ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Tasavvuf


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 26-08-2007, 11:06   #1
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,688
Varsayılan İslam'da Allah (c.c) ile Kul Arasında Vasıta Var mıdır?

Eğer vasıta deyimiyle, Allah'ın emirlerini bize tebliğ eden kimseler kast ediliyorsa, bu söz haktır ve doğrudur.
Gerçekten insanoğlu; Allah (c.c)'ın neleri sevdiğini neleri sevmediğini, nelerden razı olup, neleri istemediğini, neleri emredip, nelerden yasakladığını, dostlarına hangi nimeti, düşmanlarına hangi (azabı) cezayı hazırladığını kendi başına bilemez.
Yine insanlar, Allah (c.c)'a layık olan güzel isimleri ve yüce sıfatları idrak edemezler ki, bunları akılla ve kendi kendine anlamak ve seçmekten aciz kalırlar.
İşte bütün bunlar ve benzerlerini bilebilmek için insanın Allah (c.c) ile kendisi arasında bir vasıtaya ihtiyaçları vardır. Ve bu vasıta da Allah'ın seçip görevlendirdiği Rasûllerdir. Ancak bunlar aracılığı ile Allah'ın istekleri bilinebilir.
Bu aracı Rasullere iman edenler, onlara tâbi olanlar ve hidayete erenlerdir. (onları takip edenler doğru yola ulaşanlardır). Allah (c.c) bunlara katında yüce makamlar verir, derecelerini yükseltir ve ahirette de nimet ve şeref bahşeder.
Rasûl ve nebilerine muhalefet edenler (karşı olanlar) ise, melun lanetliler, Allah (c.c)'ın yolundan sapanlar ve azıtanlardır.
Yüce Allah mealen buyuruyor:
"Ey adem oğulları! Eğer size aranızdan ayetlerimi tebliğ eden nebi ve Rasuller gelirse, artık kim onlara muhalefetten sakınır ve nefsini islah ederse, onlar için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onları kibirlerine yedirmeyenler ise, onlar ateşin dostudurlar ve onlar o ateşte ebedi kalıcıdırlar" (A'raf: 7/35-36)

"Artık ne zaman benden size doğru yola götürücü bir kitapla Rasul gelirse de kim benim doğru yoluma uyarsa, o kimse sapıtmaz ve bedbaht olmaz. Kim de benim doğru yolumu kabul etmezse, onun da hakkı dar bir geçimdir. Ve biz onu kıyamet gününde gözleri kör olarak hasrederiz. O, "Rabbim! Beni neden kör hasrettin, halbuki ben görüyordum" der. Allah da ona şöyle cevap verir: Sana ayetlerimiz geldiğinde sen onları görmedin ve unuttun. İşte bugün de sen görülmeyip unutuluyorsun!"
(Taha: 20/123-127)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-08-2007, 11:10   #2
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,688
Varsayılan Ynt: İslam'da Allah (c.c) ile Kul Arasında Vasıta Var mıdır?

İbni Abbas:
"Kur'an-ı Kerim'i içindekileri anlayarak okuyan; ve ayetlere uygun hareket (amel) eden kimseyi Yüce Allah (c.c) bu dünyada sapıtmamayı, (ahirette) öbür dünyada da bedbaht etmemeyi vaad etti ve kefaleti (garanti) altına aldı" demektedir.
Cehennem ehlinden Yüce Allah şöyle haber veriyor:
"Öfkesinin şiddetinden neredeyse patlayıp parçalanacak. Her gün cehenneme atıldıkça, muhafızları onlara sorarlar: "Size azab ile sakındırıcı bir nebi gelmedi mi?" Onlar cevap verir: "Evet! Gerçek o ki. Bize azabla sakındırıcı ve korkutucu nebi gelmiştir. Fakat biz onu yalanlayarak dinlemedik. Allah seninle hiçbir şey indirmemiştir. Sen ancak büyük bir sapıklık içindesin demiştik" (Mülk: 67/8-9)

