aldanma ey gâfil!
buna her kim gönül verse, geçer ömrü melâl üzre.

Bir dikkatli nazar etsen, bu dünya ehline canım,
kazanırlar para daim, bunlar cenk ve cidâl üzre.

***

Bu dünyaya neler geldi, ben diyenler geçüp gitti,
bilmeli, bu fani mülkü, yarattı Hak zevâl üzre.

Kaçarsan arkandan gelir, kovalarsan yetişmezsin,
ki, dünya gölgeye benzer, denildi bu misal üzre.

Akıllı olan bir kişi, gönül vermez bu dünyaya,
düşkün olmaz ondan yana, bilir onu kemal üzre.

Bir kalb dünyaya bağlansa, ibadet zevkini duymaz,
Onunçün Zâti bu şiiri, getirdi hasbihâl üzre.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 20:05


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats