![]() |
| | #1 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 40
| Bidayette tasavvuf sofi bican olmaya derler Nihayette gönül tahtında sultan olmaya derler Tarikatte ibarettir tasavvuf mahv-ı suretten Hakikatte saray-ı sırda mihman olmaya derler Bu abu kil libasından tasavvuf ari olmaktır Tasavvuf cismi safi nur-ı Yezdan olmaya derler Tasavvuf lem’ayı envar-ı mutlaktan uyarmaktır Tasavvuf ateş-i aşk ile suzan olmaya derler Tasavvuf şerait name-i hestiyi dürmektir Tasavvuf ehli iman olmaya derler Tasavvuf arif olmaktır hakimen adetullaha Tasavvuf cümle ehli derde derman olmaya derler Tasavvuf ten tılsımın ism miftahıyla açmaktır Tasavvuf bu imaret külli viran olmaya derler Tasavvuf sofi kali tebdil eylemektir bil Tasavvuf her söz ki söyler ab-ı hayat olmaya derler Tasavvuf ilm-i tabirat-ü tevilatı bilmektir Tasavvuf can evinde sırrı sübhan olmaya derler Tasavvuf hayret-i kübrada mestü valih olmaktır Tasavvuf Hakkın esrarında hayran olmaya derler Tasavvuf kalb evinden masivallahı gidermektir Tasavvuf kalbi mümin arşı Rahman olmaya derler Tasavvuf her nefeste şarka vü Garba erişmektir Tasavvuf bu kamu halka nigehban omaya derler Tasavvuf cümle zerratı cihanda Hakk’ı görmektir Tasavvuf gün gibi kevne nümayan olmaya derler Tasavvuf anlamaktır yetmiş iki milletin dilin Tasavvuf alem-i akla Süleyman olmaya derler Tasavvuf uryet-i vüska yükün can ile çekmektir Tasavvuf mahzar-ı ayat-ı gufran olmaya derler Tasavvuf ismi azamla tasarruftur bütün kevne Tasavvuf camii ahkamı Kuran olmaya derler Tasavvuf her nazarda zatı Hakka nazır olmaktır Tasavvuf sofiye her müşkil asan olmaya derler Tasavvuf ilmi Hakka sinesini mahzen etmektir Tasavvuf sofi bir katreyken umman olmaya derler Tasavvuf küllü yakmaktır vücudun nar-ı la ile Tasavvuf nur-ı “illa” ile insan olmaya derler Tasavvuf on sekiz bin aleme dopdolu olmaktır Tasavvuf nuh felek emrine ferman olmaya derler Tasavvuf “kul kefa billah” ile davet dürür halkı Tasavvuf irci’i lafzıyla mestan olmaya derler Tasavvuf günde bin kere ölüp yine dirilmektir Tasavvuf cümle alem cismine can olmaya derler Tasavvuf zat-ı insan zat-ı Hakk’da fani olmaktır Tasavvuf “kurbu ev edna”da pinhan olmaya derler Tasavvuf canı canane verip azade olmaktır Tasavvuf can-ı canan can-ı canan olmaya derler Tasavvuf bende olmaktır hakikat Hak ey İbrahim Tasavvuf şer-i Ahmed dilde bürhan olmaya derler Tasavvufun en önce kim tarafından söylendiği belirlenemeyen diğer tarifleri : Cömertliktir, zariflik ve temizliktir. Uyanık ve muteyakkız olmaktır. Kirlerden temizlenmek, kinlerden kurtulmaktır. Şehvet ve arzuyu terk etmektir. Mütevazi olmak, yedirmek, içirmek, ikramda bulunmaktır. Bilmektir. Sadakattir, cömertliktir, ahlaktır. Hakk ile muvafakat, halk ile gülüşmektir. Cömertlik ve vefadır. Tasavvuf, incinmemek ve incitmemektir. Tasavvuf gönül bilgisidir. Tasavvuf hikmetleşmektir. Tasavvuf sevmeyi ve sevilmeyi öğrenmektir. Tasavvuf zıtları birleştirmektir. Mevlana Celalettin Rumi hazretleri Mesnevi Şerifi’nde : Tasavvuf nedir diye bir uluya sordular: “Gam ve keder zamanında ferah bulmaktır.” ifadesini kullandı. Şeyh Ebu Muhammed El Ceriri Hazretleri : “Her türlü iyi ahlak ile ahlaklanıp her nevi kötü ahlaktan uzaklaşmaktır.” demiştir. Cüneyd Bağdadi Hazretleri tasavvufu,” Hakkın seni sende ifna edip kendisiyle ihya etmesidir.” ifadesiyle tarif etmiştir. Reveym b Ahmed Bağdadi : Kendini Allah’ın murad ettiği şey üzerine bırakıvermen, O’nun İradesine mutlak olarak teslim olmandır. Üç esas üzerine kurulmuştur. Fakr; Allah’a muhtac olma esasına yapışmak, bezl, isar ve cömertliği gerçekleştirerek bunu kendi vasfı haline getirmek, Allah’a teslim olarak itiraz ve ihtiyarı terk etmektir. Canını bağışlamaktır. Bunu yapamadınsa sufilerin hezeyanlarıyla hiç uğraşma. Ebu Bekir Şibli : Karşılıklı dostluk ve sevgidir. Hiçbir kaygı duymadan Allah ile beraber olmaktır. Yakıcı bir ateştir. Duyu organlarını zaptetmek ve ruhun üfleyişlerine kulak vermektir. Tasavvuf şirkdir, ortaklıktır. Çünkü tasavvuf kalbi masivadan muhafaza etmektir. Halbuki masiva diye bir şey yoktur. Amr b. Osman Mekki : Kulun her vakitte, o vakit içinde yapılması en uygun olan amel ve ibadetle meşgul olmasıdır. Cafer Huldi : Şerefli bir ahlaka doğru yükselmek, kötü ahlaktan yüz çevirmektir. Ebu Bekir Kettani : Ahlaktır. Seni ahlaken geliştiren tasavvuf, kalp safası yönünden de geliştirmiş olur. (alıntı) |
| |
| | #2 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 40
| Allah dostlarından biri şöyle demiştir:”Ömrün tek bir nefestir;sakın onu da saçıp savurma!” İsrafın en büyüğü,ömrü israf etmektir.Kur’an-ı Kerim’de:”Şüphesiz ki,saçıp savuranlar şeytanın dostlarıdır...”(İsra,27)buyuru lmuştur. v HATALARIN 3(ÜÇ)TEMELİ VARDIR: 1.Kulun, üzerindeki hatalara razı olması,düzeltme yoluna gitmemesi 2.Günahlarında israr etmesi 3.Halk içerisinde iken huşûlu olması,yalnız başına kaldığında ise haşyetin düşmesi. v ARİFLER TASAVVUF YOLUNUN TEMELİ 7(YEDİ)DİR DEMİŞLERDİR: 1.Allah’ın Kitabına tam sarılmak 2.Allah’ın resûlünün sünnetine tâbi olmak,uymaktır. 3.Helal rızık 4.Allah’ın kullarına,yarattıklarına eza etmemek 5.İsyanlardan kaçınmak 6.Tevbe 7.Bütün hak sahiplerine haklarını vermek(insan hakları,hayvan hakları ve her türlü hakları ödemek) v Kur’an-ı Kerim’deki:”Ey iman edenler! Allah’dan korkun.O’na yakınlaşmaya bir vesile arayınız...” (Maide,35).Ayet-i kerimesindeki VESİLE :Bir Kâmil Mürşidin sohbetinde ve Onun yolunda olmaktır.Vesile,Kâmil Mürşid demektir. TAKVA ise, Peygamber efendimiz(s.a.v)in sünnetine (yaşantı,söz olarak) uymaktır. Takva:helallere sarılıp,haramları terk etmektir. v Allah dostları,TARİKÂTIMIZ(YOLUMUZ) BEŞ ŞEY İLE KAİMDİR: 1.Gizli ve açıkta Allah korkusu (TAKVA) 2.Sünnete (yaşantı, amel ve söz olarak) uymak 3.Gerek yönelme olarak gerekse, geri dönme olsun, mahlukatın şerrinden,insanların isyanlarından yüz çevirmek. Ayak takımlarından uzak durmak.Derdi mahluk olanın, Hâlık(yaratıcıyla) hiçbir bağlantısı olamaz.Derdi dünya olan da Ahiret den yüz çevirecektir. 4.Az versin,çok versin her halinde Allah’dan razı olmak.Haline şükretmek. 