"O kafirler, ayrı ayrı bölükler halinde cehenneme sürüldü. Nihayet oraya geldikleri zaman onun kapıları açıldı. Cehennemin muhafızları onlara "Size aranızdan Rabbinizin ayetlerini karşınızda okuyacak, sizi bu günlere gelmekle korkutacak nebiler gelmedi mi?" diye sorarlar. Onlar "Evet, geldi" diyerek cevap verirler. Öyleyse azab hükmü kafirlerin üzerine bir hak oldu" (Zümer: 39/71)

"Biz elçileri müjde vericiler ve uyarıp-korkutucular olmaktan başka (bir nedenle) göndermiyoruz. Şu halde kim iman ederse ve (davranışlarını) düzeltirse, artık onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. Ayetlerimizi yalanlayanlara, fıska sapmalarından dolayı azab dokunacaktır." (En'am: 6/48-49)
"Nuh'a ve ondan sonraki nebi ve Rasullere vahyettiğimiz ve İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve evlatları İsa, Eyyub, Yunus, Harun ve Süleyman'a vahyettiğimiz ve Davud'a Zebur'u verdiğimiz gibi, ey Muhammed hiç şüphesiz sana da vahyettik biz. Gönderdiğimiz nebi ve Rasullerin hikayelerini gerçek olarak sana bildirdik. Yine nebi ve Rasuller yolladık ki, onların hayatlarından sana bir haber vermedik. Allah Musa ile de hitap ederek konuştu. Biz nebi ve Rasullerimizi rahmet müjdecileri ve azab habercileri olarak gönderdik. Ta ki bu elçilerimizden sonra, insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah mutlak galibdir, yegane hüküm ve hikmet sahibidir" (Nisa: 4/163-165)
Bu ayetlerin benzeri Kur'an-ı Kerim'de pek çoktur. Ve bu husus, müslüman, yahudi ve hıristiyanlar gibi bütün din ehlinin üzerinde ittifak ettikleri esaslardandır.
Böylece bütün dinlerin salikleri Allah (c.c) ile kulları arasında Allah (c.c)'ın emir ve yasaklarını tebliğ edici nebi ve rasulleri aracı olarak kabul ederler. Böyle bir vasıtayı hiç kimse inkar etmez herhangi bir semavi dine bağlı olarak.
Yüce Allah buyurur:
"Allah, melekler ve insanlar arasından (peygamberler) elçiler seçti, gönderdi" (Hacc: 75)
Bütün dinler ehlinin ittifakı ile bu vasıtaları kim inkâr ederse kafir olur.
Yüce Allah'ın Mekke'de indirdiği :
En'am, Â'raf ve başında Elif lam ra, Hâ mim, Tâ sîn gibi harfler bulunan ve benzeri sureler Allah (c.c)'a, Peygamberlere ve ahirete iman gibi İslâm'ın temel esaslarını beyan ve ihtiva ederler.
Yüce Allah bu surelerde (Peygamberlerini) elçilerini yalancı sayan kafirlerin hallerini ve onları nasıl helak eylediğini, elçilerine ve onlara iman edenlere nasıl yardımcı olduğunu beyan buyurmuştur...

İşte bu konudaki ayetlerden mealen bir kaçı:

"Andolsun ki peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında geçmiş bir sözümüz vardır: Muhakkak onlar muzafferdirler. Muhakkak bizim ordumuz, herhalükârda galip olacaklardır": (Saffât: 37/171-173)
"Muhakkak ki biz, (peygamberlerimizi) elçilerimizi ve iman edenleri hem dünya hayatında hem de meleklerin şahid olacağı kıyamet gününde muzaffer kılacağız" (Mü'min: 51)
Yüce Allah'ın da buyurduğu gibi, bu vasıtalara (nebi ve rasullere) uyulur ve kayıtsız şartsız onlara itaat edilir:
"Biz hiçbir peygamberi, Allah'ın izni ile kendisine itaat edilmesinden başka bir hikmetle göndermedik." (Nisa: 4/64)
"Kim peygambere itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur." (Nisa: 4/80)
"De ki, eğer Allah'ı seviyorsanız bana tâbi olunuz, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın." (Âli İmran: 3/31)
"İşte peygambere iman edenler, onu tazim edenler, ona yardım edenler ve onunla beraber indirilen Nur'a (Kur'an'a) tâbi olanlar; onlar selamete erenlerin ta kendileridir." (Araf: 7/157)
"Andolsun ki, Allah'ın Rasulünde sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için çok güzel örnekler vardır" (Ahzab: 33/21)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-08-2007, 11:16   #3
musab
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: İslam'da Allah (c.c) ile Kul Arasında Vasıta Var mıdır?

