ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Tesettür


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 11-02-2008, 17:34   #111
Teğmen
 
Katılım Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 103
Varsayılan

[quote=KaTRe;185931]Tesettürlüyüm Çünkü..

Yavuz Sultan Selimin kulağındaki küpe misali..
Allahı hatırlamak ve hatırlatmak için..

tesettürlüyüm çünkü inanmaktan şeref duyduğum dinin emrini uygulamak ruhumu rahatlatıyor
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-2008, 17:39   #112
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Sep 2007
Yaş: 21
Mesajlar: 791
Varsayılan

Tesettürlüyüm çünkü

her varlığa sevgi duyuyorum her varlık O na çıkıyor O nu seviyorum..tesettürlüyüm çünkü;Rabbim bize zinet değerinde bakıyor ve ben bu zineti en iyi şekilde muhafaza etmek istiyorum
tesettürlüyüm çünkü;kadınlık vasfıyla deği,insan vasfıyla hayatta ilerlemek istiyorum
tesettürlüyüm çünkü ehli imana zarar vermek istemiyorum
tesettürlüyüm çünkü;tesettürün en baş vasfı başörtüsünü ilk önce kalbimde sonra kafamda taşıyorum
tesettürlüyüm çünkü;islamı yaşamayı kolaylaştırıyor hayatımın her safhasına yaymamı sağlıyor.
tesettürlüyüm çünkü bana Rabbimi hatırlatıyor ve hatırlatanlardan olmak istiyorum
tesettürlüyüm çünkü ;KULUM DİYE YADEDİLENLERDEN OLMAK İSTİYORUM?..


emeğine sağlık zeynepçiim... Allah bizleri hakkıyla takanlardan nasip etsin...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-02-2008, 17:59   #113
beyaz-güvercin
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

tesettürlüyüm mutluyum
tesettürlüyüm çünkü Allah ın emri olduğu ve kendimi koruduğu için
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-05-2008, 17:49   #114
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,794
Varsayılan Yanıt: tesettürlüyüm.çünkü....

Ne mutlu kendini hakkıyle setr edenlere ...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-05-2008, 21:27   #115
Teğmen
 
Katılım Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 183
Varsayılan Yanıt: Nicin tesetturluyuz.......?

tesettürlüyüm çünkü bu sayılanların hepsıını içimde barındırıyorum...
Allah razı olsun ...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-05-2008, 14:24   #116
Banned
 
Katılım Tarihi: May 2008
Yaş: 50
Mesajlar: 66
Varsayılan Yanıt: Nicin tesetturluyuz.......?

TuaNaA kardeşimiz kurandan kadının örtünmesi ve giyinmesi ile ilgili ayetleri çok güzel bir şekilde yazmış sağ olsun. Birde ben hatırlatayım gözümüzün önünde olsun.
Nûr 24/31: İnanan kadınlara da söyle: Bakışlarını kontrol altına alsınlar, ırzlarını korusunlar. Süslerini (ziynetlerini) açıkta kalanlar dışında göstermesinler. Örtülerini (hımar) göğüs yırtmaçlarının üstüne kapatsınlar...


33/59: Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini (cilbâb) üzerlerine alsınlar. Tanınıp incitilmemeleri için bu çok daha uygun bir yoldur...