5.Huzurlu,rahat olduğunda da sıkıntılı,darlıkta olduğunda da Allah’a dönmek,yönelmek. v Tasavvufun gayesi:Farzlara,vaciplere,sünn etlere ve adaba tam sarılmaktır. Şeytanın ilk önce saldıracağı sağlam kale,edeplerdir.Kişiyi edepsizliğe sevk ederse, sırasıyla müstehaplara,sünnetlere,vacipl ere,farzlara saldırır.En sonunda da imanını almaya çalışır.(Allah muhafaza eylesin.) v Peygamber efendimiz(s.a.v):”Ey Rabbim!Göz açıp yumuncaya kadar bile olsa,beni kendi başıma bırakma.”buyurmuştur. v Allah dostları ESÂRET ÜÇTÜR DEMİŞTİR: 1.Nefse esir olmaktır:En kötüsü de budur. 2.Şehvete esir olmaktır:Şehvet:Aşırı düşkünlük,istek duymak demektir. Mal,mülk,makam şehveti gibi.Böyle kişiler Allah’ın gözünden düşer. 3.Heva ve hevese esir olmaktır:Böyle kişiler bazen ibadet eder,bazen de canı istemediğinde ibadeti bırakırlar. v ŞU BEŞ ŞEY,BEŞ ŞEYE BAĞLIDIR: 1.En üst düzeyde Allah’a dönüş gayreti 2.Muhterem olan Mukaddesâtın kıymetini korumak:Allah’ın hakkını,Peygamberin hakkını,Mürşidinin hakkını korumak gibi. 3.En güzel şekilde hizmet etmek:Allah’a hizmet:Allah’ın dinini insanlara anlatmaktır.Peygambere hizmet:sünnetini yaşamak ve yaşatmak için gayret etmektir.Mürşidine hizmet etmektir.Mürşit,müridini tanımazsa himmet etmez.Mürşidin tanıması da,hizmet etmekle olur. Arif,maruf olmayana himmet etmez;denilmiştir. 4.Azimetle amel etmek 5.Nimeti yüceltmek:Allah’ın vermiş olduğu her türlü nimeti yüceltmektir. v Tasavvufta bir takım mertebeler vardır:Rabıta-Murakabe-Muşahede gibi. Müridler,nefis muhasebesi yapmazlarsa,bu mertebelerden hiçbirisini kat edemezler.Nefsimizi azgın bir düşman olarak görüp,akşamları yatmadan önce,amansız bir hesaba çekmek gerekir.Mü’minler önce büyük günahlarından dolayı istiğfar eder;yoksa küçük günahlarından dolayı, o da yoksa edeplere uymadaki kusurlarından dolayı istiğfar ederler;onda da kusurları yoksa o zaman ihsan mertebesinde olamamadan dolayı, murakabe mertebesinde olamamadan,müşahede mertebesinde olamamadan dolayı ....mutlaka kendilerinde kınayacakları, istiğfar edecekleri bir hal bulurlar. v Peygamber efendimiz:”Kalbime perdelenme gelirde,günde 70 kere istiğfar ederim.”diye buyurmuştur.Peygamberlerin istiğfarı, günahtan dolayı değildir.Onlar masumdurlar.Onların istiğfarı bir önceki derecelerinden dolayıdır.Onlar devamlı mertebe geçerler.Hâşâ bu gaflet manasına bir perdelenme de değildir.Hâl,kâl ile ifade edilemez. BEŞ ŞEY ZEHİRDİR,BEŞ ŞEY DE ONUN PANZEHRİDİR Dünya öldürücü bir zehirdir;Zühd onun şifasıdır.Zühd:Kişiyi,Allah’da n alıkoymayacak şekilde dünyalıktan kifayet miktarı almaktır.Zühd,kuru bir dünya terki değildir.Kalbinden dünya sevgisini çıkarmaktır.Peygamber Efendimiz(s.a.v):”Dünyada bir garip gibi ya da yol geçen kimse gibi ol!” buyurmuştur. Mal,öldürücü bir zehirdir; şifası,zekatını hakkıyla vermektir. Söz,öldürücü bir zehirdir;Allah’ı zikretmekte onun şifasıdır. Peygamberimiz(s.a.v):”Ademoğlu nun bütün sözleri Onun aleyhinedir.İyiliği emretmek,kötülükten yasaklamak;Allah’ı (c.c) zikir hariç”buyurmuştur. İnsanın ömrü zehirdir;Onun şifası,Allah’a itaattır.ibadetle geçirilmeyen ömür,zehirdir! 