Allah razi olsun kardesm yazi guzelde snein dedign bu vasita peyga,berimizn sunnetidir zaten bizde elhamdulillah peygamberimiz HZ Muhammed (sav) in sunnetine uymaya calisanlardaniz..ama vasita kilip onalri Allah dan Bir sey istemek ve ya herhangi baska kullari vasita kilip Allah dan bir sey istemek bole bir seyide kesinlikle kabul etmiyoruz insallah..salam aleykum
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-08-2007, 11:17   #4
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,688
Varsayılan Ynt: İslam'da Allah (c.c) ile Kul Arasında Vasıta Var mıdır?

Kardeşler sizden ricam; konu bittikten sonra yorum yapın.Konu biraz uzun tedrici olarak vereceğim inş. Bitince yorumlarınızı yaparsınız.

Not: İbn Teyniyenin " Kulluk Risalesi" kitabından alıntıdır.
Not2: kişileri anlamanın en iyi yolu; onu kendi anlatımıyla anlamaya çalışmadır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-08-2007, 11:21   #5
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,688
Varsayılan Ynt: İslam'da Allah (c.c) ile Kul Arasında Vasıta Var mıdır?

Eğer vasıta ile; menfaatları (faydaları) celb, zararları defetmek için mutlaka bir vasıtanın lâzım geleceği kastediliyorsa...
Mesela: Kulların rızıklandırılmasında, kendilerine imdad ve hidayet edilmesinde bir vasıtanın bulunması ve kulların bu menfaatleri böyle bir vasıtadan istemeleri ve ondan bunu ümit etmeleri gibi bir vasıtanın (lüzumu) olması murad ediliyorsa...
İşte böyle bir vasıta telakkisi en büyük bir şirktir. (Ki Yüce Allah müşrikleri de bundan dolayı kâfir ve müşrik saymıştır.)
Yüce Allah bu iddialarından ötürü hıristiyan ve Musevileri kafir saymıştır.
Şöyle ki; onlar Allah'dan başka kendilerine dost ve şefaatçılar ediniyorlar. O dost ve şefaatçıların vasıtası ile menfaatları celb, zararları defetmek istiyorlardı. Her ne kadar Allah (c.c)'ın izin verdiği insanların şefaat etmeleri hak ise de...
Şefaat hakkında Yüce Allah buyuruyor ki:
"Allah gökleri ve yeri ve bunların arasında olanları altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Sizin O'ndan başka hiçbir (dostunuz) yariniz , Allah'tan başka hiçbir şefaatçiniz yoktur. Artık iyice düşünmez misiniz?" (Secde: 32/4)
"Rabbilerin (götürülüp) toplanacaklarından korkanları sen onunla (Kur'an'la) sakındır ki, onların O'ndan (Rabblerinden) başka ne bir (dostu) yari ne de bir şefaatçisi yoktur. (Senin bu inzarın) onların sakınmaları içindir" (En'am: 6/51)
"...(Kur'an ile) va'z et ki, hiçbir kimse kazandığı (günah) yüzünden helake sürüklenip atılmasın, ona (her bir nefse) Allah'tan başka ne bir (dost) yâr, ne de bir şefaatçi yoktur." (Enam: 70)
"De ki; O'nu (Allah'ı) bırakıp boş yere (İlâh veya Allah ile aranızda vasıta ve şefaatçi) zannettiklerinizi çağırın, onlar sizden herhangi bir sıkıntıyı gideremeyecekleri gibi, değiştiremezler de. Onların dua edip taptıkları da (Allah ile kendileri arasına vasıta olarak kabul edip, dua ve istimdat ederek yardım ve şefaatlarını istedikleri melekler, peygamberler ve salih kimseler de) hangisi Rabblerine daha yakın (olacak) diye vesile (derece yakınlığı) arayıp duruyorlar, onun rahmetini umuyorlar, onun azabından korkuyorlar, çünkü Rabbinin azabı korkunçtur." (İsra: 56-57)
"(Müşriklere) de ki, Allah'tan başka (ilâh veya Allah ile aranızda şefaatçi ve vasıta) zannettiklerinize (istediğiniz kadar yalvarın, istimdat edin), onların ne göklerde, ne yerde bir zerre miktarına bile güçleri yetmez. Onların buralarda (yerde, gökte) hiçbir ortaklığı olmadığı gibi O'nun (Allah'ın) da bunlardan bir yardımcısı yoktur, O'nun nezdinde kendisine izin verdiği kimselerden başkasının şefaati faide vermez." (Sebe: 22-23)

