![]() |
| | #31 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 2,907
| Sağolun kardeşim, sizlere de kolay gelsin. Ezberlerinizi günde birkaç kez tekrar etmeyi unutmayınız. |
| |
| | #32 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 2,907
| Arkadaşlar bugün bir bağlaç daha öğreneceğiz. Öğreneceğimiz kelime Otherwise :Aksi halde, yoksa (âdırvayz) okurken üzerinde şapka işareti gördüğünüz harfleri uzatarak okuyunuz. Şimdi örnek cümlelerimizi görelim. -You must stay a little longer; otherwise, your father will be angry. okunuşu: (Yû mast sitey e lidıl longır; âdırvayz, yôr fâdır vil bî engri.) Manası: Biraz daha kalmalısın, yoksa baban çok kızar. ---------------------------------------------------------------------- -Don't go into the water; otherwise, you will get cold. okunuşu: (dont go intu dı vôtı; âdırvayz, yû vil get kold.) manası: Suya girme, aksi halde üşütürsün. Kelimeler: get cold: üşümek into: içine stay: Bir yerde kalmak angry: kızgın Bu cümleler günlük hayatta çok kullanılan cümlelerdir. Ezberlemeyi ve ezberledikten sonra sık sık tekrar etmeyi unutmayınız. Allah kolaylıklar versin, Allah'a emanet olunuz. |
| |
| | #33 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 3,352
| Tamam bak artık böle açıktan açıktan takip ediom inş. Saolasın abbi de benim sana sorum olcaktı ama vazcaydımm.. |
| |
| | #34 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 2,907
| Ayyıldız kardeşim, açıktan takip etmene sevindim. Soru soracaksan sorabilirsin. Ama sakın zor olmasın. |
| |
| | #35 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 2,907
| Arkadaşlar, derslere hızla devam ediyoruz. Önceki dersleri sık sık tekrar etmeyi unutmayınız. Bugün yeni bir bağlaç öğreneceğiz. Konu iyice anlaşılsın diye bol bol cümle yazacağım.Üzerinde şapka gördüğünüz harfleri uzatarak okuyunuz. Öğreneceğimiz kelime: so that: mesi için,...sın diye (sô det) in order that bağlacı da aynı manaya gelir. Bu bağlaçla ilgili de cümleler yazacağım. Her iki bağlacı birbirinin yerine kullanabilirsiniz. Cover your mouth when you sneeze so that you don't spread germs. Okunuşu: Kâvır yôr maut ven yû sinîz sô det yû dont sipred cörms. Manası: Mikrop saçmaman için aksırdığın zaman ağzını kapa. ----------------------------------------------------------------------- He took a short cut in order that he might get there in time. Okunuşu: Hî tûk e şort kat in ordır det hî mayt get dêr in taym. Manası: Oraya zamanında varabilsin diye kestirme yoldan gitti. ----------------------------------------------------------------------- I have given her my telephone number so that she can phone me. Okunuşu: Ay hev gîvın hör may telefon nambır so det şî ken fôn mi. Manası: Bana telefon edebilsin diye ona telefon numaramı verdim. ----------------------------------------------------------------------- The policeman stopped the traffic so that the children could cross the road. Okunuşu: Dı polismın sıtopd dı tırafik so det dı çıldırın kud kıros dı rôd. Manası: Çocuklar yolu geçebilsinler diye polis trafiği durdurdu. ----------------------------------------------------------------------- I will ask easy questions in order that all of the students can pass the exam. Okunuşu: Ay vil esk îzi kuesçıns in ordır det ol ov dı sıtûdınts ken pes dı ikzem. Manası: Öğrencilerin hepsi sınavı geçebilsinler diye kolay sorular soracağım. I have set the alarm clock for seven o'clock so that the children will get up early. Okunuşu: Ay hev set dı alarm kılok for sevın okılok so det dı çıldırın vil get ap örli. Manası: Çocuklar erken kalksın diye çalar saati yediye ayarladım. ----------------------------------------------------------------------- You had better take an umbrella so that you don't get wet. Okunuşu: Yû hed betır teyk en ambrelı so det yû dont get vet. Manası: Islanmayasın diye şemsiye alsan iyi edersin. I wrote down the address so that I wouldn't forget it. Okunuşu: Ay rôt davn dı adrês sô det Ay vudınt forget it. Manası: Unutmayayım diye adresi yazdım. Kelimeler: forget: Unutmak umbrella: Şemsiye get wet: ıslanmak take: almak get up: kalkmak(yataktan) early: erken sneeze: aksırmak spread: yaymak Arkadaşlar, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Buraya yazmadığım, manasını bilmediğiniz kelimeleri ingilizce sözlüklerden bakabilirsiniz. Her verdiğim bağlaçtan bir cümle ezberlemeyi unutmayınız. Düzenleyen: Lokman Aşkın , 29-01-2008 - 21:26. Sebep: düzeltme |