7/31–32: Ey insanoğulları (kadın ve erkekler) ! Her mescide güzel, süslü giysilerinizi giyerek gidin... De ki: Allah’ın kulları için çıkardığı süsü... Kim haram etti? De ki: O, Dünya hayatında inananlarındır...
7/26: Ey Âdemoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi ve süs kıyafeti indirdik...
Bu ayetleri okuduğumda aklıma gelen birçok ayetten bazıları da şunlardı.( Enam sur.55. ayet: İşte biz, ayetlerimizi bu şekilde ayrıntılı kılıyoruz ki, günaha sapmışların yolu açık-seçik ortaya çıksın/günaha sapmışların yolunu açık-seçik göresin. Enam sur. 38:Biz bu Kitap'ta, herhangi bir şeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. Onlar, sonunda Rableri önünde hasredilirler. Kamer Suresi 22 Yemin olsun ki, biz, Kuran'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var? Nahl Suresi 64. ayet;Bu Kitap'ı sana yalnız şunun için indirdik: Hakkında ayrılığa düştükleri şeyi onlara iyice açıklayasın ve Kitap, iman eden bir topluluk için kılavuz ve rahmet olsun. İsra suresi 89. ayet; Yemin olsun, biz bu Kur'an'da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Ama insanların çoğu inkâr ve nankörlükten başka bir şeyde diretmediler. Kehf Sur54. ayet; Yemin olsun, biz, bu Kuran'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır. Araf Suresi 52 . Yemin olsun ki, biz onlara, ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap getirdik. İnanan bir topluluk için bir kılavuz, bir rahmettir o.
Meryem Suresi 64:……… Rabbin asla unutkan değildir. Zühruf Suresi 44 Gerçek şu: Bu Kuran sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bu kitaptan sorumlu tutulacaksınız. )
Değerli arkadaşlarım bu ayetleri biliyorsunuz elbette ama neden hatırlatma gereği duydum biliyor musunuz anlatayım. Bu ayetlerde Rabbim ne diyor, ben bu kitapta hiçbir eksik bırakmadım ve her şeyden örnekler verdim, ayrıntılı kıldım ki anlayasınız, öğüt alasınız diyor. Gelelim konumuza konumuzla ne ilgisi var dersiniz? Rabbim kadınların giyimi ile ilgili asla kesin bir ifade kullanmamasına hatta başörtüsü konusunda hiçbir açıklama yapmamasına rağmen, bizler bugün neden havanda su dövüyoruz dersiniz? Hani kuranda her şeyden örnekler vermişti, detaylıydı bizlere bir rehberdi? Ama biz hala okuduğumuzda anlayamayız diyerek, anlamak için ciltlerce dolusu kitaplara yönlendirmiyor muyuz toplumu? Okuduğumuzda anlayamayacaksak acaba neden açık ve detaylı diyor Rabbim dersiniz? Peki, bizler okuduğumuzda anlayamıyorsak nasıl bizleri sorumlu tutacak mahşer günü Rabbim acaba. Yaradanın adaletinin bu olacağına nasıl inanabiliyoruz hiç düşündük mü?
Kadınların giyimi ile ilgili asla ve asla sınır koymayan açıklamayan, yalnız cinsel organlarınızı, çirkin yerlerinizi örtecek namusunuzu koruyacak giysi indirdim sözleriyle giyimi geleneklerin ve mevsimin akışına bırakıp insanlara serbestlik getirmesini neden düşünemiyoruz dersiniz. Kadın saçının cinsel cazibe olacağını savunanlar, neden erkek saçını hariç tutuyorlar dersiniz? Bakışların ne denli önemli olduğunu söyleyen Rabbim önemle durulması gereken konuları saptırılarak ırzlarını korumanın baştaki kılı namusla endekslemeyi kimler emretti dersini? Sanki Rabbim söylemeyi unutmuşta eksik tamamlarcasına .( HÂŞÂ) Süslerini ziynetlerini açıkta kalanlar dışında göstermesinler sözünden ziynetin takılardan bahsediyor diyerek, kendinden görünenlerinde el ve yüz olduğunu yine Rabbim unutmuşta açıklık getiriyor gibi söylemelerini kimden öğrenmiş olabilirler? Madem ziynet eşyası göstermek yasaktı neden ayetlerinde bakın ne diyor Rabbim neden bunları söylüyor?( Araf sur. 31. ayet: Ey âdemoğulları! Tüm mescitlerde süslü, güzel giysilerinizi kuşanın. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez. 32. ayet: De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı süsü, güzel, temiz ve tatlı rızıkları kim haram etmiş?" De ki: "Dünya hayatında onlar, inananlar için de var. Kıyamet gününde ise yalnız inananlar içindir onlar." Bilgiden nasipli bir topluluk için biz, ayetleri böyle ayrıntılı kılıyoruz.) Bu ayetler açık ve netken nasıl olurda bu ayette geçen ziynetlerin Allahın indirdiği takılardır dersiniz, hiç düşünmüyor musunuz? Nur suresinde geçen örtülerini göğüs yırtmaçları üzerine örtsünler sözünden nasıl olurda başörtüsü Allah emridir diyebiliriz, ya da bu hükmü çıkarırız hiç düşünmüyor muyuz? Bu ayette kardeşimiz doğrusunu yazmış ama birçok mealde ise Rabbim söylememesine rağmen hımar kelimesine başörtüsü diyebilmişlerdir. İşte kardeşlerim başörtüsü emrini ne yazı ki koskoca kurandan emir olarak bulamayanlar hımar kelimesine başörtüsü anlamı vererek farzlaştırmışlardır. Tekrar söylüyorum Kuranın hiçbir yerinde açık seçik gönderdim ve her şeyden nice örnekler verdim dediği kuran ın hiçbir yerinde, kadın başını örtmelidir namahremdir asla demez. Şimdide hımar kelimesine başörtüsü anlamını verenlere bu kelimenin kuranda birçok yerde geçtiğini ve örtü anlamında kullanıldığına birçok örneği de vermek istiyorum, bakın Rabbim bu kelimeyi nerelerde ne maksatla kullanmış görün ve kararınızı sizler verin.