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-08-2007, 11:22   #6
musab
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: İslam'da Allah (c.c) ile Kul Arasında Vasıta Var mıdır?

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi İ n z a r
Kardeşler sizden ricam; konu bittikten sonra yorum yapın.Konu biraz uzun tedrici olarak vereceğim inş. Bitince yorumlarınızı yaparsınız.

Not: İbn Teyniyenin " Kulluk Risalesi" kitabından alıntıdır.
Not2: kişileri anlamanın en iyi yolu; onu kendi anlatımıyla anlamaya çalışmadır.
Allah senden razi olsun kardesim ve Allah ibn teymiyye rahmet etsin ben o kitabini okicam insallah daha sonra salam aleykum ozur dielrim gene komnu icne yazdim ama hakkini helal et
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-08-2007, 11:29   #7
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,688
Varsayılan Ynt: İslam'da Allah (c.c) ile Kul Arasında Vasıta Var mıdır?

a.selam.Ecmain kardeşim.Varsa hakkımız helal olsun. Allah tüm müslümanlara rahmet etsin inş.

Not: Bu konu kesinlikle tartışma konusu olsun diye -Allah kalplerde olanı en iyi bilendir- açılmamıştır.Belki suizanla bakılan bir İslam Aliminin kendi diliyle savunmasıdır. O'nun fikirlerini bizzat kendi kelimelerinden öğrenilmesi en akıllıca yoldur.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-08-2007, 11:46   #8
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,688
Varsayılan Ynt: İslam'da Allah (c.c) ile Kul Arasında Vasıta Var mıdır?

Selefden bir grup diyor ki:

"Bir kısım kavimler Hz. İsa, Hz. Üzeyr ve Meleklere dua edip onlardan istimdat ediyorlardı. Allahu Teâla bir çok ayetlerle, meleklerin ve peygamberlerin herhangi bir zararı kaldırmaya ve tebdil etmeye muktedir olmadıklarını, meleklerin de, peygamberlerin de Allah'a yaklaşmaya çalıştıklarını, onların da Allah'ın rahmetini umduklarını, azabından korktuklarını beyan buyurdu..."
"Beşerden hiçbir kimseye yakışmaz ki kendisine, kitabı, hükmü ve peygamberliği versin de sonra o insanlara "Allah'ı bırakıp da bana kul olun" desin, fakat "öğretmekte ve okuyup yazmakta olduğunuz kitap sayesinde Rabbaniler olun" (der). Sizin melekleri ve peygamberleri Rabler edinmenizi de emretmez, o, size, siz müslümanlar olduktan sonra hiç kâfirliği emreder mi?" (Âli İmran: 3/79-80)

Görülüyor ki, Yüce Allah melekleri ve peygamberleri "Rab" edinmenin küfür ve şirk olduğunu beyan etmektedir.
Öyleyse, her kim melekleri ve peygamberleri Allah ile kendileri arasında vasıtalar edinir;
Onlara dua ve tevekkül eder ve onlardan menfaat celbini ve zararların defini isterse;
Meselâ; onlardan günahların affını, kalplerin hidayete ermesini, sıkıntıların giderilmesini, yoksulluğun önlenmesini taleb eylerse, o kimse müslümanların icmaı ile kâfir olur.