5 Seneler,zehirdir;Ramazan ayı da Onun şifasıdır.Geceler zehirdir;Kadir gecesi Onun şifasıdır. v KABİR HER GÜN BEŞ DEFA NİDA EDER:İnsanlar ve Cinler dışında her canlı kabrin bu nidasını duyar. Ey Ademoğlu!Ben,küçük kurtçukların eviyim Ey Ademoğlu!Ben,yalnızlık eviyim. Ey Ademoğlu!Ben,karanlık bir evim. Ey Ademoğlu!Ben,teklik eviyim(yalnız girileceği için). Ey Ademoğlu!Ben,gariplerin ve gurbet eviyim. Peygamberimiz(s.a.v):”Kabrin yılanları özel yılanlardır.Tek bir tanesinin zehiri,bütün dünyadakileri zehirlemeye yeterlidir.”buyurmuştur.Onun sokmasının acısı şiddetli ve çok uzun sürer. Kabir ehli de yaşayan insanlara nida eder:”Ey insan!Ben hakikatı gördüm;ama amel edemem.Sen amel makamındasın;ama hakikati bilemiyorsun! “ Yine başka bir hadis-i şerifde, Peygamberimiz(s.a.v):”Akıllı,h esaba çekilmeden önce kendini hesaba çekendir.” Buyurmuşlardır. Yine başka bir hadis-i şerifde, Peygamberimiz(s.a.v):” Benim ümmetim,rabbimin merhamet ettiği bir ümmettir.Benim ümmetime Ahirette azap yoktur.Benim ümmetimin azabı dünyadadır:Savaşlar,depremler, fitneler,ölümler.” buyurmuştur. Yine başka bir hadis-i şerifde, Peygamberimiz(s.a.v):”Ölüm,kıy metli bir hediyedir.”buyurmuştur. v ON KİŞİ VARDIR Kİ,MÜNKER NEKİR KABİRDE ONLARA SUAL BİLE SORMAZ Allah yolunda yolunda nöbet tutan, Allah yolunda savaşırken şehid olan, Sıddık,Hz.Ebu Bekir efendimiz gibi,dininde tam sadık olan, Sabır ederek,hiç isyan etmeden karın ağrısından ölen, Her gece Tebâreke(Mülk suresini) okumayı ihmal etmeyen, Kalbinde iman olduğu halde,Cuma’nın faziletini bildiği halde Cuma gecesi ölen, İman,irfan sahibi olup boğularak ölen, Tâun hastalığından ölen, Allah’ın tevhidini düşüne düşüne,İhlâs Suresini okuyarak ölen, 10.Bütün peygamberler... v BEŞ KİŞİ VARDIR Kİ,TOPRAK ONLARIN CESEDİNİ YİYEMEZ: Peygamberler:Allahu Teala peygamberlerin cesetlerini toprağa haram kılmıştır. İlmiyle âmil olan alimler Allah yolunda savaşırken şehit olanlar Aşkla şevkle,manasını düşüne düşüne Kur’ân-ı Kerim okuyanlar Hiçbir karşılık beklemeden Müezzinlik yapanlar(Bazı kitaplarda 7 yıl müezzinlik yapma şartı vardır) v SIRAT KÖPRÜSÜ ÜZERİNDE YEDİ GEÇİT VARDIR: Sırat Köprüsü 3 bin yıllık yoldur.Bin yılı yokuş,bin yılı düzlük,bin yılı da yokuş aşağıdır.Zifiri karanlıktır.Kıldan ince,kılıçtan keskindir.Ayet-i Kerime’de:”Her Can, ölümü tadacaktır.Sonra bize döndürüleceksiniz.”buyurulur.( Ankebut sûresi,57.ayet) “Allah’ın huzuruna yalnız,tek başımıza varacağız.” Her bir geçitte şunlardan sorulur: 1. Kelime-i şehadetten 2. Namazından, 3. Oruçtan, 4. Zekatından, 5. Hacc ve umreden, 6. Abdest,taharet ve gusülden, 7. Kul haklarından. HZ.EBU BEKİR-İ SIDDIK(R.A) KARANLIKLAR BEŞTİR;AYDINLIKLAR DA BEŞTİR: 1. Dünya sevgisi bir karanlıktır;Takva da Onun aydınlığıdır. 2. Günah karanlıktır;Tevbe Onun aydınlığıdır. 3. Kabir karanlıktır;Kelime-i şehadet de Onun aydınlığıdır. 4. Ahiret karanlıktır;Salih amel de Onun aydınlığıdır. 5. Sırat karanlıktır;Tereddütsüz iman da Onun aydınlığıdır. 1. Dünya sevgisi bir karanlıktır;Takva da Onun aydınlığıdır. 2. Günah karanlıktır;Tevbe Onun aydınlığıdır. 3. Kabir karanlıktır;Kelime-i şehadet de Onun aydınlığıdır. |
| |
| | #3 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 40
| TASAVVUF.. *Tasavvuf, Kur'an-ı Kerim ahlâkı ile ahlânmaktır. *Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed SallAllahu aleyhivesellem'in iç âlemi, *manevi hâlleridir. *İslamiyet'in ince edepleridir. *Tasavvuf; merhamettir, muhabbettir, hizmettir. *Laf ebeliği, söz kalabalığı değil, samimiyet, ihlâs ve hikmettir. *Kalb temizliği, irfan yüceliği ve salih amel üreticiliğidir. *Dedikodu değil, güzel hâldir. *Taşa karşı gül, zehire karşı panzehirdir. *Gözlere nur, gönüllere sürurdur. *Tasavvuf, deliyi veli yapar. Taşkını uslu kılar, taş bağrı ısıtır, yumuşatır; merhametsizi rikkatli, katı kalpliyi gözü yaşlı eder. *Şaşkını, gafili karanlıktan aydınlığa çıkarır. *Deryada çırpınanı, selamet sahiline ulaştırır. *Tasavvufla samanlık seyran, daracık yerler adeta meydan olur. *Tasavvufla gaflet ve körlük yok edilir. Müminin basiret gözü açılır, dünya sevgisi ile harabe haline gelen kalbler, Allah aşkıyla mamur ve abadan olur. *Tasavvufta manevî karanlıklar bir bir dağılır insanın içi-dışı pür-nur olur. Müminlere köhne bir zindan olan şu köhne cihan, gerçek bir gülisatan hâline gelir. *Tasavvuf dinimizin özü, iliği ve gerçek anlamı, asıl amaç olan"İnsan-ı Kâmil" olmanın yolu ve yöntemidir. *Tasavvuf, şu stresli, sinirli, gerilimli, bunalımlı, şüpheci, aceleci, dertli, hasta ve bedbaht insanın "Nerde?" diye gece gündüz aradığı, yalan-yanlış yerlerden sağlamaya çaılştığı Gerçek Mutluluğun ta kendisidir; "İlahî yolu ve Anahtarıdır." |
| |
| | #4 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 40
| " Tarikatin gaye-i maksadı, marifet ve inkişaf-ı hakaik-i imaniye olarak, Mirac-ı Ahmedînin (a.s.m.) gölgesinde ve sâyesi altında kalb ayağıyla bir seyr ü sülûk-i ruhanî neticesinde, zevkî, hâlî ve bir derece şuhudî hakaik-i imaniye ve Kur'âniyeye mazhariyet; "tarikat," "tasavvuf" namıyla ulvî bir sırr-ı insanî ve bir kemâl-i beşerîdir. Evet, şu kâinatta insan bir fihriste-i câmia olduğundan, insanın kalbi binler âlemin harita-i mâneviyesi hükmündedir. Evet, insanın kafasındaki dimağı, hadsiz telsiz telgraf ve telefonların santral denilen merkezi misilli, kâinatın bir nevi merkez-i mânevîsi olduğunu gösteren hadsiz fünun ve ulûm-u beşeriye olduğu gibi, insanın mahiyetindeki kalbi dahi, hadsiz hakaik-i kâinatın mazharı, medarı, çekirdeği olduğunu, had ve hesaba gelmeyen ehl-i velâyetin yazdıkları milyonlarla nuranî kitaplar gösteriyorlar. İşte, madem kalb ve dimağ-ı insanî bu merkezdedir; çekirdek haletinde bir şecere-i azîmenin cihazatını tazammun eder ve ebedî, uhrevî, haşmetli bir makinenin âletleri ve çarkları içinde derc edilmiştir. Elbette ve herhalde, o kalbin Fâtırı, o kalbi işlettirmesini ve bilkuvve tavırdan bilfiil vaziyetine çıkarmasını ve inkişafını ve hareketini irade etmiş ki, öyle yapmış. Madem irade etmiş; elbette o kalb dahi akıl gibi işleyecek. Ve kalbi işlettirmek için en büyük vasıta, velâyet merâtibinde zikr-i İlâhî ile tarikat yolunda hakaik-i imaniyeye teveccüh etmektir." 29.ncu Mektuptan... |
| |
| Konu Araçları | |
| |