![]() |
| | #81 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 142
| Vallahi bazen icimden keske su ormanin(insanlardan cooook uzak) icinde karanlikta günlerce durup sadece zamanimi allaha verebilsem diye geciyor, aynen evliyaullah gibi...ama düsünüyorumki ben böyle bir seye niye layik olayimki? ...daha farzlarimi yerine getirmedigim halde niye böyle bir sey bana nasip olsun?...affff, affff,... vay su halime! |
| |
| | #82 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 85
| Herkes Allah dostu olabilir.Yeterki isteyin |
| |
| | #84 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 4,581
| Blindeyes kardeşİNDİRDİM.. emeğine sağlık iyi düşünmüşsün... yazılar için seçyiğin bazı renkler göz yorsada güzel olmuş.. A.R O . |
| |
| | #85 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 3,347
| İndirilme aşaasında.. Eline sağlıkk.. Emeğine bereket.. Allah celle celalühü razı olsun kardeş.. |
| |
| | #86 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,609
| Allah cc razı olsun Blindeyes ... Bir zata ´Sana zulmedene beddua et!´ denildiğinde ´Ona beddua etmekten beni onun için üzülmek alıkoymaktadır!´ dedi "İbadetlerin en efdali, nefesleri boşa harcamamaktır." "Allah'ın rızası az fakat devamlı ibadetle ve günahlardan kaçarak kazanılır." Mehmed Zahid KOTKU RA Hazretleri'nden |
| |
| | #87 | |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 4,581
| Alıntı:
Sağolasın Protago.... son alıntın için...(Rabbim razı, büyüklerin ruhaniyeti haberdar ve memnun olsun .) Allah izlerinden gitmek nasibetsin inş. | |
| |
| | #88 |
| Er Katılım Tarihi: Apr 2008 Yaş: 19
Mesajlar: 7
| |
| |
| | #89 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,609
| Bir gün camide vazında abdest almanın faziletlerini anlatırken, alınan abdest suyu ile günahların döküldüğünü söyledi. Cemaat arasında bulunanlardan birinin kalbine, bu nasıl olur diye bir düşünce geldi. O zaman Bahşi Halife kollarını sığayarak dirseklerine kadar havaya kaldırdı ve; "Böyle olur." dedi. Cemaat, Bahşi Halife'nin kollarından nur fışkırdığını gördü. Bu yüzden Akbilek lakabı verildi. |
| |
| | #90 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,609
| Bir Cumâ günü Cumâ namazı kılmak için mescide gitmiştim. Önümdeki safta vekarlı, huşû' sâhibi bir zât gördüm. Devamlı namaz kılıyordu. Cumâ namazının başlamasına kadar nâfile namaz kıldı. Heybetinden, kalbimde ona karşı bir muhabbet hâsıl oldu. Sonra Cumâ namazı kılmaya kalktık. O gördüğüm zât, tedirgin bir hâlde elbisesine bürünerek, hep kendini birinden gizliyordu. Namazdan sonra sebebini sordum. Şöyle dedi. Benim bir zâta borcum var. Bu sebeple mahcûbiyetimden böyle yapıyorum, dedi. Kime borcun var dedim. Şu arkamda duran zâta dedi. Meğer alacaklı olan zât, Da'lec bin Ahmed imiş. Bu sözleri Da'lec bin Ahmed'in o safta bulunan bir arkadaşı işiterek, gidip durumunu ona anlattı. Da'lec bin Ahmed de, bu zâtı evine getirmesini söyledi. Evine gittiklerinde yemek ikrâm edip, borçlu zâta; "Senin borcun unutuldu." diyerek alacağını bağışladı. Ayrıca beş bin dirhem de hediye verdi ve; "Mescidde beni görüp, borçlu olduğundan dolayı üzülüp sıkıntıya düştüğün için hakkını helâl et." dedi. |
| |
| Konu Araçları | |
| |