![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Esselamüaleyküm. Kardeşler okuyun inşaAllah gözünüz korkmasın sıkıcı değil. Şiş Burhanı (burhan=delil) Günümüz de, insanların tasavvuf ile ilgili aklına takılan konuların başında gelenlerinden bir tanesi de şiş burhanıdır. Ancak, insanlar bu konu hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadıkları ve bu konuya karşı kesin şartlanmış olduklarından böyle bir burhanı inkâr etme yoluna sapıp, bilmeden hataya düşmektedir. Bu sebeple şiş burhanının nasıl ortaya çıktığını ve nereden geldiğini Üstadımız Abdullah Baba (ks) Hazretleri şöyle ifade eder; Ahmed-el Rufai Hazretleri Hicri 555 (M. 1160) senesinde ilk hac vazifesini eda etmek için kutsal topraklara gider. O yıl hacca gelenler arasında Sultan'ül Evliya Abdulkadir Geylani Hazretleri de vardır. Gavs-ül Azam Geylani (ks) Hazretlerinden başka birçok âlim, arif ve evliyaullah da hac vazifelerini yerine getirmek amacıyla orada bulunmaktadırlar. Ahmed-el Rufai Hazretleri hac farizasını ifa ettikten sonra dedesi Resul-u Ekrem(sav) Efendimizin Kabr-i şerifini ziyarete gider. Medine-i Münevvere'ye yaklaşınca ayaklarından ayakkabılarını çıkarır, yalınayak yürümeye başlar. Bu hal ile Ravza-i Mutahhara'ya gelir. Rasulullah (sav) Efendimizin kabri önünde kıbleye dönüp durur. Ve: - Esselamü Aleyküm Ya Ceddi! diye selam verir. Selamına mukabil Fahri Kâinat Efendimiz (sav) Kabr-i şeriflerinden: - Ve Aleyküm Selam Ya Veledi buyururlar. Rasulullah Efendimizin, selamı aldığını orada bulunan tüm hacılar işitir ve şahit olurlar. Bu hadiseden sonra kendinden geçen Ahmed-el Rufai Hazretleri dizlerinin üstüne oturur ve şu beyti okur; Uzakta iken gönderiyordum ruhumu Benim vekilim olarak öpüyordu toprağını Bu bedenlerin nöbetidir, simdi bedenler huzurda Uzat elini nasibini alsın dudaklarım… İşte bundan sonradır ki; orada bulunan tüm ariflerin, evliyaların ve diğer huccacın gözleri önünde Rasulullah (sav) Efendimizin nurlu eli görünür. Ve Ahmed-el Rufai Hazretleri o mübarek eli öpme şerefine nail olur. Tam bu sırada aleni bir şekilde yaşanan hadiseye, şahit olan huccac çığlıklar atarak şevke gelirler. Elinde bıçak tutanlar, ellerini keserler. Kimi kılıcını kendine saplar. Kimi de o halin şaşkınlığından önünde duran ateşe elini koyar. Fakat Allah-ü Tealâ Hazretlerinin lütfu ilahiyesi ile ne bıçaklar, ne kılıçlar keser, ne de ateşler yakar. Bu hadisenin aşk ve muhabbetinden Rufai Hazretleri yüksek bir sesle: - Benim üzerimi çiğneyin, deyince, Orada bulunan Gavs-ul Azam Abdulkadir Geylani Hazretleri: - Ya Ahmed Rufai! Allah'a dua et, yolunun delili olsun der. Rufai Hazretleri hemen ellerini semaya açar, Cenab-i Zül Celal Hazretlerine şöyle dua eder: “ Ya Rabbi! Bu bahsettiğin olayı kıyamete kadar benim dergâhıma delil olarak ihsan eyle, bu benim dergâhımın burhanı olsun.” Ve Bi İznillahi Teâlâ duası makbul ve kabul olur. Bu burhanların Müslümanlara ve tüm insanlara büyük faydası olmaktadır. Mesela Kur'an-ı Kerimde Hz. İbrahim (as)'in ateşe atıldığı fakat Allah’ın emriyle ateşin onu yakmadığı beyan olunmaktadır. Müslümanların ateşin yakmadığını, zikrullahla beraber sergilemeleri, Hz. İbrahim (as)'in mucizesini günümüze taşımakta ve ona olan inancımızı kuvvetlendirmektedir. Hz. İsmail’i kurban ederken, Hz. İbrahim’ in bıçağı boğazına bastırdığı halde kesmediğine yahut bir harpte gözüne isabet eden okla gözü çıkan sahabinin gözünü, Hz. Peygamberin (sav) tamir ettiğine her Müslüman inanır. Ama bunda tereddüt eden birisini Rufailerin şiş burhanına götürdüğünüz zaman hakikati kabul edecektir. Şu iyi bilinmelidir ki; Bu tür burhanların cümlesi Ahmed-el Rufai Hazretlerine aittir. Onun hürmetine, duası kabul olunduğundan gerçekleşmektedir. Üstadımız Abdullah Baba Hazretleri buyurdular ki: “Bu burhanların duası vardır ve burhanın verilmiş olduğu kişi burhanı (duasını öğretmek suretiyle) bir başkasına da verebilir. Burhanın verildiği kişi eğer Hak’tan ayrılmış bir halde olsa bile ondan bu burhan geri alınmaz ama artık onun yaptığı istidraç olur. Bundan dolayı şiş burhanını ancak Şeriatı düzgün Ahlakı güzel Kamil zâtlar tarafından yapılır, bu zâtların haricinde, günahtır ahirette azabı elime duçar olurlar.” Selametle... ![]() |
| |
| Konu Araçları | |
| |