((Dediler ki: "Bizim kalplerimiz örtülüdür.)( Onlar, sizin örtüleriniz, siz de onlara örtüsünüz.)( Ey Kitap Ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor….)( Kalplerimiz örtülüdür" demeleri nedeniyle….)( kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık kıldık.)( Gece, üstünü örtüp bürüyünce.)( Şeytan, kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini')( Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır.)( yapacağınız işi karara bağlayın da işiniz size örtülü kalmasın)( Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.)( kötülüklerini örtüp-bağışlamış,)( Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık.)( Ey örtüsüne bürünen..)( Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman.)
Değerli kardeşlerim artık kendi kafamızla, beynimizle düşünmenin zamanı gelmiştir sanırım, acaba Rabbim tüm kuranda bu kelimeyi mecaz anlamları dâhil, örtü anlamında kullanmış da, yalnız Nur suresi 31 ayette mi başörtüsü anlamında kullanmış bunu da çok az düşünmeyle doğruya ulaşacağımızı ve bizleri nasıl kandırıp bizlerden istifade ettiklerini anlayabiliriz. Diğer ayette de dışarı çıkarken evin içinde olduğumuz gibi rahat kıyafetle dışarı çıkmayalım ki yanlış anlaşılmasın demiş Rabbim, ama bizler bu kıyafete neler neler eklemiş ve biçimlendirmişiz şekil vermişiz. Düşünün Burkasından, çarşafından, peçesinden daha niceleri. Peki, hani Rabbim her şeyden örnekler vermişti, açıklamıştı bizlere ayetleri öyle söylüyor. Hatta bakın ayetinde nasılda kesin hükümler var açıklamadığı bahsetmediği konular için. (Araf suresi 33. ayet; De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.) Ne diyor ayette bakalım lütfen, çok açık ve net değimli? , hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. Demek ki rabbim hakkında hiçbir delil indirmediği bir konuyu kendi kafamızdan yasaklamayı ya da kurallar koymayı haram kılıyor. Şimdi başörtüsü konusunu bir soralım kurana tekrar var mı diye? Tek bir yerinde bile rastlayamazsınız. Başörtüsünün Allah emri olduğunu savunanları Rabbim o denli zor duruma düşürüyor ki bakın yaptıkları savunmalar bile kuran dışı. Başörtüsü özgürlük ve namus işaretiydi diyorlar peygamberimiz zamanında. Ayrıca izah ederken de köle ve cariyelerin başörtüsü takmalarına izin verilmediğini de söylüyorlar, bu bilgi doğrudur. Ama unuttukları eğer başörtüsü Allah emri olsa bu kuranın herkese indirildiğini, köle ve özgür insan ayrımı yapmayacağını bilmeleri gerekirdi. Doğrudur peygamberimizin zamanında cariye ve özgür kadınların ayırt edilmesi için cariyelerin başörtüsü takması yasaktı. Eğer Allah emri olsaydı başörtüsü, o adaletli peygamberimiz cariyelerin başörtüsü yasağını kabul eder miydi dersiniz? Bu bilgiye sahip olan bir aklın gerçekleri hemen görmesi gerekir, ama ne yazık ki beşerin sözleri rabbim in sözlerinin önüne geçmiş çok üzgünüm. Düşünebiliyor musunuz hadislerde bile kadınlı erkekli abdest aldıkları örnekleri vardır. Eğer kolları ve saçı göstermek namahrem ise nasıl birlikte abdest alıyorlar dersiniz. Rabbim abdest uzuvlarını sayarken erkek ve kadın diye ayırmamış açık ve tozlanacak bölgeler olduğu için yıkanmasını istemiştir. Neden acaba kadının abdest uzuvlarını ayırmamıştır hiç düşündük mü? İslam tarihini okuyan ve bilenleriniz çok iyi bilir o devrin geleneklerinde yani, peygamberimiz zamanında kadınlar saçlarını örüp arkalarına salarlardı uzun saçı çok severlerdi. Örtme gereği de duyulmaz açıkta kalırdı. Eğer saç kılı kadının namahremse neden bunlara izin veriliyordu dersiniz? Lütfen artık uyanalım kuran gerçeklerine yüzümüzü çevirelim. Afrika da ki Müslüman kadınlara baktığınızda da bu geleneğin yaşatıldığını görürsünüz. Oradaki kadınlar saçlarını uzatır ve örerek arkalarına atarlar asla örtme gereği de duyulmaz. Afrikalı kadınların hacca gittiklerinde tek kollarının açıkta kalacak şekilde ihrama büründüklerini geçen gün bir ilahiyatçımız söylemişti. İşte dostlar bunların hepsi bir gelenektir bu açıkça ortaya çıkıyor. Beşerin sözlerine değil, Rabbim in sözlerine kulak verelim. Her insan inancında özgürdür, yaptıklarının sonucuna da katlanacaktır. Sizlere bizlerle nasıl oynadıklarına bir örnek vererek sözlerime son vermek istiyorum. Fethullah Gülen 1995 yılında şöyle bir açıklama yapmıştı lütfen dikkatle okuyunuz. (Kadınların başlarını örtmesi iman meselesi ölçüsünde önem arz etmez. Allah’a karşı kulluk, umumi manada kulluk ölçüsünde önem arz etmez bunlar. Teferruata ait meseledir. Nitekim Allah’a iman meselesi Mekke’de Efendimize tebliğ edilmiş, namaz meselesi orada bize farz kılınmış, daha sonra da zekât bize farz kılınmış. Ama tesettür meselesine gelince biraz farklı. Zannediyorum Peygamberliğin 16. ve 17. senesinde Müslüman kadınların başları açıktır. Temel meseleler varken, teferruatla uğraşılmamalı.”) Bu yazıyı şu siteden okuyabilirsiniz. http://tr.fgulen.com/content/view/224/5/Değerli kardeşlerim bu sözleri o tarihte söyleyenler şimdi tam tersini söylüyorlar yorum sizlerin, çünkü iman sizlerin. Rabbim in huzuruna gittiğimizde hesabı herkez kendisi verecek. Yaradan sorduğunda bana öyle söylediler mi diyeceksiniz, Rabbim ben apaçık ayetlerimi gönderdim demesi ne rağmen. Acaba bu ayetler dururken beşerin sözlerimi bizleri Allaha yaklaştırır, yoksa sizlere rehber olarak gönderdiğim dediği kuran mı? Yorum sizlerin.



Rabbim; BEN SİZLERİ BU KİTAPTAN HESABA ÇEKECEĞİM BU KİTAPTAN SORUMLUSUNUZ diyorsa bırakın beşere güvenmeyi de, önce bir kurana bakalım, eğer bize söylenenler doğruysa elbette kuran ile karşılaştırıp onları da kabul edelim. Rabbim bizleri doğru yoldan ayırmasın inşallah. SAYGILARIMLA Halukgta.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-05-2008, 15:39   #117
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 2,424
Varsayılan Yanıt: Nicin tesetturluyuz.......?

Mustafa İslamoğlu

Ne zaman Fethi Paşa Korusu’na gitsem, başörtülü genç kızlar, yanlarındaki yeni yetme oğlanlarla laubali biçimde fingirdeşiyorlar. Bakıyorum, karşımdan bir bayan geliyor. O da ne? Başını örtmüş, gerisi açıkta. Gülmek geliyor içimden, fakat üzüntü ağır basıyor. Şu başörtüsü işi böylesine sulandırılmamalıydı. Bir şey maksadından soyutlanarak algılanırsa olacağı budur. Bunda en büyük suç, tesettürü kadının kişiliğini öne çıkaran bir onur değil de erkeği kadından koruyan bir emir olarak algılayan geleneğimizin ve geleneksel kafalarındır.
Önce mütearifeler:
1. Din insan içindir.

2. Dolayısıyla, tüm dini emir ve yasaklar Allah’ın değil, insanın çıkarı içindir.

3. İşte bu yüzden, tüm dini emir ve yasaklar uygulanırken, onu uygulayan insanın bundan elde ettiği çıkarı iyi bilmesi gerekir. Bu çıkarı bilerek emre uymak, insanı “tatmin eder” ve imanı “sorumluluk bilincine” dönüştürür.

4. Bunun için de ilahi mesajı ve buyrukları maksadını gözeterek okumak şarttır. Çünkü Allah amaçsız düzenleme yapmaz, hikmetsiz iş buyurmaz.

Peki tesettür emrinin maksadı nedir?

Bu sorunun cevabını verebilmek için tesettürü emreden ayet olan Ahzab 59. ayetin devamındaki “onların tanınmaları için en uygun olun budur” ibaresi üzerinde yoğunlaşmak şart. Burada altı çizilen kadın kimliğinin hicab yönü ilk saldırıya uğrayan noktadır. Aslında “hicab” sorunun anahtar kavramı. Hicabı “baş örtüsüne” indirgemek yanlış bir kere. Bizde böyle bir şey var.

Hatta hicabı baş değil beden örtüsüne indirgemek. Kur’an’ın yaklaşımına kıyasla yanlış bir anlamadır. Çünkü Kur’an takva örtüsünü ön plana çıkarıyor. “Takva elbisesi, işte budur en önemlisi!” (7.26) Yani, bedenin tesettürü takva örtüsünden, yüreğin ve zihnin tesettüründen ayrı değerlendirilmemelidir. Hicab; kimlik ve kişiliği öne çıkarmak için. Öncelikle, Kur’an’ın böyle bir bütüncül bakış açısı olduğunu görmekteyiz. Bedenin tesettürünü, zihnin ve kalbin tesettüründen ayrı düşündüğümüz zaman Kur’an’ın bütüncül bakış açısını parçalamış oluruz.

Ahzab 59’da geçen ‘li yu’rafne’ (tanınmaları için), bu tek kelime, Arap dilinde, kendi içinde tamamlanmış bir cümledir. Bu tanınmaları için bir gerekçedir. Yani ‘Bu emri niçin verdin Ya Rabbi?’ diyene bir cevaptır. Cevapta iki gerekçe var, iffetli olarak kalmaları ve tanınmaları için. Ama asıl vurgu yapılması gereken kavram, bu ‘tanınmak’ kavramıdır, “li yu’rafne.” Bu kavramın kök kelimesi ‘arafe’dir. ‘Arafe’ anlam alanı ile düşündüğümüzde “maruf, arif, tarif, marifet” kavramları karşımıza çıkar. Bu hem bir bilince tekabül eder, hem de bir kimliğe tekabül eder.

Dolayısıyla buradaki tanınmak sıradan bir “görünce ayrımsamak, fark etmek” değildir. Buradaki tanınmak, çok daha derin ve kendi bağlamı içerisinde sıradan basit bir ayrımsama, ayırdetmeden öte bir kimlik, bir kişilik, bir bilinç, bir şahsiyet vurgusudur. Dolayısıyla bu ayet ve tesettürle ilgili diğer ayetlerdeki örtünme emrinin temelini kadının kişiliğini şeffaflaştırmak için bedenini örtmek teşkil eder. Kadının kişiliğini şeffaflaştırmak için tanınmak anlamı sıkıştırılmış (zipli) bir ifadedir ki, zaten Kur’an’ın dili sıkıştırılmış bir dildir. İcaz buna denir, Kur’an’ın icazını çözdüğümüzde doğal ve zorunlu biçimde o sıkıştırılmış ifadenin bize daha farklı bir kelime grubu ile yansıması şarttır. Yani aradaki boşlukları doldurmamız gerekir. Onun için “li yu’rafne” ibaresini açarak anlamaya çalışırsak, bu tamamen “kişiliğini şeffaflaştırmak için bedenini örtmek” anlamına gelir.
“Kişilik”le “dişilik” arasında kadın.

Bu, tarihte kadına yapılmış en büyük ikramdır. İnsanların önüne çıkaracak bir erdemi, bir kimliği, bir kişiliği bulunmayan bir kadın ille de farkedilmek istiyorsa, insanlara “dişiliğini” gösterecektir; kişiliği yerine dişiliğini. Yani tesettürü emreden Kur’an’ın kadına verdiği açık mesaj şudur: Dişiliğinizle kendinizi görünür kılmak yerine kişiliğinizle/şahsiyetinizle erkek egemen dünyada hak ettiğiniz saygın yeri alın. Onun için tesettür, kadının insan kimliğini teninin önüne koymak demektir.

Tesettür emri, ancak bu yaklaşımla doğru anlaşılabilir. Tesettüre karşı çıkanlar, bilerek veya bilmeyerek kadını kimliksiz ve kişiliksiz yapmak isteyenler, onun teninden haksız kazanç sağlamak isteyen, onu metalaştıran, onu hep edilgen ve zevkine hitap eden bir nesne olarak görmek isteyenlerdir. Neden böyle isterler? Dikkat ederseniz, kadını kimliksiz ve kişiliksiz görmek isteyenlerin hemen hemen tamamına yakını nefsine kul olmuş erkeklerdir. Neden? Çünkü kimliksiz bir kadının bedenini, estetiğini daha çabuk istismar edebilirler, örseleyebilirler, ondan yararlanabilirler. O sebeple kadının örtüsüne yönelik her düşmanlık, farkında olunsun ya da olunmasın, aslında kadının bedenini istismara açmak isteğinden başka bir şey değildir.

Sonuç: Modern kadın, dişiliği erkekler tarafından tepe tepe sömürülmek amacıyla kişiliği yok edilen kadındır. Eğer Müslüman kadın, tesettürü kişiliğin öne çıkarılması için dişiliğin örtülmesi olarak görmeyip, onu dişiliğini öne çıkarmanın bir aracı kılıyorsa, o tesettür tesettür değildir. Ona “örtülü çıplak” derler.

Siz kendi değerlerinizi dalgaya alıyorsanız, sizi kim ciddiye alır?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-05-2008, 19:55   #118
Banned
 
Katılım Tarihi: May 2008
Yaş: 50
Mesajlar: 66
Varsayılan Yanıt: Nicin tesetturluyuz.......?





KaTRe kardeşimiz herhalde benim yazdığım yazıya cevap olarak, Sayın Mustafa İslamoğlunun yazısını yayınlamış. Yazıyı okuduğumda benim yazdıklarıma cevap teşkil edecek bir şey görmediğim gibi, işin ilginci de benim sözlerimi üstü kapalı da olsa destekler mahiyetindeydi. Sayın İslamoğlunun yazılarını ve fikirlerini takip ederim ama birçoğuna da katılmadığımı kendisiyle köşesinde tartışmaya katıldığım başörtüsü konusundan hatırlayacaksınız. Gelelim yazıya. Yazıda dinin insan için olduğu ve dini yasakların insanın çıkarına olduğu vurgusunu yapmış ki kesinlikle doğrudur. Ama dikkat edin yazının detayında göreceksiniz her ne hikmetse dini yasakların bu konuda yalnız kadınların çıkarını koruduğunu söyleme gafletinde bulunacağız farkında olmadan. Herhalde bahsedilen bu konularda erkeklerin hiçbir çıkarı yokmuş demek ki, bu kadar sıkı yasaklar konmamış. Devamında da, (İşte bu yüzden, tüm dini emir ve yasaklar uygulanırken, onu uygulayan insanın bundan elde ettiği çıkarı iyi bilmesi gerekir. Bu çıkarı bilerek emre uymak, insanı “tatmin eder” ve imanı “sorumluluk bilincine” dönüştürür.) Bu sözlere katılmamak mümkün değil. Yine çok beğendiğim ve doğru olan tespitinde de, (Bunun için de ilahi mesajı ve buyrukları maksadını gözeterek okumak şarttır. Çünkü Allah amaçsız düzenleme yapmaz, hikmetsiz iş buyurmaz.) diye belirtmiş. Bu sözleri hem kuran ayetlerini hem de kadının bundan çıkarını düşünerek konuşalım. Yalnız yazının devamındaki ayetin bizlere hatırlattığını görelim önce. ( Ahzab 59. ayetin devamındaki “onların tanınmaları için en uygun olan budur” ibaresi üzerinde yoğunlaşmak şart. Burada altı çizilen kadın kimliğinin hicab yönü ilk saldırıya uğrayan noktadır. Aslında “hicab” sorunun anahtar kavramı. Hicabı “başörtüsüne” indirgemek yanlış bir kere. Bizde böyle bir şey var.) Çok doğrudur ayette bahsedilen tanınmaların maksat nedir önce onu anlamalıyız. Yaradan bu sözle bizlere ne anlatmak istiyor onu anlamalıyız önce. Demek ki takva elbisesi başta gelen Rabbim in kalbin ve beynin tesettürüdür ki, önce bunu anlamalı ve uygulamalıyız. Bedensel tesettürde yine kalbin etkisiyle yansımasıyla, kadının dış görünüşünü kendisini cinsel cazibe odağı olmaktan uzaklaştırmasıyla olacaktır, buda toplumun gelenekleri ile doğru orantılıdır. Yazıda da üstünde durulan kök kelime ( tanınmaları) sözcüğünde gerçekten gizlenmiştir, ama bu gizlilik anlaşılmayacak şekilde değil biraz düşündüğünüzde belli olan bir gerçektir. Demek ki dışarıya çıkarken birilerinden farklı olduğunu hissettirmek ve o toplumda iffetli, namuslu bir insan olduğunu göstermek. İşte bu konunun düğümü de bu anlayışla nasılda güzel çözülüyor.
Yazının devamındaki bazı sözler Kuranın istendiğinde nasıl çekiştirilebileceğini de göstermektedir. Bakın yine bir alıntı yapalım yazıdan. (Kadının kişiliğini şeffaflaştırmak için tanınmak anlamı sıkıştırılmış (zipli) bir ifadedir ki, zaten Kuran’ın dili sıkıştırılmış bir dildir. İcaz buna denir, Kuran’ın icazını çözdüğümüzde doğal ve zorunlu biçimde o sıkıştırılmış ifadenin bize daha farklı bir kelime grubu ile yansıması şarttır. Yani aradaki boşlukları doldurmamız gerekir.) Her şey güzel giderken söylenilen şu söz acaba kuran anlatımına ne derece uyar ya da yanlış anlaşılmalara sebep olmaz mı? Evet, zip kelimesi daraltılmış sıkıştırılmış anlamındadır, bildiğiniz gibi bilgisayar da kullanılan bir terimdir. Gönderme esnasında daha az yer kaplaması için bulunan bir yöntem. Bu kelimeyle ne anlatılmak istediği çok önemli. Eğer kuran dili sıkıştırılmış bir dildir derken her şey kuranda yoktur insanlar o kelimeden çok şeyler anlar, buradan bir elbise biçimi, bir yasak, bir kural çıkarabiliriz derseniz bunun sonunu tahmin bile edemezsiniz. Yok, hayır bu kastedilmeyip Yaradan ayetlerinde tüm zamana hitap eden genel kelimeler kullanmış ve insanlara bununla geniş bir alan sağlamış diye anlaşılmalı derseniz bunu tabii ki kabul ederim. Çünkü ayette geçen (tanınmaları için) sözcüğünden, günümüzdeki kadınlarımıza biçilen kıyafeti çıkarabiliyorsak buna inanmak, tüm kuran ilkesine de karşı olmaktır bunu da hatırlatırım. Günümüz kadınlarımıza giydirilen çarşaf, peçe, burka ya da buna benzer kıyafetler tanınmalarından ziyade dikkat çekmelerini sağlıyor ki buda kadınlarımıza yapılan en büyük yanlıştır derim. Yazıda bir söz hoşuma gitti doğrusu,( Kişilikle “dişilik” arasında kadın.) Günümüz kadınları ne yazık ki cinselliklerini koruma adına, kişiliklerinden yoksun yaşamaktadırlar. Yazıda geçen şu kısmı lütfen iyi düşünün lütfen. (Dişiliğinizle kendinizi görünür kılmak yerine, kişiliğinizle/şahsiyetinizle erkek egemen dünyada hak ettiğiniz saygın yeri alın. Onun için tesettür, kadının insan kimliğini teninin önüne koymak demektir.) Kadınlarımızın dişiliği ile değil kişiliği ile kendilerini kabul ettirmeleri düşüncesi çok ama çok doğru. Yazının sonundaki yine kadın dişiliğini değil kişiliğini ön plana çıkarması gerektiği düşüncesi zaten tüm Dünyada kabul gören bir namus anlayışıdır. Doğrusu yine çok hoşuma giden sözleri aktarmak istiyorum. (Neden böyle isterler? Dikkat ederseniz, kadını kimliksiz ve kişiliksiz görmek isteyenlerin hemen hemen tamamına yakını nefsine kul olmuş erkeklerdir. Neden? Çünkü kimliksiz bir kadının bedenini, estetiğini daha çabuk istismar edebilirler, örseleyebilirler, ondan yararlanabilirler.) Kadını kişiliksiz gören erkeklerin nefsine kul olmuş insanlar olarak görüyor ki kesinlikle haklısınız katılıyorum. Devamında da kişiliksiz ve kimliksiz kadının bedenini estetiğini istismar daha kolaydır. Çok doğru günümüzde kadının çalışmasını yanlış gören, para kazanmasını istemeyerek erkeğe bağımlı olmasını sağlayan zihniyet hâkim. Rabbim asla adaleti sağlayamazsınız diyerek tek eşliliğe yönlendirirken, kurandan, başka bir konuya açıklık getirmesine rağmen kendine dört eş alabileceğini söyleyen kadını cinsel objeden öte görmeyen düşünceler var aramızda. Kadının şeytan gibi görüp yalnız yönetilecek, sözüne güvenilmez bir yaratık gibi gören, onu Yaradan ın yalnız çocuk doğurması için yarattığını düşünen, elinden geldiğince evden çıkmaması gerektiğini savunan, kadını erkeğine itaat için yaratıldığını söyleyen bir düşüce ne yazık ki günümüze hâkim.
Şimdide gelelim söylenen bu kadar güzel söz ve düşüncelerin ardından yazının sonucuna. Yazıda; (O sebeple kadının örtüsüne yönelik her düşmanlık, farkında olunsun ya da olunmasın, aslında kadının bedenini istismara açmak isteğinden başka bir şey değildir.) Şimdi düşünelim buraya kadar yazdıklarımızı nereden esinlenmiştik? Ahzap suresi 59 ayetten. Hangi kelimelerdi bizi etkileyen. Onların tanınmaları için en uygun olan budur. Peki, ne için ne maksatla tanınacak ve korunacaklardı? Dışarıda gezinen iffetsiz, fahişe ve namusuna önem vermeden yaşayan kadınlardan ayırt edilmeleri için. Düşünün bu cümleden yola çıkıp, yazıda da benzetilen Zipli kelimeden (sıkıştırılmış kelimeden) yola çıkılarak, ona olmadık kıyafetler giydirip, kadınlarımızı adeta hapseden giysilerle mi kadınlarımızı yücelteceğiz ve ona kimlik vereceğiz. Onlara hem toplumda bir yer gösterip, kimlik vereceğiz umuduyla biz erkeklerin çizdiği, emrettiği ama asla Rabbim in emretmediği kıyafetlerle onları çarşafa, burka ya, peçeye ya da benzeri kıyafetlerle adeta hapsedeceğiz. Lütfen bir düşünün bu kıyafeti kuranın neresinden aldınız acaba? Yoksa erkeklerin egolarının bir yansıması mı dersiniz? Kadını çarşafla iffetli namuslu yapan erkek, neden kendisi serbestçe dolaşır hiçbir kısıtlama yokken düşünen var mı? Erkek kadının saçından cinsel haz alıyorsa, acaba bu kadın içinde geçerli olmalı değil mi sizce? Madem birileri kadın saçından haz alıyor, bazı kadınlarda bunu hissedecektir. Peygamberimiz zamanından örnek vererek savunma yapanlara sormamız gerekmiyor mu, o devirde tüm erkeklerinde kafası örtülüydü tıpkı kadınlar gibi mevsimsel olarak. Neden birisi çıkıp biz erkeklerde örtmeliyiz başımızı demiyor dersiniz? İşte erkeklerin hükümranlığındaki acımasızlığa çok güzel bir örnek. Biz erkekler mevsime göre edepli bir şekilde giyinme özgürlüğüne sahibiz, ya kadınlarımız onların namusları var ama biz erkekler sanki namussuzmuş gibi, kısa kolla da gezeriz, kısa pantolonda giyeriz. Kadının kolu namusa giriyor ama erkeğin ne kolu nede bacakları cinsel cazibe dışı. Çünkü biz erkeğiz.
Şimdide ayetin bizlere vermek istediğine. Evet, Yüce rabbim ayetlerinde öyle cümleler kullanmış ki tüm zamanlara hitap edebilsin. Kuranda hiçbir yerinde ne kadına nede erkeğe bir giysi biçmemiş yalnız tüm inananların namus ve iffetine sahip çıkarak cinsel objelerini öne çıkarmalarından sakınılması öğüdünü vermiştir. Sizlere bunu şöyle örnekle açıklayabilirim. Örneğin İstanbul da yaşayan bir kadın normal gelenekleri ve çevresindeki toplumun giydiği kıyafet ile dışarıya çıktığında hiç kimse yanlış bir gözle bakmaz. Eğer İstanbul da da olsa, bir kadın mini bir etekle ya da göğüslerini gösterir bir kıyafetle dışarı çıktığında, herkesin aklından geçen bu kadının normal bir aile kadını olmadığı ve cinselliğini sattığını düşünebilir. Hatta ona sarkıntılık yaparak kötülükte yapan çıkabilir. Burada düşünün normal giyinen kadınlarda ne başörtüsü nede günümüzde biçilen bir kıyafet yoktur, ama hiç rahatsız edilmez çünkü o bölgenin genel kabul gören kıyafetidir her kez onu giyer. Şimdide bahsettiğimiz İstanbul da giyilen o normal karşılanılan kıyafeti, ülkemizin ücra bir köşesinde giyildiğini düşünelim. O bölgede ise o giysiyi giyen kadınlar tam tersine iffetsiz ve namuslarını satan kişi olarak görülme şansı çok yüksektir. İşte orada da o bölgenin kıyafeti ile gezmemiz gerekir yani o topluma uymak aslolandır. Bu örneği ülkeler arasında verdiğimizde ise Kuranda ayetin bahsettiği söz( tanınarak rahatsız edilmemeleri) çok daha iyi anlaşılacaktır. Ülkemize gelen turistlere günümüzde özellikle taciz ve iğfal olayları çok arttı. Neden dersiniz dostlar. İşte o gelen turist kendi geleneklerin de normal karşılanan kıyafeti ne yazık ki bizim toplumumuzda yanlış kadın izlenimini veriyor ve böylelikle sapık davranışlar görülüyor. Bu düşüncenin de en büyük nedeni, bizlere kabul ettirmeye çalıştıkları namuslu iffetli kadın imajının yanlış olmasından kaynaklanıyor. Başı açık kadın iffetsiz kadındır zihniyeti ne Rabbim in kuranda bahsettiğine uyuyor nede kadının toplumdaki gerçek yerine.
Arkadaşımızın verdiği Sayın İslamoğlunun yazısında her şey güzel, kadına saygıdan ve onun yerinden bahsediliyor. Ama her ne hikmetse yazıda kullandığı zipli kelimelerden çok ilginç kadın giysileri türetebiliyorlar. Kadının saygınlık kazanmasını istediğini söyleyenler, acaba aynı saygınlığı kendilerine neden göstermiyorlar dersiniz? Kadın namus ve iffetini başörtüsü ve yaz kış giydiği palto ile sınırlayan zihniyet kadını düşündüğü kadar neden kendisini düşünmemiş dersiniz? Yoksa erkeğin iffete ihtiyacı yok mu, ya da zaten erkekler iffetli ve namuslumu doğar. Lütfen iğneyi önce kendimize batıralım, bak o zaman nasıl her şey anlaşılacaktır. SAYGILARIMLA Halukgta.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-05-2008, 19:31   #119
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 2,424
Varsayılan Yanıt: Nicin tesetturluyuz.......?

Kadın saçının cinsel cazibe olacağını savunanlar..

Yazinizin bu bolumuyle alakali olarak ekledim o yaziyi...yazinin en basinda ona cevap var...


Tekrar söylüyorum Kuranın hiçbir yerinde açık seçik gönderdim ve her şeyden nice örnekler verdim dediği kuran ın hiçbir yerinde, kadın başını örtmelidir namahremdir asla demez. Şimdide hımar kelimesine başörtüsü anlamını verenlere bu kelimenin kuranda birçok yerde geçtiğini ve örtü anlamında kullanıldığına birçok örneği de vermek istiyorum, bakın Rabbim bu kelimeyi nerelerde ne maksatla kullanmış görün ve kararınızı sizler verin.
((Dediler ki: "Bizim kalplerimiz örtülüdür.)( Onlar, sizin örtüleriniz, siz de onlara örtüsünüz.)( Ey Kitap Ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor….)( Kalplerimiz örtülüdür" demeleri nedeniyle….)( kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık kıldık.)( Gece, üstünü örtüp bürüyünce.)( Şeytan, kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini')( Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır.)( yapacağınız işi karara bağlayın da işiniz size örtülü kalmasın)( Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.)( kötülüklerini örtüp-bağışlamış,)( Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık.)( Ey örtüsüne bürünen..)( Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman.)


Bu konuda hicbir alim, mufessir (tesetturun basortusunude icerdigi konusunda) muhalefet etmemislerdir...bu konuda tam bi mutabakat vardir alimler arasinda...son zamanlarda bazi(!) ilahiyat hocalari(artik kime, neye hizmet ediyorlarsa) basortusunun kuranda olmadigini iddia ediyorlar...

Kur'an'da başörtüsünün orijinali “humur” (tekili “hımar”) olarak geçer.

İkisinin kökü aynıdır. İkisi de isimdir. Tek fark birincisi doğrudan isim, ikincisi mastardan yapma isimdir.

Birincisinin anlamı “başörtüsü”, ikincisinin anlamı “içki”, yani “akıl örtüsü”. Hamr'a aklı örttüğü için “örtü” anlamına gelen bir ad verilmiş.

Kur'an birinci örtüyü cins-i latife farz kılarken, ikincisini her iki cinse de haram kılmış.

İlahi hükmü gerekçe düzeyinde ele alırsak, vahyin aklı örtmeyi haram kıldığı sonucuna varırız.

Başörtüsüne karşı çıkanları bir istatistiğe tabi tutabilseydik, hepsinin aklını alkolle örten cinsinden olduğunu görürdük.


..........
Ozet olarak tesettur ayettir...basortusunude icerir...bunu kabul edip etmemek sizin ozguuur iradenize kalmistir..
Allah dogru yoldan ayirmasin...
Wesselam...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-05-2008, 19:39   #120
Banned
 
Katılım Tarihi: May 2008
Yaş: 50
Mesajlar: 66
Varsayılan Yanıt: Nicin tesetturluyuz.......?

DEĞERLİ ARKADAŞLARIM BAŞÖRTÜSÜ KONUSUNDA BEN SÖYLEYECEKLERİMİ SÖYLEDİM. KONUNUN DAHA İYİ ANLAŞILMASINI İSTEYEN KARDEŞLERİM EĞER SAMİMİ İSE DÜŞÜNCELERİNDE AŞAĞIDA LİNKİNİ VERDİĞİM BİR TELEVİZYON KONUŞMASINI LÜTFEN SONUNA KADAR SABIRLA İZLEMESİNİ RİCA EDİYORUM. SAYGILARIMLA HALUKGTA

Hakkı Yılmaz-Örtünme
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 10:21


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats