![]() |
| | #1 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 3,948
| ![]() Ney, sazlıkta biten alelade bir kamış değildir. Ney. âşığın elinde ateştir, gönüldür. Allah sırrıdır. Derler ki. Peygamber Davut, bir gün bir sazlıktan geçiyormuş. Bu sırada hafif bir rüzgâr esmeye başlamış. Kamışlar başlamış ötmeye.. Ama ne ötüş! Hazreti Davud olduğu yerde çivilenmiş kalmış. Bu ses, ne ilâhî ses, ne içten terennüm.. Bir tanesini koparmış, dudaklarına götürmüş, başlamış üflemeye.. Bundan sonra Allah'a olan âşk ve muhabbetini bu kamışla dile getirmiş. Bu kamış O'nun elinde kamış olmaktan çıkar, âşk haline gelirmiş. Davud'un ilâhîleri ve pek meşhur davudî sesi, terennümleriyle yanık nefesi ve sesiyle, feryad eden bir âşk misali ney ile ilgili olsa gerek. Yine söylenir ki. Hazredi Muhammed (S.A.V). Allah sırrını yalnız can yoldaşı Hz. Ali'ye söylemiş, kimseye ifşa etmemesini sıkı sıkıya tenbih etmişlerdi. Hz. Ali, bu ilâhî sırrı, bir süre içinde gizlemiş, fakat sırrın ateşine, ağırlığına dayanamamış, yüreği parça parça olmuş, çöllere düşmüştü. Bir gün, perişan sahrada dolaşırken, kör bir kuyuya rastlamış. içini yakan, kavuran ilâhî sırrı bu kuyuya boşaltmış, ferahlamıştı. Kısa bir süre sonra, kuyudan, âb-ı hayat gibi sular taşmış, vâha haline gelmiş, ağaçlar, kamışlar bitmişti. Ney bu sazlıkta biten bir kamıştı. Erbabının elinde bu kamış dile geliyor, ilâhi sırları ifşa ediyordu. İşte birçokların meyhane sazı haline getirdiği ney. böyle ilâhi bir sırrın davetçisi olarak tanınıyordu. Alevden nefesi ile hıçkıran, yanık ve perişan ney.. İlâhî bir selsebil aşkla dolu gönül. Mevlâna'nın, "Benim sırrım, feryadımdan uzak değil; fakat gözde, kulakta o nur yok. Ten candan, can da tenden gizli değil. Lâkin canı görmek için izin yok.." diye dile getirdiği âşk sembolü.. Ney için Mevlâna der ki: Gizli sırlarını söylemede cihanın O yanık ney, o yanık ney, yanık ney,. Ney nedir? O busesi güzel cananın, Öptüğü şey, öptüğü şey, öptüğü şey. İşte rebab ve neyin sesi, âşk evinin temel harcıydı. Bu seslerden nasibini alan âşık, vecde gelir, semâa girerdi. Gezegenler ve yıldızların, güneşin çevresindeki dönüşleri gibi, ilâhî sevgilinin manevî çevresinde döne döne. Mevlâna, "Semâ, ilâhî vuslata erişmek içindir" der. Bu vuslat yolunun zevkini alan âşık, zaman ve mekân kayıtlarından kurtulur. Mesnevi'de, "zamandan, zaman kaydından kurtuldun mu, keyfiyet kalmaz. Keyfiyetsiz Allah'a mahrem olursun." (c: 3, b. 2775) denir. Bu anda "Demirle mıknatıs neyse âşıkla maşuk da odur" Mesnevi, (c: 3 b. 3152). Mevlâna'mızın. "Semâ ederken, ne neyden haberimiz olur, ne teften.." buyurdukları gibi âşığın cezbe hali, onu, o anda dünya kayıtlarından sıyırır. Bu hal bir süre devam eder. Sonra, yavaş yavaş sükûna varır. Allah'ın mutlak cemaline ve celâline hamdeder: "Artık öyle bir makama ulaşmıştır ki, orada ne zikir,ne zikreden, ne de zikredilen vardır". Bunun için Mevlâna, "Semâ, aşıkların gıdasıdır. Çünkü onda canana vuslatın hayali vardır" demektir. Tebrizli Şems "Hak'kı isteyen ve ona âşık olanlar, semâ ettikleri zaman, aşkları ve manevî halleri çoğalır" diyerek, Mevlâna'yı daima semâ etmeğe teşvik etmiştir. Marifet sahibi insanı temsil eden Ney'i dinle, ayrılık şikayetlerinin heyacanını iç. Dinle nasıl derin ayrılık ve hasret nağmeleri söylemekte, Neyistan'dan ayrıldığı günden beri feryad etmekte. Onu dinleyen her kulak ve yürek sahibi bu feryadın kendi iç aleminden geldiğini anlar. Unuttuğu hakiki yuvasına olan hasretini, yüreğinin en ince noktasında hisseder. Neyin içi boşalmasa o ilahi nağmeler onda nasıl vücud bulur..? Kamil insanında gönlünden dünyevi olan boşalır , ve onda ilahi tecelliler vücud bulur... Ney'in yedi deliği gibi insanında yedi manevi deliği vardır. Bu yedi delik kapandığı vakit, zaman durmuş, Ney kamışlıktan koparılmadığı günlere... Ve insan , başlangıçtan ötesine, karşıtlıkların olmadığı bir dünyaya, iyi ve kötünün ötesine dönmüştür... Atılan hiçbir adımın boşa gitmeyeceği bu yolda Attığı her adımın heyecanını yüreğinde taşıyan Ney aşığı güzel dost , bu site ufak bir ışık... Belki sana kaynak gösteren mütevazi bir yoldaş... Ve belki de suya duyduğun zamansız bir özlem... Amaç sana Ney’in inceliklerini öğretmek değil yanlış anlama! Ben ancak kapıyı gösterebilirim sana... Anahtar sende gizli ..? Dinle ve hatırla .... İyi yolculuklar .... |
| |
| | #2 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 3,948
| ![]() Ben ney'im? Delik deşik şimdi yüreğim. Ey sevgili tüm şarkılarımı sana söylerim. Duymazsın beni, kavuşmayacağımızı bilirim. Hep yaşlıdır gözlerim, yanan yüreğimle hep seni özlerim. Sesimi sana duyuracak yaralı bir gönül beklerim. O anlattıkça derdini, ben inlerim. Herkesle konuşmam, herkes anlamaz beni. Her yürek taşıyamaz bu ateşi. Her göz yağmurları çağırmaz. Her gönül aşk denizine dalamaz. Su ateşi söndürür. Marifet suyla ateşi birlikte taşıyabilmektir. Akıl erdiremez buna her ruh. Aklı erenlere mecnun denilir. Sıcak ellerine tutundum bir aşığın. Önce bastı bağrına, sonra götürdü dudaklarına... Nefesiyle titretti yüreğimi... Parmaklarıyla deşti yaramı, kanattı. Şimdi aşkımı anlatma zamanı. Ben başlayıncaya konuşmaya, susacak tüm dünya. "Ya hu!" Susun şimdi ney'i dinleme zamanı. Feryadımla coştu neyzen. Aşkla dönermiş dünya, döner semazen. Haykırışlarımı duyan her kalp kanadı.herkes kendi sevdasınca yandı. Gönülleri ayrılık acısı sardı. Aşklar gözyaşına kandı. Sevda aleviyle kanatlandı ruhlar, sonsuzluğa uzandı. "Ya hu!" Şimdi ben konuşmalıyım. Sevgiliye aşkımı haykırmalıyım. Ben neyim? Küçük bir kamıştım sazlıkta. Kader bir bıçak oldu, kopardı toprağımdan. Aşk ateşiyle piştim. Hasretinden bağrımı deldim. Konuş dediler, ağladım, inledim... Şimdi aşkın ellerinde dolanan bir ney'im... Ney aşkın sesi... Ney ayrılığa yakılan ağıt. Ağlar ney aşk ateşiyle... Yüreklerle konuşur ney, yüreklere konuşur... Aç şimdi kalbinin kulağını: " Şu ney'in neler söylediğini can kulağıyla dinle!... O ayrılıklardan şikayet etmededir. |
| |
| | #3 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 701
| Ben ney'im? Delik deşik şimdi yüreğim. harika bi anlatım dı arkadaşım, teşekkür ederim |
| |
| | #4 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 3,948
| ![]() ![]() "Kestiler sazlık içinden." der "beni Dinler, ağlar hem kadın hem er beni. Hasret anlatmam için bulmam gerek, Ayrılıktan parçalanmış bir yürek. Aslı kaybetmişse bir insan arar, Asla dönmek için hep uygun an arar. Dosta gâh yoldaş olup gâh düşmana, İnleyip sesler duyurdum her yana. Dost olur zannımca her insan bana, Bi haber gel gör ki sırrımdan yana. Sırlarım olmaz iniltimden uzak. Etmez fark her göz, işitmez her kulak. Saklı olmaz birbirinden can ve ten, Canı her göz görmez." Ama bilki sen; Bir ateştir ses değildir ney sesi. Kimde yok ateş? Yok olsun böylesi! Sevgiden ağlar eğer ağlarsa ney, Sevgiden çağlar eğer çağlarsa ney. Ney o şeydir perde yırtıp perdesi, Dost edinmiş dosta hasret herkesi. Hem devadır ney denen şey hem zehir, Bir bulunmaz arkadaştır, hem fikir. Anlatır ney aşk-ı Mecnûn'un nedir, Kanlı bir yoldan haber vermektedir. Müşteri yalnız dil, söz, kulak dedi. Aşkı Mecnûn bildi akıl ermedi. Derdimizden gün zamansız dolmada, Her yanlış bir günle yoldaş olmada. Gün geçip isterse yaz ersin güze, Ey temiz insan! Sağol kâfi bize. Kandı her varlık, balık kanmaz suya, Rızk eğer eksikse, gün dolsun mu ya? Anlamaz olgun adamdan ham adam, Söz hem az hem öz gerektir vesselam. :::Mevlana::: |
| |
| | #5 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 3,948
| Duy şikayet etmede her an bu ney, Anlatır, hep ayrılıklardan bu ney. Der ki feryadım kamışlıktan gelir. Duysa her kim, gözlerinden kan gelir. Ayrılıktan parçalanmış, bir yürek, İsterim ben, derdimi dökmem gerek Kim ki aslından ayırmış canını, Öyle bekler, öyle vuslat anını. Ağladım her yerde hep ah eyledim. Gördüğüm her kul için ‘dostum’ dedim. Herkesin zannında dost oldum ama, Kimse talip olmadı esrarıma. Hiç değil feryadıma sırrım uzak, Nerede bir göz, nerede bir can kulak! Aynadır ten can için, can ten için. Lakin olmaz can gözü her kimsenin. Ney sesi tekmil, hava oldu ateş, Hem yok olsun kimde yoksa bu ateş. Aşk ateş olmuş dökülmüştür neye, Cezbesi aşkın karışmıştır meye. Yerden ayrı dostu ney, dost kıldı hem. Perdesinden perdemiz yırtıldı hem. Kanlı yoldan ney sunar hep arzuhal, Hem verir mecnunun aşkından misal. Ney zehir, hem panzehir ah nerede var? Böyle bir dost, böyle bir özlem var! Sırrı bu aklın, bilinmez akıl ile, Tek kulaktır müşteri, ancak dile. Gam dolu günler, zaman hep aynı hal. Gün tamam oldu yalan yanlış hayal! Gün geçer, yok korkumuz her şey masal. Ey temizlik örneği sen gitme kal. Kanar her şey tek balık kanmaz sudan. Gün uzar, rızkın eğer bulmazsa can. Olgunun halinden anlar mı ham? Söz uzar kesmek gerektir ve’s-Selam. |
| |
| | #6 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jul 2007 Yaş: 36
Mesajlar: 2,860
| insanın içsel haline daha yakın duyguları ifade ettiğinden çok sevmişimdir bana zevk veriyor dinlemek ney-i neyzenden .. |
| |
| | #7 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 804
| Ney, sazlıkta biten alelade bir kamış değildir. Ney. âşığın elinde ateştir, gönüldür. Allah sırrıdır. ne güzel tanımlama olmuş..insanın iç dünyasına yolculuk yaptırır ney.. anlatım ve bilgilendirme için sağol.. |
| |
| Konu Araçları | |
| |