Yüce Allah buyurmaktadır mealen:
"Çok esirgeyici Allah bir evlat edindi dediler. O'nun şanı bundan yücedir, münezzehdir. Hayır, evlat dedikleri sadece ikrama nail olmuş kullardır. Bunlar sözle asla O'nun önüne geçemezler. Onlar Allah'ın emriyle hareket ederler. Önlerindekini de arkalarındakilerini de o bilir. Bunlar O'nun korkusundan titreyenlerdir. Bunlar ki "ilah o değil benim derse" biz O'nu derhal cehennemle cezalandırırız. Biz o zalimleri de cezalandıracağız" (Enbiya: 21/26-29)
"Ne Mesih, ne en yakın melekler Allah'ın kulu olmaktan asla çekinmez. Kim O'na kulluktan çekinir ve kibirlenmek isterse, (düşünsün ki Allah) onların hepsini huzurunda toplayacaktır" (Nisa: 4/172)

"Dediler ki: Rahman (olan Allah) bir evlat edindi. Yemin ederim siz çok kötü bir söz söylediniz. Onlar O Rahman olan Allah'a evlat izafe ettikleri için, böyle bir sözden dolayı nerede ise gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar çöküp dağılacaktır. Halbuki o çok esirgeyen Allah için bir evlat edinmek asla yakıştırılacak bir iş değil. Göklerde ve yerde olan herkes, hiç istisnası olmamak üzere O Rahman olan Allah'a mutlak kul olarak gelecektir. Andolsun o bunları cemiyet olarak da saymış, ferd olarak da saymıştır. Her biri kıyamet günü O'na tek başına gelecektir" (Meryem: 19/88-93)

"Onlar Allah'ı bıkarıp kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermeyecek olan şeylere bağlanırlar. Bir de, "bunlar Allah yanında bizim şefaatçılarımızdır" derler. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyden mi haber veriyorsunuz?" Haşa! O şirk koşmakta oldukları her şeyden çok uzaktır, çok yücedir" (Yunus: 10/18)

"Göklerde nice melek vardır ki, onların şefaaatları bile hiçbir işe yaramaz. Ancak o şefaat Allah'ın dileyeceği ve razı olacağı kimseler için vereceği izinden sonra olursa, o başka" (Necm: 53/26)

"Onun izni olmayan kimseye şefaatçi olan kimmiş?" (Bakara: 2/255)

"Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu kendinden başka hiç bir giderici yoktur. Eğer sana bir hayır da dilerse O'nun bu hayrını geri çevirici hiçbir kuvvet de yoktur" (Yunus: 10/107)

"Allah'ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutacak yoktur. Tutacağı bir şeyi de salıverecek yoktur" (Fatır: 35/2)

"De ki: "O halde bana haber verin. Allah bana herhangi bir zarar dilerse, sizin Allah'ı bırakıp da taptıklarınız O'nun bu zararım giderebilirler mi? Yahud Allah bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini geri çevirebilirler mi?" De ki: "Bana Allah yeter, güven ve dayanak arayanlar da ancak O'na güvenip dayanırlar" (Zümer: 39/38)
Bunlara benzer ayetler Kur'an-ı Kerim'de daha bir çoktur.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-08-2007, 11:51   #9
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,688
Varsayılan Ynt: İslam'da Allah (c.c) ile Kul Arasında Vasıta Var mıdır?

Nebi ve Rasullerin dışındaki din ve ilim adamlarına gelince:
Bunları, nebi ve Rasûllerin ümmeti arasında, Rasûllerin getirdiği emirleri ümmete tebliğ edip (açıklayıp) talim ettiren, onlara edeb ve terbiyeyi öğreten ve ümmet tarafından (iktida edilen) dinlenen birer vasıta olarak kabul (ve ispat) eden kimseler bu inançlarında isabet kaydetmişlerdir, doğruyu görmüşlerdir.
Bu, din ve ilim adamları, bir mesele üzerinde icma ve ittifak ettikleri zaman, böyle bir ittifak kâfi (yeterli) bir hüccet ve şüphe edilmeyecek delil hükmüne girer. (delil niteliği kazanır.)
Çünkü Allah (c.c)'ın dininin gerçek alimleri (hata) dalâlet üzere ittifak etmezler.

Şayet ilim ve din adamları bir mesele üzerinde ittifak etmişlerse (birleşmişlerse); Onu Allah (c.c)'ın kitabına ve Rasulü'nün (s.a.v) hadislerine havale etmiş, bu iki mutlak kaynağa dayanarak, (bunların hükümleriyle fasletmiş ve) halletmişlerdir.
Çünkü, gerçek din ve ilim adamlarından hiçbiri, şahsen, ferdi bakımdan, mutlak surette masum değildirler. Zaten insanlar, hemen hepsinin, sözlerinin (ve hükümlerinin) bir kısmını kabul ve bir kısmını reddedebilirler.
Fakat Allah Rasûlü'nün (s.a.v) hiçbir sözü ve hükmü asla reddedilemez.
Onun için de din ve ilim adamları, ihtilafa düştüğü bir meseleyi Allah (c.c)'ın ve Rasulü'nün (s.a.v) hükmüne müracaat ederek çözümlerler.
Din ve ilim adamları hakkında Allah'ın Rasulü (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:
"Alimler nebi ve Resûllerin mirasçılarıdır. Muhakkak ki Nebi ve Rasuller insanlara altını ve dirhemi (parayı) miras olarak bırakmazlar. Onların mirası sadece ilimdir. Kim onların bıraktığı ilmi elde ederse, çok büyük bir nasib elde etmiş demektir" (Buhari, İlim: 10; Ebu Davud; İlm: 1; İbn Mace, Mukaddime: 17)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-08-2007, 11:57   #10
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,688
Varsayılan Ynt: İslam'da Allah (c.c) ile Kul Arasında Vasıta Var mıdır?

"Bir kimse hükümdara yakın olan kimselerin, hükümdar ile halkı arasında vasıta oluşu gibi, din ve ilim adamlarını veya şeyhleri Allah (c.c) ile kulları arasında bir vasıta olarak görürse, böyle itikad ederse... "

Şöyle ki; kulların ihtiyaçlarını Allah (c.c)'a onlar sunuyor ve Allah (c.c) ancak kullarına onların vasıtasıyla hidayet ediyor ve rızık veriyor...
Halk onlardan, onlar da Allah (c.c)'tan istiyorlar.Tıpkı, hükümdar nezdindeki vasıtaların hükümdara halktan daha yakın oldukları için, halkın taleplerini bizzat melikten istememek için, edeben onlardan istemeleri gibi.
Yahut da, vasıtalar hükümdara ihtiyaç sahibinden daha yakın olduğu için, vasıtalardan istek ve talepte bulunmayı daha faydalı buluyor. (Elbette ki halk isteklerini doğrudan doğruya hükümdardan istememek için, onun yakınlarını araya koyar.
İşte her kim bu şekil üzere, Allah (c.c)'la kulları arasında vasıtaların varlığını kabul ve itikat ederse, o kimse kâfir ve müşrik olur.
Böyle bir kimsenin Şer'an tevbe etmesini istemek vacib olur. Tevbe ederlerse kurtulur, etmezlerse katledilirler. Çünkü; bu teşbihçiler, Hâlık'ı mahlûka, Allah (c.c)'ı insanlara benzetmiş ve böylelikle Allah (c.c)'a şirk koşmuş olurlar.

Kur'an-ı Kerim'de bunları reddeden ayetler, bu risaleye sığmayacak kadar çoktur.
(Meselâ şöyle olmaktadır:

Halk, kralın yakınlarından neden şefaat istemektedir? Şunun için...

Kral veya hükümdar, halkın ne istediklerini topyekün bilemeyecektir elbette...

Onun yanındaki memurlar ve hususi yakınları, halkla, kendisinden daha fazla içli dışlıdırlar. Yani, makam olarak halka daha yakındırlar. Halk hükümdarı ulaşılamıyacak kadar büyük kabul ettiği için, bu vasıtaları araya koymak zorunda kalırlar. Çünkü, kendileri bildirmedikçe, kral durumlarını bilememektedir. İşte burası mühim bir noktadır. Allah (c.c)'ı da (hâşâ) bir kral gibi bilgisiz kabul etmiş olmak ne büyük bir şirktir. Allah (c.c) herşeyi gören, işiten ve vasıtasız olarak bilen kudrettir. Onun için kulunun durumunu aracılardan daha iyi bilmektedir. Aksini kabul ve iddia etmek Allah (c.c)'a (hâşâ) eksiklik izafe etmek olur ki, işte bu yukarıda da belirtildiği gibi en büyük şirk olur.)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 04:17


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats