![]() |
| | #1 |
| Teğmen Katılım Tarihi: 12/2008
Mesajlar: 121
Rep Gücü: 41 | Keramet, Ehl-i Sünnet alimlerince gercek kabul edilmis bir mevzudur. Imam-i Azam Ebu Hanife rh.a. ilk akait kitabi olarak kabul edilen Fikh-i Ekber isimli eserinde mucizeden bahseder ve hemen ardindan ekler: " Evliyanin da kerametleri vardir." Daha sonra bu yoldan yürüyen bütün Ehl-i Sünnet alimleri kerameti kabul etmislerdir. Keramet salih bir insanda zuhur ettigi icin, salih olmayan kisilerde meydana gelen olaganüstü olaylara "istidrac" denilmistir. Buradan hareketle, takvasi eksik kisilerin yasadiklari olaganüstü seyleri keramet zannederek aldanabilecegine dikkat cekilir. Mutasavviflar kerameti kabul etmisler, önemsemisler, fakat asla bir hedef ya da üstünlük olarak görmemislerdir. Tasavvufta keramet bir amac degildir Meshur veli Bayezid Bistami hazretlerinin tespitini burada hatirlamak gerekir. Bayezid'e demisler ki: - Falan kisi havada ucuyor. - Hic önemli degil, les yiyen kargalar da ucuyor. - Filan kisi suda yürüyor. - Olabilir, baliklar da suda yasar. - Falanca bir gecede Mekke'ye gidiyor. - Hak Tealan'in lanetledigi seytan da bir gecede dogudan ta batiya gidiyor(Kuseyri Risalesi) Kendisinde keramet zuhur eden veli bundan memnun olmaz, hoslanmaz. Bunun istidrac ve imtihan olma ihtimalini düsünüp Allah'tan haya eder ve belki endiselenir. Istidrac ehli ise kendisinde bir olaganüstülügün ortaya cikmasindan mutlu olur, hoslanir. Bunu hak ettigine inanarak kibirlenir. Bunun sonucu da manen felakettir. Kerametin ortaya cikisiyla ilgili farkli kaviller vardir. Bazi alimler peygamberlere verilen mucizenin amaci neyse, kerametin zuhur etmesinin amaci da odur, demislerdir. Mucizeler genellikle iman etmeyen kisi ve gruplar icin gösterilmistir. Nitekim "Sahabe zamaninda kerametin az görülmesi, onlarin iman ve itikatlarinin kuvvetli olusundandir." denilmsitir. Dolayisiyla kerametin artmasi, teslimiyetin zayiflamasi olarak kabul edilir. Simdilik bukadar gerisi gelecek ins. Allah razi olsun
__________________ Lı ser sofiya aşık-ı Gavsı mın gül dıvaşe Ya mukallibel kulub.. Kallib kulübena ila muhabbetike |
| | |
| | #2 |
| Teğmen Katılım Tarihi: 12/2008
Mesajlar: 121
Rep Gücü: 41 | Maddi Keramet Manevi Keramet Keramet maddi ve manevi olmak üzere iki türlü olarak kabul edilmistir. Maddi keramet adindan anlasilacagi gibi, görülen, duyulan seylerle ilgili kerametlerdir. Mesela su üzerinde yürümek, havada ucmak, ateste yanmamak gibi. Tasavvuf kitaplari bu tür kerametlere ve menkibelere genis yer verir. Fakat bunlarin önem ve degerini abartmaz. Üstelik mutasavviflar bunlarin ilahi bir tuzak ve sinama olabilecegini dikkate alarak bunlari istemezler. Manevi keramet ise hakiki kerametlerdir. Bunlara ilmi, irfani ve ahlaki kerametler de denir. Dinin hükümlerine ve ahlak kurallarina uyma, kulluk görevlerini yerine getirme ve günahlardan sakinma da bu tür kerametlerdendir. Bu tür kerametlerde ilahi mekr(tuzak) ve sinama söz konusu olmaz. Zira bu Hakk'in istegidir. Meshur veli Sehl b. Tüsteri ks "En büyük keramet, kötü bir huyunu iyi bir huy haline dönüstürmendir." demistir. Bu durum tasavvufun tarifi ve gayesiyle de tam bir uyum halindedir. Muhammed Ceriri de "Tasavvuf her türlü kötü huylari terk ederek her türlü güzel huyu edinmektir." der. (Kuseyri Risalesi)
__________________ Lı ser sofiya aşık-ı Gavsı mın gül dıvaşe Ya mukallibel kulub.. Kallib kulübena ila muhabbetike |
| | |
| | #3 |
| Teğmen Katılım Tarihi: 12/2008
Mesajlar: 121
Rep Gücü: 41 | Kesif ve keramet istenirmi? Basta vurguladigimiz gibi, kesif ve keramet Ehl-i Sünnet'in kabul ettigi unsurlardir. Haktir. Yani gercektir ve dinimizde yeri vardir. Fakat dikkat edilmesi gerek hususlar da vardir. Yine belirttigimiz gibi bu mevzular asiri dikkat gerektirir. Kesif ve kerametin hak oldugunu bilmemiz kadar bunlarin talep edilmeyecegini de bilmemiz gerekir. Zira bu tarz talep icinde olmak bir eksikliktir. Saglikli düsünüp karar vermenin önüne gececek bir durumdur. Var oldugunda bile sakinilmasi lazim olduguna göre, olmasini istemek hic dogru degildir. Evet, kesif istenmez. Zira ögrenmemiz gereken, bize lazim olan bilgi zaten var. Zahiri ilimlerdeki bilgi bizi dogru yola sevk etmeye yeterli. Ayrica bize kesfi bilgi gibi gelen zanlar, cin ve seytan vesveseleri ile bazi rahatsizliklara bagli halüsinasyonlar yaniltici olabilir. Keramet icin de ayni durum söz konusudur. Zaten kisinin kendisinde keramet zuhur etmesini beklemesinin hicbir izahi yoktur. Bir baskasindan, özellikle mürsidinden keramet beklemek ise teslimiyetin zayifliligini gösterir. Hamlik ve cahilliktir. Dikkat etmemiz gereken konulardan biri de eskiden beri üzerinde durulan keramet ve istikamet iliskisidir. Ebu Ali Cuzcani der ki: "Istikamet sahibi ol! Keramete talip olma. Zira Rabbin senden istikamet, dogruluk isterken, nefsin senden keramet istemeye özendirmektedir." Yine alimlerimizden Seyh Zerruk da söyle demistir: " Bir veliye tabi olmak icin keramet egil, mükemmel istikamet lazim. Bu da kayitsiz sartsiz Hakk'a tabi olmaktan ibarettir. Onun icin gercek keramet dogru yol üzere olmaktir." Öyleyse bizim yapmamiz gereken sey, kesif ve keramet aramak degil, istikamet üzere olmayi talep etmek ve bu yolda yürümektir. Semerkand Dergisi
__________________ Lı ser sofiya aşık-ı Gavsı mın gül dıvaşe Ya mukallibel kulub.. Kallib kulübena ila muhabbetike |
| | |
| | #4 |
| Yarbay Katılım Tarihi: 04/2007 Yaş: 37
Mesajlar: 2,521
Rep Gücü: 151 | zaten en büyük keramet istikamettir...(hele hele bu devirde.)
__________________ BİR KİŞİNİN HALİ İYİDİR BİN KİŞİDE... BİN KİŞİNİN BİR KİŞİYE VAAZ ETMESİNDEN.. http://refreff.blogcu.com/ |
| | |
| Konu Araçları | |
| |