![]() |
| | #1 |
| Er Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 29
| Bugün içinde bulunduğumuz çağ itibariyle dünya milletleri içerisinde en güçlü milletlerden biride Türk Milletidir hiç kuşkusuz. Güçlüdür ve çağdaş bir ülkedir aynı zamanda.Türk Milleti her türlü güzelliği hak eden ve buna değen bir millettir. Türk Milleti bir bütündür ve asla ve asla da bölünemeyecektir. Biz Ülkücüler olarak buna gönülden iman ederiz. Ülkücü Hareket bunun en büyük mücadelesini dün vermiş ve gerekirse gene de seve seve verecek bir harekettir. Bu bağlamda sebebi ne olursa olsun Türk Milletinin kamplaşmasına ve bölünmesine de karşıdır.Bunu bir kere ortaya koymak durumundayız. Bugün artık kesinlikle ortaya çıkmıştır ki artık istesek te istemesek te üniversitelerimizde bir başörtüsü meselesi vardır ve devam etmektedir. Ülkücü hareket olarak bu meselenin çözülmesi ve başörtüsünü tercih eden kızlarımızın eğitimlerini bu kabulleriyle devam etmelerinde yana olan tavrımızı asla ve asla değiştirmeyecek ve çözülmesi için elimizden gelen tüm çabayı hukuk çerçevesinde ve hukukun üstünlüğüne inanarak sarf edeceğimizi ifade etmek isteriz. Bizler başörtüsünün Yüce Kitabımız Kur’an-ı kerim’de buyurulduğu üzere emir olduğuna inanan Müslümanlarız. Kimsenin imanını ve inancını da sorgulamak gibi bir niyetimiz hiçbir zaman olmamış ve olmayacaktır da. Bu konuda Yüce Allah (C.C) ımızın : “Mü’min kadınlara söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, zinnetlerini (süslerinin takılı olduğu boğaz, baş, gerdan, kol, bacak gibi yerlerini) açarak göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (eller, ayaklar ve yüz) müstesnadır. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar. (Boyun ve göğüslerini göstermesinler.)” (Nur Sûresi, 31) ve “Ey Peygamber!.. Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, (kendilerini baştan aşağı örten) elbiselerinden giyinip örtünsünler.” (Ahzap Sûresi, 59) ayetlerini iyi okumamız ve anlamamız gereklidir. Bugüne kadar dinimizde kadınlar için tesettür emri bulunduğu güneş gibi ortadadır. Bunu reddetmek mümkün değildir. Kadınların başlarını örtmesi: Kur’ân-ı Kerim âyetleriyle, Peygamberimizin sahih hadisleri ve sünnetiyle, On dört asırlık son derece güçlü bir icmâ-i ümmetle ortada durmaktadır. Dinimizin dört temel kaynağı vardır. Bunlar;Kitap,Sünnet,İcma ve Kıyas’tır. Dinimizde bir mevzu hakkında önce Kur’an-ı Kerim’e bakılır,Kuranda yoksa hadislere bakılır,Hadislerde de yoksa örfe göre hareket ederiz,Örfte de yoksa içtihad edeilir,Dinimizde örf ilahi emirden sonra en güçlü hüküm kaynağımızdır. Başörtüsü meselesinde yapılan budur. Kitab’a bakılmış, Sünnet’e müracaat edilmiş ve ümmetin icmaı kadınların başlarını örtmeleri şeklinde karara bağlanmıştır. Mezhep imamları böyle söylemiş, müntesiplerine böyle tavsiye etmişlerdir. Bin dört yüz küsur yıldır bu böyle kabul edilmiş, böyle uygulanmıştır. Üstelik Afrika’dan kutuplara, Japonya’dan Amerika’ya kadar her iklim ve her coğrafyada bu böyle anlaşılmış, böyle yaşanmıştır. Bir Müslüman, falan öğretim üyesi şöyle kitap yazdı, falan yazar böyle akıl üretti için değil, işte bu dört esasa göre davranır, çünkü son nefesten sonra hesabın bu esaslara göre verileceğini bilir. On dört asırlık İslâm tarihinde, İslâm’da kadınların başlarını örtmeleri emri bulunmadığını iddia eden hiçbir müctehid fakih,hiçbir mukallid fakih, hiçbir icazetli din âlimi ve hoca çıkmamıştır. Ortada dolaşanlar mı,onlarıda iyi biliriz.Geçiniz bunları... Türk Milleti Müslüman’dır,dolayısıyla da Türk insanı da Müslüman olduğu için İslam dininin emri gereği de tesettüre her Müslüman gibi kabul eder ve inanır. Bundan daha doğal bir şey de olamaz zaten. Müslüman Türk kadını geçmişte de bugün de kentlisiyle,köylüsüyle farklı farklı şekillerde tesettürü benimsemiş ve başörtüsünü örtmüştür. Başörtüsü örten Müslüman da örtmeyen Müslüman değil mi diyenleri duyar gibiyiz. Elbette başörtüsü örtmeyen Müslüman değil demek ,İslam’ın özünü bilmemektir. Başörtüsünü takmayanın değil karşı çıkan ve İslam’da yok diyenin durumu önem arz eder. Başını örtmeyen kafir olmaz. Bir insanın İslam dairesinden çıkması için Kur'ana ait bir hükmü inkar etmesi ve ben bunu kabul etmiyorum demesi yeterlidir. Tesettür İslam’ın emrimidir? Elbette emridir,bundan hiçbir Müslüman’ında şüphesi de yoktur zaten. Mealler ve tefsirler ortadadır bu konuda. Başın ve gerdanın kapanması konusunda İslam’ın görüşü nettir. Kur’an da örtünmeden bahsedilir. Ancak bunun nasıl olacağı açıklanmamıştır. Şekil üzerinde tartışmak İslam’ı daraltmak anlamına gelir. Başörtüsünün nasıl olması gerektiği şeklinde ki tartışmalar ve bu konudaki dayatmalar, ısrarlar ifrattır ve zorlamadır,kasıtlıdır. “Tabii ki inanıyorum ama bak bu hoca böyle diyor yani başörtüsü İslam da yokmuş diyor haklı bence...”diyebilir. Mesele İslam’da başörtüsü yoktur noktasına getirilmek isteniyor aslında! Peki,bunu nasıl kamufle edecekler ? Bugün çıkarsanız dışarıya farklı ve değişik tarzda istemediğiniz kadar değişik bağlama ve örtme biçim ile karşılaşırsınız.İşte bu bile olması gerekendir. Başını örten istediği gibi örter,örtmelidir de! Mesele başörtüsüdür aslında “Türban” hedef gösterilerek. İslam’ın emri olan başörtüsüne elbette karşı olanlar hatta düşman olanlarda olacaktır. Hatta ve hatta şekil belirleme,örtme biçimi dayatmaya kalkanlarda olacaktır. Bizler Ülkücü hareketin neferleri olarak bir kadının kendi iradesiyle ister açık olmasını ister kapalı olmasına saygı duyuyoruz. Açık olanların isterse saçlarını kısa,isterse uzun bırakmasına karşı değiliz. Açık olanların saçlarını ister sarı isterse siyah hatta kırmızı veya değişik renklerde olmasına karşı değiliz ve olamayız da! Çünkü bu onun kendisini var etme ve kendisini bulma biçimidir ve bu şekilde mutlu ve huzurludur diye düşünürüz. Yani saygı duyarız. Bizler,başı örtülü kadınlarımıza ve kızlarımıza da saygı duyarız. Başı örtülü olanlar ister 1 metrekare isterse 1.5 metre kare başörtüsü takabilmeliler. Başı örtülü olanlar istediği renkte hatta ve hatta resimli dahi olabilir istediği şekilde örtebilmelidirler. Başı örtülü olanlar başörtülerini isterse çene altından dolayabilmelidirler,isterse düğüm dahi atabilmelidirler. Başı örtülü olanlar bazı hayasızların "sıkma baş" diye karaladıkları biçimde dahi örtebilmelidirler. Başı örtülü olanlar eğer inancım için örtüyorum diyorsa buna hışımla saldırmak terbiyesizliğinde bulunup örtmeyenler inanmıyor mu gibi terbiyesizlikle itham etmeden olaya yaklaşmanın bir yolunu mutlaka bulmalıdırlar. Başını örtenler isterlerse anneanneleri gibi de örtebilmelimdirler ,örtmeyebilmelidirler de... Buna saygı duyuyoruz. Duymalıyız da... Dayatma,itham ve kinden uzak yaklaşınca sorun olmaz diye düşünüyoruz. Bugün maalesef hala kavramlar üzerinde uzlaşma sağlanamamıştır. Türban! “Türban” cumhuriyet döneminde Fransa’dan ithal edilen bir kavramdır,bir örtme biçimidir.Müslüman Türk Milleti tarafından hiçbir zaman tam olarak kabul görmemiştir.”Türban” a sosyetik örtünme de denmiştir. Bugün kalkmış başörtüsüne “Türban” diyerek deli danalar gibi saldıranlar bunu iyi bilirler. Mesele üzüm yemek değil aslında bağcıyı dövmektir. Başını İslam dininin emri olduğu için örten insanlara dayatma yapılmak istenmektedir. Yüz binlerce mağdur olan kızlarımızı düşünenler bellidir. Türk Milleti artık eteklerindekileri dökenleri daha iyi tanımış ve kararlarını bundan sonra ona göre verecektir. Başını örtme de açma da insanın özgür iradesi içinde gerçekleşir.Bu temel bir özgürlüktür Laiklikte esas olan,inanç özgürlüğü ve devletin çeşitli inançlar karşısında tarafsız kalması ve insanların inançlarına göre yaşamasının güvence altına alınması değil midir? Laik sistemde kanun adamlarının görevi temel insan hakkının kullanılmasını engellemek mi yoksa bu hakkın kullanılmasını sağlamak mıdır? Burada aslında yapılması gereken bu mevzuda başları örtülü oldukları için üniversitelere kızlarımızı almamak değil,almayanları oraya almamaktır aslında! , Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan yasakları savunanlar iyi bilmelidirler ki,bu ülke Müslüman’dır ve ebediyete kadar da öyle kalacaktır. Kızlarımızın daha da aydın olmasını istemeyenlerdir bu kafadakiler. Bir profesör diyor ki:”Ben dersime başörtülü kızları her zaman alırdım ve 4 tane başı örtülü varken sene sonunda 1 tane kalırdı başörtülü” İşte bari bu profesörü kendinize örnek alın. Bakın adam davasını savunuyor ve aşılıyor. O halde başörtülü bir kızımızı bırakın ikna etmeyi daha görmeyi tahammül edemiyorlarsa bu koca koca profesörlerin vay hallerine... Kuran okumayı bilmeyen,Hadislere vakıf olmayan,İcma ve kıyastan bi haber insanların ortaya çıkıp ta başörtüsü konusunda alıntı fetvaları okumaları son derece gülünçtür ve de Laikliği savunanların üzerinde şık durmadığı gibi komiktir de aynı zamanda. Başörtüsü İslam’dan önce de olan bir gerçektir. Her İlâhî Din'de, her peygamberin tebliğinde başörtüsü vardır. Çıkıp cesurca ben inanmıyorum demeyi de kimse engel olmamalıdır. Medeni ve demokrat bir toplumuz. Yani,Kur'an'ın emri bile olsa, Peygamber bile uygulasa, ben inançsız olduğumdan dolayı bunu kabul etmiyorum demek yiğitçe bir şey olur. Artık Cehenneme mi gider Allah'ın affına mı mazhar olur onu bilemeyiz; Allah'ın bileceği şeydir. Herkes istediği gibi düşünebilir, istediği gibi yaşayabilir ve yaşayabilmelidir de. Ama hayır sana karışan yok,yaşa ama Üniversiteye girerken başörtünüde çıkar bi zahmet sinirlerimizi bozma demek ne kadar demokratlıktır,o da ayrı bir konu! Yıllardır bu toplumda açığıyla,kapalısıyla,üniversit ede,çarşıda ve her yerde bir arada olmadı mı bu insanlar,eğer üniversitelerde serbest bırakırsanız diye başlayan paranoyalar,şimdi mi birbirlerine yaka paça girerler diye evhamlanmak yeni mi çıktı,kimse kimsenin eteğine mi karıştı,kimse kimsenin dekoltesine mi karıştı,kimse kimsenin dövmesine,sakalına,saçına mı karıştı? Bu ne telaş? Eğer başını örten insanların Üniversitelerde okumasıyla Laiklik ve Cumhuriyet elden gidecekse buna kargalar bile güler. Gitmez Laiklik merak etmeyin,sağlamdır ve ülkemizde de oturmuştur artık. Bu insanlar Cumhuriyet var diye başlarını örtmektedirler. Peki mesele nedir? Mesele,Üniversite kapılarında başörtülü diye kızlarımıza reva görülen muameledir mesele. Okuma hakkı ellerinden alınan Müslüman Türk evladımızın sıkıntısıdır mesele. Dinî inançları gereği başlarını örten kızlarımızın üniversite kapılarından kovulmamasıdır mesele. Bunlar “Türbanlı” deyip de asla bunları üniversiteye almayız diyenlere lafımız. Bakın ne diyorlar? ''Türban çağdışı, ortaçağ karanlığına doğru Türkiye'yi götüren bir simgedir'' ''Türban üzerinden, Cumhuriyet rejiminin değiştirilmek istendiğinin farkındayız'' ''Önce üniversitelerden başlayacağız. Aşama aşama gidecekler....'' ''Cumhuriyet'in bütün kazanımları, bu düzenlemeyle ayaklar altına alınmış olacaktır'' Falan filan! -“Hayır efendim ben başörtüsüne karşı değilim,ben “Türban”a karşıyım!!!” Allah Allah! Bizler,Alevisiyle,Sünnisiyle,b aşı açık olanı,başı kapalı olanı,başını çene altından bağlayanı,bağlamayanı ile,Türk Milletiyiz. Bunlar,O kafa ki,bir Yunanlı’ya zeytin dalı uzatır,fakat başörtüsünü gerçek manada sahip çıkmadığı halde ,savunmadığı halde toplum önünde zor duruma düşmemek için başörtüsünü gelenek diyerek kıvırtan,laik olduğu halde başörtüsünü tarife yeltenen,başörtüsünün dinin bir emri olduğuna inanmadığı halde, istediği gibi işte böyle örtülü olunacak diyerek dayatan , dinlemediği,tanımadığı,sadece simgeci diye aşağıladığı,hakir gördüğü Vahabilerle paralelleştirme acizliğini gösterebilen bir kafadır! Başörtülüyü nazi kıyafeti diyebilecek kadar çukurlaşan bir kafa ile karşı karşıyayız. Ödleri kopuyor. Bir görmeye dursun. Fırsat eşitliği,Din ve vicdan hürriyeti,Umurlarında değil.... Varsa yoksa aha bu “Türban”, aha bu da başörtüsü olayına indirgeyen kafa..... Yani,biz şimdi kalkıp başörtüsünü çene altından bağlayana evet,sizinki başörtüsü işte budur! Anadoluda bağlama şekli budur ve bravo mu diyeceğiz? Yani,biz şimdi kalkıp başörtüsünü çene altından bağlamayıp aynı ebatlarda olan metrekaresi aynı olan başörtüsünü çene altından farklı bir şekilde dolayarak örten yani düğüm atmayan Müslüman Türk kadınımıza olmaz bu senin bağlama şeklin yanlış! Sakın ha!!! Bu “Türban”!!! Olmaz! Bağlayamazsın! Eee? Ne yapsınlar? Bu,devrimlere karşıdır,Cumhuriyet Rejimini yıkmaya yönelik bir harekettir,Laikliğe aykırıdır,anayasaya aykırıdır,bu önü açılamaz bir durumlara yol açar,aslında İlköğretimde de istiyorsunuz sizler mi diyeceğiz? Bu insanlar kim? Uzaydan mı geldiler? Bu insanların iffeti,namusu,şerefi,vatan sevgisi,dini,imanı,Türk Milletine hizmet isteği,aileleri,anne babası yok mu? Bu kadar da mı tehlikeli bu insanlar!!! Başörtüsü geleneğimizin bir parçasıymış! Dinimizin emri diyemiyor da!!! Gelenekmiş!!! Yani örtmesen ne çıkar demeye getiriyor!!! Mesele,aslında biz karşıyız amma bu başörtüsü,bu “Türban” diyerek ayrım yaparak niyetini ortaya koymakta ve gerçek yüzlerini ortaya çıkarmaktadırlar. Gezin bakalım Anadolu’yu,büyük şehirleri,herkesin farklı bir tarzı vardır. Bunu zenginliğimiz olarak görmek varken kutuplaşma oluşturmak acaba kimlerin işine geliyor? Bunu iyi ama çok iyi algılamak gerekir. Mevcut Anayasamıza göre de bayanların kılık kıyafetlerini yasaklayan bir madde yoktur. Anayasamızın 10–24–26–42. maddeleri de şöyle der: “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” “Herkes vicdan, dini inanç ve kanaatlerinden dolayı hiç kimse kınanamaz ve suçlanamaz.” “Herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” Son söz! “Kimse eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” Anlayanlara... ALLAH (CC)Türkü korusun Ve yüceltsin... |
| |
| | #2 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jun 2007 Yaş: 1
Mesajlar: 2,859
| amin....... |
| |
| | #3 |
| Er Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 29
| Tesettür Kur’an’ın emridir. Kur’an’ın emri olduğunda bir şüphe yoktur. Mealler bunu bize göstermektedir, tefsirler de hakeza! Müslüman bir kadının başını örtmesi de, Kur’ân’ın açık ve tartışmasız emridir. Örtenler bu emre uymuş, örtmeyenler de uymamış olur. Olay budur. Başlarını örten kadınlarımız bunu Kur’anın emri olduğu için örttüklerini söylemiyorlar mı? Tesettürü temin ettikten sonra bu ‘örtü’nün adı başörtüsüdür. Başörtüsü kelimesi varken “Türban” lafını ısrarla ve kasıtlı olarak kullanmak başörtüsüne olan garezin tezahürüdür. Şekli ve bağlama biçimi kimsenin tekelinde değildir. Biz başörtüsüne karşı değiliz,”Türban”a karşıyız diyenleri sanırım artık anlamaktasınız. Kim bunlar? Biraz araştırırsanız kim olduklarını ve ne gibi ideolojilerin mahsulleri olduklarını hemen kavrayabilirsiniz. Birkaç örnek mi? Buyrun! ''Bir kesim türbanı bayraklaştırıyor. Türban, Kur'an-ı Kerim'de yok. İncil'de var. İslamiyeti bir şekil haline getirmek istiyorlar. Birtakım ayetlerin açıklamaları saptırılıyor. Bunlar günah işliyorlar. Saç kıllarını kutsallaştırmak dinimizde yok. Put gibi görmek dinimizde yoktur. (Saçları göstermek cehennemliktir) diyen bir din olur mu?” Zekeriya BEYAZ "Benim annem başını örtüyordu, türbanlamıyordu. Dikkat edin rahibe kıyafetiyle örtmüyordu. Ama eşim örtmüyor, kızım da örtmüyor. Fakat ikisi de aynı kıratta müslümandır. Şimdi siz inananları başını örtmekle kayin bir kitle haline getirirseniz, bu hakikaten Allah’ın öfkesini celbeder. Bakın türban İslami bir mesele ve İslam’ın bir meselesi değildir. İslam’da nihayet müslümanın başörtüsü diye bir meselesi olabilir ki o da bir içtihadi meseledir, kesin bir emir değildir. Ama türban nerden çıkıyor? Şimdi türbanın varlığına, tipine, yapısına baktığımız zaman bu, Sembol’ün Hz. İsa’dan sonra kiliseye soktuğu rahibe kıyafetidir. Kadın üzerinde erkek egemenliğinin göstergesi diyor buna Sembol. Bunun İslam’da yeri yoktur." Yaşar Nuri ÖZTÜRK Peki dinî inançlar gereği olmadığı iddia edilse bile, kişi hak ve hürriyetleri açısından ‘başı örtmeyi’ tercih, en az ‘başı açmayı tercih’ etmek kadar ‘hak’ olduğunu kabul etmek gerekmez mi? Elbette gerekir. Peki neden başörtülü kızlarımızın Üniversitelerde eğitim hakkı engelleniyor. Başını aç gel demek ne demektir? Neye hizmet etmektir. Bu ülke insanına bu kadar mı değer veriyor? Başını açmakla modernlik olacaksa olmaz olsun! Bu ülkede bu kadar başörtülü kızımız evde otursun yüksek tahsil almasın demek aydınca bir yaklaşımmıdır? Ülkücü Hareket son sözü söylememiştir. Allah (CC) Türkü Korusun Ve Yüceltsin. Ne Mutlu Türküm Diyene! |
| |
| | #4 |
| Er Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 29
| Anayasa mahkemesinin vermiş olduğu son karar ile ilgili olarak Ülkücü Hareketin Görüşü şudur: 1-Anayasa Mahkemesi'nin kararların kesindir ve buna herkesin saygı duymak durumundadır. 2-Türk milletinin duygularına tercüman olan bizlerin bu konudaki gerçekleri dile getirmesi de siyasi sorumluluğumuzun bir gereğidir. 3-Yükseköğretim kurumlarında başörtüsü sorununun toplumsal bir huzursuzluk konusu olarak kanayan bir yara haline geldiğinin bilinen bir gerçektir. 4-TBMM'nin bu sınırlı amaçla Anayasanın 10. ve 42. maddelerinde yaptığı değişikliklerin, bu soruna toplumsal hoşgörü anlayışıyla makul bir çözüm bulunması amacına yönelik samimi bir çaba idi. 5-Bu kararın devletin temel ilkelerine yönelik bir hareket olarak değerlendirilmesi siyasi açıdan kabul edilemez. 6-Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, çözümsüzlüğe itilerek kanayan bu toplumsal yarayı derinleştirmiştir. 7-Bu kararla milli vicdan yara almıştır. 8-Sorun bu şekilde hukuki bir sonuca ulaştırılmış olsa da bunun milli vicdanda nasıl çözüleceği konusu açıkta kalmıştır. 9-Bu kararın çok yönlü sonuçları olması kaçınılmazdır. 10-Bu karar,Türk toplumunun inanç temelinde bölünmesi ve cepheleşmesi sürecini hızlandıracaktır. 11-Milletle devleti, devletle milleti karşı karşıya gibi gösterecek bu karar, bu yöndeki istismar çabaları için değerli bir zemin teşkil edebilecektir. 12-Anayasa Mahkemesi'nin kararı hukuki değil siyasidir. 13-Anayasa Mahkemesi'nin yetkisi, Anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından inceleme ve denetleme ile sınırlıdır. 14-Anayasada açık olarak belirlenen bu yetki aşılmış ve konunun esasına girilerek Anayasa değişiklikleri iptal edilmiştir. 15-Mahkemenin bu kararının AKP'nin kapatılması davası üzerindeki muhtemel etkileri hakkında görüş bildirmek doğru değildir. 16-İddianamenin özünü oluşturan başörtüsü konusundaki Anayasa değişiklikleri iptal edildiğine göre, davanın esasının ortadan kalkmış olup olmadığı da üzerinde durulması gereken bir husustur. 17-Milliyetçi Hareket Partisi, milli vicdanı yaralayan bu siyasi kararı Türkiye'nin geleceği açısından büyük bir üzüntü ve endişe ile karşılamıştır. |
| |
| | #5 |
| Er Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 29
| “Türkiye’nin sorunlarına çözüm aranacak yegâne yer Yüce Meclistir.Sorunların çözümünde rehber olacak ilke de; Çözümsüzlüğü “malumun ilanı” mantığıyla kabullenmek değil, Toplum vicdanının kabul edeceği çözümleri “makulün ilamı” haline getirebilmek basiretidir. Üniversitelerde başörtüsü serbestisinin laiklik ilkesini zedeleyen bir düzenleme olarak görülmesinin ve bu konudaki yasağın sürmesinin devletin varlığını koruma vasıtası haline getirilmesinin anlaşılır ve kabul edilir bir yönü bulunmadığını buradan açıkça ve bütün samimiyetimle belirtmek isterim.”MHP Genel Başkanı-Dr Devlet BAHÇELİ |
| |
| | #6 |
| Er Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 29
| Şimdi şöyle bir düşünelim. Daha önceden başörtülü kızlarımız üniversitelerin her alanına girebiliyor muydu? Yani eğitimine devam edebiliyor muydu dininin emrini yerine getirerek? Cevabınız hayır ise mesele yok! Ama! Eğer cevabınız evet ise o zaman burada durmak gerekir! Ne oldu da bu durum bu şekilde “Arap saçına” döndü veya döndürüldü? Bunun sorumluları tek taraf mı? Elbette değil! Meseleyi şu şekilde ele alalım bir de: Son alınan kararla artık rektörler ellerinde karar kapıda kağıdı başörtülü kızlarımızın yüzlerine doğru gösterip sol işaret parmaklarını bir sola bir sağa sallayarak diyecekler ki GİREMEZSİN! Başka? “Aç!” Diyecek! Başka? “Peruk tak!” Durum budur. Peki derse girdiğinde karşısında onlarca peruklu talebeye ders vermek hoşuna mı gidecek? Yazık! Hem de çok yazık! Üniversite giriş kapılarında kızlarımızın psikolojilerinin ne hale geldiği kimsenin umurunda değil! Allah (CC) elbette inananların yanında olacaktır. Ona şüphemiz yok! Lakin,gün olur devran döner. Ülkücü Hareketi hesaba katmadan kimse plan yapmasın! Sanırım alınan bu mahkeme kararı karşısında kadeh kaldıranlar,derin bir Oh çekenler,bayram edenler bilmeli ki bir atasözümüz vardır: “Alma Mazlumun Ahını ,Çıkar Aheste Aheste “ ALLAH (CC) MÜSLÜMAN TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN. |
| |
| | #7 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 2,264
| Üniversite giriş kapılarında kızlarımızın psikolojilerinin ne hale geldiği kimsenin umurunda değil! Allah (CC) elbette inananların yanında olacaktır “Alma Mazlumun Ahını ,Çıkar Aheste Aheste “ ALLAH (CC) MÜSLÜMAN TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN. buralar gerçekten çok güzel olmuş |
| |
| | #8 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jul 2006 Yaş: 22
Mesajlar: 4,052
| Allah tüm müslümanları korusun istidatları olanları hidayete iletsin, olmayanları da Rabbim bildiği gibi yapsın |
| |
| | #9 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 761
| Ayinesi istir kisinin lafa bakilmaz. Nesrin hanimefendiyi hatirlatirim kardesim... |
| |
| | #10 |
| Er Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 29
| |
| |
| Konu Araçları | |
| |