| |
| | #36 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 2,907
| Arkadaşlar günlük hayatta çok işinize yarayacak ve sık sık kullanacağınız bazı cümleler yazıyorum. Ezberlemeye çalışınız. İngilizcede kullanılan selamlaşmalar ve Türkçeleri Hello! (Merhaba) Hi! (Selam) Hey! (Hey!) Hi there! (Merhaba) Hello there! (Merhaba) Good morning! (Günaydın) Good afternoon! (Tünaydın) Good evening! (İyi akşamlar) Good night! (İyi geceler) HOW ARE YOU? How are you? (Nasılsın?) How are you doing? (Nasılsın?) How is it going? (Nasıl gidiyor?) How are things? (Durumlar nasıl?) What's new? (Ne haber?) What's up? (Ne var ne yok?) What's going on? (Neler yapıyorsun?) Where have you been? (Nerelerdesin?) Where have you been hiding yourself? (Nerelerde gizleniyordun?) Are you doing OK? (İyi misin?) How are you feeling? (Kendini nasıl hissediyorsun?) How's the world treating you? (Hayatla aran nasıl?) How's business? (İşler nasıl?) What's happening? (Hayatında ne olup bitiyor?) How's everything (Vaziyet nasıl?) I'M FINE Thanks, I am fine (Sağol, iyiyim) Fine (İyiyim) Great! (Harika) All right (Fena değil) I am OK (İyiyim) Cool! (Bomba gibiyim) I am cool! (Harikayım) Could be better (Daha iyi olabilirdi) Not bad (Fena değil) So so (Eh, şöyle böyle) Not so great (O kadar da iyi değil) Not so hot (Pek iyi sayılmaz) I've been better (Daha iyiydim) I've running around (Koşturup duruyoruz) Keeping busy (Uğraşıp duruyoruz) No complaints (Bir şikayetim yok Allaha şükür) Same as usual (Her zamanki gibi) I've seen better days (Daha iyi günlerimiz de oldu) I'm snowed under (Çok yoğunum) Not a moment to spare (Boşa harcayacak bir dakikam yok) No time to breathe (Nefes almaya vaktim yok) There aren't enough hours in a day (Yirmidört saat yetmiyor) GOOD-BYE Good-bye (Allahaısmarladık) Good day (İyi günler) Good evening (İyi akşamlar) Good night (İyi geceler) Good-bye until later (Bir dahaki sefere kadar hoşçakal) See you (Görüşürüz) See you soon (Yakında görüşürüz) See you later (Sonra görüşürüz) I'll see you real soon (Çok yakında görüşürüz) I'll catch you later (Seninle sonra görüşürüz) See you tomorrow (Yakın görüşürüz) See you next time (Bir dahaki sefere görüşürüz) Let's get in touch (Görüşelim) It was good to see you (Seni görmek güzeldi) Don't forget to call (Aramayı unutma) Let's write (Yazışalım) I'll be in touch (Temas halinde olacağım) |
| |
| | #37 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Allah razi olsun abi...guya ben bunlari kopya edicektim ama hala duruyor..insallah yarin ederim...salam aleykum |
| |
| | #38 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 2,907
| Arkadaşlar pratik ingilizce kalıplar veriyorum. Günlük hayatta her zaman işinize çok yarayacaktır.İyi çalışmalar. Kendini yorma (Boşver) --> take it easy ------------------------------------------------------------------------------ Sana ne! --> that’s none of your business ------------------------------------------------------------------------------ Çok yaşa --> god bless you ------------------------------------------------------------------------------ Sen de gör! --> and the same to you ------------------------------------------------------------------------------ gül güle kullan, hayırlı olsun --> "Birbirine çok yakın kalıplar, bu yüzden şöyle diyebiliriz İngilizce olarak, yeni Araba alan bir kişiye (örnek olarak); Güle güle kullan veya hayırlı olsun anlamında, Congratulations May it go well ------------------------------------------------------------------------------ Geçmiş olsun --> Get well soon Afiyet olsun --> Good appetite banane --> bunun için tavsiye So What (aynı karşılıkta olmasa da "ne var yani" anlamında kullanılır. Veya It’s nothing to do with me" It’s not my business,(İlgilenmiyorum, bana ne) İt’s not my problem I’m not interested ------------------------------------------------------------------------------ Bakar mısınız? --> Excuse Me ? ...var mı? --> Is there a restaurant here? Veya Do you have a lighter? ------------------------------------------------------------------------------ ...istermisin? --> Do you want to drink a tea? (Çay içmek ister misin?) Would you like to drink a tea? ( Çay içmek ister miydiniz?) ------------------------------------------------------------------------------ ...alabilir miyim? --> Can I have this paper? (Bu kâğıdı alabilir miyim?) veya May I have this paper? (Bu kâğıdı alabilir miyim?) fakat burada izin isteniyor May kullanıldığı için.) ------------------------------------------------------------------------------ bu arada --> by the way ------------------------------------------------------------------------------ done? --> bitti mi yaptın mı anlamında ----------------------------------------------------------------------------- How is it going --> nasıl gidiyor? ----------------------------------------------------------------------------- what are you doing --> Ne yapıyorsun? ------------------------------------------------------------------------------ I am doing good --> iyi gidiyor ------------------------------------------------------------------------------ Pretty good --> cok güzel ------------------------------------------------------------------------------ -den dolayı,yüzünden -->due to/because of .....due to:cansız bir nesne yüzünden-> the school has been closed due to an outbreak of cholera(kolera salgını yüzünden okul kapandı) .....becouse of:canlı varlıklar/eylemler yüzünden-> we have missed the bus because of you!(senin yüzünden otobüsü kaçırdık!) ------------------------------------------------------------------------------ Bana şans dile-->"wish me luck" ya da "keep your fingers crossed" ------------------------------------------------------------------------------ başka seçenek yok! -->there is no other way! ------------------------------------------------------------------------------ hım,bi bakalım --> let me have a look ( misal: size gösterilmek istenen birşey var (elbise, çanta vs gibi örnekler olabilir).. Bu kalıp kullanılabilir.) ------------------------------------------------------------------------------ Ne kadar surer? --> ..............how long will it take? ( misal: bir araba tekeri değiştiren birine sorulan kalıptır. Örnekler çoğaltılabilir, ders çalışana, bulaşık yıkayana, yemek yapana sorulabilir.) ..............how long will you be? (misal, eve gelmekte olan bir şahısa sorulur. Gelmen ne kadar sürer anlamında gibi... "how long are you gonna be" kalıbı da aynı anlamı içerebilir...) ------------------------------------------------------------------------------ Dont make me hit you/beat you/kill you.--> Kendini bana öldürtme, dövdürtme! ------------------------------------------------------------------------------ He is a nerd --> Derslere cok çalışan, inek ------------------------------------------------------------------------------ this is bullshit! — bu saçmalık ------------------------------------------------------------------------------ let me say something --> birsey diyeceğim ------------------------------------------------------------------------------ tell the truth --> doğruyu söyle! ------------------------------------------------------------------------------ you hear that --> duydun mu? ------------------------------------------------------------------------------ how nice can that be --> ne kadar iyi olabilir ki ! ------------------------------------------------------------------------------ keep your promise! --> sözünü tut! ------------------------------------------------------------------------------ forgive me --> affet ------------------------------------------------------------------------------ don’t fool around --> oynama (argoda el-kol şakalaşması esnasında söylenendir.) ---------------------------------------------------------------------------- dont under-estimate me! --> beni küçümseme! ---------------------------------------------------------------------------- take responsibility --> sorumluluk al ! ----------------------------------------------------------------------------- You are welcome= Not at all = No worries --> Birşey değil ----------------------------------------------------------------------------- |
| |
| | #39 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 2,907
| get well soon --> geçmiş olsun ------------------------------------------------------------------------------ ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum? --> ...............Can you understand what I mean? ...............Do you understand What I’m explaining to you? ...............ingiltere İngilizcesi: Do you understand what I'm explaining to you? ...............amerikan İngilizcesi: do you know what I am mean? ------------------------------------------------------------------------------ don't be so bad --> bu kadar kötü olma I have nobody --> kimsem yok --------------------------------------------------------------------------- I said, give me that --> ver onu bana dedim! ---------------------------------------------------------------------------- Can I get off, please --> inebilir miyim lütfen (halk otobüsünde iken kullanılır. Can you tell me when to get off? (nerede ineceğimi söyler misiniz) ineceğiniz durağı bilmediğinizde otobüsteki birinden bu şekilde yardım alabilirsiniz) daha akilda kalan bir kalıp isterseniz kısaca where do I get off da diyebilirsiniz. ----------------------------------------------------------------------------- you should defend me - beni savunmalısın ----------------------------------------------------------------------------- don’t take sides - taraf tutma! ------------------------------------------------------------------------------ how’s your studies - derslerin nasıl ------------------------------------------------------------------------------ Can you be open with me - benimle açık ol ------------------------------------------------------------------------------ don't need to say much - fazla söze ne gerek! ------------------------------------------------------------------------------ I’m bored of this conversation - bu konudan sıkıldım ------------------------------------------------------------------------------ I’m bored of this place - bu mekândan sıkıldım ------------------------------------------------------------------------------ That’s the last place to go to - o gidilecek en son yer ------------------------------------------------------------------------------ I’m here to doss - gezmeye geldim buraya ------------------------------------------------------------------------------ Pay attention to what I am saying - söylediklerimi dikkate al ------------------------------------------------------------------------------ There’s some facts I need to explain - anlatmam gereken gerçekler var ---------------------------------------------------------------------------- take some time off - biraz dinlenmelisin ----------------------------------------------------------------------------- take a break - ara ver ----------------------------------------------------------------------------- your going over your limits - sınırlarını aşıyorsun! ------------------------------------------------------------------------------ watch your boundaries - haddini bil! ------------------------------------------------------------------------------ I am stressed out there days - bu aralar gerginim ------------------------------------------------------------------------------ I’ve been stressed lately - son zamanlarda gerginim ------------------------------------------------------------------------------ thanks to me - benim sayemde ----------------------------------------------------------------------------- it has to be like this - böyle olması gerekiyor. ------------------------------------------------------------------------------ birşey değil : Not at all, No worries, Thats Ok, That’s Alright, No Problem, You’re welcome |
| |
| | #40 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Allah razi olsun abi hepsini kopyaladim insallah kisa zamnda goz atarim ... |
| |
| Konu Araçları | |
| |